Melek kelimesi (çoÄulu melâike) Ugaritçe, HabeĹçe, İbrânĂŽce ve Arapça gibi SâmĂŽ dillerde bulunan âgĂśndermekâ anlamÄąndaki âlĘžekâ kĂśkĂźnden olup âhaberci, elçi; gßçlĂź kuvvetli, tasarrufta bulunan, yĂśnetenâ mânalarÄąna gelmektedir. Kelime Grekçeâye aggelos (angelos), Latinceâye angelus, nuncius (elçi) ve legatus (mesajcÄą), BatÄą dillerine ange (Fr.), angel (İng.) ve engel (Alm.) Ĺeklinde geçmiĹtir. İbrânĂŽce malâahÄąn (malâakh) Sanskritçeâdeki karĹÄąlÄąÄÄą angiras (ilâhĂŽ ruh), Pers dilindeki karĹÄąlÄąÄÄą angarostur (postacÄą, haberci) (Vacant, âAngeâ, DB, I/I, s. 576; ĹuĹan, I, 795; Davidson, s. 21).
Yahudilik, HÄąristiyanlÄąk ve İslâm gibi vahye dayanan dinlerde TanrÄą ile insan arasÄąndaki mesafe vurgulanarak iliĹki kurma fonksiyonu meleklere yĂźklenmiĹtir. İnsanla tanrÄąlar arasÄąndaki mesafeyi daha da azaltan politeist dinler, kitâbĂŽ dinlerde meleklere yĂźklenen fonksiyonu beĹerĂŽ varlÄąklar olarak tasvir ettikleri ilâhlara vermiĹtir. Monistik dinlerde ise insanla tanrÄą arasÄąnda mesafe bulunmadÄąÄÄą için melek tĂźrĂź aracÄąlarÄąn rolĂź iyice azaltÄąlmÄąĹtÄąr. Bununla beraber insanlarÄąn ilâh ve ruhlarla iliĹkilerinde etkin olan, meleklere benzer birtakÄąm ruhanĂŽ varlÄąklarÄąn mevcudiyeti inancÄą bĂźtĂźn dinlerde vardÄąr (ER, I, 282-283). Ruh, melek, cin, Ĺeytan gibi isimler verilen bu varlÄąklarÄąn benzer yĂśnleri olduÄu gibi farklÄą Ăśzellikleri de bulunmaktadÄąr. Melekler gßçlerini daha ĂźstĂźn bir kaynaktan alan, dolayÄąsÄąyla baÄÄąmsÄąz olmayan, gĂśrevlendirilip yollanan, kendilerini gĂśnderen yĂźce kudretle gĂśnderildikleri insanlar arasÄąnda aracÄą olan iyi nitelikteki ruhanĂŽ varlÄąklardÄąr.
Kuvvet ve derece açĹsÄąndan bĂźyĂźk ilâhlardan daha aĹaÄÄą bir statĂźde bulunmakla birlikte insanÄą iyi veya kĂśtĂź yĂśnde etkileme gĂźcĂźne sahip olan, dolayÄąsÄąyla iyi veya kĂśtĂź diye nitelenen bazÄą varlÄąklarÄąn mevcudiyeti inancÄą çok eski zamanlardan beri çeĹitli dinlerde vardÄąr. Bu aracÄą varlÄąklarÄąn bazÄąsÄą mahallĂŽ ilâh olarak algÄąlanÄąyor, bazÄąlarÄą bĂźyĂźk tabiat gßçleriyle aynĂŽleĹtiriliyor, bir kÄąsmÄą da yukarÄą veya aĹaÄÄą dĂźnya ile alâkalÄą faaliyet gĂśsteriyordu (Dictionary of the Bible, s. 32). Ăte yandan politeist dinlerdeki bĂźyĂźk tanrÄąlarÄąn daha aĹaÄÄą seviyedeki bu varlÄąklarÄą elçi, gĂśrevli ve haberci olarak kullandÄąÄÄąna da inanÄąlÄąyordu. SemâvĂŽ elçi kavramÄąnÄąn menĹei YakÄąndoÄuânun en eski putperest dinlerine kadar gitmektedir. Meselâ MezopotamyalÄą ve Hititli her bĂźyĂźk ilâh, derece itibariyle kendisinden daha aĹaÄÄąda bulunan bazÄą elçilere (sukkallu) ve taht taĹÄąyÄącÄąlarÄąna (guzallu) sahipti. Bir kÄąsÄąm Hitit metinlerine gĂśre ana tanrĹçanÄąn emrinde elçilik yapan iyilik ve kĂśtĂźlĂźk melekleri bulunmaktaydÄą (IDB, I, 129-130). Yahudilikâte Rabbin meleÄi elçilik gĂśrevini ifa etmekte, HÄąristiyanlÄąkâta ve İslâmâda melekler Meryemâe ĂsââyÄą mĂźjdelemekte ve İslâmâda ilâhĂŽ vahiy melek aracÄąlÄąÄÄą ile peygambere iletilmektedir. Meleklerin bir diÄer vasfÄą koruyuculuk gĂśrevidir. OnlarÄąn herkesi koruyup kollamasÄą, çocuklarÄą gĂśzetmesi, insanÄąn mutlu olmasÄąna yardÄąmcÄą olmasÄą sĂśz konusudur. Sumerler Lamma (Udug) adÄą verilen ve insanlarÄą koruyan bir varlÄąÄa inanÄąyorlardÄą.
