Gresham Yasası, dolaşımda olan iki veya daha fazla para biriminin aynı nominal (yasal) değere sahip olmasına rağmen farklı içsel (madeni veya piyasa) değerlere sahip olduğu durumlarda, "kötü" (içsel değeri düşük veya aşırı değerlenmiş) paranın "iyi" (içsel değeri yüksek veya değeri düşük belirlenmiş) parayı piyasadan kovacağını öne süren iktisadi bir ilkedir. Genellikle "Kötü para iyi parayı kovar" şeklinde özetlenen bu yasa, sabit kur rejimleri veya yasal ödeme aracı kanunları (legal tender laws) altında işlerlik kazanmaktadır. Yasa, insanların ödemelerde daha az değerli parayı (kötü para) kullanmayı tercih ederken, daha değerli parayı (iyi para) tasarruf etme, eritme veya ihraç etme eğiliminde oldukları rasyonel davranış temeline dayanmaktadır.
Yasa, adını Kraliçe I. Elizabeth'in mali danışmanı olan Sir Thomas Gresham'dan (1519-1579) almıştır. Gresham, 1558 yılında Kraliçe'ye yazdığı bir mektupta, önceki hükümdarlar döneminde yapılan tağşiş (paranın içindeki değerli maden oranının düşürülmesi) uygulamalarının, İngiltere'deki saf altın sikkelerin yurt dışına kaçmasına neden olduğunu belirtmiştir. Ancak ilkenin kökleri antik çağa kadar uzanmaktadır. M.Ö. 5. yüzyılda Aristofanes, "Kurbağalar" adlı eserinde Atina'daki tam değerli sikkelerin yerini değersiz pirinç paraların almasını eleştirmiştir. 14. yüzyılda Nicholas Oresme de De Moneta adlı eserinde bu ilkeyi açıkça ortaya koymuştur. "Gresham Yasası" terimi ise ilk kez 1858 yılında ekonomist H.D. Macleod tarafından literatüre kazandırılmıştır.
Gresham Yasası, yalnızca iki farklı paranın bir arada dolaşımı değil, piyasa aktörlerinin yasal düzenlemeler ve ekonomik maliyetler karşısında verdikleri rasyonel tepkilerin bir bütünüdür. Yasanın işleyişi; sabit döviz kuru zorunluluğu, işlem maliyetleri, oyun teorisi dengeleri ve toplumsal kabul eşikleri (tipping points) gibi alt dinamiklere dayanır.
Gresham Yasası'nın temel ön koşulu, devletin veya otoritenin, içsel değerleri (piyasa değerleri) farklı olan iki parayı aynı nominal (yasal) değerde sabitlemesidir. Robert Mundell'e göre yasanın daha doğru bir ifadesi "Kötü para iyi parayı kovar" değil, "Ucuz para pahalı parayı kovar, eğer aynı fiyattan işlem görüyorlarsa" şeklindedir.
Eğer devlet, piyasada daha ucuza mal edilen veya değeri düşmüş parayı (ucuz para), daha değerli parayla (pahalı para) yasal olarak eşit sayarsa; borçlular borçlarını "ucuz" para ile ödemeyi tercih eder.
Pahalı olan para (örneğin tam ayarlı altın sikke), eritilip külçe olarak satılmak veya uluslararası ticarette kullanılmak üzere dolaşımdan çekilir.
Rolnick ve Weber gibi eleştirmenler, iyi paranın her zaman yok olmadığını, bazen "primli" bir fiyatla (örneğin 1 Dolar yerine 1.05 Dolar değerle) piyasada kalabileceğini savunmuşlardır. Ancak Greenfield ve Rockoff, tarihsel veriler ışığında "%93 Versiyonu" adını verdikleri daha rafine bir işleyiş öne sürerler.
İyi paranın primli olarak dolaşımda kalması teorik olarak mümkün olsa da pratikte zordur. Çünkü her alışverişte "iyi" paranın o anki külçe değerini hesaplamak, taraflar arasında pazarlık yapmak ve bu değeri izlemek (monitoring) yüksek bir işlem maliyeti yaratır.
