
Kral Otto
Tam Adı | Otto Friedrich Ludwig von Wittelsbach | ||||||||
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
Doğum Tarihi | 1 Haziran 1815 | ||||||||
Doğum Yeri | Bavyera | ||||||||
Hanedanı ve Kökeni | Wittelsbach Hanedanı, Alman / Bavyera Prensi | ||||||||
Ünvanı ve Niteliği | Yunanistan'ın İlk Kralı | ||||||||
Hüküm Süresi | 1832–1862 | ||||||||
Eşi | Oldenburg Prensesi Amalie (evl. 1836) | ||||||||
Dini | Katolik Hristiyan | ||||||||
Ölüm Tarihi | 26 Temmuz 1867, (52 yaşında) | ||||||||
Ölüm Yeri | Bamberg / Bavyera | ||||||||
Kral Otto, Bavyera Kralı I. Ludwig’in oğludur ve Wittelsbach Hanedanı mensubudur. Otto, 1832 yılında İngiltere, Fransa ve Rusya’nın müdahalesiyle henüz 17 yaşındayken Yunanistan’ın ilk kralı olarak tayin edilmiştir. Reşit olacağı 1835 yılına kadar ülkeyi Bavyeralı naipler idare etmiş; ardından Atina’yı başkent ilan eden Otto, Bavyeralı kadrolara ağırlık veren mutlakiyetçi yönetimi ve Katolik inancını koruması sebebiyle halk ve siyasi çevrelerce bir "yabancı" olarak görülmüştür.
Ağır dış borç yükü ve 1843 mali iflası üzerine ordunun gerçekleştirdiği 3 Eylül askerî müdahalesi karşısında direnemeyerek 1844 yılında Yunanistan'ın ilk anayasasını onaylamak ve anayasal monarşiye geçmek zorunda kalmıştır. 1850'li yıllar boyunca yaşanan ekonomik krizler, salgınlar ve Kırım Savaşı sırasında izlediği Rusya yanlısı maceracı politikalar nedeniyle İngiltere ve Fransa'nın desteğini yitirmiş ve halk nezdindeki meşruiyetini tamamen kaybetmiştir. 1862 yılında ordu ve toplumun birleşerek gerçekleştirdiği devrim sonucu tahtından çıkarılarak ülkeyi terk etmiş ve hayatının son yıllarını geçirdiği Bamberg'de 1867 yılında vefat etmiştir.
Modern Yunanistan’ın ilk hükümdarı olan Otto (Othon), 1 Haziran 1815 tarihinde Bavyera’da doğmuştur. Bavyera Kralı I. Ludwig’in ikinci oğlu olan Prens Otto Friedrich Ludwig von Wittelsbach, Alman kökenli Wittelsbach Hanedanı’na mensuptur.
Yunanistan’ın 1821 yılında Osmanlı Devleti’ne karşı başlattığı ayaklanma, 3 Şubat 1830 tarihinde İngiltere, Fransa ve Rusya arasında imzalanan Londra Protokolü ile bağımsız bir devletin doğmasıyla sonuçlanmıştır. Bu protokolü imza altına alan üç büyük güç, bağımsızlık sürecindeki rol ve konumlarından ötürü yeni devlet üzerinde "koruyucu güçler" (protecting powers) sıfatıyla hak ve söz sahibi olmuşlardır.
Bağımsızlığın ilanı sonrasında yeni devletin yönetim biçimi belirlenirken dönemin monarşi ile idare edilen büyük güçleri, bağımsız ve cumhuriyet rejimiyle yönetilen bir Yunanistan fikrine sıcak bakmamışlardır. Bu doğrultuda 3 Şubat 1830 tarihli Londra Protokolü'nün üçüncü maddesiyle Yunanistan’ın yönetim şekli, verasete dayalı bir monarşi olarak tanımlanmış; ülkenin yönetimi, protokolü imzalayan garantör devletlerin kraliyet aileleriyle doğrudan akrabalık bağı bulunmayan ve "Yunanistan'ın Hükümdarı" ünvanını taşıyabilecek bir krala bırakılmıştır. Ülkede yerel ve Avrupa standartlarında, kraliyet soyuna mensup yerli bir aristokrat sınıfın bulunmaması da büyük güçleri dışarıdan bir hükümdar aramaya yöneltmiştir.
