İstanbul, tüm bu kalabalığına, gürültüsüne, telaşına ve keşmekeşine rağmen tüm cazibesiyle onu görmek isteyenlerin karşısında duruyor. İçinde bu kadar farklı dünyaları barındıran ikinci bir şehir daha var mıdır dünyada? Muamma. Kentteki farklı dünyalardan biri olan sur içinde yürümek, İstanbul’a hâkim olan imparatorlukların canlı izlerini müşahede etmek demek. Bunun için izlenebilecek en eski rotalardan biri Mese, Osmanlı Dönemi'nde edindiği isimle Divanyolu.
Roma İmparatorluğu devrindeki hemşehrilerimiz buraya “Merkez Yol” anlamında “Mese” diyormuş. Şehre Türklerin hâkim olması ile yeni bir devre başladıysa da yol, merkezî olma özelliğini sürdürmüş. Divan toplantılarından sonra sadrazam ve diğer vezirler, Bâb-ı Hümâyun’dan çıkıp bu yolu kullanarak evlerine dağıldığı ve beraberlerindeki alaylarla oldukça tantanalı yol aldıkları için Beyazıt Meydanı’na kadar uzanan caddenin ismi halk arasında “Divanyolu” diye anılmaya başlamış.
Bu yoldan ne imparatorlar ne de vezirler geçiyor artık. Ancak üç imparatorluğa başkentlik yapmış şehrin en önemli caddesi onlardan kalan izlerle dolu. Biz bu gezimizde vezir alaylarının izlediği istikametin tersini takip edeceğiz. Yolculuğun başlangıç noktası Beyazıt Meydanı. Meydanı arkamızda bırakıp tramvay yolu ile paralel bir şekilde Çarşıkapı mahalline doğru yürüyoruz.
Günümüzde “Yeniçeriler Caddesi” adını taşıyan Divanyolu’nun girişinde, üç ayrı sadrazamın üç ayrı asırda inşa ettirdikleri zarif külliyelerin kesişimi karşımıza çıkıyor: 1593’te tamamlanan Koca Sinan Paşa Külliyesi, 1690’da tamamlanan Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Külliyesi ve 1708’de tamamlanan Çorlulu Ali Paşa Külliyesi.
Yapıldıkları dönemde ilmî faaliyetlerin merkezi olan bu yapılardan Çorlulu Ali Paşa Medresesi’nin avlusunda, artık nargilecilerin dumanları tütüyor ne yazık ki. Diğer iki külliye ise bu akından sağ çıkmış ve çeşitli vakıfların kullanımına tahsis edilmiş vaziyette.

Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Dersane Mescidi (Fotoğraf: Neriman Sena Külünk)
Tramvay yolundan Çemberlitaş’a doğru yürümeye devam ediyoruz. Yine farklı yüzyılların kesiştiği bir noktadayız. Yolun sağ tarafında, kendisini “Türklerin Dostu” diye nitelendiren Pierre Loti’nin 1910 yılında konakladığı binayı görüyoruz. Karşı tarafta ise, II.Bayezid Devri sadrazamlarından Atik Ali Paşa’nın yaptırmış olduğu Gazi Atik Ali Paşa Camisi duruyor. Kitabesindeki tarih miladi olarak 1496-97 yıllarına denk düşse de caminin yapılış tarihi kesin olarak bilinmiyor. Bu cami ile ilgili ilginç bir detay mevcut; eskiden şehir ahalisi burada Hızır makamı bulunduğuna inanıyor ve dileklerinin gerçekleşmesi için kırk gün boyunca sabah namazlarını camideki top kandilin altında eda ediyorlsrmış.【1】
Camiden çıktığımızda karşımızda yükselen, şehrin kurucusunun bıraktığı görkemli anıta bakıyoruz: Konstantinus Sütunu yani Çemberlitaş. I. Konstantin, 330 yılında yeni başkentinin kuruluşunu tamamladığında, Mese Caddesi’nden başladığı merasimi burada, o zamanki ismiyle Konstantinus Meydanı’nda tamamlamış. Anıt, Konstantin’in yeni başkentine Roma’dan getirilmiş. Anıtın üzerinde Apollo heykeli bulunuyormuş; Konstantin bu heykelin baş kısmına kendi büstünü koydurmuş. Şehirde bin yedi yüzüncü yaşını tamamlamak üzere olan sütun, 1672’de çıkan yangın sonrası aldığı hasarı tamir etmek amacıyla çemberlerle desteklenmiş ve “Çemberlitaş” ismini almış.

