sb-image

Marie Antoinette

Tarih+1 Daha
Marie Antoinette, Habsburg-Lorraine Hanedanı mensubu bir Avusturya arşidüşesi olup, Fransa Kralı XVI. Louis'nin eşi ve Fransız monarşisinin son kraliçesidir.
fav gif
Kaydet
kure star outline
Doğum tarihi
2 Kasım 1755
Ölüm tarihi
16 Ekim 1793
Annesi
Maria Theresa
Babası
I. Francis
Eş (ler)
XVI. Louis
Çocuk (lar)
Marie-Thérèse (1778-1851)Louis Joseph Xavier François (1781-1789)Louis-Charles (1785-1795)Marie Sophie Hélène Béatrix (1786-1787)

Marie Antoinette, 18. yüzyıl Avrupa’sında hanedanlar arası diplomatik evlilikler yoluyla Fransa tahtına çıkan son yabancı kökenli kraliçelerden biridir. Yaşamı, mutlak monarşinin son dönemini, Fransız Devrimi’nin siyasal dönüşüm sürecini ve devrim sırasında kraliyet ailesinin konumunu belgeleyen temel tarihsel örneklerden biri olarak değerlendirilir.

Erken Yaşamı ve Ailesi

Marie Antoinette, 2 Kasım 1755 tarihinde Viyana’da doğdu. Habsburg-Lorraine Hanedanı’na mensup olan Antoinette, Kutsal Roma İmparatoru I. Franz ile Avusturya Arşidüşesi ve hükümdarı Maria Theresa’nın kızıdır. On altı çocuklu ailenin en küçüklerinden biri olan Marie Antoinette, Avrupa’daki en köklü hanedanlardan birinin mensubu olarak, siyasi evlilikler yoluyla oluşturulan hanedanlar arası ittifak stratejilerinin merkezinde dünyaya geldi.


Çocukluk yıllarını Avusturya sarayında geçiren Marie Antoinette, dinî ve kültürel normlarla şekillenen geleneksel bir aristokratik eğitim aldı. Büyüdüğü ortam, dönemin monarşik yapıları arasında diplomatik ilişkilerin sürdürüldüğü bir bağlamda şekillendi. Eğitimi, bireysel gelişimden ziyade, ileride üstlenmesi beklenen hanedansal ve siyasi sorumluluklar doğrultusunda planlandı.


Kız kardeşleri gibi Marie Antoinette de, annesi Maria Theresa’nın dış politikasının bir parçası olarak evlilik yoluyla ittifak kurulacak devletlerin saraylarına yönlendirilmişti. Bu çerçevede, Avusturya ile Fransa arasında 1756 yılında kurulan diplomatik yakınlaşmanın somut bir sonucu olarak, genç yaşta Fransa veliahtı Louis ile evlendirilmesi kararlaştırıldı.

Fransa’ya Gelişi ve Evliliği

Marie Antoinette, Fransa ile Avusturya arasında 1756 yılında imzalanan Versailles Antlaşması’yla kurulan diplomatik yakınlaşmanın bir sonucu olarak, Fransa veliahtı Louis ile evlendirilmek üzere seçildi. Evlilik, dönemin önemli Fransız devlet adamlarından Étienne-François de Choiseul tarafından planlandı. Choiseul, Fransa ile Avusturya arasındaki ittifakın mimarlarından biri olarak bu evliliği siyasi bir strateji çerçevesinde organize etti.


16 Mayıs 1770 tarihinde Versailles Sarayı’ndaki Kraliyet Şapeli’nde gerçekleşen törenle evlenen Marie Antoinette, bu evlilik sayesinde Fransız sarayına “Dauphine” unvanıyla dahil oldu. Evlilik, halk tarafından temkinli bir şekilde karşılandı; zira Fransa ile Habsburg Hanedanı arasındaki tarihsel rekabet ve savaşların yarattığı olumsuz algı henüz ortadan kalkmamıştı. Üç yüzyılı aşkın süredir devam eden Fransız-Avusturya düşmanlığı, özellikle Avusturya Veraset Savaşı'nın (1740–1748) etkisiyle kamuoyunda hâlâ canlıydı.