İlk olarak Saxe-Coburg Hanedanı’ndan Prens Leopold’e Yunanistan krallığı teklif edilmiş ancak Leopold’ün Yunanistan sınırlarının genişletilmesi ve ülkeye dış güvenlik garantileri verilmesi gibi taleplerinin reddedilmesi üzerine prens, tahtı kabul etmemiştir. Bunun üzerine Büyük Britanya, Fransa ve Rusya, 7 Mayıs 1832 tarihinde Londra’da Bavyera ile bir anlaşma imzalayarak henüz 17 yaşındaki Bavyera Prensi Otto’yu Yunanistan Kralı olarak tayin etmişlerdir. Anlaşma metninde "Yunan ulusu tarafından büyük devletlere devredilen yetki" ifadesine yer verilmesine karşın, Yunanistan tarafının bu anlaşmada temsil edilmemiş olması ve doğrudan İngiltere, Fransa, Rusya ile Bavyera arasında imzalanması, kurulan yeni devletin bağımlılık yapısını açıkça göstermektedir.【1】
Kral Otto’nun tahta getirilmesi kararı, Wittelsbach Hanedanı'nın filhelenik (Yunan sevdalısı) faaliyetlerinin ödüllendirilmesi ve Bavyera'nın Doğu Akdeniz'e yönelik hanedan hedefleriyle uyuşmaktaydı. Ancak tahtın teslimi son derece ağır mali ve idari şartları da beraberinde getirmiştir. Büyük güçler, Bavyeralı Prens Otto'nun tahta geçmesi karşılığında yeni devlete %5 faizli 60,000,000 Fransız frangı tutarında bir dış borç sağlamışlardır.【2】Üç eşit taksitte ödenmesi kararlaştırılan bu kredinin ilk dilimleri; aracı banka komisyonları, peşin borç servisleri, Bavyeralı askerlerin Yunanistan'a nakliye masrafları ve Osmanlı İmparatorluğu'na ödenen 11,220,598 tutarındaki tazminat nedeniyle aşırı derecede erimiştir. Neticede, Yunanistan tahtına Otto’nun oturtulması süreci, henüz ilk aşamada ülkenin ekonomik bağımsızlığını kaybetmesine ve mali açıdan büyük güçlerin denetimi altına girmesine yol açmıştır.
Kral Otto, 6 Şubat 1833 tarihinde Yunanistan’a ulaşarak ülkenin geçici idare merkezi olan Nafplion’da karaya çıkmıştır. Ancak 1815 doğumlu olan Otto, tahta çıktığı tarihte henüz 18 yaşını doldurmamış bir gençti. Bu sebeple, 1832 yılında imzalanan anlaşma gereğince Otto’nun 20 yaşına girerek resmen reşit olacağı 1835 yılına kadar ülkeyi yönetmek üzere Bavyera Kralı I. Ludwig tarafından Bavyeralı üst düzey bürokrat ve idareciler arasından seçilen üç kişilik bir Naipler Kurulu (Regentschaft) görevlendirilmiştir.
Otto’nun Yunanistan’a ulaştığı dönemde ülke, Osmanlı Devleti’ne karşı yürütülen uzun savaş yıllarının getirdiği büyük bir yıkım ve harabiyet içindeydi. Antik dönemin idilleştirilmiş ve klasik fikirleriyle büyütülmüş Bavyeralı idareciler ile genç Kral, karşılaştıkları bu harap ülke tablosu karşısında derin bir şaşkınlık yaşamışlardır.【3】 Yeni krallık idaresinin karşı karşıya kaldığı en öncelikli meseleler; savaşın yaralarını sarmak, asayişi sağlamak ve devletin kurumsal altyapısını inşa etmek olmuştur.
