
Düğme, iki kumaş parçasını birbirine tutturmak amacıyla kullanılan, genellikle yuvarlak biçimli ve delikli bir giyim aksesuarıdır. Giysinin fonksiyonel bir parçası olmakla birlikte, tarihsel süreçte estetik, sembolik ve kültürel anlamlar da taşımıştır.

Düğmeleri Gösteren Bir Resim - Yapay Zeka ile Oluşturulmuştur
Düğmenin tarihi kesin biçimde belirlenememekle birlikte, arkeolojik verilere göre M.Ö. 2000’lere kadar uzanabilmektedir. Antik Çin mezarlarında iki kordonu birleştiren düğmelere rastlanmış, Mezopotamya ve Mısır gibi uygarlıklarda ise düğmelerin giysileri bağlamaktan ziyade süsleme amacıyla kullanıldığı belirlenmiştir. Bazı araştırmalarda düğmenin Hazar Denizi çevresinde askeri amaçlarla ortaya çıktığı ve savaş pratiğini kolaylaştırdığı da ileri sürülmüştür.
Orta Çağ’dan itibaren özellikle erkek giyimde kullanılmaya başlanan düğme, 18. yüzyıldan sonra hem sanatsal hem de zanaatkârlık yönüyle çeşitlenmiş; değerli taşlardan üretilen ve toplumsal statü göstergesi olan düğme türleri yaygınlık kazanmıştır.
Türkçede "düğme" kelimesi, Eski Türkçedeki “tüg-mek” (düğmek, bağlamak) kökünden türemiştir. Selçuklu döneminde “tügme” şeklinde kullanıldığı görülmekte, Kıpçak ve Kuman Türkçesinde ise “tüyme” ve “tüvme” biçimleriyle kaydedilmiştir.
Anadolu’da düğme ile ilgili çok sayıda halk inanışı mevcuttur. Bu inanışlar, düğmenin şekline, sayısına, rengine ve giysi üzerindeki konumuna göre değişir.
Düğmenin hem varlığı hem de yokluğu sembolik anlamlar taşır. Mevcut olduğu durumda düzeni, bağlayıcılığı ve birliği simgelerken; eksik ya da kırık düğme, tamamlanmamışlık, şanssızlık ve statüsüzlükle özdeşleştirilir. Türk halk anlatılarında, halk şiirlerinde ve geçiş ritüellerinde bu anlamlara sıkça rastlanır.

Tarihçe
Köken
Kullanım Alanları
Türk Halk Kültüründe Düğme İnanışları
Sembolik Anlamlar
Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.