Marie Antoinette Fransa’ya geldiğinde yalnızca on beş yaşındaydı. Sarayın törensel yapısı, sıkı protokol kuralları ve toplumsal beklentileri, genç yaşta yabancı bir ülkeye gelmiş olan kraliçenin bu ortama uyumunu güçleştirdi. Evliliğin ardından sarayda Fransız halkı ve aristokrasisi tarafından yakından izlenen bir figür haline geldi. Eşinin tahta çıkmasının beklendiği bu dönemde Marie Antoinette, kamuoyunun gözünde yeni bir dönemin simgesi olarak görülmeye başlandı.

Kraliçelik Dönemi

Marie Antoinette, 10 Mayıs 1774 tarihinde XV. Louis’nin ölümü üzerine tahta çıkan eşi XVI. Louis ile birlikte Fransa Kraliçesi unvanını aldı. Henüz yirmi yaşında olan Marie Antoinette, bu unvanla birlikte Versailles Sarayı’nın en etkili figürlerinden biri hâline geldi. Kamuoyunda, genç kral ve kraliçeden oluşan çift, yaşlı kralın ardından yeni ve umut vadeden bir dönemin başlangıcı olarak algılandı.


XVI. Louis’nin eşi olarak Marie Antoinette, kendisinden önceki kraliçelerin sahip olmadığı bir saray gücüne erişti. Kralın kendisine duyduğu sevgi nedeniyle, eğlence ve sanat alanında saray üzerindeki etkisi arttı. Saray baloları, tiyatro temsilleri ve çeşitli gösterilerle yakından ilgilendi; bu alanlarda tercih ve yönlendirmeleri belirleyici oldu. Öte yandan, dairesinde düzenlenen toplantılarda yakın çevresini ağırlayarak resmi protokol dışı sosyal ilişkiler kurdu. Bilye ve iskambil oyunlarına düşkünlüğü, büyük meblağlarda para kaybetmesi nedeniyle kral tarafından bazı oyunların yasaklanmasına neden oldu.


Kraliçe, müzikle de yakından ilgilenmiş; arp ve klavsen çalmış, şarkı söylemiş ve Grétry, Gluck ile Sacchini gibi bestecilere destek vermiştir. Ressam Élisabeth Vigée Le Brun’un yaklaşık otuz portresini yaptığı Marie Antoinette, sanat hamiliğiyle de öne çıkmıştır. Moda konusundaki merakı, özellikle annesi tarafından sıkça eleştirilmiştir. Sarayda giyim ve kuaför tercihlerinde görevli olan kişileri çoğu zaman devre dışı bırakarak, “Moda Bakanı” lakabıyla anılan modacı Rose Bertin ile doğrudan çalışmıştır.


Resmî saray yaşamının katı protokolünden rahatsızlık duyan Marie Antoinette, Versailles Sarayı’ndaki Devlet Dairesi'nin arkasında yer alan Özel Dairesi’ne çekilerek daha kişisel bir yaşam alanı kurmaya çalıştı. Bu arayış, Louis XVI tarafından kendisine armağan edilen Petit Trianon’da daha belirgin hale geldi. Burayı kendine özgü zevklere göre yeniden düzenletti ve özel yaşamını burada sürdürdü. Ancak bu tutumu, hem saray çevresinde hem de kamuoyunda çeşitli tepkilere yol açtı ve farklı şekillerde yorumlandı.


Aile Hayatı

Kraliçenin 1778 yılında ilk çocuğu olan Marie-Thérèse dünyaya geldi ve sarayda “Madame Royale” unvanıyla anıldı. 1781’de veliaht Louis-Joseph doğdu. Daha sonra Louis-Charles ve Sophie-Béatrice dünyaya geldi. Çocuklarının bir kısmı erken yaşta yaşamını yitirdi. Bu durum, kraliçenin aile yaşamını olduğu kadar saraydaki konumunu da etkileyen gelişmeler arasında yer aldı.


Çocuklarının eğitimi ve yetiştirilmesi, dönemin saray gelenekleri ve aristokrat değerleri doğrultusunda düzenlendi. Kraliçe, aile yaşamını mümkün olduğunca resmî saray ortamından ayrı tutmaya çalıştı.

