Gümüşler Manastırı
Dev bir kayanın içine oyulmuş, hem bir okul hem bir ev hem de gizli geçitlerle dolu bir kale hayal et. Niğde'de bulunan Gümüşler Manastırı, tam da böyle heyecan verici bir yer! Dünyadaki yıl önce insanların bir dağı nasıl bir yaşam alanına dönüştüğünü merak ediyorsan, hadi bu gizemli dünyayı birlikte keşfedelim.
Dev Bir Kaya Nasıl Eve Dönüşür?
Gümüşler Manastırı, Kapadokya bölgesindeki en büyük ve en iyi yapılı manastırlardan biridir. Bu yapıyı özel kılan şey, dışarıdan örünen bir bina olmamasıdır. İnsanlar, volkanik tüf adı verilen yumuşak kayaları sabırla oylayarak kendilerine odalar, kiliseler ve mutfaklar yapmışlardır. Manastıra bağlı seni 14 metre yüksekliğinde, üstü açık bir avlu karşıları. Bu avlu, manastırın kalbi gibidir; tüm odalar buraya açılır. Eskiden burada yaklaşık 50 öğrencinin eğitim gördüğü ve din adamlarının yetiştiği tahmin ediliyor.

Gümüşler Manastırı(Kültür Portalı)
Gülen Meryem Ana'nın Sırrı
Manastırın en heyecan verici dağıtımlarından biri, Dahili kilisedir. duvarların "fresk" adı verilen özel resimlerle düzenlenmiştir. Bu resimler arasında dünyada çok nadir görülen bir örnek var: Gülen Meryem Ana freski. Normalde bu tür tarihi resimlerde figürler çok ciddi görünürken, piyasada Meryem Ana hafifçe gülümsemiş gibi görünüyordu. Bu sayede kişisel olarak bu gülüşleri görmek için dünyanın dört bir yanından buraya geliyorlar. Resimler o kadar canlıdır ki, sanki bin yıl önce değil de dün yapılmış gibidir.
Yerin Altındaki Gizli Şehir
Manastır sadece yerin üstünde değil, yerin altında da devam ediyor! Tehlikeli anlarda saklanmak için kaydedilen iki katlı bir yer altı şehri de bu kompleksin içinde yer alıyor. Burada acil saklanmak için gizli bölmeler, yiyeceklerin bozulmadan saklanabileceği büyük küpler ve yemek koruması için mutfaklar bulunuyor. İnsanlar saldırılardan korunmak için geliştirici kayaların sığınmış ve yaşamlarını burada sürdürmüşler. Bu gizli geçişlerde dolaşırken kendiniz bir macera filmi gibi hissedebilirsiniz!
Zaman Yolculuğu
Gümüşler Manastırı'ndaki bu harika resimlerin ve odaların çoğu, günümüzden yaklaşık 1000 yıl önce (11. ve 12. yüzyıllarda) yapıldı. O zamanlar henüz elektrik veya modern makineler yoktu; her şey insanların elleriyle ve basit aletlerle kayalara kazınarak yer alıyor.

