Ai badge logo

Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.

BlogGeçmiş
Blog
Avatar
Yazarİlker Kutlu24 Kasım 2025 14:58

AGI Yarışı: İnsanlık için Yarış mı, Küresel Güç Mücadelesi mi?

Yazılım Ve Yapay Zekâ+1 Daha
fav gif
Kaydet
kure star outline

Yapay zekâ alanında son on yılda yaşanan büyük ivme, küresel ölçekte yeni bir rekabet alanı doğurdu: AGI yarışı. Artık teknoloji şirketleri ve devletler, yalnızca daha iyi modeller üretmek için değil, bilişsel kapasitesi yüksek sistemler geliştirme konusunda da birbirleriyle yarışıyor. Bu yarış, yalnızca mühendislik yenilikleriyle sınırlı değil; ekonomik yatırımlar, donanım altyapısı, veri politikaları ve uluslararası stratejilerle iç içe geçmiş durumda.


Bugün AGI’ye giden yolda öne çıkan aktörler — OpenAI, Google DeepMind, Meta ve Anthropic — farklı modelleme yaklaşımları, güvenlik stratejileri ve vizyonlarıyla küresel güç dengesini etkiliyor. Her kurum, yapay zekânın geleceği konusunda kendi anlayışı doğrultusunda bir teknoloji ekosistemi oluşturuyor. Buna paralel olarak ABD ve Çin arasında hızlanan teknolojik rekabet, çip tedarik zincirlerinin önemini artırarak AGI yarışını ekonomik ve politik bir mesele hâline getiriyor.


AGI araştırmaları, henüz nihai hedefe ulaşmamış olsa da, bu teknolojinin geliştirilme biçimi şimdiden dünya genelinde tartışmalar yaratıyor. Hızlı ilerleme çağrıları ile daha kontrollü, güvenlik odaklı gelişim talepleri arasında bir gerilim bulunuyor. Kimileri rekabeti inovasyon için gerekli görürken, kimileri de bu yaklaşımın riskleri artırdığını savunuyor.


Bu yazı, AGI yarışının arka planındaki kurumsal stratejileri, devlet politikalarını, teknik zorunlulukları ve etik tartışmaları ele alarak bu sürecin hangi dinamiklerle şekillendiğini ortaya koymayı amaçlıyor. Yarışın gerçekten insanlığın yararı için mi sürdürüldüğü, yoksa küresel güç dengelerinin yeni bir rekabet sahasına mı dönüştüğü soruları yazının temel çerçevesini oluşturmaktadır.


AGI Nedir? İnsanlık İçin Tehdit mi, Dönüşüm mü?

Genel Yapay Zekâ (Artificial General Intelligence – AGI), günümüzde kullanılan dar yapay zekâ modellerinden temel bir açıdan ayrılır: İnsan benzeri esnekliğe sahip geniş bir bilişsel kapasiteyi tek bir sistemde birleştirmeyi amaçlar. Mevcut sistemler belirli bir alanda uzmanlaşırken — dil işleme, satranç, görüntü tanıma gibi — AGI, farklı problem türlerine uyum sağlayabilen, kendi öğrenme stratejilerini geliştirebilen ve yeni durumlara genelleyebilen bir yapay zekâ anlayışını temsil eder. Bu yönüyle AGI, yapay zekânın bugünkü sınırlarını önemli ölçüde aşan bir hedef olarak görülür.


AGI’nin anlaşılabilmesi için iki temel boyutun dikkate alınması gerekir:

Teknik Boyut

AGI, dar yapay zekâdan farklı olarak çok yönlülüğü ve kendini geliştirebilme kapasitesiyle öne çıkar. Böyle bir sistem:


  • farklı türdeki görevleri tek bir model altında gerçekleştirebilir,
  • soyut kavramları yorumlayabilir,
  • yeni bilgi üretme yöntemleri geliştirebilir,
  • kendi içsel süreçlerini optimize edebilir.


Bu nedenle AGI, yalnızca eğitim verilerini taklit eden bir model değil; daha geniş bir bilişsel mimarinin hedeflendiği bir yapıdır.

