Bisfenol A (BPA), modern endüstride yaygın kullanım alanına sahip, özellikle polikarbonat plastiklerin ve epoksi reçinelerin üretiminde temel yapı taşı (monomer) olarak görev alan sentetik bir organik bileşiktir. Kimyasal formülü (CH3)2C(C6H4OH)2 olan BPA, iki hidroksifenil grubu içeren difenilmetan türevleri ve bisfenoller sınıfına dahildir.
BPA ilk kez 1891 yılında Rus kimyager Aleksandr P. Dianin tarafından sentezlenmiştir. Bu sentez, bir asit katalizörü varlığında fenolün aseton ile yoğunlaştırılması yoluyla gerçekleştirilmiştir. Maddenin östrojenik (hormon benzeri) özellikleri 1930’larda keşfedilmiş ve 1936 yılında Dodds ve Lawson tarafından in vivo olarak gösterilmiştir. 1950’li yıllarda BPA'nın fosgen ile reaksiyona girmesi sonucu polikarbonat adı verilen sert ve şeffaf bir reçinenin elde edilmesi, endüstriyel kullanımının hızla yayılmasına yol açmıştır. Günümüzde BPA, dünya genelinde en yüksek hacimde üretilen kimyasallar arasında yer almaktadır.
Kimyasal Yapısı ve Özellikleri
BPA, 228.29 Da moleküler ağırlığa sahip, oda sıcaklığında beyaz kristal veya toz formunda bulunan katı bir maddedir. Erime noktası yaklaşık 156oC’dir. Yapısal olarak iki fenol molekülünün bir aseton molekülü ile birleşmesinden oluşur. Düşük buhar basıncı ve düşük uçuculuğu, BPA’nın önemli fiziksel özelliklerindendir. Lipofilik (yağda çözünen) yapıda olup su-oktanol partition katsayısı (logP) 3.32–3.4 arasında değişir; bu durum yağ dokusunda birikebilme potansiyeline işaret eder. Suda çözünürlüğü orta seviyededir ve 25oC’de yaklaşık 200mg/dm3’tür.
BPA'nın biyolojik ve toksikolojik açıdan en belirleyici özelliği, moleküler yapısının vücuttaki doğal östrojen hormonuna (17β-östradiol) gösterdiği şaşırtıcı benzerliktir. Bu yapısal mimik (taklit), maddenin "endokrin bozucu" olarak işlev görmesinin temel nedenidir. BPA, bu benzerlik sayesinde hücrelerdeki östrojen reseptörlerine (ERα ve ERβ) bağlanarak hormonal sinyal yolaklarını aktive edebilir veya bloke edebilir.
Endüstriyel kullanımda BPA, polikarbonat plastiklerin ve epoksi reçinelerin sert ve şeffaf yapısını oluşturan temel monomerdir. Ancak polimerizasyon işlemi sonucunda oluşan kimyasal bağlar her koşulda stabil kalmayabilir. Isı, asidik/bazik ortamlar veya mekanik aşınma gibi faktörler, polimer zincirlerinin hidrolize uğramasına ve serbest BPA moleküllerinin açığa çıkmasına neden olur. BPA molekülüne yapılan kimyasal modifikasyonlarla elde edilen Bisfenol S (BPS) ve Bisfenol F (BPF) gibi türevler, BPA ile neredeyse aynı yapısal iskelete sahiptir.
Kullanım Alanları

BPA'nın Kullanım Alanları (Yapay Zeka İle Oluşturulmuştur.)
BPA, modern endüstride geniş bir kullanım yelpazesine sahiptir. Üretilen BPA'nın büyük bir kısmı (%95'e varan oranı), polikarbonat plastikler ve epoksi reçinelerin yapımında kullanılır.
