
Goriller, insansı primatlar (Hominoidea) üst familyasına ait en büyük canlı türlerdir ve insanlarla genetik yakınlığı açısından bilimsel öneme sahiptir. Orta ve Doğu Afrika'nın tropikal ormanlarında yaşayan bu primatlar, kompleks sosyal davranışları, yüksek bilişsel yetileri, çevresel adaptasyonları ve kültürel öğeleriyle evrimsel biyoloji, primatoloji, antropoloji ve koruma biyolojisi gibi disiplinler için temel bir çalışma konusudur. Ancak, yaşadıkları habitatların tahrip edilmesi, yasa dışı avcılık, bulaşıcı hastalıklar ve iklim değişikliği gibi etmenler, gorillerin neslini tehdit eden ciddi faktörler arasında yer alır. Bu nedenle, türlerin morfolojisi, davranışsal ekolojisi, sosyal yapıları ve karşı karşıya oldukları tehditler, koruma stratejileriyle birlikte ele alınarak kapsamlı biçimde incelenmektedir.
Goriller, Primates takımının Hominidae familyası içinde yer alır ve Gorilla cinsi altında sınıflandırılır. Bu cins, günümüzde iki tür ve dört alt türü içerir:
Batı Gorili (Gorilla gorilla):
Doğu Gorili (Gorilla beringei):
Bu türler arasında genetik varyasyonlar bulunduğu gibi, habitat, beslenme alışkanlıkları, sosyal yapı ve tehdit unsurları açısından da farklılıklar gözlemlenir. Özellikle dağ gorilleri, izole popülasyonlar halinde yaşadıkları için genetik çeşitlilik bakımından kırılgan durumdadır.
Moleküler veriler, gorillerin şempanze ve insan ile son ortak atasının yaklaşık 8-10 milyon yıl önce yaşadığını göstermektedir. Gorilla cinsi, yaklaşık 2 milyon yıl önce Batı ve Doğu türlerine ayrılmıştır. Bu ayrım, coğrafi izolasyonun bir sonucudur ve genetik sürüklenme ile adaptif evrimsel süreçler bu türler arasındaki farklılıkları derinleştirmiştir.
Goriller, omuz genişliği, küt kafatası, kuvvetli çene kasları ve uzun kol yapıları ile tanınır. Erişkin erkekler 140 ila 200 kg arasında, dişiler ise 70 ila 120 kg arasındadır. Erkekler, ergenlik sonrası gelişen sırt bölgesindeki gümüşi tüylerden dolayı “gümüş sırtlı” (silverback) olarak adlandırılır. Cinsel dimorfizm, gorillerde oldukça belirgindir; erkekler hem boyut hem de yüz şekli açısından dişilerden ayrılır.
Goriller, tipik olarak 5 ila 30 bireyden oluşan gruplar hâlinde yaşar. Bu gruplar, genellikle bir yetişkin erkek, birkaç dişi ve onların yavrularından oluşur. Grup lideri olan gümüş sırtlı erkek, grubun güvenliği, yönü ve iç sosyal düzeninden sorumludur. Dişi bireyler çoğu zaman erkeğin sosyal statüsüne göre grup seçimi yapar. Grup içi bağlılık, tımarlama, oyun oynama ve yakın temasla sağlanır.
Bazı durumlarda birden fazla erkek bireyin bulunduğu gruplar da gözlemlenebilir, ancak bu durumlar geçicidir ve hiyerarşi rekabetle yeniden düzenlenir. Sosyal yapılar esnek olup, doğum, göç veya ölüm gibi nedenlerle grup değiştirmeleri mümkündür.
Goriller, yaklaşık 25’ten fazla sesli iletişim biçimi kullanır. Bu sesli sinyaller arasında homurtular, inlemeler, bağırışlar ve vuruş sesleri yer alır. Ayrıca yüz mimikleri ve vücut dili de sosyal etkileşimde yaygın olarak kullanılır. Göğüs vurma davranışı, hem tehdit hem de statü göstergesi olabilir. Yüz ifadesi ve göz teması, saldırganlık ya da barışçıl niyetlerin iletiminde etkilidir.
Gorillerin diyeti yüksek oranda bitkiseldir. Yaprak, sap, meyve, kabuk, kök, çiçek ve nadiren böcek tüketirler. Dağ gorilleri, yüksek irtifalarda yaşadıkları için daha az meyve ve daha fazla yaprak tüketirken, ova gorilleri daha meyve ağırlıklı beslenir. Günlük enerji ihtiyaçları 3.000–6.000 kcal arasında değişebilir. Beslenme davranışı mevsimsel olarak farklılık gösterir ve bu durum göç davranışlarını da etkileyebilir.
Gorillerin doğal ortamlarında sınırlı alet kullanımı gözlemlenmiş olsa da tutsak ortamlarda karmaşık problem çözme davranışları ve sembolik iletişim becerileri sergiledikleri bilinmektedir. Bazı çalışmalarda gorillerin çubukları ölçme, su derinliğini test etme ya da yiyecekleri temizlemek amacıyla kullandığı belgelenmiştir. Goriller, ayrıca empati, yas, oyun ve hatta mizah gibi ileri bilişsel süreçler sergileyebilir.
Tüm goril alt türleri, IUCN tarafından “Tehlike Altında” veya “Kritik Tehlike Altında” kategorilerinde listelenmektedir. Özellikle Gorilla beringei beringei ve Gorilla gorilla diehli, son derece düşük nüfusları nedeniyle yok olma eşiğindedir.
Gorillerin yaşam alanları, tarımsal genişleme, endüstriyel madencilik, kereste üretimi ve yol inşaatları gibi insan faaliyetleri nedeniyle büyük ölçüde parçalanmıştır. Bu parçalanma, popülasyonlar arasında gen akışını kısıtlayarak genetik çeşitliliği azaltmaktadır.
Bushmeat (vahşi et) ticareti, gorillerin hem yiyecek hem de fetiş objesi olarak öldürülmesine yol açmaktadır. Ayrıca yavru gorillerin yasa dışı yollarla evcil hayvan olarak satılması, annelerin öldürülmesini zorunlu kıldığı için popülasyonların sürdürülebilirliğini tehdit eder.
Ebola virüsü gibi zoonotik patojenler, goril kolonileri üzerinde yıkıcı etkilere yol açmıştır. İnsanlardan gorillere geçen solunum yolu enfeksiyonları, özellikle ekoturizm uygulamaları nedeniyle artmıştır. 2002–2003 yıllarında yalnızca Gabon ve Kongo’da Ebola nedeniyle 5.000’den fazla gorilin öldüğü tahmin edilmektedir.

Taksonomi, Evrim ve Morfolojik Özellikler
Sistematik Konum
Evrimsel Süreç
Morfolojik Özellikler
Sosyal Yapı, Bilişsel Yetenekler ve Davranışsal Ekoloji
Grup Yapısı ve Liderlik
İletişim Yöntemleri
Beslenme Ekolojisi
Alet Kullanımı ve Bilişsel Yetenekler
Koruma Durumu, Tehditler ve Sürdürülebilir Koruma Stratejileri
Koruma Statüsü
Habitat Tahribatı
Avcılık ve Yasa Dışı Ticaret
Zoonotik Hastalıklar
Koruma Yaklaşımları
Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.