Bu kurumsallaşma adımlarının en önemlilerinden biri başkentin seçimi olmuştur. Otto’nun tahta çıktığı ilk aylarda henüz Yunan egemenliğinde bulunmayan Atina şehri, 1 Mart 1833’te Yunan idaresine katılmıştır. Ağır savaş şartları nedeniyle neredeyse tamamen tahrip olmuş ve yıkıntı hâline gelmiş olmasına rağmen Atina, antik geçmişe duyulan özlemin ve idealleştirilmiş Helenistik mirasın bir yansıması olarak 18 Eylül 1834 tarihli krallık kararnamesiyle Yunan Krallığı’nın yeni başkenti ve hükümet merkezi ilan edilmiştir. Kararın ardından, mimar Friedrich Gärtner tarafından tasarlanan Krallık Sarayı başta olmak üzere kentte mimari tasarım ve onarımlar hızla başlatılmış; Atina modern bir başkent kimliğine kavuşturulmaya çalışılmıştır.
Devlet kurumlarının ve idari yapının oluşturulması sürecinde ise yerel Yunan gelenekleri ve toplumsal gerçeklikler büyük ölçüde göz ardı edilmiştir.【4】Bavyeralı naipler, kurumları yapılandırırken katı bir Batı Avrupa tarzını benimsemişler ve yönetimin kilit kademelerine Bavyeralı bürokratları yerleştirmişlerdir.【5】Bağımsızlık Savaşı’na yön vermiş yerel aristokratlar, Fenerliler ve geleneksel lider grubu karar alma mekanizmalarının dışına itilmiştir. Bu durum, halk ve yerel unsurlar nezdinde Bavyeralı yöneticilerin adeta birer "işgalci" veya adayı yöneten yabancılar olarak algılanmasına yol açmış; Otto'nun ilk hükûmet yılları toplumsal ve siyasal destekten mahrum kalmıştır.
İdari alandaki huzursuzluğa ek olarak, askerî alanda da krizler yaşanmıştır. 18 Şubat 1833 tarihinde ilan edilen kararname ile düzenli bir ordu kurulması hedeflenmiş ve bağımsızlık savaşında mücadele etmiş çetecilerin bu orduya katılması istenmiştir. Ancak yerel çeteciler, geleneksel Yunan giysilerini bırakıp Avrupa tarzı üniformaları giymeyi reddetmiş, ayrıca savaş sonrası kendilerine toprak veya tazminat verilmemesine sert tepki göstermişlerdir. Düzenli orduya çağrılan yerel savaşçıların sadece %35'i göreve katılmış, yaklaşık 6.000 çeteci ise orduya girmemek için Osmanlı egemenliğindeki kuzey sınır bölgelerine kaçmıştır.【6】
Düzenli orduya yönelik bu direnç karşısında asayişi sağlamak üzere Kral Otto ile birlikte 3.500 kişiden oluşan Bavyeralı askerî birlik Yunanistan’a getirilmiştir. Masrafları tamamen Yunan bütçesinden karşılanan bu yabancı askerî varlık, zaten kıt imkânlara sahip olan bütçeye ağır bir mali yük bindirmiştir. Yunan kamuoyunda Bavyeralı idarecilerin halkı aşağılayan tutumları ve askerlerin yarattığı harcamalar, Otto rejimi ile toplum arasındaki mesafeyi daha ilk yıllardan itibaren derinleştirmiştir.
Kral Otto, 1835 yılında 20 yaşını doldurup resmen reşit olmasının ardından Naipler Kurulu’nun görevine son vererek krallık yönetimini doğrudan kendi eline almıştır. Mutlak monarşi temelinde ülkeyi yönetmeye başlayan Otto, iktidarının ilk yıllarından itibaren idari mekanizmada Bavyeralı danışmanların ağırlığını korumuş; karar alma ve politika belirleme süreçlerinde yerel Yunan aktörleri ile geleneksel güç odaklarını merkezin dışında tutmayı sürdürmüştür.