Gazi Atik Ali Paşa Camisi ve Çemberlitaş (Fotoğraf: Neriman Sena Külünk)
Sütunu geride bıraktığımız noktada caddenin ismi "Divan Yolu Caddesi" oluyor. Çemberlitaş’ın ardında tüm zarafetiyle Nuruosmaniye Camisi arzıendam ediyor. Diğer tarafta sütuna yüzyıllardır komşuluk eden Köprülü Külliyesi, caddenin iki yanındaki binaları ile hâlâ büyük oranda hayatta. Külliye, IV. Mehmed’in meşhur sadrazamı Köprülü Mehmed Paşa tarafından inşa edilmiş; Vezir Hanı ve kütüphane bölümlerini ise oğlu Köprülü Fazıl Ahmed Paşa eklemiş. Külliye, 1895 yangınında büyük hasar almış. Yangından sonra caddeyi imar faaliyetine girişen Keçecizade Fuad Paşa’nın emriyle başlayan genişletme çalışmalarında, Köprülüler ailesinin mezarları da geriye taşınmış. Bu durum halkın tepkisini çekmiş. Dinsizlik ve frenkperestlikle itham edilen Keçecizade, gelen eleştirilere “Hareketim Köprülü’nün hoşuna giden işlerdendir, ruhunun şad olacağından eminim!” cevabını vermiş ve yolun genişletilmesi faaliyeti tamamlamış.【2】
Caddede yürümeye devam ediyoruz. Köprülü Mehmed Paşa Camisi’nin karşısında, vaktiyle ikinci Dârülfünun binası olarak kullanılan Basın Müzesi binası yer alıyor. İleride, Sultan Abdülaziz’in ve II. Abdülhamid’in da medfun bulunduğu II. Mahmud Türbesi’ni görüyoruz. Türk Ocağı ile türbenin yer aldığı bahçede Osmanlı’nın geç döneminden birçok devlet adamı ve önemli şahsiyetin de mezarı bulunuyor. Ayrıca hanedanın son üyelerinin bazıları da buraya defnedilmiş. Bahçe, caddenin gürültüsünden ve karmaşasından izole edilmiş gibi bir sükûnet vadediyor ziyaretçilerine.

Türk Ocağı ve II. Mahmud Türbesi (Fotoğraf: Neriman Sena Külünk)
Sultan II. Abdülhamid, Hicaz Demir Yolu yapılırken Medine kısmında Hz. Peygamber’e hürmeten gürültünün mümkün mertebe engellenmesi için çaba göstermiş. Bugün aynı hassasiyeti, kendi kabrinin önünden geçen tramvay hattında görüyoruz. İBB tarafından 2018 yılında yürütülen çalışmada, türbenin hemen önünde yer alan raylar değiştirildi ve altyapı tamamen yenilendi. Caddede yürürken, Çemberlitaş istasyonuna gelindiği vakit tramvayların diğer istasyonlara kıyasla ne kadar sakin çalıştığı hemen fark ediliyor.【3】
Sıradaki durağımıza ulaşmak için biraz daha yürümemiz gerek. Tramvayın Sultanahmet İstasyonu hizasında, II. Bayezid’in başhazinedarı Firuz Ağa tarafından 1491 yılında inşa ettirilen Firuz Ağa Camisi karşımızda duruyor. Fetih sonrası Konstantinopolis’ten "bir Türk İstanbul’u yapma" öyküsünün ilk tanıklarından biri, köşesinde sessizce beklemeye devam ediyor.
Caminin karşı tarafına geçtiğimizde az ileride Cevrî Kalfa Mektebi ile karşılaşıyoruz. Bu mektepte biraz durup banisini tanıyalım. Cevrî Kalfa, II. Mahmud'un saray haremi efradından pek mühim bir kişilik. Ehemmiyeti, vaktiyle padişahın hayatını kurtaracak bir hamlede bulunmasından geliyor. II. Mahmud henüz şehzadeyken Cevrî Kalfa onu, IV. Mustafa'nın gönderdiği cellatların elinden kurtarmış. Şehzadenin kaçmasını sağlayabilmek için peşindeki cellatların gözlerine kül serpmiş. Akabinde tahta çıkan II. Mahmud da hayatını kurtaran bu kadına büyük saygı beslemiş ve onun adına bu sıbyan mektebini inşa ettirmiş.
Mektebin banisinin enteresan hikâyesinin yanında, kitabesinin de ayrı bir vukuatı bulunuyor. Kitabeler, 1927'de yeni Türk harflerinin kabulü sonrası mektepteki öğretmenlerden biri tarafından iskele kurdurularak kazıtılmaya başlanmış; neyse ki tamamı sökülmeden durdurulmuştur.【4】