Felsefi Boyut

AGI aynı zamanda zihin, bilinç, düşünme ve sorumluluk gibi kavramları yeniden tartışmaya açar. İnsan zekâsının biyolojik bir temelden, yapay zekânın ise dijital bir temelden kaynaklanması; bu iki farklı varlık türünün nasıl bir niyet, bilinç veya etik sorumluluk geliştirebileceği sorusunu gündeme getirir. AGI, sadece teknik bir kırılma değil, aynı zamanda insanın “zekâ” kavramını nasıl tanımladığına dair derin bir felsefî dönüşüm potansiyeli taşır.


AGI’nin insanlık için doğurabileceği etkiler yalnızca risklerden ibaret değildir. Öte yandan önemli bir dönüşüm fırsatı da sunar. AGI'nin sağladığı geniş bilişsel kapasite; tıp, iklim bilimleri, malzeme bilimi, enerji verimliliği, eğitim ve bilimsel keşif süreçlerinde bugün çözülemeyen birçok problemin çözümünü hızlandırabilir. Böyle bir sistem, araştırma süreçlerinde yeni hipotezler üreterek bilimsel ilerlemeyi destekleyebilir ve insanların karar alma kapasitelerini güçlendirebilir.


Bununla birlikte AGI’nin gelişimi belirli riskleri de beraberinde getirir.

Örneğin:

  • güçlü bir AGI sisteminin yanlış yönlendirme sonucu istenmeyen davranışlar üretmesi,
  • hedef uyumsuzluğu (misalignment) nedeniyle verilen talimatları beklenmedik biçimlerde yorumlaması,
  • karmaşık durumlarda açıklanması zor kararlar alması gibi senaryolar, güvenlik tartışmalarının merkezinde yer almaktadır. Bu nedenle AGI araştırmalarında güvenilirlik, denetim mekanizmaları ve sistemlerin sınırlarının anlaşılması kritik önem taşır.


Bugün AGI’ye tam anlamıyla ulaşılmış olmasa da OpenAI’nin GPT serisi, Google DeepMind’ın çok modlu modelleri, Anthropic’in Constitutional AI yaklaşımı ve Meta’nın açık kaynaklı büyük modelleri gibi çalışmalar, bu hedefe yönelik birbirinden farklı yolları temsil eder. Bu çeşitlilik, AGI’nin nasıl bir yöntemle geliştirileceği konusunda farklı teknik ve metodolojik yaklaşımların bulunduğunu gösterir.


Sonuç olarak AGI, hem büyük bir teknolojik sıçrama potansiyeline hem de dikkatle yönetilmesi gereken risklere sahip bir hedef olarak değerlendirilmektedir. Bu teknolojinin gelişimi, insanlık için yeni bilimsel imkânlar sunarken aynı zamanda güvenlik, kontrol ve etik çerçevelerin güçlü şekilde tanımlanmasını gerektirir.

OpenAI, Google DeepMind ve Anthropic: Üç Büyük Güç

Görsel yapay zeka ile oluşturulmuştur.

AGI yarışı bugün yalnızca birkaç büyük aktörün tekelinde ilerliyor.


Teknolojik kapasite, finansal kaynaklar, veri hacmi ve araştırma yeteneği gibi unsurlar bir araya geldiğinde, bu yarışın merkezinde üç büyük güç öne çıkıyor: OpenAI, Google DeepMind ve Anthropic. Bu üç kurum, yalnızca farklı yapay zekâ modelleri geliştirmiyor; aynı zamanda AGI’nin nasıl ortaya çıkacağına dair üç farklı ideolojik, stratejik ve etik yaklaşımı temsil ediyor.

OpenAI: Güvenlik Merkezli, Kontrollü ve Ticari AGI Yaklaşımı

OpenAI’nin AGI vizyonu, kuruluşundaki açıklık ilkesinden büyük ölçüde uzaklaşmış olsa da, hâlâ “insanlık için güvenli yapay zekâ” söylemi üzerine inşa ediliyor. GPT-4, GPT-4.1, o1 gibi büyük modellerle AI alanını domine eden OpenAI, AGI’nin kontrol edilebilir olması gerektiğini savunuyor.


