BlogGeçmiş
Blog
Avatar
YazarYeşim Can17 Ocak 2026 22:08

İsrail İşgalinin Öncü Kuvvetleri: Kibbutzlar

fav gif
Kaydet
kure star outline

Kibbutzlar, ilk bakışta kolektif üretim, ortak mülkiyet ve sosyal eşitlik ilkeleri üzerine inşa edilmiş bir toplumsal deney olarak sunulmuştur. Ancak Filistin bağlamında bu yapıların ortaya çıkışı, salt bir ekonomik veya sosyal organizasyon değil, yerleşimci-sömürgeci bir projenin mekânsal aracı olarak şekillenmiştir. İbranice “topluluk” anlamına gelen kibbutz, Filistin topraklarında Yahudi göçmenlerin kalıcı hâkimiyet kurma hedefiyle oluşturduğu planlı yerleşim birimleridir.


Kibbutzlar Hakkında İçerik (Sabah)

Bu model, bireylerin yaşamının tüm alanlarını çalışma, barınma, eğitim ve düşünsel yönlendirme dâhil tek bir yapı içinde denetim altına alarak bireysel alanı ortadan kaldıran kapalı bir yerleşim düzeni üretmiştir. Bu yönüyle kibbutzlar, üretim yapan topluluklardan çok, toprağın sürekli kontrol altında tutulmasını ve elde edilen hâkimiyetin korunmasını amaçlayan ideolojik ve çok disiplinli mekânlar olarak işlev görmüştür. En azından gösterilmek istenen şey bu yöndedir.


Degania’dan Yaygınlaşan Bir Strateji: Toprak Tutma ve Demografik Dönüşüm

1909–1910 yıllarında Filistin’de kurulan Degania Kibbutzu, kibbutz hareketinin başlangıcı olmakla kalmamış, aynı zamanda Filistin coğrafyasında sistematik yerleşimin ilk örneklerinden biri olmuştur. Degania, mevcut Filistinli yerleşimlerin yakınında, yerel halkın tarihsel olarak kullandığı topraklar üzerinde konumlandırılmıştır.


Bu durum, kibbutzların “boş ve sahipsiz topraklar” söylemiyle meşrulaştırılan ancak fiiliyatta yerli Filistin nüfusunu dışlayan ve mülksüzleştiren bir yapı olduğunu ortaya koymaktadır. Tarımsal üretim, burada yalnızca geçim aracı değil; toprağa fiilen el koymanın ve bu el koymayı kalıcılaştırmanın temel yöntemidir. Tarım yoluyla toprak işlenmiş, yerleşimler büyütülmüş ve Filistin halkının bu alanlara geri dönüşü fiilen imkânsız hâle getirilmiştir

Aliya Göçleri ve Kibbutzların Devlet Öncesi İşlevi

Birinci ve özellikle İkinci Aliya göçleriyle Filistin’e gelen sosyalist Siyonist gruplar, kibbutzları bilinçli ve planlı biçimde yaygınlaştırmıştır. Bu göçler, yalnızca nüfus hareketi değil; Filistin topraklarının adım adım Yahudi yerleşimiyle dönüştürülmesi sürecidir.


Kibbutzlar bu dönemde, Filistin coğrafyasını parçalayarak yeni bir demografik gerçeklik yaratmış; yer adlarının değiştirilmesi, tarım alanlarının yeniden düzenlenmesi ve yerli halkın sistematik olarak dışlanmasıyla sömürgeci bir mekânsal düzen inşa edilmiştir. Böylece kibbutzlar, İsrail devleti kurulmadan önce fiilî sınırların ve kontrol alanlarının belirlenmesinde kritik rol oynamıştır

1948 Sonrası: Kibbutzların Askerî ve Siyasal İşlevi

1948’de İsrail’in kuruluşuyla birlikte kibbutzlar, devletin sınır güvenliği ve yayılma stratejisinin ayrılmaz bir parçası hâline gelmiştir. Birleşmiş Milletler’in Filistin Taksim Planı hazırlanırken kibbutzların coğrafi dağılımının esas alınması, bu yerleşimlerin siyasi sınır belirleyici niteliğini açıkça göstermektedir.


Özellikle sınır bölgelerine kurulan kibbutzlar, tarımsal üretim görüntüsü altında askerî ileri karakollar gibi işlev görmüştür. Bu yerleşimler, İsrail ordusunun lojistik, gözetleme ve kontrol faaliyetleriyle doğrudan iç içe geçmiştir. Dolayısıyla kibbutzlar, sivil yerleşim olmanın ötesinde, işgalin sahadaki kalıcı ayakları olarak konumlandığının bizzat göstergesidir.

Filistin Topraklarında Kibbutz Gerçeği: Yıkım Üzerine İnşa

Kibbutzların önemli bir bölümü, 1948 ve sonrasında zorla boşaltılan veya tamamen yıkılan Filistin köylerinin üzerine kurulmuştur. Bu durum, kibbutzları Filistinliler açısından yalnızca bir yerleşim değil, kaybedilen evlerin, tarlaların ve yaşamların yerine dikilmiş işgal yapıları hâline getirmiştir.


Bu yerleşimler, Filistin halkının mülksüzleştirilmesini kalıcılaştırmış; geri dönüş hakkını fiilen ortadan kaldıran mekânsal engeller üretmiştir. Kibbutz, bu bağlamda kolektif yaşamdan ziyade toprak gaspının kurumsallaşmış biçimi olarak değerlendirilmiştir.

