Emanullah Han
Afganistan’ın eski kralı olan Emanullah Han, ülkesini çok seven ve onun bağımsızlığı için büyük hayaller kuran cesur bir liderdi. Yaklaşık yüz yıl önce yaşayan bu kral, halkının modern ve eğitimli bir toplum olmasını her şeyden çok istiyordu. Onun hikâyesi, sadece bir ülkenin yönetimi değil, aynı zamanda Atatürk ile kurulan çok derin bir dostluğun da hikâyesidir.
Afganistan’ın Özgürlük Mücadelesi Neden Önemliydi?
Emanullah Han, 1919 yılında babasından sonra tahta geçtiğinde ülkesi tam olarak özgür değildi. O dönemde İngiltere, pek çok ülke gibi Afganistan üzerinde de büyük bir güce sahipti. Genç kral, tahta çıkar çıkmaz ülkesinin tam bağımsız olması gerektiğini tüm dünyaya ilan etti. İngilizlere karşı bir bağımsızlık mücadelesi başlatan Emanullah Han, halkını bir araya getirerek büyük bir cesaret örneği gösterdi. Yapılan savaşlar ve görüşmeler sonunda, 1919 yılında Afganistan tam bağımsızlığını kazandı. Bu zaferden sonra halkı ona, savaşan ve kazanan anlamlarına gelen "Gazi" unvanını verdi.
Atatürk ile Kurulan Büyük Dostluk Nasıl Başladı?

Emanullah Han temsili (Yapay zeka tarafından oluşturulmuştur.)
Emanullah Han, yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’ni ve onun lideri Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü çok takdir ediyordu. 1928 yılında Türkiye’yi ziyaret eden ilk yabancı devlet başkanı olma onuruna sahip oldu. Ankara’ya geldiğinde tren istasyonunda Atatürk tarafından büyük bir sevgi ve törenle karşılandı. İki lider bir araya geldiklerinde birbirlerine çok güvendiler ve birbirlerine "biraderim" yani kardeşim diye hitap ettiler. Emanullah Han, Ankara’daki yeni binaları, okulları ve fabrikaları büyük bir hayranlıkla inceledi. Hatta ayrılırken Türk halkına olan sevgisini, "Türkler bizim gözbebeğimizdir" sözleriyle dile getirdi.
Okullar ve Yeni Bir Gelecek İçin Neler Yaptı?
Kral Emanullah’ın en büyük hayallerinden biri, çocukların ve gençlerin en iyi şekilde eğitim almasıydı. Ülkesine döner dönmez pırıl pırıl yeni okullar açtı ve eğitimi herkes için zorunlu hale getirdi. Özellikle kız çocuklarının okula gitmesini çok önemsiyordu ve onlar için özel liseler kurdu. Eğitimin gücüne o kadar çok inanıyordu ki birçok Afgan gencini daha iyi öğrenim görmeleri için Türkiye’ye ve Avrupa’ye gönderdi. Hatta 1928 yılında bir grup Afgan kız öğrenciyi, doktor ve hemşire olmaları için dostu Atatürk’ün ülkesine emanet etti. O, bilgili bir neslin Afganistan’ı çok daha güzel yerlere taşıyacağını biliyordu.
Hayalleri ve Vedası Nerede Son Buldu?
Emanullah Han, ülkesinde çok hızlı değişimler yapmak istediği için bazı gruplar bu hıza ayak uyduramadı ve ona karşı çıktılar. Yeniliklere alışamayan bazı kişiler ülkede karışıklıklar çıkardılar. Barışsever bir kral olan Emanullah Han, ülkesinde bir iç savaş çıkmasını ve halkının zarar görmesini istemedi. Bu üzücü olaylar nedeniyle 1929 yılında tahtını bıraktı ve ailesiyle birlikte başka bir ülkeye gitmek zorunda kaldı. Ancak onun ektiği eğitim ve özgürlük tohumları, Afganistan’ın tarihinde her zaman bir umut ışığı olarak kalmıştır. 1960 yılında hayatını kaybettiğinde, vasiyeti üzerine çok sevdiği ülkesine getirilerek Celalabad şehrinde toprağa verildi.
Zaman Yolculuğu
Bundan yaklaşık 100 yıl önce, dünyadaki pek çok ülke henüz özgür değildi. Emanullah Han’ın liderliğindeki Afganistan, o dönemde büyük bir imparatorluğa karşı bağımsızlığını kazanan ilk doğu ülkelerinden biri olarak tarihe adını altın harflerle yazdırmıştır.

