BENGAL SULTANLIĞI
fav gif
Kaydet
Alıntıla
kure star outline
Avatar
Ana YazarENVER KONUKÇU20 Kasım 2024 07:58
1337-1576 yılları arasında Bengal’de hüküm süren İslâm hânedanı.

BENGAL SULTANLIĞI

Approved Article Icon
1493-1519 tarihleri arasında inşa edilen Chota Sonâ Mescidi’nin cümle kapısı ve giriş cephesindeki taş işçiliği – Gavr/Hindistan
1493-1519 tarihleri arasında inşa edilen Chota Sonâ Mescidi’nin cümle kapısı ve giriş cephesindeki taş işçiliği – Gavr/Hindistan
1493-1519 tarihleri arasında inşa edilen Chota Sonâ Mescidi’nin cümle kapısı ve giriş cephesindeki taş işçiliği – Gavr/Hindistan
Adine Mescidi’nin içinden bir görünüş – Pandua/Hindistan
Adine Mescidi’nin içinden bir görünüş – Pandua/Hindistan
Adine Mescidi’nin içinden bir görünüş – Pandua/Hindistan
Bengal Sultanlığı’ndan günümüze ulaşabilmiş mimari eserlerden Dahil Dervâze Mescidi – Gavr/Hindistan
Bengal Sultanlığı’ndan günümüze ulaşabilmiş mimari eserlerden Dahil Dervâze Mescidi – Gavr/Hindistan
Bengal Sultanlığı’ndan günümüze ulaşabilmiş mimari eserlerden Dahil Dervâze Mescidi – Gavr/Hindistan
1530 tarihli Kadem Resul Camii – Gavr/Hindistan
1530 tarihli Kadem Resul Camii – Gavr/Hindistan
1530 tarihli Kadem Resul Camii – Gavr/Hindistan

Hindistan’da Ganj ve Brahmaputra nehirlerinin aşağı mecraları ile ortak deltalarını ihtiva eden Bengal (Bengâle) ormanlık, bataklık ve nüfusça kalabalık bir bölge olup 650’den itibaren Pala ve Sena hânedanları tarafından idare edildi. Sena hânedanına mensup olan Ballâl Sen (Vallâle Sena 1108-1119), Gavr (Leknevtî) şehrini kurarak burayı bölgenin merkezi yaptı. Bengal uzun zaman genellikle Delhi sultanları tarafından gönderilen valiler ve sultanlar tarafından yönetildi. İlk Türk fetihlerinden Bâbürlü istilâsına kadar bölgede birçok hânedan hüküm sürdü.


Bengal, Halaç kumandanı Muhammed Bahtiyâr tarafından 1203-1204 yıllarında Türk hâkimiyeti altına alındı ve Delhi Sultanlığı’na bağlandı. Muhammed, Bihâr fethinden sonra Delhi Sultanı Kutbüddin Aybeg’in izniyle Bengal’e yürümüş, az bir kuvvetle son Sena racası Lahmaniye’yi mağlûp etmişti. Nuddea ve Leknevtî’yi ele geçiren Muhammed daha sonra Tibet taraflarına sefer düzenlemişse de geri dönüşü sırasında Brahmaputra nehrini geçerken büyük kayıplara uğramıştır. Ondan sonra İzzeddin Muhammed, Alâeddin Ali b. Merdan ve Hüsâmeddin İvaz gibi halefleri müstakil olarak saltanat sürdüler. 1227’de Sind, Pencap ve Moğol meselelerini halleden Şemseddin İltutmış Bengal üzerine yürüyerek ülkeyi sultanlığına kattı. Halaçlar’dan Melik Bilge’nin isyan hareketi bastırıldıktan sonra Leknevtî’nin idaresi valilere bırakıldı. Melik Alâeddin Canı ve Seyfeddin Aybeg Yağan Tut Bengal’de düzeni sağlayarak Şemsî sultanlarının askerî ve malî bakımdan güçlenmesini temin ettiler. 1266’da Delhi’de tahtı ele geçiren Gıyâseddin Balaban Han’ın oğlu Buğra Han ölümüne kadar Bengal’i yönetti. Balabanlılar Leknevtî’de bu tarihten itibaren Gıyâseddin Tuğluk’un istilâsına kadar saltanat sürdüler (1320).


Gıyâseddin Tuğluk Bengal’i biri batıda Leknevtî, diğeri doğuda merkezi Sonârgâon olmak üzere iki valiliğe ayırdı. Ancak onun 1325’te ölümünden sonra Doğu Bengal Fahreddin Mübârek Şah’ın, Batı Bengal ise Alâeddin Ali Şah’ın eline geçti. Fahreddin Mübârek Şah 1337’de, Alâeddin Ali Şah da 1340’ta bağımsızlıklarını ilân ettiler.