Saray iktidarını meşrulaştırmak ve uluslararası alanda konumunu pekiştirmek isteyen Kral Otto, 1836 yılında Oldenburg Büyük Dükü’nün kızı Prenses Amalie ile evlenmiştir. Ancak bu evlilik ve saray yapısı, ülkedeki meşruiyet krizini çözmeye yetmemiştir. Anayasal zorunluluk gereği Yunanistan devlet başkanının Ortodoks olması ve Ortodoks inancını koruyacağına dair ant içmesi gerekirken Katolik olan Kral Otto, din değiştirme konusunda isteksiz davranmış ve Katolik kalmakta ısrar etmiştir.【7】Aynı zamanda Yunancayı öğrenmekte zorlanan ve bir Ortodoks veliaht veremeyen Otto, hem halk nezdinde hem de ülkenin önde gelen idari ve siyasi çevrelerinde bir "yabancı" olarak görülmeye devam etmiştir.
Kral Otto rejimi, halk arasındaki saygınlığını artırmak ve toplumsal taban kazanmak amacıyla ulusal ideolojiye sarılmıştır. Bu çerçevede başkenti İstanbul olan geniş bir Yunan devleti kurma ideali anlamına gelen Megali Idea (Büyük Fikir) ve Panhelenizm politikaları saray tarafından benimsenmiştir.
Otto, özellikle 1840’lı yılların başında Mehmet Ali Paşa krizi sırasında Girit adasının Yunanistan’a ilhakını aktif şekilde desteklemiş; 22 Şubat 1841’de Kral'ın teşvikiyle bir grup subay ve aydın Girit’e ulaşarak halkı ayaklandırmaya çalışmıştır. Fakat Osmanlı Devleti'nin tutumu ve büyük güçlerin Yunanistan’a destek vermemesi nedeniyle bu girişim başarısızlıkla sonuçlanmış; Yunan ordusundan yardım alamayan isyancılar geri dönmek zorunda kalmışlardır.
Öte yandan, Batı Avrupa tarzında modern bir devlet yapısı inşa etme arzusu ağır maliyetler yaratmıştır. Atina’nın yeniden imarı, bayındırlık işleri, kara yolları inşası, bürokratik mekanizmanın genişlemesi, emeklilik ve sağlık sistemlerinin kurulması ile 1837 yılında "Batı medeniyetini Doğu’ya taşımak" misyonuyla Atina Üniversitesi’nin açılması gibi adımlar, devlet harcamalarını aşırı derecede artırmıştır. Ancak 1821 İsyanı sırasındaki yıkımlar, Müslüman nüfusun kaybolmasıyla doğan iş gücü açığı ve ziraat altyapısının çökmesi sebebiyle dar bir vergi tabanına sahip olan Yunan ekonomisi bu harcamaları karşılayamamıştır.
Kıt mali kaynaklara rağmen savunma ve bürokrasi harcamalarının sürdürülmesi, devleti sürekli bir bütçe açığı ve likidite krizi sarmalına sokmuştur. 1834–1835 yıllarında verilen büyük bütçe açıkları üzerine 1835’te Bavyera Hükûmeti’nden alınan 2 milyon franklık ek kredi de ekonomik sorunlara çare olamamıştır. Üstelik 1832 yılında alınan 60 milyon franklık kredi anlaşmasının faiz ve anapara servis ödemeleri 1838 yılı itibarıyla başladığında, dış borç yükü devlet bütçesini tamamen ezmiştir.
Bu çalkantılı süreçte Yunan iç siyaseti, Yunanistan'daki nüfuz mücadelelerine göre biçimlenen İngiliz Partisi, Fransız Partisi ve Rus Partisi etrafında kutuplaşmıştır. Otto'nun tek adam yönetimine, Bavyeralı kadroların bürokrasideki hâkimiyetine ve kötü giden ekonomiye karşı duyulan hoşnutsuzluk; Batılı fikirlerle yetişmiş yeni nesil Yunan subayları, liberal aydınlar ve mülksüzleşen yerel kesimler arasında ortak bir muhalefet cephesinin şekillenmesine zemin hazırlamıştır.
1841 yılından itibaren Yunanistan ekonomisinde yaşanan kuraklık ve tarımsal gelir düşüşü, devlet bütçesini doğrudan etkileyerek mali bir krizin derinleşmesine yol açmıştır. 1843 yılına gelindiğinde, dış borçların yalnızca faiz ödemeleri dahi devletin yıllık toplam gelirlerinin %43'lük kısmını yutacak boyuta ulaşmıştır. Gelirlerin azalmasına karşın özellikle savunma harcamalarının bütçedeki yükü artmış; liman ve gümrük vergilerinin yükseltilmesi de bu mali bunalıma çare olamamıştır.
