Machu Picchu
Machu Picchu (Maçu Piçu), Peru'nun yüksek And Dağları'nda, bulutların hemen altında saklanmış çok eski bir İnka yerleşimidir. 2007 yılında "Dünyanın Yeni Yedi Harikası"ndan biri seçilen bu büyüleyici yer, her yıl dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçileri kendine hayran bırakır. Sen de hiç bulutların kadar yüksekte yaşayan insanların nasıl şehirler kurduğunu merak ettin mi?
Bu Şehri Kimler, Neden Kurdu?
Bu gizemli şehir yaklaşık 1450 yılında, güçlü İnka İmparatoru Pachacuti (Paçakuti) tarafından yaptırılmıştır. İnkalar burayı hem dini törenler yapmak hem de kralları için özel bir saray alanı olarak kullanmışlardır. Şehir o kadar yüksek bir yerdedir ki, zirve noktasında yaklaşık 1.000 kişi aynı anda yaşayabiliyordu.
İspanyol savaşçılar bölgeyi istila edince, İnkalar bu güzel şehri terk etmek zorunda kalmışlardır. Şehir, yaklaşık 400 yıl boyunca sık ağaçların ve bitkilerin arasında gizli kalarak unutulmuştur. Ancak 1911 yılında Hiram Bingham isimli bir kaşif tarafından yeniden keşfedilince tüm dünya bu mucizevi yeri tanımıştır.
Zaman Yolculuğu
Bundan tam 576 yıl önce, İnkalar yüksek dağların tepesine bu muazzam şehri kurarken ne elektrik ne de modern makineleri vardı. Şehrin inşasında raylı halat sistemleri gibi zekice yöntemler kullanarak dev taşları tepelere taşımışlardır.
Kayalarla Yapılan Dev Bir Yapboz
Machu Picchu'nun en şaşırtıcı özelliği, binaların devasa granit taşların birbirine mükemmel şekilde oturtulmasıyla yapılmasıdır. İnkalar bu taşları birleştirmek için hiç harç (taşları birbirine yapıştırmak için kullanılan çamur benzeri madde) kullanmamışlardır. Taşlar o kadar hassas kesilmiştir ki, aralarına bir kağıt bile sokamazsın!İnkalar için taşlar sadece cansız maddeler değil, saygı duyulması gereken varlıklardı. Bu yüzden binaları yaparken çevredeki dağların şekline uyum sağlamaya özen göstermişlerdir. Ayrıca bu özel yapım tekniği, şehrin depremlere karşı çok dayanıklı olmasını sağlayarak günümüze kadar ayakta kalmasına yardımcı olmuştur.
Gökyüzünü İzleyen Şehir
İnkalar gökyüzüne, Güneş’e ve yıldızlara çok büyük bir sevgi duyardı. Şehrin en yüksek noktasında bulunan Intihuatana (İntivatana) isimli taş, adeta bir Güneş saati gibi çalışıyordu. Rahipler bu taşın gölgesini izleyerek mevsimlerin ne zaman değişeceğini ve ekin ekme zamanını anlarlardı. Şehirde gökyüzünü izlemek için özel pencereleri olan tapınaklar da bulunuyordu. Örneğin "Torreon" adı verilen kulenin penceresi, Haziran ayındaki gün dönümünde Güneş’in ilk ışıklarını yakalayacak şekilde yerleştirilmiştir. İnkalar bu sayede gökyüzü ile yeryüzü arasında kopmaz bir bağ kurmuşlardır.
Neden Bu Kadar Yüksekte?
Bilim insanları, bu şehrin neden 2430 metre yüksekliğe kurulduğunu uzun süre araştırmışlardır. Yapılan araştırmalar, şehrin yerin altındaki fayların (yer kabuğundaki dev çatlaklar) tam kesiştiği noktada kurulduğunu göstermiştir. Bu çatlaklar bir "X" şekli oluşturarak şehrin tam altından geçmektedir. Bu fay hatları aslında İnkaların işini kolaylaştırmıştır; çünkü çatlaklar sayesinde inşaat için gereken taşlar zaten hazır halde bulunuyordu. Ayrıca bu sarsıntılı bölge, yağan yoğun yağmurların yerin altına kolayca süzülmesini sağlayarak şehri sellerden koruyan doğal bir kanal sistemi oluşturmuştur.