Cevrî Kalfa Mektebi'nin Bir Kısmı Sökülmüş Kitabesi (Fotoğraf: Neriman Sena Külünk)
Gezimiz nihayete ermek üzere. Mektebi geride bırakıp tramvay yoluna paralel bir şekilde yürüdüğümüzde Yerebatan Sarnıcı'na dönen köşede karşımıza Roma İmparatorluğu döneminden kalma bir anıt çıkıyor: Milion Taşı. İmparatorluğun başkenti, Roma'dan buraya taşınınca, Roma'da bulunan Milion Abidesi'nin ikincisi de buraya dikilmiş. Mese Caddesi'nin başlangıç noktasındaki anıt, imparatorluğun diğer bölgelerine uzanan yolların ilk durağı iken, bizim küçük seyahatimizin bitiş noktasını ifade ediyor.

Milion Taşı (Fotoğraf: Neriman Sena Külünk)
Takip ettiğimiz güzergâhı hiç durmadan tempolu bir şekilde yürüyerek 10 dakikada tamamlayabiliriz. Kayda değer her noktada durup tarihini araştırmaya kalksak şüphesiz ki geziyi tamamlamaya bir gün yetmez. Üzerinde Roma'nın, Bizans'ın, Osmanlı'nın ve nihayet Türkiye Cumhuriyeti'nin izlerini taşıyan bu cadde, yaşayan bir metabolizma gibi. En parlak günlerinde olduğunu söylemek zor olsa da geçmiş parlak günlerinin izini sürmek hâlâ mümkün.
[1]
Ekrem Hakkı Ayverdi "Atikalipaşa Camii," İstanbul Ansiklopedisi içinde, ed. Reşad Ekrem Koçu (İstanbul: Reşad Ekrem Koçu ve Mehmet Ali Akbay İstanbul Ansiklopedisi ve Neşriyat Kollektif Şirketi, 1960) 3:1286. https://archive.org/details/istansiklopedisi_201912/I.%20A.%203.%20CILT/page/n70/mode/1up
[2]
Reşad Ekrem Koçu, "Divan Yolu," İstanbul Ansiklopedisi, ed. Reşad Ekrem Koçu (İstanbul: Reşad Ekrem Koçu ve Mehmet Ali Akbay İstanbul Ansiklopedisi ve Neşriyat Kollektif Şirketi, 1968), 9:4625. https://archive.org/details/istansiklopedisi_201912/I.A.%209.%20CILT/page/n8/mode/1up
[3]
TRT Haber, "İstanbul'da Raylar Abdülhamid Han İçin Yenilendi," TRT Haber, Erişim: 23.08.2025. https://www.trthaber.com/haber/turkiye/istanbulda-raylar-abdulhamid-han-icin-yenilendi-367920.html
[4]
Semavi Eyice, "Cevrî Kalfa Mektebi," Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, c. 7, (İstanbul: TDV Yay., 1993): 461. https://islamansiklopedisi.org.tr/cevri-kalfa-mektebi