Bu yaklaşım üç temel noktaya dayanır:

  • Güçlü modeller kapalı tutulmalı: Model ağırlıkları, verileri ve eğitim yöntemleri açıklanmaz.
  • Gelişim kontrollü ilerlemeli: Her yeni model test aşamalarından geçirildikten sonra kademeli şekilde açılır.
  • Devletlerle ve büyük şirketlerle işbirliği yapılmalı: Özellikle Microsoft ile kurulan dev ortaklık, hem bulut gücü hem altyapı açısından OpenAI’yi benzersiz bir konuma getirmiştir.


OpenAI’nin stratejisi, AGI’nin ilk olarak “kontrollü çevrelerde” geliştirilmesini savunur. Bu yaklaşım bir yandan güvenlik odaklı görünürken, diğer yandan eleştirmenlere göre kapalı bir güç dijital aristokrasi yaratmaktadır. Güçlü bir AGI’nin yalnızca birkaç kurum tarafından kontrol edilmesi, gelecekteki bilgi düzeninde büyük bir güç asimetrisi doğurabilir.

Google DeepMind: Bilim Merkezli, Uzun Vadeli ve Araştırma Odaklı AGI Yaklaşımı

Google DeepMind, AGI vizyonunu en çok “bilimsel keşif” üzerinden tanımlayan kurumdur. Kuruluşunun ilk günlerinden itibaren hedefi AGI’yi ticari bir ürün olarak görmek değil; bilimsel bir atılım olarak ele almak olmuştur.


DeepMind’ın yaklaşımının temel özellikleri:

  • Araştırma önce gelir: Nature, Science gibi dergilerde yayımlanan yüzlerce çalışma DeepMind’ın bilimsel yoğunluğunu gösterir.
  • Derin öğrenme + sinirbilim entegrasyonu: DeepMind, insan beyninin çalışma prensiplerini taklit eden yaklaşımları merkeze alır.
  • Enerji optimizasyonu ve donanım verimliliği: AGI için gerekli hesaplama devasa olduğundan, DeepMind bu alanda büyük inovasyonlar yapmıştır.


Gemini modelleri, özellikle çoklu-modalite alanında önemli bir ilerleme sunar. Ancak DeepMind’ın AGI yaklaşımı, OpenAI’nin aksine daha yavaş, ölçülü ve bilimsel bir çizgidedir. Google’ın ekonomik gücü sayesinde daha az ticari baskı hisseden DeepMind, AGI’yi bir “bilim projesi” olarak görmeye devam ediyor.


Bununla birlikte eleştirmenlere göre Google’ın kurumsal yapısı, uzun vadede AGI’nin gelişimini yavaşlatabilir. Bürokratik yapı, riskten kaçınma kültürü ve düzenleme baskıları DeepMind’ın manevra kabiliyetini sınırlayabilir.

Anthropic: Anayasal Yapay Zeka ile Güvenlik Temelli Bir Alternatif

Anthropic, OpenAI’den ayrılan araştırmacılar tarafından kurulan bir yapıdır. Kuruluşun temeli, OpenAI’nin çok hızlı ve çok kapalı bir hale geldiği eleştirisine dayanır. Anthropic’in en büyük katkısı, “Constitutional AI” (Anayasal Yapay Zekâ) kavramını geliştirmesidir.


Bu yaklaşım şu anlama gelir:

  • Model, bir “anayasa” üzerinden eğitilir.
  • Bu anayasa, etik ilkelerden, insan haklarından ve güvenlik kurallarından oluşur.
  • Model hatalarını kendisi analiz edip, bu anayasa çerçevesinde düzeltir.


Anthropic’in modelleri (Claude 2, Claude 3, Claude Opus) dünya çapında güvenilirlik açısından övgü almaktadır. Anthropic’in AGI vizyonu, ne tamamen açık ne tamamen kapalıdır; aksine “güvenilir ama esnek” bir çerçeve sunar.


Ancak Anthropic’in karşılaştığı en büyük meydan okuma, kaynak kısıtıdır. OpenAI ve Google’ın aksine, Anthropic’in donanım gücü ve finansal kaynakları sınırlıdır. Bununla birlikte Amazon ve Google’dan aldığı dev yatırımlar sayesinde yarışta kalmayı başarmıştır.

