Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.

Eurofighter Typhoon, Avrupa'nın önde gelen havacılık şirketleri olan Airbus (Almanya ve İspanya), BAE Systems (Birleşik Krallık) ve Leonardo (İtalya)'nın ortaklığıyla kurulan Eurofighter GmbH tarafından geliştirilen, çift motorlu, süpersonik, kanard-delta kanatlı bir çok rollü savaş uçağıdır. Program, başlangıcından itibaren Soğuk Savaş dinamikleri, ulusal bütçe kısıtlamaları ve karmaşık uluslararası iş payı müzakereleri gibi çok katmanlı zorluklarla şekillenmiş; başlangıçta hava üstünlüğü odaklı bir savaş uçağı olarak tasarlanmasına rağmen, operasyonel hizmet süresi boyunca uygulanan kapsamlı modernizasyon programlarıyla (Tranche’lar) tam anlamıyla entegre bir kara taarruz ve elektronik harp platformuna evrilmiştir. Bu evrim, uçağın ulusal hava kuvvetlerindeki stratejik rolünü pekiştirmiş ve küresel pazarda rekabet gücünü artırmıştır.
Eurofighter programının temelleri, 1979'da Fransa, Birleşik Krallık ve Batı Almanya'nın başlattığı Avrupa Muharebe Uçağı (ECF) çalışmalarıyla atılmıştır. Bu çalışmalar, 1983'te Fransa, Birleşik Krallık, Almanya, İtalya ve İspanya’nın katılımıyla Gelecek Avrupa Savaş Uçağı (FEFA) programına dönüşmüştür. Ancak programın ilerleyen aşamalarında, uçak tasarımının gereksinimleri konusunda derin ayrılıklar yaşanmıştır. Fransa, daha hafif, tek motorlu ve öncelikle uçak gemilerinde kullanılabilecek bir platform (sonuçta Dassault Rafale) talep ederken, diğer ortaklar ağır, çift motorlu, hava üstünlüğüne odaklanmış bir avcı uçağında ısrar etmiştir. Bu anlaşmazlık, 1985 yılında Fransa'nın konsorsiyumdan ayrılarak ulusal projesine devam etmesiyle sonuçlanmış, kalan dört ülke ise Avrupa Savaş Uçağı (EFA) programı altında birleşmiştir. Programın teknoloji gösterim uçağı olan British Aerospace EAP (Experimental Aircraft Programme), 1986 yılında ilk uçuşunu gerçekleştirmiş ve EFA’nın kanard-delta kanat konfigürasyonunun temelini atmıştır. İlk EFA prototipi (DA1), 1994 yılında uçmuş ve uçağa resmi olarak 1998’de Typhoon adı verilmiştir.
Programın gelişim aşamasında, Almanya, 1990'lı yılların başında ülkenin yeniden birleşmesinin getirdiği ciddi mali yükler nedeniyle büyük bir baskı altına girmiştir. Dönemin Şansölyesi Helmut Kohl, Eurofighter projesini iptal etme vaadinde bulunmuş, Savunma Bakanı Volker Rühe ise 1991 yılının başlarında Almanya'yı projeden çekerek Eurofighter teknolojisini kullanan daha ucuz ve hafif bir uçağa geçiş yapmayı teklif etmiştir.
Ancak bu geri çekilme girişimi başarıya ulaşamamıştır. Programın geliştirme aşamasına halihazırda yatırılan yüksek miktardaki mali kaynak, projeye bağımlı hale gelen on binlerce kişiyi istihdam eden iş gücü ve en önemlisi, ortak hükümetler arasında imzalanan bağlayıcı ve cezai şartlar içeren anlaşmalar, Almanya’nın tek taraflı olarak projeden çekilmesini engellemiştir. Rühe’nin seleflerinin kurduğu bu cezai yaptırım sistemi, Kohl hükümetinin siyasi iradesine rağmen programın devam etmesinde belirleyici olmuştur.
1995 yılında, sipariş miktarlarındaki değişiklikler nedeniyle iş payı (workshare) dengeleri konusunda yeni bir gerilim ortaya çıkmıştır. Eurofighter kurulduğunda iş payı, ülkelerin ilk sipariş oranlarına göre belirlenmişti: Birleşik Krallık %33, Almanya %33, İtalya %21 ve İspanya %13.