Kasap veya fırıncı gibi sıradan satıcılar, sürekli değişen metal değerlerini takip etmek yerine, değeri devletçe sabitlenmiş "kötü" parayı (par money) kullanmayı tercih ederler. Bu nedenle iyi para, sadece büyük tüccarların ve sarrafların (bullion dealers) faaliyet gösterdiği alanlara veya dış ticarete kayar.
George Selgin, Gresham Yasası'nın işleyişini bir Mahkum İkilemi (Prisoner's Dilemma) oyunu olarak modellemiştir. Bu modelde yasanın işlemesini sağlayan temel faktör, yasal ödeme aracı kanunlarının (legal tender laws) yarattığı baskıdır.
Eğer devlet, satıcıların "kötü" parayı reddetmesini veya "iyi" para için ek ücret talep etmesini cezalandırırsa, satıcılar mecburen kötü parayı kabul etmek zorunda kalır.
Alıcılar, ellerindeki "kötü" parayı harcayıp "iyi" parayı saklamanın (veya eritmenin) daha kârlı olduğunu bildikleri için piyasaya sürekli kötü para sürerler. Satıcılar da yasal cezalardan kaçınmak için bunu kabul eder. Sonuç olarak, piyasada sadece kötü paranın dolaştığı bir "işbirlikçi olmayan denge" (non-cooperative equilibrium) oluşur.
Paranın dolaşımı, toplumsal bir kabul meselesidir. Greenfield ve Rockoff, Thomas Schelling'in "Devrilme Noktası" (Tipping Point) modelini Gresham Yasası'na uyarlamıştır.
Bireyler, başkalarının hangi parayı kabul edeceğine dair beklentilerine göre hareket eder. Eğer toplumun çoğunluğu yasal baskı veya alışkanlık nedeniyle "kötü" parayı kullanmaya başlarsa, sistem bir noktadan sonra tamamen "kötü" paranın hakimiyetine doğru devrilir (tip over).
Nadir durumlarda (örneğin ABD İç Savaşı sırasında Kaliforniya'da olduğu gibi), yerel ticari ve toplumsal baskılar, yasal ödeme aracı olan kağıt paranın (kötü para) reddedilmesine ve altın standardının (iyi para) korunmasına neden olabilir. Bu durumda sistem, devletin dayattığı paraya değil, piyasanın tercih ettiği paraya doğru devrilir.
Yüksek enflasyonist ortamlarda, ulusal paranın değer saklama işlevini tamamen yitirmesi durumunda Gresham Yasası'nın tersi işleyebilir. Bu durumda, yasal olarak zorunlu kılınan ancak hızla değer kaybeden yerel para (kötü para), halk tarafından reddedilir.
Ekonomik birimler, servetlerini korumak amacıyla, yasal olmasa veya işlem maliyeti yüksek olsa bile istikrarlı yabancı parayı (iyi para) kullanmaya başlar.
Enflasyonist beklentiler ve yerel paraya güvenin azalması, "iyi paranın kötü parayı kovduğu" bir dolarizasyon sürecini tetikler.
Gresham Yasası ve bunun modern türevleri, hem Osmanlı İmparatorluğu'nun para tarihinde hem de modern Türkiye ekonomisindeki "para ikamesi" (dolarizasyon) olgusunda belirgin etkiler yaratmıştır.
Osmanlı İmparatorluğu'nda 16. ve 17. yüzyıllarda yaşanan ekonomik dalgalanmalar, Gresham Yasası'nın klasik işleyişine dair önemli örnekler sunar.
1585 yılındaki büyük tağşiş gibi müdahalelerle devletin paranın gümüş içeriğini azaltması, piyasada "kötü para" (düşük ayarlı akçe) bolluğu yaratmıştır. Yasal olarak eşit sayılan ancak içsel değeri farklı olan bu sikkelerin dolaşımı, "iyi paranın" (yüksek ayarlı akçe ve altın) piyasadan çekilmesine veya yurt dışına akmasına neden olmuştur.