Kibbutzlardan Çıkan Kadrolar ve İşgalin Sürekliliği

Kibbutzlar, İsrail’in askerî ve siyasi elitlerini yetiştiren merkezler olmuştur. Golda Meir, David Ben Gurion, İzak Rabin, Ehud Barak ve Şimon Peres gibi isimlerin bu yapılardan çıkması, kibbutzların ideolojik üretim gücünü açıkça göstermektedir.


Bu liderler, Filistin topraklarındaki işgal politikalarını planlayan ve sürdüren karar alıcılar hâline gelmiştir. Dolayısıyla kibbutzlar, yalnızca geçmişte değil, işgalin sürekliliğini sağlayan kadro üretim merkezleri olarak da değerlendirilmelidir.

Dönüşüm Söylemi ve Değişmeyen Gerçeklik

1980’lerden itibaren kibbutzlar özelleşmiş, kolektif eşitlik ilkeleri zayıflamış ve kapitalist üretim ilişkilerine entegre olmuştur. Ancak bu dönüşüm, kibbutzların Filistin topraklarındaki işgalci varlığını ortadan kaldırmamıştır.


Bugün sanayi, turizm ve teknoloji alanlarında faaliyet gösteren kibbutzlar, elde ettikleri ekonomik gücü hâlâ işgal altında tutulan topraklar üzerinden sürdürmektedir. Biçim değişmiş, fakat sömürgeci öz değişmemiştir


Filistinliler için kibbutz, sosyal dayanışma modeli değil; yerinden edilmenin, kuşatmanın ve sürekli denetimin mekânsal simgesidir. Gazze ve Batı Şeria’ya yakın kibbutzlar, askerî baskının gündelik hayata en doğrudan temas ettiği alanlardır.

Kibbutzlar Bir Sosyal Deney Değil, İşgalin Kendisi

Kibbutzlar, Batı’nın romantize etmeyi tercih ettiği gibi masum bir kolektif yaşam deneyi değildir. Bu yapılar, Filistin topraklarında yerleşimci ve sömürgeci bir düzen kurmanın ve bu düzeni kalıcı hâle getirmenin bilinçli araçlarıdır. Tarım, kolektif yaşam ve eşitlik söylemleri; toprağa el koymayı, yerli halkı dışlamayı ve işgali normalleştirmeyi perdeleyen ideolojik örtülerden ibarettir.


Kibbutzlar, Filistinlilerin sürüldüğü topraklara inşa edilmiş; yıkılan köylerin, gasp edilen tarlaların ve yok sayılan yaşamların üzerine kurulmuştur. Bu yerleşimler, yalnızca geçmişte değil bugün de işgalin fiili devamlılığını sağlamaktadır. Sınır bölgelerinde konumlanmaları, askerî yapı ile iç içe geçmeleri ve İsrail’in güvenlik doktrinine hizmet etmeleri, onları sıradan sivil yerleşimler olmaktan çıkarır.


Bu nedenle kibbutzları sosyalist model, kolektif dayanışma ya da alternatif yaşam biçimi olarak tanımlamak, gerçeği bilinçli biçimde çarpıtmaktır. Kibbutz, Filistin bağlamında bir yaşam modeli değil; yerinden etmenin, mülksüzleştirmenin ve kalıcı işgalin mekânsal formudur.


Filistin halkının toprakları üzerinde kurulan ve sürdürülen bir hâkimiyet düzenidir. Bu gerçek değişmediği sürece kibbutzlar, Batı tarafından ne kadar modern gösterilmeye çalışılsa da bu şekilde devam ettikçe işgalin parçası olmaktan çıkmayacaktır. Bu nedenle kibbutzları masum bir sosyal deney olarak görmek, yalnızca bir yanılgı değil; işgalin kendisini görünmez kılma çabasıdır.

Kaynakça

Anadolu Ajansı. “İsrail işgalinin öncü kuvvetleri: Kibbutzlar.” Ayrımcılık Hattı. Erişim 18 Ocak 2026. https://www.aa.com.tr/tr/ayrimcilikhatti/vg/video-galeri/israil-isgalinin-oncu-kuvvetleri-kibbutzlar/93163

Anadolu Ajansı. “İsrail işgalinin öncü kuvvetleri: Kibbutzlar.” Ayrımcılık Hattı. Erişim 18 Ocak 2026. https://www.aa.com.tr/tr/ayrimcilikhatti/ayrimcilik/israil-isgalinin-oncu-kuvvetleri-kibbutzlar/1821971

Sabah. “İsrail işgalinin öncü kuvvetleri: Kibbutzlar.” Youtube. Yayın tarihi 2024. Erişim 18 Ocak 2026. https://www.youtube.com/watch?v=2rM1PJ08zco&t=190s

Taşlıgil, Nuran, ve Güven Şahin. “Kolektif İşletme Tiplerine Tipik Bir Örnek: Kibbutzlar.” Adıyaman Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi 5, no. 9 (Haziran 2012): 213–229. Erişim 18 Ocak 2026. https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/15221

Gökalp Yılmaz, Gaye. “Goffman’ın Total Kurumlarına Bir Örnek Olarak Kibbutzlar ve Değişen Denetleme Biçimleri.” Süleyman Demirel Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi, no. 49 (Nisan 2020): 125–136. Erişim 18 Ocak 2026. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1079576

Sen de Değerlendir!

0 Değerlendirme

Blog İşlemleri

Etiketler

KÜRE'ye Sor