- Polikarbonat Plastikler: BPA; sert, şeffaf, ısıya ve darbeye dayanıklı bir termoplastik türü olan polikarbonatın üretiminde ana monomerdir. Bu malzemenin özellikleri nedeniyle BPA; tekrar kullanılabilen su damacanaları, sert plastik su şişeleri ve mikrodalgaya dayanıklı yiyecek saklama kaplarının imalatında kullanılır. Ayrıca, dayanıklılık gerektiren elektronik cihaz kasaları, otomobil parçaları, CD/DVD gibi optik medya ürünleri, spor güvenlik ekipmanları ve oyuncakların üretim süreçlerinde de yer alır. Tıbbi alanda ise hemodiyaliz cihazları ve oksijenatörler gibi çeşitli tıbbi ekipmanların sert plastik bileşenlerinde polikarbonat formunda bulunur.
- Epoksi Reçineler: BPA'nın ikinci en büyük kullanım alanı, metal yüzeylerin korunması amacıyla üretilen epoksi reçinelerdir. Bu reçineler, özellikle gıda endüstrisinde metal yiyecek ve içecek kutularının (konservelerin) iç yüzeylerinin kaplanmasında kullanılır. Kaplama işlemi, gıdanın metal ambalajla doğrudan temasını keserek korozyonu önler ve gıdanın raf ömrünü uzatır. Benzer şekilde, su depolama tankları ve iletim borularının iç kaplamalarında da koruyucu bariyer olarak epoksi reçinelerden yararlanılır.
- Termal Kağıtlar ve Diğer Uygulamalar: Kağıt endüstrisinde BPA, ısıya duyarlı termal kağıtların üretiminde renk geliştirici ajan olarak serbest formda kullanılır. Yazar kasa fişleri, kredi kartı slipleri, biletler, bagaj etiketleri ve fakslı kağıtlar bu kategoriye dahildir. Diş hekimliğinde ise, koruyucu diş dolguları (fissür örtücüler) ve bazı kompozit dolgu materyallerinin formülasyonunda BPA veya türevleri (Bis-GMA gibi) bulunmaktadır.
Maruziyet Yolları
İnsan organizması, endüstriyel kullanımın yaygınlığına bağlı olarak Bisfenol A'ya (BPA) çeşitli yollarla maruz kalmaktadır. Bu maruziyet yolları temel olarak diyet (beslenme), dermal temas (deri yoluyla) ve inhalasyon (solunum) başlıkları altında toplanır.
- Diyet ve Oral Maruziyet (Beslenme): İnsanlar için en yüksek maruziyet kaynağı beslenmedir. Gıda ambalaj malzemeleri, saklama kapları ve konserve kutularının iç yüzeyindeki epoksi kaplamalar, BPA'nın gıdaya geçişi (migrasyon) için birincil kaynaktır. Polikarbonat plastikler veya reçineler içinde polimerize halde bulunan BPA, zamanla veya çevresel faktörlerin etkisiyle serbest hale geçerek gıda maddesine sızar.
- Migrasyonu Artıran Faktörler: Ambalajdan gıdaya kimyasal geçiş süreci sabit değildir. Yüksek sıcaklık (ısıtma, sterilizasyon işlemleri), gıdanın asiditesi veya bazikliği, gıdanın yağ içeriği ve temas süresi migrasyonu hızlandırır. Özellikle konserve gıdalar, üretim aşamasındaki ısıl işlemler nedeniyle yüksek BPA konsantrasyonu riski taşır.
- Dermal (Deri Yoluyla) Maruziyet: Diyet dışı maruziyetin önemli bir kısmını deri yoluyla emilim oluşturur. Bu maruziyet türünün ana kaynağı, yüzeyinde renk geliştirici olarak serbest (polimerleşmemiş) formda BPA bulunduran termal kağıtlardır. Yazar kasa fişleri, biletler ve benzeri kağıt ürünlerine dokunulması, BPA'nın deriye transferine ve buradan sistemik dolaşıma katılmasına neden olur.
- İnhalasyon ve Çevresel Maruziyet: BPA, endüstriyel üretim süreçleri, atıkların yakılması veya plastiklerin çevrede bozunması sonucu havaya ve toz partiküllerine karışabilir. Özellikle kapalı ortamlardaki ev tozu, BPA barındırabilmekte ve bu tozların solunması (inhalasyon) ikincil bir maruziyet yolu oluşturmaktadır. Ayrıca, endüstriyel atık suların su kaynaklarına karışması, çevresel döngü içerisinde su yoluyla maruziyet riskini de beraberinde getirir.
