
Donanma Cemiyeti, tam adıyla Donanma-yı Osmanî Muavenet-i Milliye Cemiyeti, İkinci Meşrutiyet Dönemi'nde, Osmanlı donanmasının güçlendirilmesi ve modernizasyonu amacıyla halkın gönüllü desteğini sağlamak üzere kurulmuş, geniş kapsamlı bir sivil toplum kuruluşudur.
Cemiyet, 19 Temmuz 1909 (Rumi takvime göre 6 Temmuz 1325) tarihinde İstanbul'da gönüllü kişiler tarafından kurulmuştur. Kuruluşunda, 20. yüzyıl başlarında Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu derin siyasi, sosyal ve ekonomik sıkıntılar, özellikle de Balkanlardaki ayrılıkçı isyanlar, Kuzey Afrika'daki toprak kayıpları ve Akdeniz ile Ege'deki güç dengesizlikleri etkili olmuştur. Devletin mali yetersizlikleri karşısında, güçlü bir donanma ihtiyacının ancak topyekûn bir ulusal seferberlikle karşılanabileceği düşüncesi yaygınlaşmıştır. Bu bağlamda, kamuoyunda oluşan duyarlılık, donanmaya yardım kampanyalarının başlamasına yol açmış; özellikle Tanin Gazetesi, bu kampanyalara aracılık ederek halkın geniş katılımını teşvik etmiştir.
Cemiyetin kuruluşuna giden ilk somut adım, 10 Temmuz 1909'da İstanbul Belediye Dairesi Sağlık Heyeti'nde görevli Doktor Hafız İbrahim, Dr. Petraki Papadopulo, İsmail Hakkı ve Baş Mühendis Haşim Bey arasında donanmanın durumu ve yardım kampanyaları üzerine yapılan bir görüşme ile atılmıştır. Bu kişiler, yardım faaliyetlerinin teşkilatlı bir yapı altında ve ulusal bir kampanya olarak yürütülmesi gerektiği konusunda fikir birliğine varmışlardır. Almanya'daki "Flottenverein" (Donanma Derneği) örnek alınarak, Osmanlı nüfusunun yardımseverliği de göz önünde bulundurularak, her ay otuz milyon kişiden birer kuruş, üyelerden ise 40 para aylık aidat toplanması hedeflenmiştir. Hesaplamalara göre, sadece on milyon Osmanlı vatandaşından ayda bir kuruş toplanmasıyla dahi yılda 1.200.000 lira gelir elde edilebilecek ve bu da yılda bir dretnot veya iki birinci sınıf kruvazör alımına olanak tanıyacaktı. On yıl içinde Fransız donanması gücüne erişilmesi, Cemiyetin hedefleri arasında yer almıştır.
Kuruluş hazırlıklarında, Âyan Meclisi Başkanı Mehmet Sait Paşa'dan destek istenmiş ve Tercümân-ı Hakîkat gazetesi cemiyetin kuruluş amacını geniş halk kitlelerine duyurma görevini üstlenmiştir. Cemiyetin resmî kuruluşu, 19 Temmuz 1909'da Etibbâ-yı Mülkiye Kulübü'nde yapılan toplantıda gerçekleşmiştir. Toplantıya gönüllü Müslüman ve gayrimüslim tüccarlar, ordu mensupları, belediyeler, resmî cemiyetler, kulüpler, ruhani başkanlar ve basın mensupları katılmıştır. Bu toplantıda cemiyetin adı "Donanma-yı Osmanî Muâvenet-i Milliye Cemiyeti" olarak belirlenmiş, 28 gönüllü katılımcı ile Bahriye Mirlivası Rasim Paşa'nın geçici başkanlığında 15 kişilik bir İdare Heyeti (Yönetim Kurulu) seçilmiştir.

