Fergani
Al-Fergânî, çok çok eskiden (yaklaşık 1200 yıl önce!) Orta Asya’daki Fergana Vadisi’nde doğmuştu. Adı da buradan geliyor. Küçükken en sevdiği şey, gece gökyüzüne bakıp “Şu parlak ışıklar neden hiç düşmüyor acaba?” diye düşünmekti. O, sıradan bir çocuk değildi; yıldızların peşinden koşan bir hayalperestti.
Sonunda merakı onuBağdat’a, yani o dönemin “bilim üssü” olan Beytülhikme’ye götürdü. Orası, sanki dev birkütüphaneve bilim laboratuvarının birleşmiş hâli gibiydi. Dünyanın dört bir yanından gelen bilim insanları burada kafa kafaya verip evrenin sırlarını çözmeye çalışıyordu.
Yıldızların Kitabını Yazdı
Fergânî öyle meraklıydı ki, tüm gezegenleri,yıldızlarıtek tek inceleyip bir kitap yazdı:
“Astronominin Unsurları”.
Bu kitap, yüzyıllar boyunca Avrupa’dan Orta Doğu’ya kadar bütün bilim insanlarının ders kitabı oldu. Düşün ki, senin yazdığın defteri herkes ödev yapmak için kullanıyor! İşte Fergânî’nin kitabı da tam olarak öyleydi.
Gökyüzünden Yeryüzüne: Nil Ölçeği
Ama Fergânî sadece gökyüzüne bakıp “Vay canına!” demekle kalmadı. O aynı zamanda bir mühendisti. Mısır’daNil Nehribazen çok taşardı ve köylüler “Bu yıl tarlalarımız sular altında kalacak mı?” diye endişelenirdi.
Fergânî hemen kolları sıvadı ve dev bir Nil Ölçeği yaptı. Bu, nehrin yükselip alçaldığını ölçen devasa bir cetvel gibiydi. Böylece insanlar taşkınları önceden tahmin edip hazırlık yapabiliyordu. Yani Fergânî sadece yıldızları değil, insanların hayatını da kurtarıyordu.
Avrupa’ya Yolculuk
Fergânî’nin kitabı Latinceye çevrildi ve Avrupa’ya ulaştı. Oradaki bilim insanları “Vay be, bu Fergânî ne kadar akıllıymış!” diyerek onun yazdıklarını incelediler. Dante şiirlerinde, Kopernik de evrenle ilgili çalışmalarında Fergânî’den faydalandı.
Sonsuz Miras
Bugün Ay’a bakarsan, orada bir kraterin adı “Alfraganus”. Bu, Fergânî’nin gökyüzüne bıraktığı imza gibi. Sanki gökyüzü ona teşekkür etmiş:
“Teşekkürler Fergânî, yıldızların sırrını bizle paylaştığın için!”