Meta: Açık Kaynak ile AGI Yarışının Dengeleyici Gücü

Meta (Facebook), AGI yarışında farklı bir strateji izlemiştir: Açık kaynak dev modelleri herkesle paylaşmak.


LLaMA serisi, açık şekilde yayımlanarak dünya çapında binlerce araştırmacının erişimine sunulmuştur.

Bu strateji, iki etki yaratmıştır:

  • AGI yarışının merkezileşmesini engeller.
  • Küresel inovasyonu hızlandırır.


Ancak bu yaklaşımın riskleri de vardır. Açık modeller kötü amaçlı kullanıma daha açıktır ve Meta bu konuda ciddi eleştiriler almaktadır.


Buna rağmen Meta’nın yaklaşımı, AGI yarışının tekelleşmesini yavaşlatan bir güç olarak görülmektedir.

Yarışın Motoru: Veri, Donanım ve Jeopolitik Rekabet

AGI yarışının yüzeyinde şirketler görünse de, bu yarışın gerçek motoru arkada işleyen çok daha derin ve güçlü dinamiklere dayanır. Bugün AGI’ye yaklaşan hiçbir kurum sadece “iyi araştırmacılar” ile değil; devasa veri kümeleri, milyonlarca GPU çekirdeği, devlet destekli yatırımlar ve küresel jeopolitik stratejiler sayesinde yarışın içinde kalabiliyor. Bu nedenle AGI yarışı, yalnızca teknoloji şirketlerinin rekabeti değil; 21. yüzyılın yeni güç mücadelesi hâline gelmiştir.

Veri: AGI'nin Yakıtı

Modern yapay zekâ modelleri için veri, tıpkı petrol gibi stratejik bir kaynaktır. İnsanlığın dijital ayak izleri — sosyal medya içerikleri, kitaplar, akademik makaleler, kodlar, videolar, konuşma kayıtları — artık bir ülkenin en kritik milli varlığına eşdeğer kabul ediliyor.


Veri olmadan:

  • modellerin öğrenmesi mümkün değil,
  • dil modellerinin “dünya bilgisi” sınırlanıyor,
  • yapay zekânın genelleme yeteneği düşüyor,
  • AGI gelişimi yavaşlıyor.


Bu nedenle şirketler:

  • YouTube verilerini,
  • Web corpus arşivlerini,
  • kitap veri tabanlarını,
  • kod depolarını,
  • sosyal medya etkileşimlerini kritik stratejik varlıklar olarak görüyor.


Bugün veri kontrolü aynı zamanda kültürel bir hegemonya anlamına da geliyor. Kimin verisi varsa, geleceğin yapay zekâsının zihnini o biçimlendiriyor.

Donanım: AGI'nin Sınırlarını Belirleyen Güç

AGI yarışında kader belirleyen en kritik unsur donanımdır. Çünkü büyük ölçekli yapay zekâ modellerinin eğitimi milyarlarca işlem gerektirir. Bu nedenle GPU ve özel çip üretimi, son yıllarda stratejik savaş hâline gelmiştir.


Bugünün donanım güç dengeleri şöyle:

  • NVIDIA → Çip pazarını neredeyse tek başına kontrol ediyor; H100, A100 ve yeni nesil B100 çipleri AGI yarışının temel taşı.
  • TSMC → Dünyanın en gelişmiş yarı iletken üreticisi; ABD’nin de Çin’in de bağımlı olduğu bir dev.
  • ABD – Çin teknoloji savaşı → İhracat yasakları, çip ambargoları ve üretim kısıtlamaları AGI yarışını doğrudan belirliyor.
  • Microsoft ve Google süper bilgisayarları → Yalnızca birkaç kurum trilyon parametreli modelleri eğitme gücüne sahip.


Bir AGI sistemi geliştirmek için gereken hesaplama gücü o kadar büyüktür ki, bugün yalnızca 3–4 özel kurum ve birkaç büyük devlet bu seviyeye ulaşabilmektedir.