Ancak, tüm ülkelerin ilk sipariş adetlerini düşürmesiyle (BK 250’den 232’ye, Almanya 250’den 140’a, İtalya 165’ten 121’e, İspanya 100’den 87’ye), iş payının yeni sipariş oranlarına göre yeniden düzenlenmesi gerekmiştir. Teorik olarak yeni paylar BK %39, Almanya %24, İtalya %22 ve İspanya %15 olmalıydı. Almanya, bu kadar büyük bir iş payını kaybetmeye direnç göstermiştir.
Uzun süren müzakerelerin ardından, Ocak 1996'da İngiliz ve Alman ortaklar arasında bir uzlaşmaya varılmıştır: Almanya, başlangıçtaki anlaşmaya yakın bir iş payını korumak için ek 40 adet uçak satın alma taahhüdünde bulunmuştur. Bu anlaşmanın sonucunda, nihai iş payı yüzdeleri şu şekilde yeniden düzenlenmiştir: Birleşik Krallık %37.42, Almanya %29.03, İtalya %19.52 ve İspanya %14.03. Bu uzlaşmanın ardından, 22 Aralık 1997'de, dört ortak ülkenin savunma bakanları, uçağın seri üretimine başlanması için nihai sözleşmeyi imzalamıştır.
Eurofighter Typhoon programı, iki ana yönetim organı ve dört ana endüstriyel ortak etrafında yapılandırılmıştır.
Uçağın kalbi olan EJ200 turbofan motorları, ayrı bir konsorsiyum olan EUROJET Turbo GmbH tarafından geliştirilip üretilmektedir.
Bu iş birliği modeli, Almanya'nın Tranche 5 siparişi gibi büyük alımlarda dahi EUROJET ve NETMA arasında yüzlerce yeni motor tedarik sözleşmesi imzalanmasını gerektirerek, tüm ortakların ekonomik fayda sağlamasını garanti altına alır.
Eurofighter Typhoon, aviyonik, aerodinamik ve malzeme teknolojilerinde yenilikçi çözümleri birleştiren, dördüncü nesil ve üzeri (4.5 nesil) bir savaş uçağıdır.
Typhoon, yüksek hücum açılarında ve süpersonik hızlarda üstün manevra kabiliyeti sağlamak amacıyla kanard (ön kanatçık) ve delta kanat konfigürasyonunu kullanır. Bu aerodinamik tasarım, uçağın kasıtlı olarak statik olarak kararsız olmasına neden olmuş, bu durum ise ileri düzeyde bir Quadruple-Redundant (Dörtlü Yedekli) Fly-by-Wire (FBW) sistemi gerektirmiştir. FBW, uçağın kontrolünü sürekli olarak yöneterek pilotun yüksek G manevraları sırasında bile hassas kontrol sağlamasına olanak tanır.
Typhoon, pilotlara kapsamlı bir durumsal farkındalık sağlamak ve düşman tehditlerini etkili bir şekilde etkisiz hale getirmek üzere gelişmiş bir aviyonik süitine sahiptir. Bu sistemler, Leonardo'nun önemli katkılarıyla entegre edilmiştir.
PIRATE IRST (Pasif Kızılötesi Arama ve Takip Sistemi), uçağın burun kısmının sol tarafında yer alır. Pasif çalışması, elektromanyetik emisyon yaymaması nedeniyle uçağın tespit edilme riskini azaltırken, uzun menzilli hedef tespiti ve takibi yapmasına olanak tanır. PIRATE, havadan havaya (çoklu hedef takibi) ve havadan yere (tanımlama/nişan alma) rollerde kullanılabilir ve görsel tanımlama için kızılötesi görüntüleme yeteneği sunar.
Praetorian DASS (Savunma Yardımcı Alt Sistemi), EuroDASS konsorsiyumu tarafından geliştirilmiştir.
Pilotun durumsal farkındalığını ve kontrol yeteneğini en üst düzeye çıkarmak için tasarlanan kokpit, şu özellikleri içerir:
Eurofighter Typhoon, 13 harici istasyonunda (5 gövde altında, 8 kanat altında) 7.500 kg'a kadar mühimmat taşıma esnekliğine sahiptir ve modern mühimmatların entegrasyonu ile tam bir "swing-role" platformu olarak hizmet verir.