Bâbil dininde hem melekler hem cinler vardÄąr. Bâbilâde ve Asurâda tanrÄąlarla insanlar arasÄąnda sĂźrekli bir iliĹki kurulmaktadÄąr. Her ferdin kendisine ait, biri Ăśnden, diÄeri arkadan yĂźrĂźyen veya biri saÄÄąnda, diÄeri solunda olan iki koruyucu meleÄi bulunur. Ĺedu ve Lamassu denilen, kanatlÄą boÄa Ĺeklinde tasvir edilen, saraylarÄąn ve mâbedlerin giriĹlerinde bekçilik yapan cine benzer varlÄąklar mevcuttur (Finet, s. 37-49). Sumer çaÄÄąnda da bu tĂźr varlÄąklar iyi ve kĂśtĂź cinler olarak bir ayÄąrÄąma tâbi tutulmuĹ, birincilerin insanlarÄą koruduÄuna, ikincilerin insanlara kĂśtĂźlĂźk yaptÄąÄÄąna inanÄąlmÄąĹtÄąr. KĂśtĂź cinler diye bilinen bu ruhanĂŽ varlÄąklar daha sonra kĂśtĂź melekler veya Ĺeytanlar olarak kabul edilmiĹtir. Mâna itibariyle cin, melek ve ĹeytanÄąn her ßçßnĂź de kapsayan bu varlÄąklar yedi gruba ayrÄąlmÄąĹtÄąr. AyrÄąca LilĂť, LilĂŽtu ve Ardat Lili isimleriyle belirtilen ßçlĂź bir grup daha vardÄąr ki bĂźtĂźn bunlar Bâbil, Asur ve Sumer dinlerinde mevcut olan, gĂśrevleriyle tanÄątÄąlmaya çalÄąĹÄąlan, cin, melek veya Ĺeytan diye yorumlanan gĂśrĂźnmez varlÄąklardÄąr (Dhorme, s. 46-47, 266-277). SemavĂŽ olaylarÄąn mitolojiyle yorumlandÄąÄÄą en eski çaÄlarda bereketli yaÄmur getiren bulutlarÄąn insan muhayyilesinde yaÄmur/rahmet meleÄi Ĺeklinde âiyi anzu/ankaâ, felâket getiren fÄąrtÄąna bulutlarÄąnÄąn da âkĂśtĂź anzu/ankaâ motiflerini doÄurduÄu, Sumer menĹeli bu efsanenin en az beĹ bin yÄąllÄąk bir zaman dilimi içinde bĂźtĂźn Ăn Asyaâya ve İran Ăźzerinden Orta Asyaâya, GĂźney Sibiryaâya ve Hindistanâa kadar çok geniĹ bir bĂślgeye yayÄąlÄąp gĂźnĂźmĂźze kadar yaĹadÄąÄÄą belirtilmektedir (Erdem, VIII [1990], s. 79).
ZerdĂźĹtĂŽlikâteki en eski Zend-Avesta metinlerinde Ahura MazdaânÄąn yanÄąnda AmeĹa Spenta (kutsal ĂślĂźmsĂźzler) denilen altÄą baĹmeleÄin bulunduÄu belirtilmektedir. Bunlar Vohu Mânâh (iyi dĂźĹĂźnce), AĹa VahiĹta (en iyi hakikat), Spenta Armaiti (itaat), KhĹatra Vairya (arzu edilen egemenlik), Haurvatat (mĂźkemmeliyet, bĂźtĂźnlĂźk ya da saÄlÄąklÄą olmak) ve AmeretatâtÄąr (ĂślĂźmsĂźzlĂźk). Meleklerin tabiat olaylarÄąnÄą kontrol eden ruhlarla aynÄą sayÄąlmasÄą ZerdĂźĹtĂŽlikâte âFravaĹiâ (koruyucu ruh) ve âYazataâ kavramlarÄąyla tam olarak uyuĹmaktadÄąr. Meleklerin, insanlara Ĺefaatçi olmasÄą ve onlarÄą kĂśtĂźlĂźklerden uzaklaĹtÄąrmasÄą fikri Avestaâda mevcuttur. Ahura Mazda, meleklerden oluĹan ordusuyla Angra Mainyuâya ve onun Ĺeytanlardan (deva) oluĹan ordusuna karĹÄą savaĹ halindedir. GĂśkte TanrÄą ve melekleri, yeryĂźzĂźnde insanlar, yerin altÄąnda Ĺeytan ve taraftarlarÄą bulunmaktadÄąr. Meleklerin temel gĂśrevi TanrÄą ile insan arasÄąndaki mesafeyi birleĹtirmek, ilâhĂŽ planÄą, irade ve kanunu bildirmektir. Avestaâda Angra Mainyu kĂśtĂź, Spenta Mainyu ise iyi ruh rolĂźndedir (Christensen, s. 29; IDB, I, 134; ER, I, 283).
Hinduizm, Budizm, KonfßçyĂźsçßlĂźk, Jainizm gibi dinlerde insana vahiy getiren meleklerden ziyade kĂśtĂźlĂźk simgesi varlÄąklara inanç yaygÄąndÄąr. Hint dinlerinde semada ikamet eden ve ĂślĂźmlĂźlere gĂśrĂźnmeyen âdevaâlar ve âasuraâ adÄą verilen kĂśtĂź gßçler vardÄąr. Hintlilerâin varlÄąklar hakkÄąndaki sÄąnÄąflama ve açĹklamalarÄąnÄąn karÄąĹÄąklÄąÄÄąndan ve dĂźzensizliÄinden yakÄąnan BĂŽrĂťnĂŽ deva denilen melekler, bunlarÄąn bulunduÄu yerler ve bunlarla ilgili diÄer varlÄąklar hakkÄąnda bilgi verdikten sonra meleklerin baĹkanÄąnÄąn Mahadeva olduÄunu, deva isminin ondan geldiÄini, Hintlilerâe gĂśre 330 milyon melek bulunduÄunu ifade etmektedir. Hintlilerâin melekler için yeme, içme, ĂślĂźm ve diÄer beĹerĂŽ halleri câiz gĂśrdĂźklerini, onlarÄąn bu dereceye ilimle deÄil ibadetle varmĹŠolduklarÄąna inandÄąklarÄąnÄą belirtmektedir (TĂźmer, s. 161).
Halk dini de denilen ve çok çeĹitlilik arzeden mahallĂŽ inanç ve uygulamalarÄąyla yine çok farklÄą Ĺekilleri bulunan Taoizmâin oluĹturduÄu Ăin dinlerinde genellikle deÄiĹik nitelikte ruhlardan oluĹan gĂśrĂźnmez bir dĂźnya mevcuttur. Melek inancÄą Ăśzellikle mistik Taoizmâde bulunmaktadÄąr. Shang-châing denilen en yaygÄąn mistik akÄąma gĂśre Yang Hsi gĂśkten gelen bir dĂźzine varlÄąk tarafÄąndan ziyaret edilmiĹ ve kendisine birçok kitap yazdÄąrÄąlmÄąĹtÄąr. KitaplarÄą yazdÄąran varlÄąklardan baĹka verilenleri muhafaza edenler de vardÄąr (Lagerwey, s. 71-72).