- Maternal ve Fetal Geçiş: Maruziyet sadece yetişkinlerle sınırlı değildir. BPA, biyolojik bariyerleri aşabilen bir moleküldür. Hamilelik sürecinde anneden fetüse plasenta yoluyla geçebilmektedir. Doğum sonrasında ise anne sütü aracılığıyla bebeklere aktarım söz konusudur. Bu durum, gelişimsel açıdan hassas dönemlerde maruziyetin sürekliliğini sağlar.
Etki Mekanizması
Bisfenol A (BPA), biyolojik sistemlerde "endokrin bozucu bileşikler" (EDC) sınıfı içerisinde yer alan bir ajandır. Etki mekanizması, organizmanın doğal endokrin (hormonal) sisteminin işleyişini taklit etme, bloke etme veya değiştirme prensiplerine dayanır. Bu etkileşimler moleküler, hücresel ve genetik düzeyde gerçekleşir.

BPA'nın (Sağda) Doğal Östrojen Hormonunu (Solda) Taklit Ederek Östrojen Reseptörüne Bağlanması ve Hücresel Yanıtı Tetiklemesi (Anahtar-Kilit Modeli) (Yapay Zeka İle Oluşturulmuştur.)
- Hormonal Taklit ve Reseptör Etkileşimi: BPA’nın birincil etki yolu, östrojenik aktivitesidir. Moleküler yapısı, doğal bir kadınlık hormonu olan 17β-östradiol ile sterik benzerlik gösterir. Bu yapısal benzerlik, BPA'nın hücrelerdeki östrojen reseptörlerine (ERα ve ERβ) bağlanmasına olanak tanır. BPA, reseptörlere bağlandığında doğal hormon gibi davranarak reseptörü aktive edebilir (agonist etki) veya doğal hormonun reseptöre ulaşmasını engelleyerek işlevsiz bırakabilir (antagonist etki). Bu durum, dokuya özgü olarak farklı biyolojik yanıtların oluşmasına neden olur.
- Hücresel Sinyal Yolakları ve GPR30: Klasik nükleer reseptörlerin yanı sıra BPA, hücre zarında bulunan G-protein kenetli östrojen reseptörü (GPR30) üzerinden de etki gösterir. Bu etkileşim, gen transkripsiyonunu beklemeden gerçekleşen hızlı, genomik olmayan sinyal yolaklarını tetikler. Bu süreç, hücre içi kalsiyum mobilizasyonunu, enzim aktivasyonlarını (örneğin kinazlar) ve hücre çoğalması veya ölümü (apoptoz) gibi kritik süreçleri düzenleyen sinyal kaskadlarını değiştirir.
- Oksidatif Stres ve Mitokondriyal Disfonksiyon: BPA maruziyeti, hücre içinde reaktif oksijen türlerinin (ROS) üretimini artırarak oksidatif strese neden olur. Oksidatif denge bozulduğunda, hücrenin enerji üretim merkezi olan mitokondrilerin fonksiyonları zarar görür. Mitokondriyal disfonksiyon ve artan oksidatif stres, lipit peroksidasyonuna, protein hasarına ve DNA yapısında bozulmalara yol açar. Bu mekanizma, özellikle metabolik hastalıkların ve hücresel yaşlanmanın patofizyolojisinde rol oynar.
- Epigenetik Mekanizmalar: BPA, DNA dizilimini değiştirmeden genlerin ifadesini (ekspresyonunu) değiştirebilen epigenetik etkilere sahiptir.
- DNA Metilasyonu: Genlerin promotör bölgelerindeki metilasyon desenlerini değiştirerek genlerin "açık" veya "kapalı" hale gelmesine neden olur.
- Histon Modifikasyonu: DNA'nın paketlendiği proteinler olan histonların yapısını değiştirerek genetik materyale erişimi etkiler. Bu epigenetik değişiklikler, maruziyet sona erse bile kalıcı gen ifadesi değişikliklerine neden olabilir ve bu etkiler nesiller arası aktarılabilir.