10 Ocak 1843 tarihinde Dışişleri Bakanı Rizos Nerulos, İngiltere, Fransa ve Rusya’nın Atina elçilerine bir mektup göndererek Yunanistan’ın borç servis ödemelerini ve faizleri ödeyemeyeceğini resmen bildirmiştir. Borç ödemelerinin durdurulması üzerine kredör büyük güçler Londra’da toplanarak Yunanistan ekonomisini incelemeye almış ve 5 Temmuz 1843’te Atina yönetimi ağır şartlar içeren bir ültimatomu kabul etmek zorunda kalmıştır. 2 Eylül 1843’te yürürlüğe giren bu düzenlemeyle gümrük gelirleri temsilcilere devredilmiş, memur sayıları ile maaşlarda kesintiye gidilmiş, emekli aylıkları askıya alınmış, sağlık ve inşaat ödenekleri dondurulmuş ve kabinenin alacağı mali kararlar doğrudan yabancı elçilerin onayına tabi kılınmıştır.
Bu kemer sıkma politikaları ve ulusal onuru zedeleyen dış denetim kararları, toplum genelinde ve özellikle mali kısıtlamalardan etkilenen ordu kademelerinde büyük bir öfkeye yol açmıştır.【8】 Fransız eğitimi almış, kurmay subay Albay Dimitris Kalergis önderliğindeki askerî birlikler; politikacılar, aydınlar ve Atina halkının desteğini arkalarına alarak 3 Eylül 1843 gecesi harekete geçmiş ve Kraliyet Sarayı’nı kuşatmışlardır. Siyasete yapılan bu ilk askerî müdahalede darbeciler, Bavyeralı idarecilerin ülkeyi terk etmesini ve Kral Otto’nun derhal bir anayasa ilan etmesini talep etmişlerdir.
Kuşatma karşısında direnemeyen Kral Otto, askerî ve toplumsal baskıya boyun eğerek anayasal monarşiyi ve bir kurucu meclisin toplanmasını kabul etmek zorunda kalmıştır. İngiliz, Fransız ve Rus partilerinin liderlerinin de yer aldığı 21 kişilik özel bir komisyon tarafından hazırlanan anayasa tasarısı mecliste kabul edilmiş ve 18 Mart 1844 tarihinde Kral Otto tarafından onaylanarak yürürlüğe girmiştir.
1830 Fransız ve 1831 Belçika anayasaları örnek alınarak hazırlanan 1844 Anayasası, Yunanistan tarihinin ilk resmî anayasasıdır. Anayasa; kanun önünde eşitlik, kişisel özgürlüklerin korunması, köleliğin ve köle ticaretinin yasaklanması ile genel eğitim yükümlülüğü gibi liberal maddeler içermesine karşın, yürütmenin başı olan Kral Otto’ya geniş yetkiler, kanunları veto hakkı ve senato üyelerini atama imkânı tanımıştır. Her ne kadar ilan edilen bu anayasa ülkedeki mali ve yapısal sorunları çözmeye yetmemiş olsa da Yunanistan'da 1862'ye kadar sürecek olan İlk Anayasal Monarşi dönemini resmen başlatmıştır.
1844 Anayasası’nın kabul edilmesi, Kral Otto’nun yetkilerinden tamamen vazgeçtiği veya yönetimi parlamenter esaslara bıraktığı anlamına gelmemiştir. Otto, anayasanın kendisine tanıdığı yetkileri otoritesini korumak ve güçlendirmek üzere kullanmayı sürdürmüştür. Bu istek ve yaklaşım, kısa süre içerisinde orduda ve liberal siyasi çevrelerde yeni hoşnutsuzluk dalgaları yaratmıştır. Ağustos 1847’de Albay Farmakis liderliğindeki bir grup subay Nafpaktos’ta ayaklanarak anayasanın Kral’a fazla yetki tanıdığını belirtmiş ve yetkilerin kısıtlanmasını talep etmiştir. İsyanın bastırılmasının ardından Otto, 1843 darbesine katılan Albay Kalergis ve Albay Gribas gibi kilit askerleri ordudan atıp sürgüne göndererek askerî muhalefeti tasfiye etmeye çalışmıştır. Ancak 1853 yılında General Makriyanis önderliğinde Kral’a yönelik yeni bir suikast planının ortaya çıkarılması, rejime duyulan tepkinin derinliğini göstermiştir.