Bu nedenle donanım, AGI yarışında:

  • Hız,
  • kapasite,
  • kontrol ve güç anlamına gelir.

Jeopolitik Rekabet: AGI'nin Ulusal Güç Haline Gelmesi

AGI yalnızca özel şirketlerin değil, devletlerin de stratejik hedefidir. ABD, Çin, AB, Birleşik Krallık ve Hindistan, AGI yarışını ulusal güvenlik meselesi olarak görüyor.


ABD’nin AGI vizyonu:

  • Özel sektör odaklı,
  • Üniversiteler ve teknoloji devleri üzerinden ilerleyen,
  • Aynı zamanda devlet destekli bir karma model.


Çin’in AGI vizyonu:

  • Devlet merkezli,
  • Veri hakimiyetine dayalı,
  • Dijital gözetim altyapısıyla uyumlu,
  • Daha kapalı ve kontrolcü bir model.


AB’nin AGI politikası:

  • Etik ve regülasyon odaklı,
  • Açık bir yarıştan çok “güvenli gelişimi” hedefleyen.


Birleşik Krallık:

  • AGI güvenliği alanında liderlik girişimi,
  • Yapay zekâ güvenlik enstitülerinin kurulması.


Bu tablo bize şunu gösterir: AGI artık yalnızca teknolojik bir meydan okuma değil; uluslararası politikanın yeni çekim noktasıdır.


Bugün devletlerin teknoloji yatırımları; enerji, savunma, ekonomi ve kültürel etki alanlarını doğrudan belirler hâle gelmiştir. AGI’ye sahip olmak, bir ülkenin dijital çağdaki “süper güç” statüsünü belirleyebilir.


Bu nedenle AGI yarışı yalnızca laboratuvarlarda değil, diplomasi masalarında, ekonomi politikalarında ve askeri stratejilerde de sürüyor.

Kapitalizm ve Yapay Zeka: Karl Marx Dijital Çağı Okusaydı?

AGI yarışının temelinde yalnızca veri, donanım ve araştırma kapasitesi yoktur; aynı zamanda modern kapitalizmin en derin dinamikleri yatar.

Bugün yapay zekâ, 19. yüzyıldaki sanayi devriminin buharlı makineleriyle aynı etkiye sahiptir: üretimin hızını, maliyetini ve ölçeğini kökten değiştirir. Eğer Karl Marx dijital çağı gözlemleseydi, büyük ihtimalle yapay zekâyı insan emeğini dönüştüren, sömürü ilişkilerini yeniden şekillendiren ve üretim ilişkilerini kökten değiştiren yeni bir üretici güç olarak tanımlardı.


Marx’a göre tarihin motoru, üretici güçlerle (teknoloji) üretim ilişkilerinin (ekonomi-politik yapı) çatışmasıdır. Bugün AGI, üretici güçlerin ulaştığı en üst seviyedir; ancak üretim ilişkileri — yani kapitalist sistem — bu yeni gücü kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirmektedir.


AGI, klasik kapitalist sistem açısından üç kritik dönüşüme neden olur:

Dijital Emek ve Otomasyon: Değer Üreten Kim?

Geleneksel ekonomide değer, insan emeğiyle üretilirdi. Fakat yapay zekâ, özellikle de AGI, bu ilişkiyi altüst etme potansiyeline sahiptir:


  • Yazılım geliştiriciler
  • Tasarımcılar
  • Hukukçular
  • Öğretmenler
  • Sanatçılar hatta karar vericiler bile yapay zekâ tarafından kısmen veya tamamen ikame edilebilir.


Bu, Marx’ın “emeğin metalaşması” kavramını yeni bir çağda yeniden yorumlamayı zorunlu kılar. Artık emek yalnızca insanların değil, algoritmaların da ürettiği bir şeydir. Bu da yeni bir soruyu ortaya çıkarır:

Emek gücünün yerini alan yapay zeka, karı kim için üretiyor?

Bugün AGI yarışında liderlik eden şirketler, üretilen değeri tamamen kendi sermaye çevrelerinde merkezileştiriyor. Bu, Marx’ın öngördüğü bir süreç olan sermayenin yoğunlaşmasının dijital bir versiyonudur.