- Adipogenez ve Metabolik Regülasyon: Metabolik düzeyde BPA, yağ hücresi öncüllerinin (preadipositlerin) olgun yağ hücrelerine dönüşümünü (adipogenez) düzenleyen transkripsiyon faktörlerini etkiler. Peroksizom proliferatör ile aktive olan reseptör gama (PPARγ) gibi nükleer reseptörler üzerindeki etkisiyle, yağ depolanmasını teşvik eder ve metabolik homeostazı bozar.
Sağlık Üzerine Etkileri
Bisfenol A (BPA) maruziyeti, sistemik etkileri nedeniyle çeşitli kronik hastalıkların gelişiminde rol oynayan çevresel bir risk faktörü olarak değerlendirilmektedir. Maddenin sağlık üzerindeki en belirgin etkileri, "obezojen" yani obeziteye neden olan kimyasal niteliğiyle ortaya çıkar. Geleneksel olarak kalori alımı ve enerji harcaması dengesizliği ile açıklanan obezite patogenezinde, çevresel kimyasalların da kritik bir rolü olduğu saptanmıştır. BPA, adipoz (yağ) doku biyolojisini doğrudan etkileyerek yağ hücresi öncüllerinin olgun yağ hücrelerine dönüşüm sürecini (adipogenez) hızlandırır ve hücrelerin lipit depolama kapasitesini artırır. Bu biyolojik mekanizma, epidemiyolojik verilerle de desteklenmekte; yüksek BPA maruziyeti ile artmış vücut kitle indeksi (VKİ) ve bel çevresi genişliği (abdominal obezite) arasında pozitif bir korelasyon gözlenmektedir. Bu durum, kimyasalın vücut ağırlığı kontrolünü bozan metabolik programlamayı değiştirebildiğini göstermektedir.
Obezite ile yakından ilişkili olan bir diğer sağlık sorunu ise diyabet ve glukoz metabolizması bozukluklarıdır. BPA'nın metabolik etkileri, glukoz homeostazının, yani kan şekeri dengesinin bozulması ve tip 2 diyabet gelişimi ile ilişkilendirilmektedir. Madde, pankreasın insülin salgılayan beta hücrelerinin fonksiyonunu bozarak ve periferik dokularda insülin direncine yol açarak etki gösterir. Bu mekanizma, vücudun kan şekerini düzenleme yeteneğini zayıflatarak hiperglisemiye zemin hazırlar. Obezite ve insülin direncinin bir arada görülmesiyle karakterize edilen metabolik sendrom tablosunda, BPA maruziyetinin tetikleyici ve süreci hızlandırıcı bir faktör olduğu belirtilmektedir.
Metabolik etkilerin yanı sıra, endokrin sistem üzerindeki östrojenik etkileri nedeniyle BPA, kadın üreme fizyolojisi için de potansiyel bir tehdit oluşturmaktadır. Doğal hormonları taklit ederek veya bloke ederek hipotalamus-hipofiz-yumurtalık eksenindeki sinyal trafiğini bozan bu kimyasal, adet düzensizliklerine ve hormonal dalgalanmalara neden olabilir. Yumurtalık rezervi, yumurta (oosit) kalitesi ve embriyo gelişimi üzerindeki olumsuz etkileri, fertilite (doğurganlık) potansiyelini düşürebilmektedir. Ayrıca, polikistik over sendromu (PCOS) gibi üreme bozukluklarının patofizyolojisinde çevresel bir bileşen olarak rol aldığı literatürde yer almaktadır.
Çevresel Etkiler
Bisfenol A'nın (BPA) çevresel dağılımı, endüstriyel üretim süreçleri ve tüketim sonrası oluşan atıkların yönetimi ile doğrudan ilişkilidir. Kimyasalın çevreye salınımı; üretim tesislerinden çıkan atık sular, düzenli depolama sahalarından kaynaklanan sızıntı suları ve plastiklerin doğada fiziksel veya kimyasal olarak bozunması yoluyla gerçekleşmektedir. Özellikle endüstriyel faaliyetlerin yoğun olduğu bölgelerde, örneğin Çin'de yapılan incelemelerde, yüzey sularında, nehir tortularında (sediman) ve atık su arıtma tesisi çamurlarında kayda değer BPA seviyeleri tespit edilmiştir. Atık su arıtma işlemlerinin BPA'yı tamamen giderememesi durumunda, bu sular alıcı ortamlara deşarj edilerek sucul ekosistemlerde kirlilik yükünü artırmaktadır.
