Eskişehir Eti Arkeoloji Müzesi, Neolitik Çağ’dan Osmanlı döneminin sonuna kadar uzanan geniş bir tarihsel spektrumda, bölgedeki kültür varlıklarının korunması, sergilenmesi ve bilimsel olarak belgelenmesi amacıyla kurulmuş bir kültür kurumudur. Türkiye’de özel sektör finansmanıyla inşa edilip devlete hibe edilen ilk müze olması bakımından Türk müzecilik tarihinde özgün bir yere sahiptir.
Eskişehir’deki müzecilik faaliyetlerinin kökeni Cumhuriyet’in ilk yıllarına dayanmaktadır. Bölgedeki ören yerlerinden toplanan eserlerin korunması amacıyla 1945 yılında Alaeddin Camii’nde bir depo müze oluşturulmuştur. Koleksiyonun zenginleşmesi ve tasnif ihtiyacının doğması üzerine, 1966 yılında Odunpazarı semtindeki Kurşunlu Külliyesi’nin medrese bölümü restore edilerek Müze Müdürlüğü resmen kurulmuştur. 1974 yılında Akarbaşı Mahallesi’nde inşa edilen yeni bir binaya taşınılmış olsa da, zamanla artan eser sayısı ve gelişen modern müzecilik standartları, daha kapsamlı bir yapı ihtiyacını doğurmuştur.
Mevcut müze kompleksi, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Eti Şirketler Grubu arasında imzalanan sponsorluk protokolü neticesinde hayata geçirilmiştir. Eti Grubu’nun kurucusu ve Onursal Başkanı Firuz Kanatlı’nın finansal desteğiyle inşa edilen yapı, özel sektör tarafından yaptırılıp Bakanlığa devredilen ilk müze olma özelliğini taşır. 2007 yılında temeli atılan modern bina, inşaat sürecinin tamamlanmasının ardından 2011 yılında "Eti Arkeoloji Müzesi" adıyla ziyarete açılmıştır.
Müze, çağdaş müzecilik anlayışına uygun olarak tasarlanmış üç ana bloktan oluşmaktadır. Yaklaşık 1.300 metrekarelik bir alana yayılan sergileme birimleri; kalıcı teşhir salonlarının yanı sıra geçici sergi alanlarını da içermektedir. Kompleks bünyesinde idari ofisler, eserlerin bakım ve onarımının yapıldığı laboratuvarlar, bilimsel çalışmalar için fotoğrafhane ve kütüphane, konferans salonu, çocuklar için eğitim atölyeleri, kafeterya ve hediyelik eşya satış bölümleri yer almaktadır. Bu mekânsal kurgu, müzeyi sadece bir sergi alanı olmaktan çıkarıp çok yönlü bir kültür kompleksi haline getirmiştir.
Müzenin sergileme senaryosu, insanlık tarihinden önceki dönemleri kapsayan tabiat tarihi bölümüyle başlamaktadır. Bu alanda, Eskişehir ve çevresinin jeolojik geçmişine tanıklık eden, milyonlarca yıl öncesine tarihlenen hayvan ve bitki fosilleri sergilenmektedir. Bölgeden elde edilen fil, mastodon ve çeşitli bitki kalıntıları, Anadolu coğrafyasının prehistorik dönemdeki fauna ve florasını belgeleyen önemli kanıtlardır.
Yerleşik hayata geçiş ve tarım toplumunun başlangıcını simgeleyen bu bölümde, bölgedeki höyüklerden (özellikle Çakmakbaşı ve Keçiçayırı gibi merkezlerden) elde edilen buluntular yer alır. Neolitik (Cilalı Taş) ve Kalkolitik (Bakır-Taş) dönemlere ait pişmiş toprak kaplar, kemik aletler, taş baltalar, obsidyen kesiciler ve öğütme taşları sergilenmektedir. Bu eserler, bölgedeki ilk yerleşimcilerin günlük yaşam pratikleri, beslenme alışkanlıkları ve alet teknolojileri hakkında veriler sunmaktadır.
Müzenin en zengin koleksiyon gruplarından birini, M.Ö. 3000 yıllarına tarihlenen Eski Tunç Çağı eserleri oluşturmaktadır. Bu bölümün merkezinde, Eskişehir arkeolojisi için kilit bir öneme sahip olan Demircihüyük kazılarından çıkarılan eserler bulunmaktadır. Sergilenen objeler arasında; döneme özgü gaga ağızlı testiler, ritüel amaçlı kullanılan idoller (şematize edilmiş tanrıça heykelcikleri), madeni silahlar ve mezar hediyeleri yer alır. Özellikle "Sarıket" mezarlığı buluntuları, dönemin ölü gömme gelenekleri ve metalurji konusundaki gelişmişlik düzeyini göstermesi açısından önemlidir.