Veri Sömürüsü: Dijitalleşmiş Artı-Değer

Günümüz kapitalizmi yalnızca fiziksel üretime değil, veri üzerinden işleyen bir gözetim ve davranış yönlendirme ekonomisine dönüşmüş durumda. Shoshana Zuboff’un “Gözetim Kapitalizmi” dediği yapı, insanların dijital davranışlarını ham madde gibi kullanarak onları metalaştırıyor.


Veri, kapitalizmin yeni petrolü değil — daha da ötesi, yeni artı-değer kaynağıdır.

  • Kullanıcı davranışları
  • Beğeniler
  • Konum verileri
  • Metinler
  • Sesler
  • Görüntüler hepsi modelleri eğitmek için kullanılıyor; ancak bu veri sahipleri bu süreçten herhangi bir pay almıyor.


Bu durumda Marx dijital çağı analiz etse şu soruyu sorardı: “Dijital artı-değeri kim üretiyor, kim el koyuyor?”


Bugünkü cevabı ise net: Büyük teknoloji şirketleri.

AGI ve Kapitalist Rekabet: Yarış mı, Tekelleşme mi?

Kapitalizm rekabet üzerine kurulu gibi görünür; ancak Marx’ın da belirttiği gibi rekabet eninde sonunda tekelleşmeye yol açar.

Bugün yapay zekâ sektöründe yaşanan şey tam olarak budur.

  • OpenAI
  • Google DeepMind
  • Anthropic
  • Meta

gibi birkaç dev şirket, AGI yarışının tüm kaynaklarına sahiptir:

  • veri
  • donanım
  • finans
  • araştırmacı gücü
  • devlet desteği
  • küresel ağlar


Bu durumda AGI’ye ilk ulaşacak kurumun, dijital ekonomide benzeri görülmemiş bir tekel gücü elde etmesi mümkündür. AGI’nin kontrolü, kapitalizmin bugüne kadar ürettiği en büyük güç yoğunlaşmasına yol açabilir.


Marx’ın teorisi açısından bu durum:

  • sınıf ilişkilerinin,
  • üretim araçlarının sahipliğinin,
  • emeğin doğasının
  • toplumsal güç dengelerinin tamamen yeniden tanımlanması anlamına gelir.

Yapay Zeka, Meta ve İdeoloji

Marx’a göre ideoloji, ekonomik sistemin kendini meşrulaştırma aracıdır. Bugün yapay zekâ etrafında üretilen söylemler — “inovasyon”, “verimlilik”, “güvenlik”, “ilerleme” — aslında kapitalist rekabetin meşrulaştırma araçları haline gelmiştir.


  • “Güvenlik” söylemi, kapalı modelleri meşrulaştırıyor.
  • “Verimlilik” söylemi, iş gücünün yer değiştirmesini normalleştiriyor.
  • “İnovasyon” söylemi, devlet politikalarını şekillendiriyor.


Dolayısıyla AGI yalnızca teknik bir araç değil; aynı zamanda ideolojik bir projedir.AGI 

AGI Yarışı İnsanlık İçin Gerçekten Tehlikeli mi?

AGI araştırmalarının hızlanmasıyla birlikte bu teknolojinin doğurabileceği riskler, bilimsel tartışmaların ötesine geçerek küresel ölçekte politik, etik ve toplumsal bir gündem oluşturdu. AGI henüz tam anlamıyla inşa edilmemiş olsa da, olası etkilerine ilişkin değerlendirmeler bu teknolojinin insanlık için ne kadar büyük bir kırılma noktası olabileceğini gösteriyor. Günümüzde uzmanların üzerinde uzlaştığı üç temel risk alanı bulunuyor: kontrol edilemezlik, güç yoğunlaşması ve toplumsal dönüşümler.

