Sendin beni bu dünyaya getiren,
Sendin beni yedirip, içirip büyüten,
Her ağladığımda gözyaşlarımı bir dokunuşunla silen,
Sendin benim canım annem.
Birçok kez kırdım seni.
Belki kötü sözler söyledi bu dilim,
Belki kalbini kırdı bu kahrolası sözlerim,
Ama sen hep sevdin beni, canım anneciğim.
Seni sevdiğimi söyleyemesem de,
Bunu her çocuk gibi dile getiremesem de,
Sana sarılıp seni öpemesem de,
Seni hep çok sevdim, canım anneciğim.
Şimdi benden çok uzaklardasın sen, anne.
Keşke daha çok anılar yaşasaydık seninle.
Sensiz ben hiçbir şeymişim, annem.
Seni çok ama çok seviyorum.
Gittin gideli evimizin çiçekleri soldu; bahar uğramıyor artık.
Güneş bile eskisi kadar ısıtmıyor, annem.
Sendin karanlık yollarımızı güneş gibi aydınlatan,
Sendin bir çınar ağacı misali bizi koruyan.
Biz seni çok özledik, canım annem.
Sen yokken kimse masallar anlatmıyor senin gibi.
Kimse örtmüyor üzerimizi geceleri.
Kimse dikmiyor kıyafetlerimizdeki sökükleri.
Ve sen yokken kimse bilmiyor, görmüyor içimizdekileri.
İlk kez bir bayram geçti sensiz,
Ellerini öpemeden ve sana sarılamadan.
İlk kez bir bayram geçti sensiz,
Şekerleri elinden çalıp harçlık alamadan.
“Nedir anne?” siz biliyor musunuz?
Anne; sen sessiz kaldığın zamanlarda bağıra bağıra seni koruyandır.
Sen kötülüklerden saklandığın zaman sana siper olandır.
Sen ağlama diye defalarca kez ağlayandır.
Canı yansa da, korksa da zorlukların karşısında dimdik durandır.
Üzüldüğü zaman bile, içi kan ağlasa da sesini bile çıkarmayandır.
Keşke son kez sarılsaydım sana tüm benliğimle,
Öpseydim doya doya içimden gelerek.
Keşke hiç üzmeseydim seni.
Bir şeyi çok geç anladım ben, annem:
Anne; her şeymiş aslında bu dünyada.
Nasıl ki insan kalbi durduğu zaman ölüyorsa,
Annesi öldüğünde zaman durur; her şey yok olurmuş.