Yakın dönemde incelenen Beçin Definesi, II. Selim ve III. Murad dönemlerinde Gresham dinamiklerinin nasıl işlediğini, halkın ve tüccarların nitelikli parayı nasıl saklama (istifçilik) eğiliminde olduğunu somut nümismatik verilerle doğrulamaktadır.
İmparatorluk, İran sınırına yakın bölgelerde farklı ağırlıkta akçe basımı gibi "iki bölgeli para politikaları" uygulayarak, doğuya gümüş kaçışını (Gresham etkisiyle iyi paranın gitmesini) engellemeye çalışmıştır.
Modern Türkiye ekonomisinde, özellikle yüksek enflasyon dönemlerinde Gresham Yasası'nın tersi bir işleyiş (Literatürde "Thiers Yasası" olarak da bilinir) gözlemlenmiştir.
Yüksek enflasyonun yaşandığı dönemlerde ulusal para (TL), değer saklama ve hesap birimi olma işlevlerini yitirebilmektedir. Bu durumda ekonomik birimler, servetlerini korumak için "iyi para" olarak gördükleri yabancı paralara (Dolar, Euro vb.) yönelmektedir. Klasik Gresham Yasası'nın aksine, burada değeri düşen ulusal para (kötü para) piyasadan kaçınılan para olurken, istikrarlı yabancı para (iyi para) talep edilerek dolaşımdaki ağırlığını artırmaktadır.
Enflasyonist ortamlarda ulusal paranın elde tutma maliyetinin artması, yerleşiklerin yabancı para mevduatlarına yönelmesine neden olur. Türkiye'de 1980 sonrası finansal serbestleşme adımları ve kambiyo rejimindeki düzenlemeler, yabancı para tutmanın önündeki engelleri kaldırarak bu süreci kurumsal olarak da mümkün kılmıştır.
Türkiye'de gözlemlenen bu süreç, Merkez Bankası'nın para arzını kontrol etmesini zorlaştırmakta, para talebinde istikrarsızlığa yol açmakta ve senyoraj (para basma) gelirlerinin azalmasına neden olmaktadır.
1792-1834 yılları arasında ABD'de gümüş, altına kıyasla nane (darphane) oranlarında aşırı değerlendiği için "kötü para" konumuna gelmiş ve altını dolaşımdan kovarak ülkeyi fiili gümüş standardına itmiştir. İç Savaş döneminde ise karşılıksız basılan kağıt paralar (Greenbacks), metal paraları doğu eyaletlerinde piyasadan silmiştir.
Yasanın bilinen en eski örneklerinden biri M.Ö. 5. yüzyılda Atina'da yaşanmıştır. Peloponez Savaşı'nın sonlarına doğru (M.Ö. 407), Atina devleti savaş masraflarını karşılamak için tapınaklardaki altın heykelleri eriterek acil durum parası basmış, ardından gümüş kaplama bakır sikkeler (kötü para) piyasaya sürmüştür. Dönemin ünlü oyun yazarı Aristofanes, "Kurbağalar" adlı eserinde, halkın bu değersiz bakır paraları kullanırken, gümüş içeriği tam olan eski sikkeleri (iyi para) sakladığını veya dış ticarette kullandığını kayda geçirmiştir.
VIII. Henry ve VI. Edward dönemlerinde yapılan büyük tağşişler (Great Debasement), İngiliz sikkelerinin gümüş içeriğini dramatik biçimde düşürmüştür. Sir Thomas Gresham'ın Kraliçe I. Elizabeth'e yazdığı mektupta belirttiği üzere, bu "kötü" paralar, saf altın ve gümüş sikkelerin (iyi para) İngiltere'den kaçmasına neden olmuştur. Benzer bir durum 1690'larda "Büyük Yeniden Basım" (Great Recoinage) öncesinde yaşanmış; kenarları kırpılmış ve aşınmış gümüş sikkeler (kötü para) piyasada kalırken, darphaneden yeni çıkan tam ağırlıklı sikkeler (iyi para) anında eritilmiş veya ihraç edilmiştir.