1850’li yıllar boyunca Yunanistan Krallığı, üst üste gelen doğal afetler, ekonomik dalgalanmalar ve salgın hastalıklarla sarsılmıştır. 1850–1856 yılları arasında üzüm bağlarını vuran bağ biti (phylloxera) ve zeytin verimindeki düşüşler, ülkenin en önemli ihracat kalemlerini tahrip etmiş; kamu gelirlerinin azalmasına yol açmıştır. Bunun yanı sıra, 1854–1856 yılları arasındaki Kırım Savaşı döneminde tahıl fiyatlarının fırlamasıyla patlak veren kıtlık, halkı sefalete sürüklemiştir. Yoksulluk kentlerde aşırı artmış, Korfu ve Zakintos gibi bölgelerde ekmek ayaklanmaları, dilencilik ve asayiş krizleri baş gösterirken; 1854–1855 yıllarında Pire ve Atina’da patlak veren kolera salgını binlerce kişinin hayatına mal olmuştur.
Dış politikada ise Kral Otto’nun Kırım Savaşı sırasında izlediği Rusya yanlısı tutum, rejimin sonunu getiren en önemli dış etkenlerden biri olmuştur. Osmanlı Devleti aleyhine Epir ve Tesalya bölgesindeki ayaklanmaları destekleyen Otto’nun bu maceracı adımları, İngiltere ve Fransa’nın sert tepkisine yol açmıştır. Müttefik kuvvetler 1854–1857 yılları arasında Pire Limanı’nı işgal etmiş, Yunan donanmasını bloke etmiş ve kolera salgınının ülkeye yayılmasına sebebiyet vermişlerdir. Bu süreçte 1859 Uluslararası Finans Komisyonu raporu ile mali idaresizliği kınanan Otto, İngiltere, Fransa ve Rusya nezdindeki tüm diplomatik ve mali desteğini kaybetmiştir.
1850'lerin sonuna doğru meşruiyet krizinin kentlere ve genç kuşaklara sıçraması kaçınılmaz hâle gelmiştir. Mayıs 1859’da öğrencilerin yerli üretimi desteklemek amacıyla Sifnos yapımı hasır şapkalar giymesiyle başlayan "Skiadika" protestoları, kolluk kuvvetlerinin sert müdahalesiyle geniş çaplı bir monarşi karşıtı gösteriye dönüşmüştür. Epameinondas Deliyorgis gibi genç muhalif siyasetçilerin öncülük ettiği şehirli orta sınıf, basın ağı ve üniversite öğrencileri kralı ülkenin önündeki en büyük engel olarak görmeye başlamıştır. Otto’nun 1860 ve 1861 seçimlerinde hile ve baskı yollarıyla parlamentoyu kendi destekçileriyle doldurması ve seçimleri manipüle etmesi, kamuoyundaki öfkeyi son noktaya taşımıştır. 1861 yılına gelindiğinde rejimi protesto eden göstericiler ile ordunun çatışması ve kentlerde yaşanan kanlı arbedeler, monarşiyi tam bir tecrit ve çöküş sürecine sokmuştur.
Kral Otto’nun ordu, bürokrasi ve toplum nezdindeki meşruiyetini tamamen yitirmesi, 1862 yılının başlarında silahlı bir isyan dalgasına yol açmıştır. Şubat 1862’de ordudaki genç subaylar, liberal avukatlar ve kentli orta sınıfın katılımıyla Nafplio kentinde taht karşıtı geniş çaplı bir devrim hareketi patlak vermiştir. Nafplio’daki ayaklanma, ordunun müdahalesi ve kentin kuşatılmasıyla birkaç ay içinde bastırılmış olsa da monarşi karşıtı tepkiler ülke genelinde hızla yayılmaya devam etmiştir. Hükûmet yetkililerinin raporlarına göre muhalefet, kralın yetkilerinin sınırlandırılmasını, serbest seçimlerin yapılmasını ve Otto rejiminin tamamen kaldırılmasını talep etmiştir.