Uçağın hizmet ömrü ve yetenekleri, kademeli üretim ve modernizasyon dilimleri ile yönetilir:
Eurofighter Typhoon, Birleşik Krallık, Almanya, İtalya ve İspanya'nın yanı sıra Avusturya, Suudi Arabistan, Umman, Kuveyt ve Katar gibi ülkelerin hava kuvvetleri tarafından aktif olarak kullanılmaktadır.
Typhoon, mevcut durumda Birleşik Krallık, Almanya, İtalya, İspanya, Avusturya, Suudi Arabistan, Umman, Kuveyt ve Katar olmak üzere dokuz farklı hava kuvveti tarafından kullanılmaktadır.
Uçak, operasyonel hizmete girdiği 2003 yılından bu yana, çeşitli uluslararası operasyonlarda görev almış ve çok yönlü yeteneklerini kanıtlamıştır:
Typhoon, kullanıcı ülkelerin kendi hava sahalarının egemenliğini güvence altına almanın yanı sıra, uluslararası müdahalelerde ve NATO görevlerinde esnek ve güvenilir bir platform olarak konuşlandırılmasına olanak tanır. Uçağın sürekli modernizasyonu, kullanıcı ülkelerin teknolojik olarak güncel kalmasını ve uluslararası operasyonlarda diğer müttefik platformlarla (örneğin F-35) birlikte çalışabilirliğini sürdürmesini sağlar.
Türkiye'nin Eurofighter Typhoon tedariki ile ilgilenmesi, ülkenin mevcut hava gücünü modernize etme ve özellikle F-35 programından kaynaklanan belirsizlikler sonrasında alternatif platform arayışının bir parçasıdır.
Türkiye, 40 adede kadar Typhoon savaş uçağı tedariki için Birleşik Krallık ile resmi görüşmeler başlatmıştır. Bu sürecin ilk önemli adımı, 2025 yılında Birleşik Krallık ve Türkiye savunma bakanlıkları arasında imzalanan Mutabakat Zaptı (MoU) olmuştur. Bu, tedarik sürecinde atılan resmi bir ön adımdır.
Typhoon, dört konsorsiyum ülkesinin (BK, Almanya, İtalya, İspanya) tamamının ihracat onayını gerektiren bir platformdur. Türkiye'nin alım süreci, programın endüstriyel ve jeopolitik karmaşıklığını net bir şekilde ortaya koymuştur:
Türkiye'nin Eurofighter Typhoon tedariki, sadece bir envanter yenileme meselesi değil, aynı zamanda Avrupa savunma sanayii konsorsiyumunun kendi içindeki siyasi dinamiklerini ve NATO üyeleri arasındaki iş birliği limitlerini gösteren karmaşık bir jeopolitik müzakere sürecidir.

Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Eurofighter Typhoon" maddesi için tartışma başlatın
Geliştirme Programı Temelleri
Almanya'nın Geri Çekilme Girişimi
İş Payı Anlaşmazlıkları ve Üretim Sözleşmesi
İşbirliği Yapısı ve Tedarik Mekanizması
Yönetim ve Müşteri Arayüzü (NETMA)
Endüstriyel Konsorsiyum (Eurofighter GmbH)
Motor İşbirliği (EUROJET) ve Paylaşımlar
Teknik Özellikler
Aerodinamik ve Gövde Yapısı
Performans
Aviyonik ve Algılama Sistemleri
Radar Sistemleri (Euroradar CAPTOR)
PIRATE IRST ve Pasif Algılama
Praetorian DASS ve Elektronik Harp
Kokpit ve İnsan-Makine Arayüzü (HMI)
Silah Sistemleri ve Operasyonel Uygulamalar
Havadan Havaya ve Kara Taarruzu Kabiliyetleri
Modernizasyon Dilimleri (Tranche'lar)
Ulusal Hava Kuvvetleri ve Envanter Detayları
Muharebe Deneyimi ve Rolü
Stratejik ve Jeopolitik Katkı
Türkiye'nin Eurofighter Typhoon Tedariki ve İş Birliği Bağlamı
Tedarik Süreci ve Mutabakatı
İş Birliğinin Jeopolitik Boyutu ve Konsorsiyum Onayı