
İslamofobiyle (İslam düşmanlığı) Mücadele Uluslararası Günü, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından 15 Mart olarak ilan edilen küresel bir farkındalık günüdür. Bu günün kabul edilme süreci, 2019 yılında Yeni Zelanda’nın Christchurch kentinde gerçekleşen cami saldırıları sonrası başlamıştır. İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Pakistan’ın girişimiyle, 2022 yılında BM Genel Kurulu’nda alınan kararla resmi olarak kabul edilmiştir. Kararın BM tarafından onaylanması, İslam karşıtı ayrımcılık ve nefret suçlarıyla mücadelede uluslararası bir bilinç oluşturmayı hedeflemektedir.
Christchurch saldırılarında 51 kişi hayatını kaybetmiş, çok sayıda insan yaralanmıştır. Bu olay, İslamofobi’nin yani İslam düşmanlığının küresel çapta ciddiyetini gözler önüne sermiş ve Müslüman toplumlara yönelik artan nefret suçlarına karşı daha güçlü tedbirlerin alınmasını gerektirmiştir. BM, bu saldırıyı bir dönüm noktası olarak kabul ederek, Müslüman karşıtı nefret söylemleri ve ayrımcılıkla mücadele edilmesi gerektiğini ilan etmiştir.

Müslüman bir kadın Dili'de Doğu Timor'un en büyük camisi olan An-Nur Camii'nin önünde duruyor -BM
İslamofobi yani İslam düşmanlığı, Müslüman bireylere ve topluluklara yönelik ayrımcılık, önyargı, nefret söylemi ve fiziksel saldırılar içeren bir olgu olarak tanımlanmaktadır. Bu nefret ve ayrımcılığın, bireysel düzeyden sistematik politikalar ve yasaklara kadar geniş bir yelpazede etkili olduğu bilinmektedir. Özellikle 11 Eylül 2001 saldırılarından sonra Batı’da Müslümanlara yönelik önyargılar derinleşmiş, güvenlik politikaları bahanesiyle birçok ülkede Müslümanlara yönelik ayrımcılık artmıştır.
Son yıllarda Avrupa ve Kuzey Amerika’da Müslümanlara yönelik cami saldırıları, başörtüsü yasakları, göçmen politikalarıyla ilgili ayrımcı uygulamalar ve nefret söylemleri yükselişe geçmiştir. BM, bu durumu insan haklarına yönelik ciddi bir tehdit olarak değerlendirirken, İslamofobik söylemlerin sadece Müslümanları değil, genel olarak toplumsal barışı ve eşitliği tehdit ettiğini vurgulamaktadır.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, İslamofobiyle Mücadele Uluslararası Günü kapsamında yaptığı açıklamalarda, Müslümanların dini özgürlüklerinin korunması gerektiğini ve nefret suçlarının önlenmesi için uluslararası düzeyde güçlü tedbirler alınmasının önemini vurgulamaktadır. Guterres, Müslüman karşıtı söylemlerin küresel ölçekte ciddi bir tehdit haline geldiğini ve bu tür ayrımcı politikaların yalnızca bireyleri değil, tüm toplumları olumsuz etkilediğini ifade etmektedir.
BM, 15 Mart’ın kabul edilmesiyle birlikte, ülkelerin İslamofobi ile mücadelede ulusal politikalar geliştirmesini, nefret suçlarıyla mücadelede etkin önlemler almasını ve Müslüman toplulukların haklarını korumasını teşvik etmektedir. İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve birçok sivil toplum kuruluşu, BM kararının önemine dikkat çekerek Müslümanların dini özgürlüklerinin korunması, nefret söylemlerinin önlenmesi ve ayrımcı uygulamaların ortadan kaldırılması için daha somut adımlar atılması gerektiğini savunmaktadır.

İslamofobi ile ilgili bir yürüyüş -Anadolu Ajansı
Türkiye, İslamofobiyle mücadelede aktif rol oynayan ülkelerden biridir. Dışişleri Bakanlığı, BM nezdinde yürütülen çalışmalara destek verirken, İslam karşıtı söylemlere ve saldırılara karşı uluslararası toplumu daha fazla önlem almaya çağırmaktadır. Türkiye, BM ve İslam İşbirliği Teşkilatı gibi platformlarda İslamofobiyle mücadele konusunu sık sık gündeme getirmekte ve bu konuda farkındalık yaratmaktadır.
Diyanet İşleri Başkanlığı da her yıl 15 Mart’ta çeşitli mesajlar yayımlayarak, İslam karşıtı ayrımcılığın sadece Müslümanlar için değil, tüm insanlık için bir tehdit oluşturduğuna dikkat çekmektedir. Türkiye’nin bu konudaki politikası, özellikle Avrupa’da yaşayan Müslüman toplulukların haklarının korunması ve İslamofobi ile mücadele için daha etkin mekanizmalar geliştirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
İslamofobiyle Mücadele Uluslararası Günü, sadece bir farkındalık günü olmanın ötesinde, hükümetlerin ve uluslararası kuruluşların somut adımlar atmasını teşvik eden bir girişimdir. Bu kapsamda:
• Hükümetler, İslam karşıtı nefret suçlarını önlemek için yasal düzenlemeler yapmaya teşvik edilmektedir.
• Sivil toplum kuruluşları, Müslüman topluluklara yönelik ayrımcılıkla mücadelede daha etkin roller üstlenmektedir.
• Medya kuruluşları, nefret söylemlerine karşı daha duyarlı olmaya çağrılmaktadır.
• Eğitim sistemlerinde, kültürel hoşgörüyü artırmaya yönelik ders içeriklerinin oluşturulması desteklenmektedir.
Bu tür girişimlerin, Müslüman topluluklara yönelik ayrımcılığın azaltılmasında önemli bir rol oynayacağı düşünülmektedir.
15 Mart İslamofobiyle Mücadele Uluslararası Günü, Müslümanlara yönelik ayrımcılığa ve nefret suçlarına karşı küresel ölçekte farkındalık yaratmayı ve insan haklarını korumayı amaçlayan bir girişimdir. Bu gün, hükümetlerin, uluslararası kuruluşların ve toplumun her kesiminin İslamofobi ile mücadelede daha duyarlı hale gelmesini teşvik etmektedir. Müslüman topluluklara yönelik nefret söylemlerinin ve saldırıların önlenmesi için yalnızca hukuki ve siyasi adımlar değil, kültürel anlayışın da güçlendirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.

Henüz Tartışma Girilmemiştir
"İslamofobiyle Mücadele Uluslararası Günü" maddesi için tartışma başlatın
İslamofobi ve Küresel Boyutları
BM ve Uluslararası Toplumun Yaklaşımı
Türkiye’nin Tutumu ve Mücadelesi
İslamofobiyle Mücadele İçin Atılan Adımlar