1862 yılının sonbaharında bu hoşnutsuzluk nihai noktasına ulaşmıştır. Kral Otto ve Kraliçe Amalie, Ekim 1862’de ülkenin taşra bölgelerini kapsayan bir geziye çıktıkları sırada, Atina’da ve diğer önemli kentlerde kitlesel bir halk devrimi patlak vermiştir. Genç subaylar, siyasetçiler ve halkın bütünleştiği bu kansız ayaklanma sonucunda devrimciler, krallık yönetiminin sona erdiğini ve Otto rejimin lağvedildiğini ilan etmişlerdir.
Diplomatik, mali ve askerî desteğini tamamen kaybetmiş olan Kral Otto, 23 Ekim 1862 tarihinde Yunanistan’ı terk etmek zorunda kalmıştır. Otto, ülkeyi terk ederken resmî bir feragatname imzalamamış olsa da bu ayrılış Bavyera Hanedanı'nın Yunanistan'daki hâkimiyetinin kesin olarak sonunu getirmiştir. Otto’nun tahttan çıkarılması üzerine büyük güçler ve Yunan siyasi iradesi, yeni bir hükümdar arayışına girmiş; sonuç olarak 1863 yılında Danimarkalı Glücksburg Hanedanı’ndan I. Georgios Yunanistan Kralı olarak ilan edilmiştir.
Yunanistan’dan ayrılan Otto ve Kraliçe Amalie, Bavyera’ya dönerek sürgün yıllarını geçirmek üzere Bamberg kentine yerleşmişlerdir. Çift, Bamberg’deki eski prens piskoposluk yapısı olan Yeni Rezidans’ı (Neue Residenz) konut edinmiştir.
Bamberg'deki sürgün yaşamları boyunca Otto ve Amalie, Yunanistan ile olan bağlarını koparmamışlardır. Günlük hayatlarında ve saray kabullerinde Yunan geleneksel kıyafetlerini giymeye devam etmişler ve kendi aralarında sıklıkla modern Yunanca konuşmayı sürdürmüşlerdir.
Otto, Yunanistan tahtından resmen feragat etmediği için Bamberg'deki ikametgâhında Yunan saray idaresi ve protokolü geleneğini korumaya çalışmıştır. Sürgün yıllarında Yunanistan'daki gelişmeleri yakından takip eden Otto, özellikle Girit'in Osmanlı idaresinden ayrılıp Yunanistan'a katılması yönündeki faaliyetleri desteklemeye devam etmiştir.
Eski Yunan Kralı Otto, 26 Temmuz 1867 tarihinde Bamberg’de 52 yaşında hayatını kaybetmiştir. Vefatının ardından cenazesi Münih’e getirilmiş ve Theatinerkirche’deki (Theatiner Kilisesi) krallık kubbesine, üzerinde Yunanca yazıt bulunan sade ve klasik tarzda bir lahit içine defnedilmiştir. Eşi Amalie ise Otto’nun ölümünden sonra yaklaşık sekiz yıl daha yaşamış ve 20 Mayıs 1875’te vefat ederek eşinin yanına gömülmüştür.