Müze koleksiyonunda, Anadolu’nun ilk merkezi siyasi birliğini kuran Hitit İmparatorluğu dönemine (M.Ö. 2. binyıl) ait eserler de sergilenmektedir. Eskişehir’in Hitit coğrafyası içerisindeki stratejik konumunu belgeleyen bu bölümde; dönemin karakteristik seramik formları, damga mühürler ve idari mekanizmayı yansıtan çeşitli buluntular yer almaktadır. İmparatorluk çağına ait bu eserler, bölgenin Orta Anadolu ile olan kültürel ve siyasi etkileşimini gözler önüne sermektedir.
Eskişehir (antik adıyla Dorylaeum), Frig uygarlığının en yoğun varlık gösterdiği ve kültürel izlerini bıraktığı merkezlerden biridir. Müzede sergilenen Frig dönemi eserleri, bu uygarlığın sanatsal ve dini derinliğini yansıtmaktadır. "Kybele" (Ana Tanrıça) kültüyle ilişkilendirilen adak taşları ve heykelcikler, Friglere özgü geometrik bezemeli boyalı keramikler ve metal işçiliğinin zirvesi sayılan fibulalar (çengelli iğneler) bu seksiyonun ana unsurlarıdır. Ayrıca Pessinus (Ballıhisar) ve Midas Şehri (Yazılıkaya) gibi önemli Frig merkezlerinden gelen buluntular da koleksiyonu zenginleştirmektedir.
Müze envanterinin önemli bir kısmını Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait eserler oluşturmaktadır. Kronolojik bir düzen içinde sunulan bu bölümde; Roma dönemine ait mermer portreler ve heykeller, günlük yaşamda kullanılan pişmiş toprak kaplar, cam koku şişeleri, kandiller ve metal objeler sergilenmektedir. Bizans dönemine ait haçlar, dini ritüel nesneleri ve mimari plastik eserler ise bölgenin Hristiyanlık tarihindeki yerini belgelemektedir. Özellikle Şarhöyük (Dorylaeum) kazılarından elde edilen veriler, kentin bu dönemlerdeki kentsel dokusunu anlamayı mümkün kılmaktadır.
Müzenin iç mekanlarında ve dış bahçesinde (lapidarium) sergilenen taş eserler, bölgenin epigrafik ve mimari tarihine ışık tutmaktadır. Roma ve Bizans dönemlerine tarihlenen mermer lahitler, ostotekler (kül kutuları), adak ve mezar stelleri (mezar taşları), mil taşları ve sütun başlıkları bu grupta yer alır. Mezar stelleri üzerindeki kabartmalar ve yazıtlar, antik dönem insanlarının sosyo-ekonomik statüleri, meslekleri ve inanç sistemleri hakkında birincil elden kaynak niteliği taşımaktadır.
Müzenin özel korumalı bölümlerinde nümizmatik (sikke bilimi) koleksiyonu ve antik takılar ziyaretçilere sunulmaktadır. Koleksiyon; arkaik dönemden başlayarak Helenistik krallıklar, Roma İmparatorluğu, Bizans ve Osmanlı dönemlerine kadar uzanan geniş bir zaman dilimine ait sikkeleri kapsamaktadır. Bu sikkeler, dönemin ekonomik yapısını ve siyasi propagandalarını yansıtır. Takı bölümünde ise, antik dönem estetiğini yansıtan altın ve gümüş küpeler, kolyeler, yüzükler, diademler ve kıymetli taşlardan oluşan süs eşyaları sergilenmektedir.
Eskişehir Eti Arkeoloji Müzesi, salt bir sergileme alanı olmanın ötesinde, yaşayan bir kültür merkezi olarak işlev görmektedir. Müze kompleksi bünyesindeki konferans salonu, kütüphane ve çok amaçlı salonlar, bilimsel toplantılara ve kültürel etkinliklere ev sahipliği yapmaktadır. Özellikle çocuklara yönelik tasarlanan eğitim ve uygulama alanlarında düzenlenen atölye çalışmaları, genç kuşaklara arkeoloji bilincini aşılamayı ve tarihsel mirası koruma kültürünü geliştirmeyi hedeflemektedir.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Eskişehir Eti Arkeoloji Müzesi" maddesi için tartışma başlatın
Kuruluş Tarihçesi ve Gelişim Süreci
"Eti" Sponsorluğu ve Yeni Müze Binası
Mimari Yapı ve Mekânsal Kurgu
Tabiat Tarihi ve Fosil Koleksiyonu
Neolitik ve Kalkolitik Çağ Eserleri
Eski Tunç Çağı ve Demircihüyük Kültürü
Hitit ve İmparatorluklar Çağı İzleri
Frig Dönemi ve Dorylaeum Kültürü
Klasik Dönemler: Helenistik, Roma ve Bizans
Taş Eserler ve Lahitler Seksiyonu
Sikke ve Takı Hazinesi
Kültürel Etkinlik ve Eğitim İşlevi
Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.