Kobra Etkisi, bir problemi çözmek amacıyla uygulanan bir çözümün veya teşvikin, sorunu daha da kötüleştirmesi ya da öngörülmeyen olumsuz sonuçlar doğurması durumunu ifade eden bir kavramdır. Genellikle "niyet edilmemiş sonuçlar yasası" (law of unintended consequences) ilkesiyle ilişkilendirilen bu durum, doğrusal bir neden-sonuç ilişkisiyle planlanan müdahalelerin, karmaşık sistemlerde ters teperek başlangıçtaki amacı sabote etmesini tanımlar. Terim, Alman ekonomist Horst Siebert tarafından 2001 yılında yayımlanan Der Kobra-Effekt adlı kitap ile literatürde yaygınlık kazanmıştır.
Kavramın tarihsel kökeni, Hindistan'ın İngiliz sömürgesi olduğu dönemde Delhi'de yaşanan bir olaya dayanmaktadır. Dönemin İngiliz yönetimi, şehirdeki kobra yılanı popülasyonunun artışını kontrol altına almak amacıyla, ölü getirilen her kobra için halka finansal bir ödül (prim) verileceğini duyurmuştur. Başlangıçta bu uygulama yılan sayısının azalmasında etkili olmuştur. Ancak bir süre sonra, ekonomik teşvikten yararlanmak isteyen kişiler evlerinde kobra yetiştirmeye başlamıştır. Hükümet, kobra yetiştiriciliğini fark ettiğinde ödül programını sonlandırmıştır. Bunun üzerine yetiştiriciler, artık ekonomik değeri kalmayan yılanları serbest bırakmış ve sonuç olarak şehirdeki kobra popülasyonu, program öncesindeki seviyenin üzerine çıkmıştır. Bu olay, iyi niyetli bir çözümün sorunu nasıl derinleştirebileceğinin somut bir örneği olarak kabul edilmektedir.
Kobra Etkisi, sistem düşüncesi ve ekonomi literatüründe "istenmeyen sonuçlar yasası" ve "sapkın teşvikler" (perverse incentives) kapsamında ele alınır. Bir kararın veya müdahalenin, sadece hedeflenen birinci derece etkileri değil, aynı zamanda teşvik yapılarının değişmesiyle ortaya çıkan ikinci ve üçüncü derece etkileri de bulunmaktadır. Karar vericilerin, sistemin bütünü yerine yalnızca belirtiye odaklanması ve insan davranışlarının teşviklere vereceği tepkiyi tam olarak hesaplayamaması bu etkinin temel nedenleri arasındadır.
İşletme ve yönetim literatüründe Kobra Etkisi, organizasyonların dayanıklılık (resilience) stratejileri geliştirirken karşılaştıkları paradoksları açıklamak için kullanılmaktadır. Organizasyonel dayanıklılığa aşırı odaklanmak, "fazla iyinin zarar getirmesi" durumuna yol açabilmektedir. Araştırmalar, dayanıklılık stratejilerinin aşırı vurgulanmasının şu istenmeyen sonuçları doğurabileceğini belirtmektedir:
Hukuk alanında Kobra Etkisi, yargısal istikrarı veya kurumsal itibarı korumak amacıyla alınan kararların, hukuki belirsizliği artırması durumunda gözlemlenir. Amerika Birleşik Devletleri Yüksek Mahkemesinin Kisor v. Wilkie davasındaki tutumu buna bir örnektir. Mahkeme, "Auer saygısı" (Auer deference) olarak bilinen ve mahkemelerin idari kurumların kendi kurallarını yorumlamasına saygı göstermesini öngören ilkeyi, "stare decisis" (emsal karara bağlılık) ilkesi gereği iptal etmemiştir. Ancak mahkeme, bu ilkeyi korurken uygulanmasını zorlaştıran karmaşık testler ve sınırlamalar getirmiştir. Başyargıç Roberts'ın mahkemenin itibarını koruma niyetiyle aldığı bu karar, alt mahkemeler için belirsizliği artırmış ve hukuki süreçleri daha karmaşık hale getirerek amaçlananın aksine kurumsal itibara zarar verme potansiyeli taşımıştır.
Eğitim politikaları ve akademik araştırma yöntemlerinde de Kobra Etkisi'ne rastlanmaktadır:
Hindistan'da müfredatı sadeleştirmek ve eleştirel düşünmeyi teşvik etmek amacıyla periyodik tablo, evrim ve elektromanyetizm gibi temel konuların ders kitaplarından çıkarılması, öğrencilerin çağdaş bilimi anlama kapasitesini zayıflatma riski taşıdığı için bu kapsamda değerlendirilmektedir. Yerel bilgi türlerine alan açmak ve sömürge mirasını eleştirmek gibi iyi niyetli hedefler, temel bilimsel okuryazarlığın kaybına yol açarak ters tepebilmektedir.
Sağlık profesyonelleri eğitimindeki nitel araştırmalarda, çalışmalara meşruiyet kazandırmak amacıyla pozitivist paradigmadan ödünç alınan "doygunluk" (saturation), "ortaya çıkma" (emergence) ve "üçgenleme" (triangulation) gibi terimlerin eleştirel olmayan kullanımı, araştırmaların metodolojik tutarlılığını zayıflatmıştır. Araştırmacıların bu terimleri, çalışmalarını kabul ettirmek (teşvik) amacıyla kullanması, nitel araştırmanın doğasına aykırı olan "nesnellik" iddiasını pekiştirmiş ve araştırmacı öznelliğinin (refleksivite) göz ardı edilmesine neden olmuştur.
Kobra Etkisi'ni hafifletmek veya önlemek için önerilen yaklaşımlar şunlardır:
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Kobra Etkisi" maddesi için tartışma başlatın
Tarihsel Köken
Kavramsal Çerçeve ve Nedenler
Uygulama Alanları ve Örnekler
Yönetim ve Organizasyonel Dayanıklılık
Hukuk ve Yargı Sistemi
Eğitim ve Bilimsel Araştırma Metodolojisi
Bilim Eğitimi
Nitel Araştırma Yöntemleri
Önleme ve Hafifletme Stratejileri
Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.