Bağıl nem (Nispî nem), havadaki mevcut su buharı miktarının, o havanın aynı sıcaklıkta taşıyabileceği potansiyel su buharı kapasitesine veya en yüksek su buharı miktarına oranıdır. Bu oran genellikle yüzde (%) olarak ifade edilir. Havanın su buharı tutma kapasitesi, temel olarak hava sıcaklığının bir fonksiyonudur; sıcak hava, soğuk havaya göre daha fazla nem içerebilir veya tutabilir. Hava, taşıyabileceği maksimum nemi bünyesine aldığında doyma noktasına ulaşmış olur ve bu durumda bağıl nem %100 olarak ölçülür.
Bağıl nem; coğrafya, iklim bilimi, insan sağlığı ve kültürel mirasın korunması gibi birçok alanda incelenen bir çevresel parametredir.
Coğrafya öğretiminde nem konusundaki kavramlar, soyut olmaları nedeniyle öğrenciler arasında sıklıkla karıştırılmaktadır. Temel kavramlar mutlak nem, mutlak nem kapasitesi ve bağıl nem oranıdır.
Bazı ders kitaplarında bu kavramların kullanımında yanlışlıklara rastlanmaktadır. Örneğin, mutlak nem miktarı ile mutlak nem kapasitesi birbirinin yerine kullanılabilmektedir. "Sıcaklık arttıkça mutlak nem artar" ifadesi her zaman doğru değildir; artan şey mutlak nem kapasitesidir. Mutlak nem miktarı ise havanın bulunduğu ortama, yani nem kaynaklarına yakınlığa bağlıdır.
Benzer şekilde, "Sıcaklık arttıkça bağıl nem oranı düşer" ifadesi de kesin bir kural değildir. Sıcaklık artışıyla birlikte (kapasite artar), eğer nem kaynakları yeterliyse ve mutlak nem miktarı da artarsa, bağıl nem oranı yüksek kalabilir veya yükselebilir. Bu nedenle, bağıl nemin bir "miktar" değil, bir "oran" olduğu vurgulanmalıdır.
Bağıl nem (RH), hem iç hem de dış mekanlarda insan sağlığı üzerinde etkileri olan bir çevresel parametredir.
Sağlık açısından optimal bağıl nem aralığı %40-60 olarak kabul edilmektedir. Bu aralığın altındaki veya üstündeki koşullar, solunum yolu hastalıklarının alevlenmesine ve enfeksiyonların bulaşmasına zemin hazırlayabilir.
Bağıl nemin birincil etkisi, mukusun reolojik özelliklerini , ozmolaritesini ve dolayısıyla muko-siliyer klerensi (solunum yollarının kendi kendini temizleme mekanizması) değiştirmesidir.
Üst solunum yollarında soğuk havanın solunması mukus viskozitesini artırır ve siliyer atımı azaltarak viral enfeksiyonlara yatkınlığı artırır. Alt solunum yollarında ise aşırı veya kalınlaşmış mukus, bakteriyel tutunmayı kolaylaştırabilir. Mukus tabakasındaki bu bozulma, epitel bütünlüğünü sağlayan sıkı bağlantıların (tight junctions) yapısını bozarak mukoza bariyerinin kirleticilere, alerjenlere ve virüslere karşı geçirgenliğini artırabilir. Hasar gören epitel hücreleri, inflamatuar kaskadı başlatabilen alarminler (IL33, TSLP, IL25) gibi mediatörler salgılayabilir.
Bağıl nem seviyeleri, patojenlerin ve alerjenlerin büyümesini doğrudan etkiler.
Bağıl nem, müze koleksiyonlarının ve kültürel mirasın korunmasında (konservasyon) kritik bir parametredir.