Kontrol Problemi: Özerk Kararlar ve İnsan Üstü Zeka

AGI’nin en çok tartışılan risklerinden biri, insan kontrolünün ötesine geçen bir karar alma kapasitesine ulaşma ihtimalidir. Mevcut modeller, kurallarla ve güvenlik önlemleriyle sınırlandırılabilse de, AGI seviyesinde bir sistemin:


  • yeni hedefler türetebilmesi,
  • kendi davranışlarını optimize edebilmesi,
  • kendini geliştirebilmesi,
  • insan aklının kavrama kapasitesinin ötesinde stratejiler üretebilmesi uzmanları kontrol sorununa odaklanmaya zorlamaktadır.


Bu bağlamda en çok tartışılan başlıklar şunlardır:

  • Hedef uyumsuzluğu (misalignment): AGI’nin verilen bir hedefi yanlış yorumlayarak beklenmeyen sonuçlar üretmesi.
  • Araçsal davranışlar: Sistemin kendi işlevini sürdürmek için bağımsız alt hedefler geliştirmesi.
  • Açıklanamayan karar süreçleri: AGI’nin karmaşık iç modellemelerinin insan denetimini zorlaştırması.


Bu tür risklerin yönetilebilmesi için teknik güvenlik çalışmaları kadar etik çerçeveler, kurumsal standartlar ve uluslararası işbirliği de Gereklidir.

Güç Yoğunlaşması: AGI Kimin Elinde Olacak?

AGI’nin bugün yarattığı en büyük tartışmalardan biri, bu teknolojinin kim tarafından geliştirileceği ve kontrol edileceğidir. OpenAI, Google DeepMind, Anthropic ve Meta gibi teknoloji devleri, veri ve donanım kaynakları açısından dünyada eşi benzeri olmayan bir kapasiteye sahipler. Bu durum, güç yoğunlaşması etrafında etik bir tartışma yaratıyor.


AGI’ye ilk ulaşan aktörün:

  • küresel bilgi akışını,
  • bilimsel ilerleme hızını,
  • ekonomik üretim süreçlerini,
  • güvenlik standartlarını belirlemede büyük bir avantaj elde edeceği öngörülüyor.


Bu güç yoğunlaşması bazı düşünürler tarafından “dijital feodalizm” olarak adlandırılan bir riske işaret eder; bilgi ve bilişsel kapasitenin tek merkezde toplanması tarihsel açıdan benzersiz bir güç kümesi oluşturabilir.


Buradaki temel problem, AGI’nin kendisinden ziyade kontrol ve şeffaflık mekanizmalarının yetersizliğidir. Bu nedenle teknoloji şirketlerinin sorumluluğu yalnızca yenilik üretmek değil, aynı zamanda toplumsal dengeyi gözeten kurumsal politikalar geliştirmek olmalıdır.

Toplumsal Dönüşümler: Emek, Eşitsizlik ve Yeni Ekonomik Yapı

AGI’nin doğurabileceği riskler yalnızca büyük kurumlarla sınırlı değildir; toplumun tamamını etkileyebilecek dönüşüm potansiyeline sahiptir. Özellikle emek piyasaları bu tartışmaların merkezindedir.


AGI ile birlikte:

  • bilişsel beceri gerektiren işlerin önemli bir kısmı otomatikleşebilir,
  • yüksek vasıflı uzmanlık alanlarında dahi yapay zekâya bağlı dönüşümler yaşanabilir,
  • gelir eşitsizliği derinleşebilir,
  • orta sınıfın üretim süreçlerindeki rolü zayıflayabilir.


Modern toplumlarda mesleklerin birey kimliğinin temel belirleyicisi olması nedeniyle, bu dönüşüm yalnızca ekonomik değil aynı zamanda kültürel ve psikolojik bir kırılma da yaratabilir.


Bu nedenle sosyal güvenlik modelleri, eğitim sistemleri ve çalışma tanımları AGI çağında yeniden kurgulanmak zorunda kalabilir.

Küresel Düzenleme Eksikliği

Nükleer enerji, biyoteknoloji ve uzay araştırmaları gibi alanlarda uluslararası sözleşmeler bulunmasına rağmen, AGI için henüz bağlayıcı bir küresel çerçeve yoktur. Bu durum, ülkelerin ve şirketlerin kendi standartlarını uyguladığı dağınık bir gelişim ortamı oluşturuyor.


