
27 Mayıs 1960 Darbesi, Türk Silahlı Kuvvetleri içinde yer alan bir grup subayın, dönemin iktidar partisi Demokrat Parti (DP)’yi zorla görevden uzaklaştırmasıyla gerçekleşmiş askerî müdahaledir. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde gerçekleşen ilk askerî darbe olup, anayasal düzen askıya alınmış, seçilmiş hükümet mensupları tutuklanmış ve Türkiye Büyük Millet Meclisi feshedilmiştir. Bu süreçte Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan, mahkeme kararıyla idam edilmiştir. Darbe, ülke tarihinde derin siyasi ve toplumsal etkiler yaratmış, demokratik düzene yönelik ciddi bir müdahale olarak kayda geçmiştir.
DP, 1950 seçimlerinde "Yeter Söz Milletindir" sloganıyla iktidara gelmiş ve çok partili siyasi hayatın ilk başarılı örneği olarak geniş destek kazanmıştır. CHP dönemindeki devletçi ekonomi yerine, DP liberal ve özel teşebbüsü destekleyen bir ekonomi anlayışı benimsemiştir. Bu dönemde tarıma dayalı büyüme hedeflenmiş, ABD yardımlarıyla ulaşım ve altyapı yatırımları artırılmıştır. Karayolu yatırımları öne çıkmış, sanayi ve ulaştırma alanlarında özel sektör desteklenmiştir.
DP’nin ekonomik kalkınma hamlesiyle birlikte ulaştırma, sanayi ve tarım politikaları öncelikli alanlar hâline gelmiştir. 6224 sayılı Yabancı Sermayeyi Teşvik Kanunu, Petrol Kanunu gibi düzenlemelerle dış yatırım çekilmiş; karayolu yatırımları hızlandırılmıştır. Aynı zamanda, ezanın Türkçeden tekrar Arapçaya çevrilmesi kararı alınarak ibadet özgürlüğü açısından önemli bir adım atılmıştır. 16 Haziran 1950’de çıkarılan yasa değişikliği ile ezan Arapça okunabilir hâle getirilmiş, bu düzenleme kamuoyunda geniş destek bulmuştur.
Selanik’te Atatürk’ün evine bomba atıldığı haberiyle başlayan olaylarda İstanbul ve İzmir’de ayaklanmalar yaşandı. Kıbrıs’ta Rumların ENOSİS talebine karşı düzenlenen bir protesto, 6-7 Eylül 1955’te İstanbul’da geniş çaplı bir yağma hareketine dönüşerek hükümeti hem iç hem de dış politikada zor durumda bıraktı.
Hükümet ekonomiyi iyileştirmek adına II. Dünya Savaşı yıllarında kullanılan korumacı politikalara dönüş için Millî Korunma Kanunu çıkardı. Ancak bu yaklaşım 1958’de terk edildi ve IMF’nin tavsiyesiyle yeniden liberal ekonomik modele dönüldü.
Darbe sonrasında kurulan Milli Birlik Komitesi (MBK), 38 subaydan oluşmuş, tüm yetkileri devralmıştır. TBMM feshedilmiş, anayasa yürürlükten kaldırılmış ve siyasi partilerin faaliyetleri askıya alınmıştır. Ülke çapında yönetime askerî komutanlar atanmıştır. MBK’nin başına Orgeneral Cemal Gürsel getirilmiş; Gürsel, Devlet Başkanı, Başbakan ve Milli Savunma Bakanı olarak görev yapmıştır.
Komite içinde kısa süre içinde fikir ayrılıkları ortaya çıkmış, 13 Kasım 1960’ta “14’ler” adıyla anılan üyeler Komite’den uzaklaştırılmıştır. Bu gelişme, MBK içinde güç mücadelesi ve kurumsal dengesizliklerin yaşandığını göstermiştir.
Darbe sonrasında DP yöneticileri tutuklanmış ve İstanbul açıklarındaki Yassıada’da kurulan Yüksek Adalet Divanı'nda yargılanmışlardır. 14 Ekim 1960’ta başlayan ve 15 Eylül 1961’de tamamlanan yargılamalarda 592 kişi hakkında dava açılmış, 288 kişi için idam cezası talep edilmiştir. Yüksek Adalet Divanı, 15 kişi hakkında idam cezası vermiştir.
Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan hakkında verilen idam cezaları infaz edilmiştir. Cumhurbaşkanı Celal Bayar hakkında da idam kararı verilmişse de yaşının 80’i aşması nedeniyle cezası müebbet hapse çevrilmiştir. Kararların bir kısmı oybirliği, bir kısmı ise oy çokluğuyla alınmıştır.
İdam kararlarına karşı hem yurt içinde hem de uluslararası çevrelerde tepkiler yükselmiş, infazların durdurulması için çeşitli çağrılar yapılmıştır. Buna karşın Milli Birlik Komitesi, Adnan Menderes ve iki bakanının cezalarını infaz etmiştir.
Yargılamaların bağımsız ve tarafsız yürütülüp yürütülmediği konusunda dönemin ve sonraki dönemlerin hukukçuları ve tarihçileri tarafından ciddi tartışmalar yürütülmüştür. Yassıada Mahkemeleri, olağan yargı yetkisinin dışında, özel amaçlarla kurulmuş bir yapı olarak çalışmıştır. Yargı süreci boyunca kamuoyuna yoğun propaganda yapılmış, DP üyeleri “düşük” sıfatıyla anılmıştır.
MBK, darbenin meşruiyetini toplum nezdinde sağlamak amacıyla çok yönlü propaganda faaliyetleri yürütmüştür. “27 Mayıs İnkılabı” adı altında broşürler, mitingler, kültürel dernekler, köy gezileri ve basılı yayınlar aracılığıyla DP iktidarına karşı olumsuz bir algı oluşturulmaya çalışılmıştır. Bu faaliyetler arasında radyo yayınları, gazetelerdeki sistematik suçlamalar, Atatürk büstleri ve “27 Mayıs hatıra paraları” gibi sembolik araçlar da yer almıştır. Özellikle Yassıada Broşürü'nde DP üyeleri için sıralanan suçlamalar ve anlatımlar, dönemin siyasi atmosferinde mahkeme kararlarını kamuoyuna kabul ettirme amacı taşımıştır.
27 Mayıs sonrasında DP’nin tüzel kişiliği kaldırılmış, siyasi partilerin tamamının faaliyetleri yasaklanmıştır. MBK, anayasal düzenin yeniden kurulması amacıyla Geçici Anayasa hazırlamış ve yeni bir anayasa süreci başlatılmıştır. 1961 Anayasası, Kurucu Meclis tarafından hazırlanmış ve %60,4 oy oranıyla halk oylamasında kabul edilmiştir.
15 Ekim 1961’de genel seçimler yapılmış, 25 Ekim’de yeni TBMM açılmış ve MBK yönetimi sona ermiştir. Ancak ordu, yeni dönemde de siyasal sistem üzerinde etkili olmaya devam etmiştir.
27 Mayıs Darbesi sonucunda idam edilen Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu’nun itibarı, 11 Nisan 1990 tarihinde TBMM tarafından çıkarılan bir kanunla iade edilmiştir. Aynı kanunla bu üç kişinin naaşları İmralı Adası'ndan alınarak, devlet töreniyle İstanbul’daki anıt mezara nakledilmiştir. Bu adım, darbe sonrası yapılan yargılamaların meşruiyeti konusundaki tartışmaların ardından, tarihsel bir düzeltme girişimi olarak kabul edilmiştir.
İade-i itibar süreci, yalnızca sembolik bir anlam taşımamış; aynı zamanda demokratik siyasetin ve hukukun üstünlüğünün teyit edilmesi açısından da önem arz etmiştir. TBMM Hukuk Hizmetleri Başkanlığı’nın 2013 yılında yaptığı değerlendirme, Yassıada kararlarının iptali yerine yargılamaların yeniden yapılmasının hukuken mümkün olduğu yönünde görüş bildirmiştir.

Henüz Tartışma Girilmemiştir
"27 Mayıs Askeri Darbesi" maddesi için tartışma başlatın
Arka Plan: DP İktidarı İlk Yılları
Darbe Öncesi Süreç
6-7 Eylül 1955
6 Haziran 1956
1957 Yılı
1959 Yılı
1960 Yılı
Yönetimin Ele Geçirilmesi ve MBK
Yargılamalar ve İdamlar
Propaganda ve Kamuoyu Yönetimi
DP’nin Kapatılması ve Siyasal Dönüşüm
İade-i İtibar Süreci
Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.