Başak, Ünsal. "Yunanistan'da 1843 Mali İflası ve Yunan Ordusu'nun Anayasa İlanı İçin Ayaklanması." Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, s. 69 (2021): 64–79. Erişim Tarihi: 29 Ağustos 2026. https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1909232
Gekas, Sakis. "The Crisis of the Long 1850s and Regime Change in the Ionian State and the Kingdom of Greece." The Historical Review / La Revue Historique 10 (2013): 57–84. Erişim Tarihi: 29 Ağustos 2026. https://www.academia.edu/66473142/The_Crisis_of_the_Long_1850s_and_Regime_Change_in_the_Ionian_State_and_the_Kingdom_of_Greece
Kılıçoğlu Cihangir, Çiğdem. "Yunanistan'da Monarşi Üzerine Bir Değerlendirme." Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, s. 58 (Bahar 2016): 99–121. Erişim Tarihi: https://avesis.trakya.edu.tr/dosya?id=32e4a6fc-64f4-4496-922d-f5c84350eb75
Oelwein, Cornelia. "Von Athen nach Bamberg – König Otto von Griechenland," Burgen und Schlösser 2 (2002): 115. Erişim: 29 Ağustos 2026. https://ahnp.ub.uni-heidelberg.de/journals/bus/article/view/89792
[1]
Çiğdem Kılıçoğlu Cihangir, "Yunanistan'da Monarşi Üzerine Bir Değerlendirme," Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, s. 58 (Bahar 2016): 104-105. Erişim: 29 Ağustos 2026. https://avesis.trakya.edu.tr/dosya?id=32e4a6fc-64f4-4496-922d-f5c84350eb75
[2]
Sakis Gekas, "The Crisis of the Long 1850s and Regime Change in the Ionian State and the Kingdom of Greece," The Historical Review / La Revue Historique 10 (2013): 62 Erişim: 29 Ağustos 2026. https://www.academia.edu/66473142/The_Crisis_of_the_Long_1850s_and_Regime_Change_in_the_Ionian_State_and_the_Kingdom_of_Greece
Ünsal Başak, "Yunanistan'da 1843 Mali İflası ve Yunan Ordusu'nun Anayasa İlanı İçin Ayaklanması," Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, s. 69 (2021): 69. Erişim: 29 Ağustos 2026. https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1909232
[3]
Cornelia Oelwein, "Von Athen nach Bamberg – König Otto von Griechenland," Burgen und Schlösser 2 (2002): 115. Erişim: 29 Ağustos 2026. https://ahnp.ub.uni-heidelberg.de/journals/bus/article/view/89792
[4]
Kılıçoğlu Cihangir, "Yunanistan'da Monarşi Üzerine Bir Değerlendirme," 106.
[5]
Ünsal Başak, "Yunanistan'da 1843 Mali İflası ve Yunan Ordusu'nun Anayasa İlanı İçin Ayaklanması," Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, s. 69 (2021): 69-70. Erişim: 29 Ağustos 2026. https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1909232
[6]
Başak, "Yunanistan'da 1843 Mali İflası ve Yunan Ordusu'nun Anayasa İlanı İçin Ayaklanması," 70.
[7]
Kılıçoğlu Cihangir, "Yunanistan'da Monarşi Üzerine Bir Değerlendirme," 107-108; Başak, "Yunanistan'da 1843 Mali İflası," 71.
[8]
Başak, "Yunanistan'da 1843 Mali İflası," 65, 72.

Kral Otto
Tam Adı | Otto Friedrich Ludwig von Wittelsbach | ||||||||
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
Doğum Tarihi | 1 Haziran 1815 | ||||||||
Doğum Yeri | Bavyera | ||||||||
Hanedanı ve Kökeni | Wittelsbach Hanedanı, Alman / Bavyera Prensi | ||||||||
Ünvanı ve Niteliği | Yunanistan'ın İlk Kralı | ||||||||
Hüküm Süresi | 1832–1862 | ||||||||
Eşi | Oldenburg Prensesi Amalie (evl. 1836) | ||||||||
Dini | Katolik Hristiyan | ||||||||
Ölüm Tarihi | 26 Temmuz 1867, (52 yaşında) | ||||||||
Ölüm Yeri | Bamberg / Bavyera | ||||||||
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Kral Otto" maddesi için tartışma başlatın
Doğumu, Kökeni ve Yunanistan Tahtına Seçilmesi
Naipler Kurulu Dönemi ve Atina'nın Başkent İlan Edilmesi (1833–1835)
Devlet Oluşturma Çabaları
1843 Mali İflası ve İlk Anayasa İlanı
Krizler ve Güç Mücadelesi
1862 Nafplio ve Ekim Devrimi, Tahttan İndirilişi
Bamberg Sürgünü ve Son Yılları
Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.