BĂźtĂźn yahudi mezhepleri meleklerin varlÄąÄÄąnÄą kabul etmektedir. SadĂťkÄŤ mezhebinin meleklerin varlÄąÄÄąnÄą reddettiÄi ileri sĂźrĂźlmekte (Resullerin İĹleri, 23/8) ancak bu hatalÄą gĂśrߊonlarÄąn apokaliptik ĂśÄretiyi reddetmelerinden kaynaklanmaktadÄąr (EJd., II, 962). Yahudi kutsal kitabÄąnda bilgi ve kudrette insandan daha ĂźstĂźn, bir olan TanrÄąâya baÄlÄą, bir kralÄąnÄąn maiyeti gibi Oânun hizmetinde bulunan, mesajÄąnÄą insanlara iletme ve iradesini yerine getirmede elçilik gĂśrevi yapan varlÄąklardan bahsedilmektedir. Eski Ahidâde bu varlÄąklar için âmalâahâ kelimesinin dÄąĹÄąnda âilâhĂŽ varlÄąklarâ anlamÄąnda Allah oÄullarÄą (TekvĂŽn, 6/2,4; Eyub, 1/6; 2/1; Mezmur, 82/6; 89/6), AllahâÄąn veya gĂśklerin yahut yĂźksekte olanlarÄąn ordusu (TekvĂŽn, 32/1-2; I. Krallar, 22/19; İĹaya, 24/21), mukaddesler (Eyub, 5/1; Mezmur, 89/5; Zekarya 14/5; Daniel, 8/13), kudretliler (Mezmur 78/25), ilâhlar (Mezmur, 82/1, 6; 97/7) ve kullar (Eyub, 4/18) tabirleri de kullanÄąlmaktadÄąr. İbn MeymĂťn, Eski Ahid metinlerinde geçen ilâhlarÄąn AllahâÄą, rablerin rabbi (Tesniye, 10/17), gĂśklerin AllahâÄą (Ezra, 7/23; Nehemya, 1/4-5) ifadelerindeki ilâh, rab ve gĂśk kelimelerinin de âmelekâ mânasÄąnda kullanÄąldÄąÄÄąnÄą belirtmektedir. Ăok defa melek yerine âadamâ kelimesi de geçmektedir. TekvĂŽnâdeki kÄąssada (32/24-25) YaâkĹŤb ile gĂźreĹen kiĹi HoĹeaâda (12/5) âmalakhâ diye anÄąlmaktadÄąr. DiÄer taraftan Eski Ahidâde Gabriel ve Mihael gibi melekler ismen zikredilmekte, Kerubim ve Serafim gibi kanatlÄą varlÄąklardan, melek gruplarÄąndan sĂśz edilmektedir.
Eski Ahidâin NeviĂŽm kÄąsmÄąnda pek zikredilmemekle birlikte diÄer kÄąsÄąmlarda, Ăśzellikle de Bâbil esareti ve sonrasÄąna ait Hezekiel, Zekarya ve Daniel bĂślĂźmlerinde meleklerin varlÄąÄÄą açĹkça belirtilmekte, Daniel bĂślĂźmĂźnde meleklerden ve ilk defa olmak Ăźzere bĂźyĂźk meleklerin isimlerinden bahsedilmektedir. AyrÄąca ĂślĂźm meleÄinden de (malâak ha mot) sĂśz edilmektedir (bk. AZRĂİL). Meleklerin yahudi kutsal kitabÄąnÄąn esaret dĂśnemi ve sonrasÄąna ait bĂślĂźmlerinde sÄąk sÄąk geçmesi KeldânĂŽ ve İran etkisini dĂźĹĂźndĂźrmektedir. Yahudiler, Bâbil esareti sĂźresince KeldânĂŽlerâin ve İranlÄąlarâÄąn etkisi altÄąnda kalmÄąĹlardÄąr. Ăzellikle ZerdĂźĹtĂŽlikâteki iyi ve kĂśtĂź ruh fikri YahudiliÄe iyi melek ve kĂśtĂź melek Ĺeklinde intikal ettiÄi gibi ruhlarÄąn hiyerarĹik tasnifi de Yahudilikâte gĂśrĂźlen meleklerin tasnifini ortaya çĹkarmÄąĹtÄąr. İkinci mâbed dĂśneminde meleklerle ilgili inanç daha da geliĹmiĹ ve girift hale gelmiĹtir. Bunu apokrif eserlerde ve EssenĂŽlerâin yazÄąlarÄąnda gĂśrmek mĂźmkĂźndĂźr. Bu yazÄąlarda birbirinden farklÄą ve çeĹitli iĹler gĂśren çok sayÄąda melek sĂśz konusudur, bu melekler muhtelif kategorilere ayrÄąlmĹŠolup hiyerarĹik bir yapÄą arzetmektedir. AteĹ, rĂźzgâr, bulut gibi tabiat olaylarÄąndan, mevsimlerden ve yÄąlÄąn her bir gĂźnĂźnden sorumlu melekler vardÄąr. BĂźyĂźk melekler olarak Uriel, Raguel, Rafael, Mihael, Gabriel, Sariel ve Jeremielâin adÄą geçmektedir. Rabbinik literatĂźrde de meleklerden bahsedilmektedir. MiĹnaâda melekler hiç geçmemekle birlikte Talmud ve MidraĹlarâda meleklerin yaratÄąlÄąĹÄąna ve tasnifine dair tartÄąĹmalar yer almaktadÄąr.
Yahudi inancÄąna gĂśre melekler yaratÄąlÄąĹÄąn ikinci veya beĹinci gĂźnĂźnde ateĹten yaratÄąlmĹŠsaf ruhlardÄąr. Rabbinik literatĂźrde melekler insanlardan ĂźstĂźn gĂśrĂźlmekte, ancak faziletli insanÄąn meleklerden daha ĂźstĂźn olduÄu belirtilmektedir. Melekler sÄąnÄąrlÄą iradeye ve ilâhĂŽ bilgiye sahip olmakla birlikte geleceÄi ve kÄąyamet saatini bilmezler. âAllah oÄullarÄą (melekler) insan kÄązlarÄąnÄąn gĂźzel olduklarÄąnÄą gĂśrdĂźler ve bĂźtĂźn seçtiklerinden kendilerine karÄąlar aldÄąlarâ (TekvĂŽn, 6/2) sĂśzĂźne dayanÄąlarak meleklere bir cinsiyet atfedilmektedir. Meleklerin kanatlarÄąndan ve uçmalarÄąndan bahsedilmesi onlarÄąn kuvvet ve sĂźratlerine iĹaret içindir. Yahudilikâte ayrÄąca meleklerin âmennâ (kudret helvasÄą) isimli yiyeceklerinin olduÄuna inanÄąlmaktadÄąr. âBinlerce binler ve on binlerce on binlerâ ifadesiyle onlarÄąn çokluÄuna iĹaret edilmektedir. Her biri ßçer sÄąradan oluĹan ßç grup melekten sĂśz edilir. Bunlar TanrÄąâya daha yakÄąn olan KerĂťbĂŽler, Seraflar, tahtlar; egemenlikler, gerçekler, gßçler; prenslikler, baĹ melekler ve diÄer meleklerdir.