Fransız Devrimi sırasında piyasaya sürülen ve "Asinyalar" (Assignats) adı verilen kağıt paralar, madeni paralar karşısında hızla değer kaybetmiştir. Devrim hükümeti, kağıt para ile madeni para arasında ayrım yapanları veya madeni parayı saklayanları ölüm cezasına çarptıran çok sert yasalar ("Terör Yasaları") çıkarmasına rağmen, gümüş ve altın sikkeler (iyi para) piyasadan tamamen çekilerek yastık altına girmiş, piyasada sadece değeri düşen kağıt paralar (kötü para) kalmıştır.
19. yüzyılda Fransa gibi bimetalik (hem altın hem gümüş standardı) sistem uygulayan ülkelerde, piyasa fiyatlarındaki değişimler yasanın işleyişini tetiklemiştir. 1850'lerde altın keşifleriyle altının piyasa değerinin düşmesi sonucu, Fransa'da yasal olarak gümüşe göre "ucuz" kalan altın (kötü para), gümüşü (iyi para) dolaşımdan kovarak ülkenin para kompozisyonunu değiştirmiştir. Benzer şekilde 18. yüzyıl İngiltere'sinde Sir Isaac Newton'ın darphane müdürü iken belirlediği oranlar altını gümüşe göre aşırı değerli kılmış (altın=kötü para), bu durum gümüşün ülkeden kaçmasına ve İngiltere'nin fiilen altın standardına geçmesine yol açmıştır.
Rolnick ve Weber (1986), iyi paranın her zaman piyasadan kovulmadığını, işlem maliyetlerinin düşük olduğu durumlarda "primli" (premium) bir değerle kötü parayla birlikte dolaşımda kalabileceğini öne sürmüşlerdir.
İktisat dışında, eğitimde çoktan seçmeli testlerin (mekanik/kötü) eleştirel düşünmeyi (iyi) müfredattan dışlaması gibi durumlar "Gresham'ın Pedagojik Yasası" olarak adlandırılmıştır. Benzer şekilde teknolojinin bilgi yönetiminde, düşük düzeyli düşünme süreçlerinin yüksek düzeyli süreçleri ikame etmesi de yasanın bir metaforu olarak kullanılmıştır.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Gresham Yasası" maddesi için tartışma başlatın
Etimoloji ve Tarihsel Gelişim
Kuramsal Çerçeve ve İşleyiş Mekanizması
Sabit Kur ve "Ucuz" Paranın Üstünlüğü
Mekanizma
Sonuç
İşlem Maliyetleri ve Gresham Yasası'nın "%93 Versiyonu"
İşlem Maliyetleri (Transaction Costs)
Uzmanlaşma
Oyun Teorisi ve Mahkum İkilemi (Prisoner's Dilemma)
Yasal Baskı
Denge Noktası
Schelling'in Devrilme Noktası (Tipping Point) Modeli
Toplumsal Davranış
Denge Değişimi
Ters Gresham Yasası (Thiers Yasası) ve Para İkamesi
Para İkamesi
Süreç
Türkiye ve Osmanlı Coğrafyasında Görünümü
Osmanlı İmparatorluğu'nda Para Politikaları
Tağşiş ve İyi Paranın Kayboluşu
Beçin Definesi Bulguları
Doğu-Batı Gümüş Akışı
Modern Türkiye ve Para İkamesi (Ters Gresham Yasası)
Para İkamesi (Dolarizasyon)
İşleyiş Nedeni
Sonuçları
Diğer Tarihsel Uygulamalar
ABD (19. Yüzyıl)
Antik Yunan (Atina)
İngiltere (Tudor Dönemi ve Büyük Yeniden Basım)
Fransa (Devrim Dönemi ve Asinyalar)
Küresel Bimetalizm Örnekleri
Eleştiriler ve Alternatif Yaklaşımlar
Rolnick ve Weber'in İtirazı
Mecazi Kullanımlar
Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.