Su kaynaklarının yanı sıra, BPA atmosferik taşınım ve toprak kirliliği açısından da değerlendirilmektedir. Fiziksel özellikleri gereği havadaki partiküllere tutunabilen BPA, toz zerrecikleri ile taşınarak iç ve dış ortam havasında bulunabilmektedir. Katı atık sahalarından sızan suların yeraltı sularına karışması veya arıtma çamurlarının tarımsal alanlarda gübre olarak kullanılması, toprağın kirlenmesine neden olmaktadır. Bu çevresel döngü, kimyasalın su, hava ve toprak matrisleri arasında hareket etmesine ve sonuç olarak ekosistem genelinde yaygın bir kirletici olarak varlığını sürdürmesine yol açmaktadır.
Yasal Düzenlemeler ve Kısıtlamalar
- Biberon Yasağı: Kanada (2010), Avrupa Birliği (2011) ve ABD (2012) biberonlarda BPA kullanımını yasaklamıştır.
- Türkiye: Türkiye'de 2011 yılından itibaren biberon ve benzeri bebek ürünlerinin üretiminde BPA kullanımı yasaklanmıştır.
- Gıda Teması: Fransa, 2015'ten itibaren gıda ile temas eden tüm ambalajlarda BPA kullanımını yasaklamıştır.
- Güvenli Limitler: Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA), 2015 yılında 4 g/kg/gün olarak belirlediği tolere edilebilir günlük alım miktarını, 2023 yılında 0.2 g/kg/gün seviyesine düşürerek çok daha sıkı bir sınır getirmiştir.
BPA Alternatifleri (BPA-Free Ürünler)
Polikarbonat plastiklerin ve epoksi reçinelerin üretiminde bisfenol A yerine kullanılan alternatif kimyasallar, endüstriyel uygulamalarda yaygınlaşmıştır. "BPA-Free" veya "BPA içermez" etiketiyle piyasaya sunulan ürünlerde, genellikle BPA'nın yapısal analogları olan bisfenol S (BPS) ve bisfenol F (BPF) tercih edilmektedir. Bu bileşikler, kimyasal iskeletleri itibarıyla BPA ile büyük benzerlik gösterir. Bu yapısal yakınlık, üretilen plastiklerin fiziksel dayanıklılık, şeffaflık ve ısı direnci gibi teknik özelliklerinin korunmasını sağlar.
Toksikolojik incelemeler ve literatür verileri, BPS ve BPF'nin biyolojik etkilerinin de BPA ile paralellik gösterdiğini ortaya koymaktadır. Bu alternatif maddelerin endokrin sistemi etkileyebildiği, östrojenik ve androjenik aktivite göstererek hormonal reseptörlerle etkileşime girdiği saptanmıştır. Obezite ve diyabet gibi metabolik hastalıklarla ilgili araştırmalar, BPS ve BPF maruziyetinin de bu patolojilerin gelişimiyle ilişkili olduğunu göstermektedir. Bu maddelerin yağ dokusu biyolojisi ve glukoz metabolizması üzerindeki etkileri, kimyasal ikamelerin de benzer biyolojik aktiviteye sahip olduğunu belgelemektedir.
Uyarı: Bu maddede yer alan içerik, yalnızca genel ansiklopedik bilgi amacı taşımaktadır. Buradaki bilgiler tanı koyma, tedavi etme ya da tıbbi yönlendirme amacıyla kullanılmamalıdır. Sağlıkla ilgili konularda karar vermeden önce mutlaka bir hekime veya uzman sağlık personeline danışmanız gerekmektedir. Bu bilgilerin tanı veya tedavi amacıyla kullanılması sonucunda doğabilecek durumlardan madde yazarı ve KÜRE Ansiklopedi herhangi bir sorumluluk kabul etmez.