Melekler yeryĂźzĂźnden Ăśnce (Eyub, 38/6-7) yaratÄąlmÄąĹtÄąr (Nehemya, 9/6); onlar gĂśkte ikamet etmektedir (TekvĂŽn, 28/12; I. Krallar, 22/19); ruhanĂŽ tabiatlÄą gĂśrĂźnmez varlÄąklardÄąr, insan ĂźstĂź gßçleri ve bilgelikleri vardÄąr. Vizyonda gĂśrĂźndĂźklerinde veya yeryĂźzĂźnde gĂśrev yapmaya geldiklerinde insan Ĺekline girer ve insan gibi konuĹurlar (TekvĂŽn, 19/1; 18/2); yemek yerler (TekvĂŽn, 18/8). Yahudilikâte meleklerin gĂśrevlerini TanrÄąânÄąn yardÄąmcÄąlarÄą olmalarÄą, Oâna ibadet etmeleri, vahyi ve ĹeriatÄą tebliÄ etmeleri, insanlarÄą korumalarÄą, onlara yardÄąm etmeleri, TanrÄą ile insanlar arasÄąnda aracÄąlÄąk yapmalarÄą Ĺeklinde tesbit etmek mĂźmkĂźndĂźr.
Yahudi kutsal kitabÄąnda iki tĂźr melek sĂśz konusudur. Birinci gruptakiler TanrÄąânÄąn mesajÄąnÄą Ăśzel bir Ĺahsa iletmek, peygamberĂŽ bir haberi açĹklamak, ilâhĂŽ bir kararÄą uygulamak gibi gĂśrevleri yerine getirirler. Bu melekler yĂźkĂźmlĂź olduklarÄą iĹlere gĂśre çeĹitli Ĺekillere, çok defa da insan sĂťretine girerler. Bunlardan bazÄąlarÄąnÄąn isimleri sadece Daniel kitabÄąnda geçmektedir (8/16, 10/13). İkinci grup melekler ise TanrÄąânÄąn maiyetini oluĹturmakta ve Oâna hamdetmektedir. Bunlar Seraflar (İĹaya, 6/2), KerĂťbĂŽler, Hayyot, Ruh ve Ofaniler (Hezekiel, 2/2; 10/2) gibi ayrÄą isimler taĹÄąyan birçok alt gruba ayrÄąlmÄąĹtÄąr. Kitâb-Äą Mukaddes sonrasÄą dinĂŽ literatĂźrde gĂźnahkâr meleklerden de (Ĺeytanlar) sĂśz edilmektedir. Apokrif kitaplarda, Ăśzellikle de Enochâun kitabÄąnda nakledilen kÄąssaya gĂśre bu melekler TanrÄąânÄąn emrini çiÄnedikleri için huzurdan kovulmuĹtur.
Yahudi filozoflarÄą meleklerin tabiatÄą ve gĂśrevleri konusunda farklÄą gĂśrĂźĹlere sahiptir. İskenderiyeli Philon onlarÄą bedenleĹmemiĹ, akÄąllÄą ve ĂślĂźmsĂźz ruhlar olarak tavsif etmektedir. Melekler BabaânÄąn emirlerini çocuklarÄąna, çocuklarÄąn ihtiyaçlarÄąnÄą da Babaâya iletmektedir. Abraham İbn Ezraâya gĂśre melekler maddĂŽ deÄildir, fakat yer Ăźzerindeki bĂźtĂźn maddĂŽ objelerin arketipleridir. Yahudi mistisizminde Ăśnemli bir yeri olan melekler ceza melekleri, lutuf melekleri, kĂśtĂźlĂźk veya hizmet melekleri gibi gruplara ayrÄąlmÄąĹtÄąr. Yahudilerin gĂźnlĂźk ibadetlerinde ve bayramlarda okunan keduĹah duasÄą İĹayaâda yer alan ve meleklerin AllahâÄą tesbihini ifade eden metindir. Cumartesi akĹamÄą sinagoga girerken yapÄąlan Ĺalom alehem duasÄąnda insanla beraber olan iki meleÄe hitap edilmektedir.
HÄąristiyanlÄąkâtaki melek inancÄą bĂźyĂźk oranda Yahudilikâtekine benzemekte, bu inancÄąn kaynaÄÄąnÄą Kitâb-Äą Mukaddes metinleri ve kilise geleneÄi oluĹturmaktadÄąr. Yeni Ahidâde iyi ve kĂśtĂź melek ayÄąrÄąmÄą yapÄąlmakta (Matta, 25/41; Vahiy, 12/7), iyi meleklerin semada ikamet edip AllahâÄą tesbih ettikleri ve Oânun huzurunda bulunduklarÄą, Oânun ordusunu meydana getirdikleri, oradan yeryĂźzĂźne indikleri belirtilmektedir (Matta, 18/10; Luka, 1/19). SÄąnÄąrlÄą bilgiye sahip olan melekler TanrÄąânÄąn emirlerini insana iletmekte, insana muhafÄązlÄąk yapmakta, onun kurtuluĹunu istemektedirler. Onlar aynÄą zamanda cezalandÄąrma aracÄądÄąr. RĂźyada veya uyanÄąkken insan sĂťretinde gĂśrĂźnmektedirler. Kendi aralarÄąnda sÄąnÄąflanma mevcuttur. BaĹmelek Mikaelâin yanÄąnda (Selâniklilerâe Birinci Mektup, 4/16; YahudaânÄąn Mektubu, 9) tahtlar, hâkimiyetler, riyâsetler ve hĂźkĂźmetler olarak adlandÄąrÄąlan gruplar (Koloselilerâe Mektup, 1/15-16; İbrânĂŽlerâe Mektup, 9/5; Efesoslularâa Mektup, 1/21), ayrÄąca Abaddon denilen cehennem meleÄi ve tabiat olaylarÄąnÄą sevk ve idare eden melekler vardÄąr (Vahiy, 7/1; 9/11). HÄąristiyanlÄąkâtaki meleklerle ilgili doktrin, temel hedefi MesĂŽhâin meleklerden, MesĂŽhâin tesis ettiÄi yeni ĹeriatÄąn da MĂťsâ ĹeriatÄąndan daha ĂźstĂźn olduÄunu ispatlamak olan Pavlus tarafÄąndan geliĹtirilmiĹtir. Kilise babalarÄą meleklerden çok az bahsetmektedir.
Meleklerin duman ve ateĹten yaratÄąldÄąÄÄą belirtilmekte, yaratÄąlĹŠzamanÄą ise Eski Ahidâdeki âaltÄą gĂźnâ anlayÄąĹÄą içerisinde deÄerlendirilmektedir. Bu anlayÄąĹa dayanarak kilise babalarÄą arasÄąnda meleklerin yaratÄąlÄąĹÄąnÄąn dĂźnyanÄąn yaratÄąlÄąĹÄąndan Ăśnce veya aynÄą anda ya da daha sonra olduÄu yĂśnĂźnde gĂśrߊayrÄąlÄąÄÄą vardÄąr (Bartmanne, s. 291). Augustinus varlÄąklar içerisinde ilk yaratÄąlanlarÄąn melekler olduÄunu, Gennade yerin, gĂśÄĂźn ve sularÄąn yaratÄąlÄąĹÄąnda TanrÄąânÄąn meleklerin yardÄąmÄąna baĹvurduÄunu sĂśylemektedir (DTC, I, 1193).