Kamuoyu Algısı ve Eleştiriler

Saray çevresindeki bazı kişiler de Marie Antoinette’e karşı olumsuz tutum sergilemiştir. XVI. Louis’nin halası Madame Adélaïde, kraliçenin saraydaki davranışlarını hoş karşılamamış ve ona “L’Autrichienne” (Avusturyalı) lakabını takmıştır. Bu lakap, Fransız halkı içinde onun “yabancı” kimliğini vurgulamak amacıyla sıklıkla kullanılmış ve olumsuz bir çağrışımla özdeşleşmiştir.


Kendisine atfedilen “Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler” (Let them eat cake) sözüne ilişkin tarihsel bir kanıt bulunmamaktadır.【1】  Buna rağmen bu ifade, özellikle devrim döneminde Marie Antoinette’in halktan kopuk ve duyarsız bir figür olarak temsil edilmesinde etkili bir araç olarak kullanılmıştır.

Fransız Devrimi ve Tutuklanma

Fransız Devrimi’nin başlamasıyla birlikte Marie Antoinette’in konumu köklü biçimde değişti. Monarşi karşıtı söylemin güç kazandığı bu dönemde, kraliçe monarşinin simgesel figürlerinden biri hâline geldi. Devrim öncesinde lüks, ihtişam ve savurganlıkla ilişkilendirilen imgesi, devrim yıllarında siyasal eleştirilerin merkezinde yer aldı. Devrim sürecinde kraliçe hakkında yayılan broşürler, karikatürler ve yazılı metinler, onun kişisel kimliğinden çok monarşik düzenin temsili olarak sunulmasına yol açtı. Monarşinin siyasal meşruiyetinin sorgulanmasıyla birlikte kraliçenin hareket alanı giderek daraldı.


Marie Antoinette, 10 Ağustos 1792’de kral ve çocuklarıyla birlikte tutuklanarak Paris’teki Temple Hapishanesi’ne gönderildi. XVI. Louis’nin 1793 yılı başında idam edilmesinin ardından Conciergerie’ye nakledildi. Bu dönem boyunca kraliçenin kamuoyundaki itibarı son derece olumsuzdu; devrimci kamuoyu tarafından monarşinin çöküşünün sembolik sorumlusu olarak görülüyordu.

Yargılanma ve Ölümü

Devrim Mahkemesi’nde yargılanan Marie Antoinette, dönemin siyasi atmosferi içinde ağır suçlamalarla karşı karşıya kaldı. Yargılama sürecinde, sadece siyasi değil, kişisel yaşamı da hedef alındı; ahlaki yozlaşma, savurganlık ve ihanete varan ithamlarla suçlandı. Hakkında yayılan karikatürler ve pornografik içerikler, kamuoyu önündeki imajını daha da zedeledi.


Marie Antoinette, 16 Ekim 1793 tarihinde, Paris’teki Place de la Révolution’da (bugünkü Place de la Concorde) giyotinle idam edildi. İdamı, Fransız monarşisinin sembolik olarak sona erişinin en belirgin anlarından biri olarak kabul edilmiştir. 1815 yılında, Bourbon Restorasyonu döneminde, kalıntıları eşi XVI. Louis ile birlikte Saint-Denis Bazilikası’na nakledilerek kraliyet mezarlığına defnedildi.

Tarihsel ve Kültürel Konum

Marie Antoinette, hem devrim dönemi propagandalarında hem de daha sonraki tarih yazımında tartışmalı bir figür olmuştur. Moda, saray yaşamı ve monarşik temsil ile ilişkilendirilen bir tarihsel kişilik olarak farklı dönemlerde farklı biçimlerde yorumlanmıştır.

Dipnotlar

Sen de Değerlendir!

0 Değerlendirme

Yazar Bilgileri

Avatar
YazarNisanur Emral9 Aralık 2025 17:02

Tartışmalar

Henüz Tartışma Girilmemiştir

"Marie Antoinette" maddesi için tartışma başlatın

Tartışmaları Görüntüle

İçindekiler

  • Erken Yaşamı ve Ailesi

  • Fransa’ya Gelişi ve Evliliği

  • Kraliçelik Dönemi

  • Aile Hayatı

  • Kamuoyu Algısı ve Eleştiriler

  • Fransız Devrimi ve Tutuklanma

  • Yargılanma ve Ölümü

  • Tarihsel ve Kültürel Konum

Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.

KÜRE'ye Sor