MEHMED VASFİ, Kebecizâde
fav gif
Kaydet
Alıntıla
kure star outline
Avatar
Ana YazarM. UĞUR DERMAN20 Kasım 2024 08:38
Osmanlı hattatı.

MEHMED VASFİ, Kebecizâde

Approved Article Icon
Kebecizâde Mehmed Vasfi’nin sülüs-nesih kıtası (Ekrem Hakkı Ayverdi hat koleksiyonu)
Kebecizâde Mehmed Vasfi’nin sülüs-nesih kıtası (Ekrem Hakkı Ayverdi hat koleksiyonu)
Kebecizâde Mehmed Vasfi’nin sülüs-nesih kıtası (Ekrem Hakkı Ayverdi hat koleksiyonu)

Kebeci esnafından Süleyman isimli bir zatın oğlu olan Hâfız Mehmed Emin Vasfi, Konyalı Ebûbekir Râşid Efendi’den hüsn-i hat öğrenerek 1181’de (1767) icâzet aldı. Galata Sarayı’ndan sonra Topkapı Sarayı’nda da hat hocası olarak uzun yıllar çalıştı ve birçok talebe yetiştirdi. Sultan IV. Mustafa’ya ve II. Mahmud’a -tahta geçmelerinden önce- hüsn-i hat hocalığında bulundu; bunlardan II. Mahmud’a icâzet verdiği bilinir (TSMK, Güzel Yazılar, nr. 1353). Şehzade Mahmud ile hocasının bir araya gelmeden yazışarak hat derslerini sürdürdükleri halen Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’nde mevcut (Hazine, nr. 2288) meşklerinden anlaşılmaktadır. Bir gelenek halinde Arapça tertiplenen icâzetnâme cümlelerini -görebildiğimiz kadarıyla- ilk ve son defa olarak Türkçe yazmayı gerçekleştiren kişi Kebecizâde olmuştur. II. Mahmud’un henüz tahta geçmeden önce yazdığı bir hilye-i şerifin altına Kebecizâde şu izin cümlesini yazmıştır: “Ammâ ba‘dü, bu hatt-ı latîf ve kelâm-ı münîf Hazret-i Şeyh İbnü’ş-Şeyh Hamdullah Efendi’nin intihab ettiği kavâid rüsûmu üzere sâhibü’l-hatt-ı hümâyun azametlü, mehâbetlü, kudretlü İbnü’s-Sultân Şehzâde Mahmûd-ı Adlî İbnü’s-Sultân Abdülhamîd Han İbnü’s-Sultân Ahmed Han efendimiz hazretlerinin istihkākı nümâyan olmağla hilyeleri ve kitâbetleri zeylinin ketebe tahrîrine izin verildi. Hüve’l-üstâd Mehmed Vasfi, 1222” (1807).


Muharrem 1247’de (Haziran 1831) vefat eden ve Karacaahmet Mezarlığı’na defnedilen Mehmed Vasfi’nin icâzet alış tarihi göz önünde bulundurulursa bu sıralarda seksen yaşını geçtiği muhakkaktır. Zamanına kadar yetişen hattatların hocalarını gösteren bir “silsile-i hattâtîn” tertipleyen Kebecizâde (ilâveli yeni neşri için bk. Rado, s. 281-295) bu silsilede kendine ayırdığı bölümde hacca 1816’da gittiğini, yazdıkları arasında yirmi mushaf, 150’ye yakın delâilü’l-hayrât ve en‘âm-ı şerif, 250’ye yakın Hâfız Osman tarzı hilye, 200 civarında kitap şeklinde cep hilyesi, 230 kadar murakka‘, 3000 civarında kıta bulunduğunu belirttikten sonra bunları yazmaktan maksadının riyâ değil dua almak olduğunu belirtmektedir. Mehmed Vasfi Efendi’nin Lâleli Camii kapılarındaki 1197 (1783) tarihli celî sülüs yazıları, kısa bir zaman sonra doğacak olan Râkım üslûbunun yanında pek kaba durmaktadır. Birçok eser bırakmış olmakla beraber Kebecizâde’nin asıl vasfı hocalığıdır. Tertiplediği silsilenâmede öğrencilerinden yetmiş dokuzunu kaydetmekteyse de bunlar arasında Eyyûbî Râşid ve Çömez Mustafa Vâsıf efendiler hüsn-i hattı daha sonraki nesillere taşıyan en mühim isimlerdir. Mehmed Vasfi Efendi’nin yazdığı mushaflardan üçü Türk ve İslâm Eserleri Müzesi’nde (nr. 20), İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nde (AY, nr. 6650) ve Sakıp Sabancı Müzesi’ndedir (nr. 259). Sülüs nesih murakka‘larına da koleksiyonlarda rastlanmaktadır.

Sen de Değerlendir!

0 Değerlendirme

Tartışmalar

Henüz Tartışma Girilmemiştir

"MEHMED VASFİ, Kebecizâde" maddesi için tartışma başlatın

Tartışmaları Görüntüle
KÜRE'ye Sor