İncillerâde meleklerin sÄąk sÄąk belirli Ĺekiller altÄąnda gĂśrĂźnmeleri kendilerine bir beden atfedilmesine sebep olmuĹtur. Ancak meleklerin insanlara benzer bir bedenlerinin olmadÄąÄÄą kabul edilir. Eski Ahidâde mevcut, âAllah oÄullarÄąâ diye nitelenen meleklerin insan kÄązlarÄąyla evlendikleri (TekvĂŽn, 6/2), meleklerin ateĹ veya rĂźzgârdan yaratÄąldÄąÄÄą (Mezmur, 104/4) yĂśnĂźndeki ifadeler sebebiyle onlarÄąn tamamÄąyla ruhanĂŽ olup olmadÄąklarÄą tartÄąĹÄąlmÄąĹtÄąr. BazÄą kilise babalarÄąnÄąn aksine genel olarak meleklerin cinsiyetinin bulunmadÄąÄÄąna inanÄąlÄąr. Hangi yolla çoÄaldÄąklarÄą konusunda ise bir bilgi yoktur. İncillerâde meleklerin ĂślĂźmsĂźz olduÄuna (Luka, 20/36), imtihana tâbi tutulduklarÄąna (Matta, 25/41; II. Petrus, 2/4; Yahuda, 6), bilgilerinin ve iradelerinin sÄąnÄąrlÄą olduÄuna (Matta, 24/36; Markos, 13/31-32), kendilerine ibadet edilmemesi gerektiÄine (Koloselilerâe Mektup, 2/18), Ăsââdan aĹaÄÄą (Efeslilerâe Mektup, 1/22-23), insandan ĂźstĂźn bulunduklarÄąna (İbrânĂŽlerâe Mektup, 2/7), farklÄą Ĺekillerde gĂśrĂźlebildiklerine ve kanatlÄą olarak zikredilmelerinin mecazi olup bununla TanrÄąânÄąn emirlerini çok çabuk yerine getirmelerinin kastedildiÄine (Yuhanna Vahyi, 14/6-8) dair bilgiler vardÄąr.
Meleklerin sayÄąsÄą konusunda Eski Ahidâde olduÄu gibi Yeni Ahidâde de âbinlerce binlerâ ve âon binlerce on binlerâ sĂśzleri geçmektedir. Yahudilikâteki hiyerarĹik tasnif HÄąristiyanlÄąk tarafÄąndan da benimsenmiĹtir. Bu grup isimlerinin meleklerin gĂśrevleriyle alâkalÄą olduÄu kabul edilmektedir. Yeni Ahidâde Eski Ahidâde olduÄu gibi sadece Michel ve Gabriel adlarÄą anÄąlmakta, ancak Rabbin meleÄi, ĂślĂźm meleÄi, koruyucu melekler, yedi kilisenin melekleri, kendilerinde yedi son belâ olan yedi melek, kendilerine yedi boru verilen yedi melek, iyi ve kĂśtĂź melekler gibi meleklerden de sĂśz edilmektedir. GĂśrevleri ise genel olarak TanrÄąânÄąn mesajlarÄąnÄą insanlara ulaĹtÄąrma Ĺeklinde Ăśzetlenmektedir. HÄąristiyanlÄąkâta İslâmâdaki gibi Ăśzel bir vahiy meleÄi anlayÄąĹÄą yoktur. HÄąristiyan kilise geleneÄinde meleklerle ilgili açĹklamalar hayli sÄąnÄąrlÄą olup çoÄunlukla dolaylÄą bir Ĺekildedir. Bu konuda IV. Latran (1215) ve I. Vatikan (1870) konsilleri zikredilebilir.
BaĹlangĹçta melek kĂźltĂź yasaklanmĹŠiken (Koloselilerâe Mektup, 2/18; Vahiy, 22/8-9) YahudiliÄin aksine HÄąristiyanlÄąkâta zamanla melekler bir kĂźlt objesi haline gelmiĹtir. Saint Augustinus, tapÄąnmak suretiyle deÄil sevgi ve saygÄą yoluyla meleklere tâzimde bulunulmasÄą gerektiÄini belirtmiĹtir. XVI. yĂźzyÄąlda melek kĂźltĂź geliĹmiĹ ve Papa IV. Pie bir kiliseyi Hz. Meryem ve yedi bĂźyĂźk meleÄe ithaf etmiĹtir. GĂźnĂźmĂźzde Michelâin 29 EylĂźl ve 8 MayÄąs, Gabrielâin 24 Mart, Rafaelâin de 24 Ekimâde bayramlarÄą vardÄąr. HÄąristiyan sanatÄą ilk yayÄąlÄąĹÄąndan itibaren kompozisyonlarda melekleri de konu edinmiĹ, statĂźlerine gĂśre farklÄą sayÄąda kanatlÄą varlÄąklar olarak tasvirleri yapÄąlmÄąĹtÄąr.
İslâm İnancÄąnda Melek. âFarklÄą sĂťretlere girebilen ve duyularla algÄąlanamayan nĂťrânĂŽ varlÄąklarâ Ĺeklinde tarif edilen melek (et-TaĘżrĂŽfât, âmlkâ md.), Kurâân-Äą KerĂŽmâde (el-Bakara 2/285; en-Nisâ 4/136) ve tevâtĂźr derecesine ulaĹan hadislerde (BuhârĂŽ, âĂmânâ, 37; MĂźslim, âĂmânâ, 1) inanç esaslarÄą arasÄąnda sayÄąlmaktadÄąr. Naslarda meleklerin hem Ăśzellik ve yetenekleri hem de gĂśrevleri hakkÄąnda bilgi verilmiĹtir. İnsanlar ve cinlerden farklÄą olarak nurdan yaratÄąldÄąklarÄą nakledilen meleklerin (MĂźsned, VI, 168; MĂźslim, âZĂźhdâ, 60) Ădemâin yaratÄąlÄąĹÄąndan Ăśnce mevcut bulunduklarÄą ve AllahâÄąn hitabÄąna mazhar olup bizzat Oânunla konuĹtuklarÄą anlaĹÄąlmaktadÄąr (el-Bakara 2/30-34; el-Hicr 15/28-29). AyrÄąca meleklerin yiyip içmedikleri (HĂťd 11/69-70; ez-Zâriyât 51/24-28), gĂśrevleri icabÄą iri cĂźsseli ve gßçlĂź olabildikleri (en-Necm 53/5; et-TahrĂŽm 66/6; et-TekvĂŽr 81/20) belirtilmiĹ, bu gßçlerini temsil eden ellere (el-Enââm 6/93) ve birden fazla kanada (FâtÄąr 35/1) sahip bulunduklarÄą bildirilmiĹtir. Ăyette geçen âcenâhâ (çoÄulu ecniha) kelimesi âuçan yaratÄąklar için kanatâ anlamÄąna geldiÄi gibi âtaraf, yan, elâ ve mecazi olarak âkudretâ mânalarÄąna da alÄąnabilir. Ancak meleklere nisbet edildiÄinde bu kelimenin mahiyetini ve niteliÄini kesin olarak bilmek mĂźmkĂźn deÄildir. Kurâanâda ayrÄąca mĂźĹriklerin meleklere diĹilik izâfe ediĹleri ve AllahâÄąn kÄązlarÄą olduklarÄą yolundaki iddialarÄą reddedilmiĹ (es-Sâffât 37/149-150; ez-Zuhruf 43/19), akaid literatĂźrĂźnde de onlarda cinsiyet olgusu ve ayÄąrÄąmÄąnÄąn bulunmadÄąÄÄą vurgulanmÄąĹtÄąr.