Temsilî Donanma Cemiyeti Rozeti (Yapay zekâ ile oluşturulmuştur)
Cemiyet, 16 Ağustos 1909'da çıkarılan "Cemiyetler Kanunu" ile yasal bir zemin ve meşruiyet kazanmıştır. İttihat ve Terakki Cemiyeti ile kurduğu yakın ilişkiler sayesinde devletten destek görmüş ve yarı resmî bir kuruluş niteliği kazanmıştır. Cemiyetin 20 Temmuz 1909'daki ikinci toplantısında Genel Kurul Başkanlığı'na Tüccardan Yağcızade Şefik Bey, Başkan Yardımcılıklarına ise Bahriye Mirlivası Rasim Paşa ile Avukat Kadri Bey seçilmiştir. Aynı toplantıda Yönetim Kurulu üyeleri belirlenmiş ve cemiyet nizamnamesini hazırlama görevi bu kurula verilmiştir. Kanun ve cemiyet işlerine vâkıf kişilerce oluşturulan komisyon, İngiliz "Navy League" ve Alman "Flottenverein" cemiyetlerinin ana tüzüklerini incelemiş ve 2 Ağustos 1909'da ana nizamname ile bağışların alınış usulüne dair "Usûl-ü Cibayet Talimatnâmesi"ni hazırlayarak 23 Ağustos 1909'da Hükümet'e sunmuştur.
25 maddeden oluşan ve gayrimüslim unsurlar için çeşitli dillere de çevrilen Nizamname, cemiyetin kuruluş amacı, üyeler ve idare teşkilatı, genel kurul ve yönetim kurulunun görevleri, yardım toplama usulleri ve taşra teşkilatını detaylandırmıştır. Nizamnamede cemiyetin kuruluş amacı şöyle ifade edilmiştir: "Osmanlı Devleti’nin Düvel-i Muazzama arasındaki mevkiini muhafaza ve menafi-i umûmiyeyi ve münasebât-ı ticariyesini temin için ihtiyacatımızla münasip bir kuvve-i bahriye vücuda getirmek maksadıyla teşekkül etmiştir."
Cemiyete üye olabilmek için herhangi bir yaş sınırı bulunmamış, ancak Genel Kurul ve Yürütme Kurulu üyelerinin Osmanlı vatandaşı olması şartı getirilmiştir. Cemiyetin şeffaflık ilkesi gereği, ayda 40 kuruş ödeyen her üyeye hesapları inceleme yetkisi tanınmıştır.
Devletin resmî desteği 4 Kasım 1909'da nizamnamenin onaylanmasıyla başlamış, 15 Kasım 1909'da Padişah'ın himayesine girmiş ve başkanlığına Âyan Reisi Mehmet Sait Paşa getirilmiştir. Nizamnamenin onaylanmasıyla cemiyetin örgütlenme çalışmaları hız kazanmıştır. 1910'da 122 şubeye (29 vilayet, 28 liva, 56 kaza, 9 nahiye) ulaşan şube sayısı, 1911'de 331'e yükselmiştir. İmparatorluğun her köşesinde (Edirne, Erzurum, Adana, Ankara, Aydın, İzmit, Bitlis, Bursa, Bolu, Çatalca, Diyarbakır, Sivas, Samsun, Trabzon, Kastamonu, Konya, Van vb.) ve hatta yurt dışında (Berlin, Paris, Basra, Bağdat, Beyrut, Selanik, Kıbrıs, Mısır vb.) şubeler açarak geniş bir ağ kurmuştur. Cemiyetin taşra şubeleri, merkez vilayette dokuz, merkez livada yedi, merkez kazada beş üyeden oluşan idare heyetleri tarafından yönetilmiştir.
Osmanlı Donanma Cemiyeti'nin gelir kaynakları oldukça çeşitlidir ve büyük ölçüde nakdî yardımlara dayanmıştır. Üye aidatları, özellikle Trablusgarp Savaşı, Girit Meselesi ve Cihâd-ı Ekber'in ilanı gibi olağanüstü dönemlerde düzenlenen kampanyalarla milyonlarca kuruş toplanmıştır. İlk yıllarda en fazla yardımı ordu mensupları yapmış, birçok sivil ve askerî görevli birer veya ikişer aylık maaşlarını cemiyete bağışlamıştır. "Usul-i Cibâyet Tâlîmatnâmesi" adlı 11 maddelik yönergeyle gelir toplama faaliyetleri şeffaf bir şekilde yürütülmüştür. İtalya'nın 1911'de Trablusgarp'a saldırmasıyla başlayan süreçte hükümet de cemiyet yararına arazi, emlak ve temettü vergilerine zamlar yapmış, Tanin gazetesinin "Enver ve Niyazi Kruvazörleri" için topladığı paralar da Osmanlı Mebusan Meclisi kararıyla cemiyete devredilmiştir.