Müzeler için bağıl nem spesifikasyonları 1960'lı ve 1970'li yıllarda katı bir hal almıştır. 1929'da Londra Ulusal Galerisi için mühendis MacIntyre, bilimsel bir temele dayanmaksızın, Londra iklimi ve teknik fizibiliteye dayanarak %55-%60 RH önermiştir. Daha sonra galerinin ahşap eserlerdeki yıllık ortalama nem içeriğinin %58 RH'ye denk geldiği belirlenmiştir. Zamanla %50 veya %55 RH gibi değerler, ±2% veya ±5% gibi dar dalgalanma aralıklarıyla birlikte standart haline gelmiştir. Ancak bu standartlar, eserlerin ihtiyaçlarından çok, o dönemki teknik fizibiliteye dayanıyordu. %50 RH değeri mekanik olguları vurgularken, kimyasal olguları göz ardı etmekteydi. Bu sistemlerin kurulumu, bakımı ve soğuk iklimlerde binalara verdiği hasar (nemlendirme nedeniyle) maliyetli olmuştur.
Bağıl nemin eserler üzerindeki etkisi dört ana kategoride incelenir: nem (damp), kritik değerler, %0 üzerindeki RH ve RH dalgalanmaları.
Bununla birlikte, esnek (örn. tekstiller ) veya hareket edebilen (örn. iyi tasarlanmış ahşap doğramalar ) birçok nesne, bu dalgalanmalardan daha az etkilenir.
İklim değişikliği bağlamında bağıl nem (R), su buharı ve bulutlardan kaynaklanan iklim geri bildirimlerini anlamak için analiz edilmektedir.
Genel Dolaşım Modelleri (GCM'ler), iklimin ısınmasıyla bağıl nemde (R) ortaya çıkacak değişimlere dair karakteristik bir model öngörmektedir. Modeller, küresel su buharı geri beslemesinin, iklimden bağımsız (sabit) bir bağıl nem dağılımından kaynaklanana yakın olduğunu öngörse de , bu, bağıl nemin her yerde değişmez kalacağı anlamına gelmemektedir.
Modellerdeki R eğilimleri şunları içerir: tropopoz çevresinde artış, tropikal üst troposferde azalma ve orta enlemlerde azalma. Bu değişim modeli, aynı GCM'lerde simüle edilen bulut örtüsü değişimleriyle benzerlik göstermektedir; bu da modellerde bulut değişimlerinin R tarafından kontrol edildiğini doğrulamaktadır.
R değişimlerinin büyüklüğü, modelin yatay çözünürlüğü ile ilişkili olma eğilimindedir. Tropik bölgeler dışında, GCM çözünürlükleri T85 (yaklaşık 2°) ve üzerine çıktığında, sonuçların mevcut gözlemlere yaklaştığı ve bir yakınsama gösterdiği belirtilmektedir.
Öngörülen R değişim modelini açıklamak için kullanılan basit bir hipotez, mevcut R dağılımının, ısınan iklimle birlikte tropopozla beraber yukarı doğru ve zonal jetlerle beraber kutuplara doğru "kaydığı" şeklindedir. Nitekim, R'nin azaldığı bölgeler ( δR<0), kabaca R'nin mevcut iklimde kutba veya yukarı doğru arttığı yerlerle örtüşmektedir.
Ancak, modellerin analizi bu "kayma" açıklamasının tek başına yetersiz olduğunu göstermektedir.
Alternatif bir açıklama, R'nin yerel olmayan "son doygunluk" (last-saturation) sıcaklık değişimlerine bağlı olmasıdır. Havanın R değeri, mevcut sıcaklığı ile en son doygunluğa ulaştığı (LS) noktadaki sıcaklık arasındaki farka bağlıdır. Eğer son doygunluk, farklı sıcaklık değişimleri yaşayan uzak bölgelerde meydana geliyorsa, R değeri değişecektir.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Bağıl Nem" maddesi için tartışma başlatın
Kavramsal Ayrımlar ve Terminoloji
Sağlık Üzerindeki Etkileri
Optimal Aralık ve Sağlık Riskleri
Mukoza, Muko-siliyer Klirens ve Bağışıklık
Patojenler ve Alerjenler Üzerindeki Etkisi
Müzecilik ve Eser Koruma
Müze Standartlarının Gelişimi
Malzemeler Üzerindeki Bozunma Etkileri
İklim Değişikliği ve Atmosferik Modeller
Genel Dolaşım Modellerinde (GCM) Eğilimler
"Kayma" Hipotezi ve Yetersizlikleri
Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.