Meleklerin yaptÄąÄÄą iĹler arasÄąnda diÄer tabiat varlÄąklarÄąyla birlikte sĂźrekli AllahâÄą yĂźceltme (el-Aârâf 7/206; er-Raâd 13/13; el-Enbiyâ 21/20), Oâna secde etme, emirlerine âmâde olup onlarÄą yerine getirme (en-Nahl 16/49-50; et-TahrĂŽm 66/6), Peygamberâe salât ve selâm getirme (el-Ahzâb 33/56), mĂźminler için dua ve istiÄfarda bulunma (el-MĂźâmin 40/7-9; eĹ-ĹĂťrâ 42/5) gibi davranÄąĹlar sayÄąlmaktadÄąr. Kurâanâda sÄąkça rastlanan bu genel tasvirlerin yanÄąnda bazÄą meleklerin isim veya gĂśrevlerine de yer verilir. BunlarÄąn baĹÄąnda kendi adÄąyla ßç defa zikredilen (el-Bakara 2/97, 98; et-TahrĂŽm 66/4) ve çeĹitli âyetlerde âruhâ ve âresulâ gibi sÄąfatlarla anÄąlan, peygamberlere vahiy getirmekle gĂśrevli melek gelir (bk. CEBRĂİL). Bir âyette geçen (el-Bakara 2/98) MĂŽkâÎl (MĂŽkâl) hadislerde rÄązÄąk ve rahmet meleÄi olarak tasvir edilmiĹtir (bk. MĂKĂİL). Eceli gelenlerin ruhunu kabzeden meleÄe âyetlerde genelde çoÄul sĂŽgasÄąyla yer verilmiĹ (en-Nisâ 4/97; el-Enââm 6/61, 93; el-Enfâl 8/50; Muhammed 47/27), bir yerde de âmelekĂźâl-mevtâ Ĺeklinde (es-Secde 32/11) atÄąfta bulunulmuĹtur. YaygÄąn olarak bilinen Azrâil ismine ise sadece bazÄą zayÄąf hadislerde rastlanmaktadÄąr (bk. AZRĂİL). Kurâân-Äą KerĂŽmâde kÄąyametin kopmasÄą ve âhiret hayatÄąnÄąn baĹlamasÄą sÄąrasÄąnda sĂťra Ăźflenme hadisesinden (en-Neml 27/87; ez-ZĂźmer 39/68) ve yeniden diriliĹi haber veren bir çaÄÄąrÄącÄądan (KÄf 50/41; el-Kamer 54/6) sĂśz edildiÄi halde bu iĹle gĂśrevli meleÄin adÄą anÄąlmamÄąĹ, ancak hadislerde sĂśz konusu duyuruyu yapacak olan İsrâfilâin adÄą bĂźyĂźk melekler arasÄąnda sayÄąlmÄąĹtÄąr (MĂźslim, âᚢalâtĂźâl-mĂźsâfirĂŽnâ, 200; ayrÄąca bk. İSRĂFİL). Bu dĂśrt bĂźyĂźk meleÄin dÄąĹÄąnda Kurâanâda âel-melâiketĂźâl-mukarrebĂťnâ diye geçen (en-Nisâ 4/172) ulĂťhiyyet makamÄąna yakÄąn melekler vardÄąr. ArĹÄą taĹÄąyan ve onun çevresinde bulunanlar da (ez-ZĂźmer 39/75; el-MĂźâmin 40/7; el-Hâkka 69/17) mukarrebĂŽn meleklerine dahildir. Ăte yandan insanlarÄąn sĂśz ve davranÄąĹlarÄąnÄą kaydeden ve Kurâanâda âdeÄerli kâtiplerâ Ĺeklinde nitelenen yazÄącÄą melekler (ez-Zuhruf 43/80; KÄf 50/17-18; el-İnfitâr 82/11), ayrÄąca âmuakkibâtâ (takipçiler) (er-Raâd 13/10-11), ârakĂŽbĂźn atĂŽdâ (her an hazÄąr gĂśzetleyiciler) (KÄf 50/18) ve âhafazaâ (koruyucular) (el-Enââm 6/61) melekleri de mevcuttur (bk. KİRĂMEN KĂTİBĂN). Kabirde sorgu yapan ve MĂźnker-Nekir adlarÄąyla bilinen iki melek ise yalnÄązca hadislerde geçmektedir (TirmizĂŽ, âCenâʞizâ, 70; ayrÄąca bk. MĂNKER ve NEKİR). Ăhirette mĂźminleri selâmlayarak karĹÄąlayacak cennet bekçilerine (er-Raâd 13/23-24; el-Enbiyâ 21/103; ez-ZĂźmer 39/73), cehennemlikleri tahkir edip korkutan ve on dokuz grup olduklarÄą açĹklanan gĂśrevlilere (ez-ZĂźmer 39/71-72; et-TahrĂŽm 66/6; el-MĂźddessir 74/30-31) genel olarak âhâzinâ (çoÄulu hazene) adÄą verilmiĹtir. Cehennem bekçilerini temsil eden melek bir âyette Mâlik (ez-Zuhruf 43/77), cennet meleÄi ise hadislerde RÄądvân (SĂźyĂťtĂŽ, s. 67) ismiyle geçer. Cehennem gĂśrevlileri ayrÄąca âzebâniâ olarak da adlandÄąrÄąlmÄąĹtÄąr (el-Alak 96/18).