Bu eksiklik, üç temel riski büyütüyor:

  • Güvenlik standartlarının tutarsızlığı
  • Teknolojinin yanlış ellere geçme ihtimali
  • Sorumluluk mekanizmalarının belirsizliği


AGI gibi güçlü bir teknoloji söz konusu olduğunda, uluslararası işbirliği eksikliği riskin kendisini hızlandıran bir faktöre dönüşebilir.

Gerçek Risk: Teknolojinin Kendisi Değil, Yönlendirilme Şekli

AGI doğası gereği “tehlikeli” değildir; onu riskli hâle getiren, nasıl geliştirildiği ve nasıl yönetildiğidir. En kritik sorunlar:

  • denetimsiz gelişim,
  • şirket ve devletlerin şeffaf olmayan stratejileri,
  • etik ilkelerin belirsizliği,
  • toplumun sürece dahil olmaması şeklinde ortaya çıkmaktadır.


Bu nedenle AGI geliştirme süreci, yalnızca teknik ilerlemenin değil, aynı zamanda insanlığın kolektif etik ve politik sorumluluğunun bir testi olarak değerlendirilmelidir.

Değerlendirme: Yarış mı, İşbirliği mi?

AGI’nin geleceğini belirleyecek temel unsur rekabetin hızı değil, gelişimin hangi ilkelere göre yönlendirileceğidir. Bilimsel ilerleme açısından bakıldığında AGI:

  • iklim biliminden tıbba,
  • malzeme biliminden eğitim teknolojilerine,
  • enerji verimliliğinden bilgi üretimine kadar birçok alanda büyük katkılar sağlayabilir.


Ancak küresel güç dengeleri açısından değerlendirildiğinde:

  • AGI’ye ilk ulaşacak aktörün ekonomik ve politik etkisi
  • bilişsel altyapının tek elde toplanması
  • demokratik süreçlerin gerilemesi gibi endişeler gündeme gelmektedir.


Bu nedenle birçok uzman, AGI’nin güvenli bir şekilde gelişmesi için işbirliğinin zorunlu olduğunu vurgular. Uluslararası anlaşmalar, şeffaf standartlar, bağımsız denetim mekanizmaları ve kamu yararını önceleyen araştırma ekosistemleri bu teknolojinin geleceği için kritik önemdedir.


AGI, yalnızca teknolojik bir sıçrama değil, insanlığın bilgi ve güç düzenini yeniden şekillendirebilecek bir dönüm noktasıdır. Bu nedenle bugün verilen kararlar, geleceğin dijital toplumunun temel yönünü belirleyecektir.

Kaynakça

Anthropic. Constitutional AI: Harmlessness from AI Feedback. San Francisco: Anthropic, 2022. Erişim Tarihi: 25 Kasım 2025. https://arxiv.org/pdf/2212.08073

Anthropic. “Introducing Claude.” San Francisco: Anthropic, 2023. Erişim Tarihi: 25 Kasım 2025. https://www.anthropic.com/index/introducing-claude

Anthropic. “Research.” San Francisco: Anthropic, 2025. Erişim Tarihi: 25 Kasım 2025. https://www.anthropic.com/research

Google DeepMind. Gemini 1.0 Technical Report. London: DeepMind, 2023. Erişim Tarihi: 25 Kasım 2025. https://storage.googleapis.com/deepmind-media/gemini/gemini_1_report.pdf

Google DeepMind. “Research.” London: DeepMind, 2025. Erişim Tarihi: 25 Kasım 2025. https://deepmind.google/research

Meta AI. “LLaMA: Open and Efficient Foundation Language Models.” New York: Meta, 2023. Erişim Tarihi: 25 Kasım 2025. https://ai.meta.com/llama

OpenAI. GPT-4 Technical Report. San Francisco: OpenAI, 2023. Erişim Tarihi: 25 Kasım 2025. https://cdn.openai.com/papers/gpt-4.pdf

OpenAI. OpenAI Charter. San Francisco: OpenAI, 2018. Erişim Tarihi: 25 Kasım 2025. https://openai.com/charter

Sen de Değerlendir!

0 Değerlendirme

Blog İşlemleri

KÜRE'ye Sor