Diğer nakdî gelir kaynakları arasında zekâtların cemiyete verilmesi, park ve müzelere giriş ücretlerinden pay alınması, sahil kesimlerindeki kayıkçıların bir günlük kazançlarını bağışlaması yer almıştır. Sultan II. Abdülhamit'in mücevheratının bir kısmının Paris ve Londra'da satılmasıyla cemiyet büyük bir gelir elde etmiştir. Osmanlı hanedan mensupları, özellikle Sultan Mehmet Reşat ve VI. Mehmet Vahdettin'in fahri başkanlıkları döneminde büyük maddi destek sağlamışlardır. Şehzade Yusuf İzzettin ve Abdülmecit Efendilerin himayesinde düzenlenen spor müsabakaları, yarışlar ve konser gelirleri de cemiyet kasasına aktarılmıştır.
Nakdî yardımların yanı sıra, cemiyete ayni yardımlar da yapılmıştır. Bunlar arasında çeşitli hediyelik eşyalar, silahlar, gayrimenkuller, kurban derileri, boynuz gibi objeler bulunmaktaydı. Tarihî değeri olmayan ayni yardımlar sergilerde satılarak gelir elde edilmiştir. Tütün, koza, fındık, zahire gibi zirai mahsuller de önemli ayni yardımlar arasındadır.
24 Eylül 1916'da çıkarılan "Mükellifât-ı Ziraîye Kanunu" çerçevesinde, boş tarlaların tespit edilerek kamu yararına kullanılması kararlaştırılmış; bu bağlamda Donanma Cemiyeti, bir ziraat seferberliği başlatarak "harp tarlaları" adıyla üretim merkezleri oluşturmuştur. Bu tarlalarda yetiştirilen ürünlerin (mısır, patates, nohut, fasulye, buğday, arpa) satışı önemli gelir sağlamıştır. 15 Şubat 1915'te kurulan "Donanma Cemîyeti Ziraat Encümeni", zirai faaliyetleri sistematik bir şekilde yürütmekle görevlendirilmiştir.
Cemiyet, gelir elde etme amacı güden ancak aynı zamanda kültürel ve sosyal katkılar sunan faaliyetler de yürütmüştür:
Cemiyet, topladığı gelirleri donanmayı güçlendirmek amacıyla savaş, nakliye gemileri ve askerî mühimmat alımlarında kullanmıştır. Bu süreçte Harbiye ve Bahriye Nezaretleri ile koordineli çalışılmıştır.
Donanma Cemiyeti, faaliyetleriyle ilgili gelir gider cetvellerini dönemin gazeteleri ve Donanma Mecmuası'nda düzenli olarak yayımlayarak halkla paylaşmıştır. Nizamnamesinde cemiyet üyelerine hesapları inceleme yetkisi tanınması, cemiyetin şeffaf çalıştığının önemli bir göstergesidir. Kendi içinde kurduğu denetleme sistemi ve yörelerin etkili ve sevilen kişileri arasından seçilen üyeler sayesinde görevi kötüye kullanımların önüne geçilmiştir. Halktan gelen her şikâyet dikkate alınmış ve gerektiğinde adli mercilere sevk edilmiştir. Karadeniz bölgesindeki şubelerin (Trabzon, Gümüşhane, Rize, Giresun, Ordu vb.) ekonomik zenginlikleriyle orantılı olarak daha aktif çalıştığı ve yüksek miktarda iane topladığı görülmektedir.
