+1 Daha

TECRÜBE, İNSANLIĞIN DEVRİDAİMİDİR. Bir taşın kırıldığı yerde yalnızca keskin bir yüzey değil; dikkatle bakılmış bir dünyanın izi de kalır. Toprağa bırakılan tohum, ateşte değişen madde, birbirine geçen iplik, göğe çevrilen bakış, yüzeye düşen işaret… İnsan, karşılaştığı şeylerden öğrendiğini yalnız zihninde taşımadı; eline, eşyaya, ölçüye, söze ve zamanla kurduğu düzene bıraktı. Böylece tecrübe, bir ömürden ötekine geçti. Madde ve üretim toprağa, tarıma ve malzemeye; dokuma, tekstil ve form gözlemle arayışa; söz, yazı ve bellek ölçüm ve düzene; hareket, keşif ve özerklik ise mekân, kent ve yaşama karıştı. Bu birikime birlikte bakıldığında birbirinden uzak görünen yolların aynı tecrübenin içinde kesiştiği görülür; parçalar arasındaki ilişkiler belirginleştikçe bütünün düzeni de ortaya çıkar. İnsanlığın biriktirdiği tecrübe, farklı zamanlarda farklı eylemlerle kesişti: Obsidyen, kırmayı ve biçim vermeyi; ateş, dönüştürmeyi; tohum, ekmeyi, beklemeyi ve çoğaltmayı; dokuma, parçaları bir araya getirerek bütünü kurmayı; jakar, örüntüyü kurala, bilgiyi düzene dönüştürmeyi mümkün kıldı. Ayna ve mercek ise bakışı derinleştirdi, görünür olanın sınırlarını genişletti. Prizma, bir bütünün içindeki farkları ayrıştırmayı; yazı, hatırlananı kaydetmeyi ve zamanın ötesine taşımayı; usturlap, ölçmeyi, yön bulmayı ve gökle yeryüzü arasında ilişki kurmayı; tekerlek, kuvveti harekete dönüştürmeyi; sensör ve lidar, çevreyi algılayıp veriye çevirmeyi; yapay zekâ ve otonomi ise veriden öğrenmeyi ve öğrenileni karara dönüştürmeyi mümkün kıldı. Bugün bunların her biri, dün olduğu gibi; insanın dünyayı anlama, düzenleme ve dönüştürme biçimine yeni bir imkân katmaktadır. Söz konusu deneyim, müktesebat bugün de ortak tecrübeyi, hafızayı ve kültürü beslemeyi sürdürüyor. Bu hikâye düz bir ilerleme çizgisi değildir. Eski olan, çoğu kez, yeninin içinde başka bir formda yeniden belirir. Bir çağın sorusu, yüzyıllar sonra başka bir çözümde ait olduğu yeri muhakkak bulacaktır. Bugün elimizin değdiği her şeyde, kullandığımız her araçta, kurduğumuz her cümlede bu uzun birikimin görünür ya da görünmez payı vardır. İnsanlık tecrübesi, her kuşağın devraldığı, değiştirdiği ve bir şekilde sonrakine başka bir başlangıç olarak bıraktığı müşterek ve ortak bir birikimdir.
+1 Daha
TECRÜBE, İNSANLIĞIN DEVRİDAİMİDİR.
Bir taşın kırıldığı yerde yalnızca keskin bir yüzey değil; dikkatle bakılmış bir dünyanın izi de kalır. Toprağa bırakılan tohum, ateşte değişen madde, birbirine geçen iplik, göğe çevrilen bakış, yüzeye düşen işaret… İnsan, karşılaştığı şeylerden öğrendiğini yalnız zihninde taşımadı; eline, eşyaya, ölçüye, söze ve zamanla kurduğu düzene bıraktı.
Böylece tecrübe, bir ömürden ötekine geçti. Madde ve üretim toprağa, tarıma ve malzemeye; dokuma, tekstil ve form gözlemle arayışa; söz, yazı ve bellek ölçüm ve düzene; hareket, keşif ve özerklik ise mekân, kent ve yaşama karıştı.
Bu birikime birlikte bakıldığında birbirinden uzak görünen yolların aynı tecrübenin içinde kesiştiği görülür; parçalar arasındaki ilişkiler belirginleştikçe bütünün düzeni de ortaya çıkar.
İnsanlığın biriktirdiği tecrübe, farklı zamanlarda farklı eylemlerle kesişti: Obsidyen, kırmayı ve biçim vermeyi; ateş, dönüştürmeyi; tohum, ekmeyi, beklemeyi ve çoğaltmayı; dokuma, parçaları bir araya getirerek bütünü kurmayı; jakar, örüntüyü kurala, bilgiyi düzene dönüştürmeyi mümkün kıldı. Ayna ve mercek ise bakışı derinleştirdi, görünür olanın sınırlarını genişletti.
Prizma, bir bütünün içindeki farkları ayrıştırmayı; yazı, hatırlananı kaydetmeyi ve zamanın ötesine taşımayı; usturlap, ölçmeyi, yön bulmayı ve gökle yeryüzü arasında ilişki kurmayı; tekerlek, kuvveti harekete dönüştürmeyi; sensör ve lidar, çevreyi algılayıp veriye çevirmeyi; yapay zekâ ve otonomi ise veriden öğrenmeyi ve öğrenileni karara dönüştürmeyi mümkün kıldı.
Bugün bunların her biri, dün olduğu gibi; insanın dünyayı anlama, düzenleme ve dönüştürme biçimine yeni bir imkân katmaktadır. Söz konusu deneyim, müktesebat bugün de ortak tecrübeyi, hafızayı ve kültürü beslemeyi sürdürüyor.
Bu hikâye düz bir ilerleme çizgisi değildir. Eski olan, çoğu kez, yeninin içinde başka bir formda yeniden belirir. Bir çağın sorusu, yüzyıllar sonra başka bir çözümde ait olduğu yeri muhakkak bulacaktır.
Bugün elimizin değdiği her şeyde, kullandığımız her araçta, kurduğumuz her cümlede bu uzun birikimin görünür ya da görünmez payı vardır. İnsanlık tecrübesi, her kuşağın devraldığı, değiştirdiği ve bir şekilde sonrakine başka bir başlangıç olarak bıraktığı müşterek ve ortak bir birikimdir.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Devr-i daim" maddesi için tartışma başlatın