Genişlemiş Zihin (Extended Mind)

Felsefe+1 Daha
fav gif
Kaydet
kure star outline

Genişlemiş Zihin (Extended Mind) tezi, bilişsel süreçlerin yalnızca bireyin beyninde ya da biyolojik bedeninde gerçekleşmediğini, uygun koşullar altında beden dışındaki nesne ve araçların da bilişin kurucu parçaları olabileceğini ileri süren bir yaklaşımdır. Bu görüş ilk kez Andy Clark ve David Chalmers tarafından 1998 yılında ortaya atılmıştır.【1】 Tez, felsefenin zihin kuramlarıyla bilişsel bilimler arasında köprü kurarak, zihnin sınırlarının nasıl çizilmesi gerektiği sorusunu yeniden gündeme getirmiştir.





Tarihsel ve Kuramsal Arka Plan

Geleneksel zihin felsefesi yaklaşımlarında hâkim olan görüş, zihinsel durumların ve bilişsel süreçlerin bireyin içsel yapılarıyla, özellikle beyinle sınırlı olduğudur. Bu yaklaşım genellikle içselcilik (internalism) olarak adlandırılır. Ancak 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren işlevselcilik, zihinsel durumları fiziksel konumlarından ziyade işlevleri üzerinden tanımlamaya başlamıştır. Bu dönüşüm, bilişin yalnızca beyinde olup olmadığı sorusunu da tartışmaya açmıştır.


Bu bağlamda bedenselleşmiş biliş (embodied cognition) ve durumsal biliş (situated cognition) yaklaşımları, zihinsel süreçlerin beden ve çevreyle etkileşim içinde şekillendiğini savunmuştur. Genişlemiş Zihin tezi, bu yaklaşımları bir adım ileri taşıyarak çevresel unsurların yalnızca bilişi etkileyen değil, doğrudan bilişin parçası olabileceğini iddia eder.

Genişlemiş Zihin Tezi

Clark ve Chalmers’ın temel iddiası, bilişsel süreçlerin açıklanmasında “deri ve kafatası sınırının” ayrıcalıklı bir ontolojik sınır olarak kabul edilmemesi gerektiğidir.【2】 Onlara göre, eğer beden dışındaki bir unsur, beyinde gerçekleştiği varsayılan bir bilişsel sürecin işlevini yerine getiriyorsa, o unsurun bilişsel sistemin dışında bırakılması için güçlü bir gerekçe yoktur.Bu düşünce eşdeğerlik ilkesi (parity principle) ile ifade edilir. Eşdeğerlik ilkesine göre, içsel bir süreç bilişsel olarak kabul ediliyorsa, aynı işlevi gören dışsal bir süreç de sırf konumu nedeniyle bilişsel olmaktan dışlanmamalıdır. Buradaki ölçüt, sürecin nerede gerçekleştiği değil, bilişsel sistem içindeki işlevsel rolüdür. Clark ve Chalmers, her dışsal aracın otomatik olarak bilişin parçası sayılmaması gerektiğini de vurgular. Bu nedenle bilişsel genişleme için bazı koşullar öne sürerler. Bunlar arasında aracın sürekli erişilebilir olması, güvenilir biçimde kullanılması, otomatik olarak başvurulması ve kullanıcının bu araca epistemik olarak güvenmesi yer alır. Bu koşullar sağlandığında, dışsal araçlar yalnızca yardımcı değil, bilişin kurucu unsurları olarak değerlendirilebilir.

Klasik Örnekler ve Düşünce Deneyleri

Genişlemiş Zihin tezinin en çok tartışılan örneği Otto ve Inga düşünce deneyidir. Inga, bir müzeye gitmek istediğinde adresi biyolojik hafızasından hatırlar. Otto ise Alzheimer hastasıdır ve bilgileri düzenli olarak bir deftere kaydeder. Müzenin adresini öğrenmek istediğinde defterine bakar ve bu bilgiye dayanarak hareket eder. Clark ve Chalmers’a göre Otto’nun defteri, işlevsel olarak Inga’nın biyolojik hafızasıyla aynı rolü oynar. Her iki durumda da bilgi, davranışı yönlendiren güvenilir bir kaynak olarak işlev görür. Bu nedenle Otto’nun defteri, onun bilişsel sisteminin bir parçası olarak değerlendirilmelidir. Bu örnek, hafıza, inanç ve bilgi gibi zihinsel durumların yalnızca beyin içinde gerçekleşmek zorunda olmadığını göstermeyi amaçlar. Günümüzde ajandalar, navigasyon uygulamaları ve akıllı telefonlar benzer biçimde ele alınabilir.



Bilişsel Artefaktlar ve Teknoloji

Genişlemiş Zihin yaklaşımı, bilişsel artefaktların insan bilişindeki rolünü merkezî bir konu hâline getirir. Yazı, matematiksel notasyon, diyagramlar, haritalar ve dijital cihazlar, bilişsel yükü hafifleten ve bilişsel süreçleri yapılandıran araçlar olarak değerlendirilir. Clark, bu araçların yalnızca bilgi depolamakla kalmadığını, aynı zamanda bilişsel süreçlerin biçimini değiştirdiğini savunur. Bu nedenle onları “bilişsel iskeleler” olarak tanımlar. Özellikle dil, bilişin çevreye yayılmasında temel bir rol oynar. Dil sayesinde bilişsel süreçler sosyal ve kültürel yapılara dağılabilir.

Eleştiriler ve İtirazlar

Genişlemiş Zihin tezine yöneltilen temel eleştirilerden biri, etkileşim ile kurucu olma arasındaki ayrımın bulanıklaştırıldığı iddiasıdır. Cappelen ve Dever, birçok dışsal aracın bilişsel süreçlerle etkileşim içinde olduğunu kabul etmekle birlikte, bu durumun onların bilişin parçası olduğu sonucunu otomatik olarak doğurmadığını savunur. 【3】Bir diğer eleştiri, “bilişsel şişme” problemidir. Eğer her güvenilir ve erişilebilir araç bilişin parçası sayılırsa, zihnin sınırları aşırı derecede genişleyebilir ve kavram analitik olarak kullanışsız hâle gelebilir.

Dipnotlar

  • [1]

    Andy Clark and David Chalmers, “The Extended Mind,” Analysis 58, no. 1 (1998): 7–19.

  • [2]

    Andy Clark and David Chalmers, “The Extended Mind,” Analysis 58, no. 1 (1998): 7–19.

  • [3]

    Herman Cappelen and Josh Dever, Making AI Intelligible: Philosophical Foundations (Oxford: Oxford University Press, 2021).

Günün Önerilen Maddesi
2/13/2026 tarihinde günün önerilen maddesi olarak seçilmiştir.

Sen de Değerlendir!

0 Değerlendirme

Yazar Bilgileri

Avatar
YazarEsra Can19 Ocak 2026 18:38

Tartışmalar

Henüz Tartışma Girilmemiştir

"Genişlemiş Zihin (Extended Mind)" maddesi için tartışma başlatın

Tartışmaları Görüntüle

İçindekiler

  • Tarihsel ve Kuramsal Arka Plan

  • Genişlemiş Zihin Tezi

  • Klasik Örnekler ve Düşünce Deneyleri

  • Bilişsel Artefaktlar ve Teknoloji

  • Eleştiriler ve İtirazlar

Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.

KÜRE'ye Sor