Donanma Cemiyeti, yaklaşık on yıl boyunca etkin bir şekilde faaliyet göstermiş ve yaklaşık 607.753.650 kuruş gelir elde ederek birçok savaş gemisinin alımında önemli pay sahibi olmuştur. Faaliyetlerini Birinci Dünya Savaşı sonuna kadar sürdürmüştür. 30 Ekim 1918 tarihli Mondros Ateşkes Antlaşması'nın ardından, cemiyet üyelerine karşı başlatılan olumsuz propagandalar ve yolsuzluk iddiaları, cemiyetin fesih sürecini hızlandırmıştır. Osmanlı Donanma Cemiyeti, 17 Şubat 1914'te "Osmanlı Donanma Cemîyeti" olarak isim değiştirmiş, 2 Şubat 1919 tarihinde önce Bahriye Nezareti'ne bağlanmış ve 2 Mayıs 1919'da çıkarılan bir kararname ile resmen feshedilmiştir. Cemiyetin mal varlıkları Nisan 1919'da Maliye Nezareti'ne devredilmiştir.
Donanma Cemiyeti'nin elinde kalan yaklaşık 600.000 piyangolu tahvil de, Damat Ferit Paşa hükümetince Cemiyeti fesheden 2 Mayıs 1919 tarihli Heyet-i Vekile Kararnamesiyle Hazineye devredilmiştir.
Cumhuriyet döneminde ise 12 Aralık 1925 tarih ve 689 sayılı kanunla bu kararname kaldırılarak, eski Donanma Cemiyeti'nin Hazineye intikal eden parası ve gayrimenkulleri dışındaki hakları Türk Tayyare Cemiyeti'ne verilmiştir (Üçüncü tertip Düstur, cİlt 7, s. 218).
İtibar-ı Milli Bankası'nın 21 Haziran 1927 tarih ve 116 sayılı Kanunla (Üçüncü tertip Düstur, cild 6, s. 1734) Türkiye İş Bankası'na devredilmesiyle, elinde kalan 178.150 Donanma Cemiyeti tahvili de İş Bankası'na geçmiştir. "Mülga Donanma Cemiyeti tarafından çıkarılan İkramiyeli Piyango Tahvillerinin Kaldırılması hakkında"ki 3672 sayılı Kanun'un kabul edildiği 5 Temmuz 1939'a kadar sadece 61.000 tahvil, her yıl Bankaca itfa edilmekteydi. Bu tahvillerin pek faiz getirmediği, Borsada işlem görmediği, ancak uzun vadeli piyango bileti niteliğinde oldukları göz önüne alınarak, söz konusu kanunla derhal bedelleri ödenerek ortadan kaldırılmışlardır.
Cemiyetin yazışma evrakları 1928 yılında Türk Tayyare Cemiyeti'ne devredilmiş; Türk Tayyare Cemiyeti (daha sonra Türk Hava Kurumu), arşivindeki Donanma Cemiyeti'ne ait tüm belgeleri 15 Nisan 1942'de Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Arşivi'ne teslim etmiştir. Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü (TİTE) Arşivi'nde, cemiyetin kuruluş nizamnamesi, yazışmaları, talimatnameleri, beyannameleri, bağış toplama usulleri, makbuzları, üyelik cüzdanları, gemi satın alımına dair evrakları ve kayıt defterleri de dahil olmak üzere yaklaşık 175.000 belge bulunmaktadır. Bu belgeler, analitik tasnifleri yapılarak dijital ortama aktarılmış ve TİTE Arşiv Katalogları'nda yer almaktadır. Donanma Cemiyeti, Osmanlı Devleti'nin son döneminde halkın vatanseverlik duygularıyla donanmaya destek olmak için gösterdiği büyük çabanın ve dayanışmanın önemli bir sembolü olarak Türk tarihinde yerini almıştır.

Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Osmanlı Donanma Cemiyeti" maddesi için tartışma başlatın
Kuruluşu ve Amaçları
Yasal Statüsü, Örgütlenme ve Nizamname
Gelir Kaynakları ve Faaliyetler
Kültürel ve Sosyal Faaliyetler
Donanma Alımları ve Diğer Katkılar
Şeffaflık ve Denetim
Kapatılması ve Mirası
Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.