Torul (İlçe)
Torul, Gümüşhane’nin dağlar arasına gizlenmiş, masalsı bir ilçesidir. Hem yemyeşil ormanları hem de gökyüzüne uzanan eski kaleleriyle, keşfedilmeyi bekleyen bir hazine sandığı gibidir. Sen de bulutlara komşu olan bu yüksek kasabada bir yolculuğa çıkmaya ne dersin?
Torul Nerededir ve Nasıl Bir Yerdir?
Torul, Doğu Karadeniz’in iç kısımlarında, Harşit Çayı’nın kıvrılarak aktığı derin bir vadide kurulmuştur. Etrafı dev gibi dağlarla çevrilidir. Bu dağlar, ilçeyi sanki kocaman bir duvar gibi korur. Buranın doğası çok zengindir. Her yer yüksek çam ağaçları ve meşelerle kaplıdır. Eskiden buralar geçit vermeyen kayalıklarla dolu olduğu için insanlar burayı güvenli bir sığınak olarak kullanmışlar.

Torul'u temsil eden görsel (T.C. Torul Kaymakamlığı)
Torul İsmi Nereden Gelir?
Çok eski zamanlarda, buralarda yaşayanlar Torul’a "Ardasa" derlerdi. Ancak bir gün Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey bölgeye gelip otağını (büyük çadırını) buraya kurmuştur. Onun ismine atıfta bulunularak bu güzel yerin adı zamanla "Torul" olarak anılmaya başlanmıştır.
Tarihteki Ateş Kuleleri ve Kaleler
Torul, tarihin her döneminde çok önemli bir yol üzerindeydi. Eskiden burada yaşayan Cenevizliler, haberleşmek için dağların tepelerine ateş kuleleri inşa etmişlerdi. Bir tehlike olduğunda kulelerde ateş yakarak birbirlerine haber gönderirlerdi.
Bugün hala görebileceğiniz Torul Kalesi, bu kulelerin en güzel örneklerinden biridir. Ayrıca ilçede yaklaşık 1100 yıl önce inşa edilmiş, maden gelirleriyle ünlü çok eski bir manastır da bulunmaktadır.
Torul’da Yaşam ve Eğlence
Torul’da insanlar ağaçlarla iç içe yaşarlar. Ormanların çok olması nedeniyle evlerdeki küçük atölyelerde ahşaptan harika eşyalar yapılır. Belki evinizdeki tahta kaşık veya oklava buralardan gelmiş olabilir! Burada sadece tarih yok; spor da çok seviliyor! Torul’un voleybolda oldukça başarılı bir takımı vardır. Ayrıca buranın meşhur pestil ve köme tatlılarını yemeye doyum olmaz. Karaca Mağarası gibi yeraltı dünyasının harikalarını görmek için her yıl pek çok çocuk burayı ziyaret eder.