TĂźrlerini ve sayÄąlarÄąnÄą Allahâtan baĹka kimsenin bilemeyeceÄi belirtilen meleklerin (el-MĂźddessir 74/31) yaratÄąlÄąĹÄąnda Allah-tabiat ve Allah-insan mĂźnasebetleri açĹsÄąndan çeĹitli hikmetlerin olduÄu anlaĹÄąlmaktadÄąr. Ulviyetin ve Allahâa teslimiyetin sembolĂź olan melekler fizik âlemle zaman ve mekândan mĂźnezzeh ulĂťhiyyet makamÄą arasÄąnda kĂśprĂź vazifesi gĂśrĂźr. Kurâanâda yerde ve gĂśkte AllahâÄąn ordularÄąnÄąn bulunduÄu (el-Feth 48/4, 7) ve meselâ gĂśk gĂźrĂźltĂźsĂźyle beraber meleklerin de AllahâÄą tesbih ettiÄi (er-Raâd 13/13) vurgulanÄąrken melekler vasÄątasÄąyla tabiatÄąn yĂśnetiminin Cenâb-Äą HakkâÄąn kontrolĂź altÄąnda olduÄuna iĹaret edilmektedir. Bu sebeple melekler AllahâÄąn birliÄinin Ĺahitleri sayÄąldÄąÄÄą gibi (Ăl-i İmrân 3/18) Oânun mesajlarÄąnÄąn peygamberlere ve dolayÄąsÄąyla insanlara iletilmesinin de ilk elden gĂśzlemcileridir (en-Nisâ 4/166). DolayÄąsÄąyla meleklere, Ăśzellikle de Cebrâil ve MĂŽkâilâe dĂźĹmanlÄąk etmek Allahâa ve resullerine dĂźĹmanlÄąkla eĹit gĂśrĂźlmĂźĹtĂźr (el-Bakara 2/97-98). Ăte yandan melekler yeryĂźzĂźnde yaĹayan insanlar için dua ve istiÄfar eder (eĹ-ĹĂťrâ 42/5) ve mĂźminlerle dostluÄa dayalÄą bir baÄ kurar. Kurâanâda, Allahâa inanÄąp dĂźrĂźst bir hayat sĂźrenlere son nefesleri sÄąrasÄąnda meleklerin gelip ĂślĂźmden korkmamalarÄąnÄą, kendilerini mutlu bir hayatÄąn beklediÄini ve onlarÄąn dĂźnya hayatÄąnda olduÄu gibi âhirette de dostlarÄą olduklarÄąnÄą ifade edecekleri belirtilir (FussÄąlet 41/30-32).
Allah tarafÄąndan kendilerine verilen gĂśrevleri eksiksiz yerine getirmekle yĂźkĂźmlĂź olan meleklerin gĂźnah iĹlemedikleri ve mâsum olduklarÄą yĂśnĂźnde âyetlerde beyanlar bulunmaktadÄąr. Onlar, onurlandÄąrÄąlmĹŠkullar olarak sĂśz ve davranÄąĹta AllahâÄą aĹmaz ve sadece Oânun emirleriyle hareket ederler (el-Enbiyâ 21/26-27). Melekler bu Ăśzellikleriyle itaatsizlik gĂśsterebilen cinlerden ve insanlardan ayrÄąlmaktadÄąr. AllahâÄąn Ădemâi ve dolayÄąsÄąyla insan tĂźrĂźnĂź yaratacaÄÄą yolundaki beyanÄąna meleklerin itiraz etmesi (el-Bakara 2/30) onlarÄąn Allahâa itaat yĂźkĂźmlĂźlĂźklerine aykÄąrÄą gibi gĂśrĂźnĂźyorsa da mĂźfessirler, bunun karĹÄą çĹkma amacÄąna deÄil gĂśrߊbildirme veya gerçeÄi ĂśÄrenme gayesine mâtuf olduÄunu kabul ederler. Nitekim bu âyetin devamÄąnda ve konuyla ilgili diÄer âyetlerde meleklerin mutlak bir teslimiyet içinde bulunduklarÄą açĹkça gĂśrĂźlmektedir. Bâbil halkÄąna imtihan ve bilinçlendirme maksadÄąyla sihir ĂśÄretmek Ăźzere gĂśnderilen iki melek ise (el-Bakara 2/102) âyette vurgulandÄąÄÄą Ăźzere muhataplarÄąnÄą inançsÄązlÄąÄa karĹÄą uyarma misyonuyla hareket ettikleri için gĂźnahkâr olarak nitelendirilemez (bk. HĂRĂT ve MĂRĂT). Meleklerin mâsumiyeti kelâmcÄąlar arasÄąnda da tartÄąĹma konusu olmuĹ, Muâtezile ve Ehl-i sĂźnnet âlimlerinin çoÄunluÄu onlarÄąn gĂźnah iĹlemedikleri yĂśnĂźnde gĂśrߊbelirtmekle birlikte bu konudaki delillerin zannĂŽ olduÄunu vurgulamÄąĹlardÄąr (TeftâzânĂŽ, ĹerḼuâl-MaḳÄᚣĹd, V, 63; Seyyid ĹerĂŽf el-CĂźrcânĂŽ, VIII, 281-283; İbnĂźâl-Murtazâ, s. 118).
BazÄą âyetlerde peygamberlerin gaybÄą bilmemesiyle melek olmamasÄą arasÄąnda baÄlantÄą kurulmasÄą (el-Enââm 6/50; HĂťd 11/31) ve Ădem neslinin kan dĂśkeceÄine dair meleklerin ĂśngĂśrĂźsĂźne iĹaret edilmesi (el-Bakara 2/30) meleklerin gaybÄą bilme kapasitesini belirtiyorsa da iĹaret bunun mutlak ve sÄąnÄąrsÄąz olmayÄąp AllahâÄąn iznine baÄlÄą kaldÄąÄÄą anlaĹÄąlmaktadÄąr. Zira mĂźteakip âyetlerde Allah meleklere bilemeyecekleri hususlarÄąn bulunduÄunu sĂśyleyerek bazÄą nesnelerin isimlerini sormuĹ, onlar da AllahâÄąn ĂśÄrettiklerinin dÄąĹÄąnda bilgilerinin olmadÄąÄÄąnÄą itiraf etmiĹlerdir. Yine meleklerin insanlar hakkÄąndaki Ĺefaatinin bazÄą durumlarda sonuç vermeyeceÄinin bildirilmesi (en-Necm 53/26) kapasitelerinin sÄąnÄąrlÄą ve AllahâÄąn dilemesine baÄlÄą olduÄunu gĂśsterir.