Şemseddin İlyas Şah 1345 yılında kendi hânedanını iş başına geçirerek 1352’de bütün Bengal’i tek idare altında birleştirdi. Ondan sonra yerine geçen İskender Şah 1390’da Gıyâseddin A‘zam Şah tarafından mağlûp edilerek öldürüldü. “Gıyâseddin” sıfatı ile İlyasşâhî tahtına oturan A‘zam Şah, Fîrûz Şah Tuğluk ile dost geçinerek Cavnpûrlular’ın baskısını önleyebilmişti. Onun zamanında Çin ile münasebetler geliştirilmiş ve Bengal körfezinin önemli limanlarından Çitagong şehri de ticarî bir merkez haline gelmiştir. 1410’da hükümdar olan Seyfeddin Hamza’dan sonra tahta Şehâbeddin Bayezid geçti (1412-1414). İlyasşâhîler’in son sultanı Alâeddin Fîrûz Şah (1414) olup devri hakkında bilgiler çok azdır. Ondan sonra yerli bir Hindu olan Raca Ganesa’nın (Ganeş) iktidarı ele geçirmesiyle İlyasşâhî hânedanının hâkimiyeti bir süre fasılaya uğradı. İlyasşâhîler’in idaresinde Bengal parlak devirlerinden birini yaşadı; yine bu sırada İslâm sanatları ve ilimleri gelişti, dokumacılık ve gıda ticareti teşvik edildi.


Raca Ganesa ailesinin Bengal’deki hâkimiyeti yirmi yıldan fazla sürmüştür (1414-1436). Hânedan Dinacpûr menşelidir. Bhaturya’da toprak sahibi yerli Hindu olan Ganesa’nın oğlu Cadu, İslâmiyet’i kabul ederek Celâleddin Muhammed adını aldı. Oğlu Şemseddin Ahmed Şah ise dış münasebetlere önem vermiş, Kanpûr-ı Şarkī Hükümdarı Şemseddin İbrâhim Şah’a karşı Timurlu Şâhruh Mirza’nın siyasî nüfuzunu kullanmasını istemişti. Ancak 1436’ya doğru Bengalliler üzerinde baskıyı arttırması ve halka zulmetmesi sonunu hazırladı.


1437’de İlyasşâhîler ikinci defa Bengal’de tahtı ele geçirdiler. Nâsırüddin Muhammed, Gavr ve Satgam’da cami ve çeşitli binalar yaptırdı. Bu devrede Afrika ve Habeşistan’dan gelen zenci kölelerde artış oldu ve 8000’den fazla Habeşî Bengal’de hizmete alındı. 1487’de Habeşî kumandanı Hadım Sultan Şâhzâde Bârbek Şah, İlyasşâhîler’in son hükümdarı Celâleddin Feth Şah’ı öldürerek iktidarı ele geçirdi.


Habeşîler’in ilk şahı Sultan Şâhzâde Bârbek’tir. Nâsırüddin Mahmud unvanı ile Fîrûz Şah’a halef olan bu hükümdar devlet idaresini nâibi Habeş Han’a bıraktı. Kısa bir süre sonra Sîdî Bedr, bir saltanat darbesiyle Şemseddin Muzaffer Şah unvanını alarak sultan oldu. Habeşîler’in idaresindeki Bengal karışıklık ve huzursuzluktan kurtulamadı, orduda hoşnutsuzluk baş gösterdi. Nihayet vezir Seyyid Alâeddin Hüseyin’in öncülüğünde bir ayaklanma oldu. Şemseddin Muzaffer Gavr’da muhasara altına alındı. Çok geçmeden de 1494’te öldürüldü.


Böylece Habeşîler’den sonra Bengal’de Tirmiz asıllı Seyyidîler devri (1494-1539) başladı. Seyyid Alâeddin Hüseyin Şah ülkede bozulmuş olan huzur ve asayişi yeniden sağladı. Habeşî ve onların yakın destekleyicileri peykler de bu devrede ülkeden çıkarılarak Dekken ile Gucerât’a sürüldüler. Tirhut bölgesi Alâeddin Hüseyin Şah’ın ise oğlu Nâsırüddin Nusret Şah tarafından Bengal’e bağlandı. Bâbür Şah tarafından Delhi’den çıkarılan Lûdîler Nusret Şah’tan iyi kabul görmüşler, hatta şah Lûdî Hükümdarı İbrâhim’in kızı ile evlenmişti. 1529’da ise Bâbür Şah Bihâr’ı ele geçirdi. Seyyidîler Bengal körfezinde görünmeye başlayan Avrupalılar’la da temasa geçtilerse de daha sonra meydana gelen olaylar Portekiz-Seyyidî münasebetlerini büyük ölçüde gerginleştirdi. Seyyid Hüseyin kolu, Sûrî Afganlar’ın reisi Şîr Şah’ın isyanı neticesinde sona erdi ve Şîr Şah Bengal’i ele geçirerek burayı Bâbürlü Hümâyun’a karşı yürüttüğü mücadelenin merkezi haline getirdi. Sûrî Afganlar’ın Bengal’deki hâkimiyeti 1539-1564 yılları arasında olup bu devrede Şîr Şah’tan sonra Hızır Han, Muhammed Han, Hızır Han Bahadır ve Gıyâseddin Celâl Şah hüküm sürdüler.


Daha sonra Güney Bihâr’ın eski valilerinden Süleyman Kererânî ve halefleri de Bengal’i on iki yıl kadar idare ettiler (1564-1576). Bunlardan Bayezid ve Dâvud şahlar kendi bağımsızlıklarını zorlukla koruyabildiler. Nitekim bir süre sonra Bâbürlü Hükümdarı Celâleddin Ekber Şah Bengal’i ele geçirerek (1576) Bâbürlü topraklarına katmış ve idaresini Rajputlu Man Singh’e vermiştir.



Sen de Değerlendir!

0 Değerlendirme

Tartışmalar

Henüz Tartışma Girilmemiştir

"BENGAL SULTANLIĞI" maddesi için tartışma başlatın

Tartışmaları Görüntüle
KÜRE'ye Sor