Tekirdağ Kral Yolu
Bir zamanlar, Tekirdağ adında çok güzel bir şehir varmış. Burada Klara adında çok güzel bir prenses yaşarmış. Ayrıca, Barbaros köyünde de Orfeos adında cesur bir prens varmış. Bu iki genç birbirlerine aşık olmuşlar, ama onların hikayesi hiç de kolay olmamış. Çünkü içinde büyü, zorluklar ve biraz da hüzün dolu bir macera yaşanmış.
Orfeos, lir adında küçük bir müzik aleti çalmayı çok severmiş. Her dolunay gecesi deniz kenarına gidip, ay ışığında lir çalarmış. Onun çaldığı melodiler rüzgarla taşınarak Tekirdağ'daki prenses Klara'ya ulaşırmış. Klara bu güzel melodileri dinlediğinde Orfeos'a olan sevgisi her geçen gün daha da artarmış. Bir gün, bir ziyafette karşılaşmışlar ve birbirlerine aşık olmuşlar.
Prenses Klara'nın babası, bu iki gencin evlenmesine bir şart koymuş. Orfeos'tan Barbaros'tan Tekirdağ'a kadar denizin hemen altından geçen taşlarla döşeli bir yol yapmasını istemiş. Ancak yol tamamlanınca evlenmelerine izin vereceğini söylemiş. Orfeos bu zorlu görevi kabul etmiş. Günlerce çalışarak, dev taşlarla döşeli bir yol yapmış. Bu yol, bugün Kral Yolu olarak biliniyor.
Kral Yolu, bugün hâlâ Tekirdağ’da denizin içinde görülebiliyor. Özellikle deniz çekildiğinde, taş döşeli bu yol ortaya çıkıyor. Yolun bazı yerleri yıkılmış, üzeri yosunlarla ve midyelerle kaplanmış ama hâlâ bu büyülü hikâyeyi hatırlatıyor. Tekirdağ’da yaşayanlar bu efsaneyi çocuklarına anlatarak Kral Yolu’nun hikâyesini yaşatıyorlar.

