ABBÂD b. SÜLEYMAN es-SAYMERÎ
(عبّاد بن سليمان الصيمري)
fav gif
Kaydet
Alıntıla
kure star outline
Avatar
Ana YazarMUSTAFA ÖZ20 Kasım 2024 07:42
Basra Mu‘tezilesi’nin önde gelen kelâmcılarından.

ABBÂD b. SÜLEYMAN es-SAYMERÎ

Approved Article Icon

Doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Nisbesinden anlaşılacağı üzere Saymeralıdır. Saymera, biri Basra’da Ma‘kıl nehri civarında, diğeri de Hûzistan ile Diyârıcebel arasında bulunan iki şehrin adıdır. İbnü’n-Nedîm’in “el-Basrî” kaydına dayanarak Abbâd’ın Basra Saymerası’ndan olduğunu söylemek mümkündür. Ancak onun Hûzistan Saymerası’ndan olduğu da ileri sürülmektedir (bk. EIr., 70).


Abbâd, Hişâm b. Amr el-Fuvatî’nin talebesi oldu ve onun düşüncelerini benimseyerek Ebü’l-Hüzeyl’den beri devam eden diğer Basra Mu‘tezilesi’nin ana temayüllerine karşı çıktı. Bu sebeple Ebû Ali el-Cübbâî ile oğlu Ebû Hâşim ve Kādî Abdülcebbâr gibi Mu‘tezile âlimleri tarafından tenkitlere mâruz kaldı. Ebû Hâşim’in Abbâd b. Süleyman’ı tenkit etmek için müstakil bir eser yazdığı bilinmektedir. Abbâd’ın İbn Küllâb el-Basrî ile münazaralar yaptığı ve onu düşüncelerinden dolayı Hıristiyanlık’la suçladığı rivayet edilmektedir.


Abbâd’a göre duyular beş değil, yedidir. Elem ve lezzeti hissetmek de iki ayrı duyudur. Abbâd, kıdemin Allah’ın zâtının daima var olduğu anlamına geldiğini belirtmiş, Allah’tan önce bir varlığın bulunmadığı görüşünü reddederek böyle bir kıyaslamanın dahi câiz olamayacağını ileri sürmüştür. Allah’ın birliği sayı mânasında anlaşılamaz, sadece zâtını övmek için O’na “bir” (vâhid) denilebilir. Ona göre Allah hay, âlim ve kādirdir; fakat zâttan ayrı birer kavram (sıfat) olan hayat, ilim ve kudret O’na nisbet edilemez. Diğer bütün ilâhî isimlerde de durum aynıdır. Allah var olacağını bildiği varlıkları yaratmaya muktedirdir. Fakat O’nun hakkında, “Var olmayacağını bildiği şeyleri yaratmaya muktedirdir” denmez. “Allah binefsihi veya bizâtihi âlim, kādir ve diridir” diyenleri reddeden Abbâd, nefs ve zât kelimelerinin kullanılmasına kesinlikle karşı çıkmıştır. Abbâd, “Allah’ın yüzü, elleri, gözleri ve yanı (vech, yed, ayn, cenb) vardır” diyenleri de reddetmiş ve teşbihi andıran bu tür sıfatları ihtiva eden âyetlerin ancak Kur’an âyetleri olarak kıraat edilebileceğini, fakat bunların tefsir ve te’vil edilebilecek bir mânası bulunmadığını savunmuştur. Ona göre yaratıcı ve rızık verici (hâlik, râzık) gibi fiilî sıfatların kadîm veya hâdis olduğu hakkında da herhangi bir hüküm vermek doğru değildir. Abbâd imanı, küfrü, şerri ve insanların kötü dediği şeyleri Allah’ın yaratma gücünün bulunmadığını iddia etmiş, onun her fiilinin “câiz kategorisi”ne girdiğini, fiilinde salâha riayet etmemesinin ise câiz olmadığını ileri sürmüştür. Bununla birlikte Allah’ın âhirette vereceği bir sevaba karşılık (ivaz) olmaksızın kullarına elem vermesinin güzel bir fiil olarak nitelenebileceğini kabul eder. Ona göre nübüvvet, işledikleri amellerin sonucu olarak peygamberlere verilmiş bir mükâfattır. Hissî mûcizeler peygamberliğin delili olamaz. Çünkü asânın yılana dönmesi, ayın ikiye bölünmesi birer arazdır. Arazlar ise bu konuda delil olmaz. Günah işleyen kimse tövbe etse de işlediği günahın cezasından kurtulamaz (Abbâd’ın diğer görüşleri için bk. Eş‘arî, Maḳālât, “Fihrist”, s. 640-641).


Abbâd b. Süleyman’ın yazdığı eserler, İbnü’n-Nedîm’in belirttiğine göre, Kitâbü’l-İnkâr en yaḫluḳa’n-nâs efʿâlehum, Kitâbü Tes̱bîti delâleti’l-aʿrâż, Kitâbü İs̱bâti’l-cüzʾi’lleẕî lâ yetecezzeʾ ve el-Ebvâb’dır. Ebû Hâşim’in, bu son eseri nakz ve reddettiği rivayet edilmektedir.


Abbâd b. Süleyman’ın fikirlerini benimseyenlere Abbâdiyye denildiği Eş‘arî tarafından kaydedilmekte ise de daha sonraki eserler Abbâdiyye’den bahsetmemiştir.

Sen de Değerlendir!

0 Değerlendirme

Tartışmalar

Henüz Tartışma Girilmemiştir

"ABBÂD b. SÜLEYMAN es-SAYMERÎ" maddesi için tartışma başlatın

Tartışmaları Görüntüle
KÜRE'ye Sor