Meleklerin bu Ăśzellikleri bir taraftan varlÄąklar arasÄą hiyerarĹi, diÄer taraftan insana verilen deÄer açĹsÄąndan meleklerin mi yoksa peygamber ve insanlarÄąn mÄą ĂźstĂźn olduÄu (tafdĂŽl) meselesinin tartÄąĹÄąlmasÄąna sebep olmuĹtur. Ancak bu tartÄąĹmada ileri sĂźrĂźlen gĂśrĂźĹler bĂźyĂźk Ăślçßde konuyla ilgili naslarÄą anlama ve yorumlamadaki yaklaĹÄąm tarzÄąna ve bazÄą aklĂŽ istidlâllere dayanmakta olup itikadĂŽ bir baÄlayÄącÄąlÄąk taĹÄąmamaktadÄąr. Muâtezileânin çoÄunluÄu meleklerin peygamberlerden ve dolayÄąsÄąyla diÄer insanlardan ĂźstĂźnlĂźÄĂźnĂź savunmuĹtur (ZemahĹerĂŽ, II, 458-459; İbnĂźâl-Murtazâ, s. 118). Ănde gelen Muâtezile âlimi Caâfer b. Harbâin meleklerin insan tĂźrĂźne ĂźstĂźnlĂźÄĂźnĂź konu alan hacimli bir eser yazdÄąÄÄą da nakledilir (EbĂźâl-YĂźsr el-PezdevĂŽ, s. 199). SĂśzĂź edilen kelâmcÄąlarÄąn delilleri arasÄąnda inkârcÄąlarÄąn taleplerine karĹÄą peygamberlerin, âBen gaybÄą bilmem, size melek olduÄumu da iddia etmiyorumâ Ĺeklindeki ifadeleri (el-Enââm 6/50; HĂťd 11/31), ayrÄąca melek mertebesine yĂźkselmemeleri için Ădem ile HavvâânÄąn yasak aÄaçtan menedildiklerine dair ĹeytanĂŽ telkin (el-Aârâf 7/20) bulunmaktadÄąr. Bunlardan baĹka meleklerin Allahâa yakÄąnlÄąklarÄą ve nefsânĂŽ arzulardan uzak olmalarÄą da ileri sĂźrĂźlen deliller arasÄąnda sayÄąlmÄąĹtÄąr. RuhanĂŽ varlÄąklarÄąn ĂźstĂźnlĂźÄĂźnĂź savunan İslâm filozoflarÄą ile EĹâarĂŽlerâden EbĂť Abdullah el-HalĂŽmĂŽ ve EbĂť Bekir el-BâkÄąllânĂŽ gibi âlimler de bu gĂśrĂźĹtedir (EbĂť Abdullah el-HalĂŽmĂŽ, I, 309-315; Fahreddin er-RâzĂŽ, el-MuḼaᚣᚣal, s. 221-222). Buna karĹÄąlÄąk Ehl-i sĂźnnet ve ĹĂŽa kelâmcÄąlarÄąnÄąn çoÄunluÄu peygamberlerin, bir kÄąsmÄą ise ayrÄąca mĂźminlerin meleklerden ĂźstĂźn olduÄu gĂśrĂźĹĂźndedir (EbĂźâl-YĂźsr el-PezdevĂŽ, s. 202; Fahreddin er-RâzĂŽ, KitâbĂźâl-ErbaʿÎn, s. 177; M. HĂźseyin et-TabâtabâÎ, s. 35-36). Bu âlimler, peygamberlerin ve insanlarÄąn diÄer yaratÄąklar içindeki yĂźksek konumuna dair çok sayÄąda âyetin yanÄą sÄąra meleklere ĂśÄretilmeyen bilgilerin Ădemâe verilerek ona secde etmelerinin istenmesi, onlarÄąn da bu emri yerine getirmesiyle ilgili âyetleri (el-Bakara 2/31-34) delil olarak Ăśne sĂźrmĂźĹlerdir. AyrÄąca bu kelâmcÄąlar, insanlarÄąn tabiatlarÄąndaki olumsuz eÄilimlere raÄmen bunlarla mĂźcadele edip kendi iradeleriyle ibadet ve iyiliklere yĂśnelme kapasiteleri Ăźzerinde durmuĹlardÄąr. AbdĂźlkÄhir el-BaÄdâdĂŽ, meleklerin mutlak ĂźstĂźnlĂźÄĂź varsayÄąldÄąÄÄąnda cehennem gĂśrevlisi bir zebâninin peygamberden ĂźstĂźn bir konuma geleceÄini belirterek karĹÄą gĂśrĂźĹĂź eleĹtirmiĹtir (UᚣÝlĂźâd-dĂŽn, s. 166). Ehl-i sĂźnnet ve ĹĂŽa âlimleri baĹta Hz. Peygamber olmak Ăźzere resuller, bĂźyĂźk melekler, nebĂŽler, takvâ sahibi mĂźminler, mĂźminlerin avamÄą ve en son meleklerin avamÄą olmak Ăźzere bir ĂźstĂźnlĂźk sÄąralamasÄą yapmÄąĹlardÄąr (EbĂźâl-YĂźsr el-PezdevĂŽ, s. 202). TafdĂŽl konusunda Kiyâ el-HerrâsĂŽ gibi iki gĂśrߊarasÄąnda tercihte bulunmayan âlimler de bulunmaktadÄąr (SĂźyĂťtĂŽ, s. 203).
BazÄą âyet ve hadislerde, meleklerin Ăśzel gĂśrevleri veya peygamberlerle diyaloglarÄą sÄąrasÄąnda çeĹitli maddĂŽ sĂťretlere bĂźrĂźnĂźp (temessĂźl) insanlarla konuĹtuklarÄą haber verilmektedir. SapÄąklÄąklarÄąna karĹÄą LĂťt kavmini cezalandÄąrmak Ăźzere gĂśrevlendirilen meleklerin misafir olarak gittikleri Hz. İbrâhim tarafÄąndan insanlardan ayÄąrt edilemeyip kendilerine yiyecek hazÄąrlanmasÄą (HĂťd 11/69-70) ve Cebrâilâin Meryemâe insan sĂťretinde gĂśrĂźnĂźp bir çocuÄunun olacaÄÄąnÄą haber vermesi (Meryem 19/17-19) meleklerin farklÄą kimliklerle insanlara gĂśrĂźndĂźÄĂźnĂź gĂśsterir. AyrÄąca Hz. Peygamber kendisine vahiy getiren Cebrâilâi aslĂŽ hĂźviyetiyle de gĂśrmĂźĹtĂźr (en-Necm 53/5-7; BuhârĂŽ, âBedʞßâl-ḍalḳâ, 7). Vahyin muhatabÄą ve insanlara tebliÄ edicisi konumunda bulunan peygamberlerin meleklerle doÄrudan iletiĹimde bulunmalarÄą, onlarÄą gĂśrĂźp seslerini iĹitmeleri tabiidir. DiÄer insanlarÄąn melekleri fizikĂŽ olarak mĂźĹahede etmeleri ise istisnaĂŽ hallerle sÄąnÄąrlÄą olup mĂźjdeleme, ceza verme gibi gĂśrevler çerçevesinde gerçekleĹmiĹtir. Ancak meleklerin AllahâÄąn lutuf ve inâyetiyle mĂźminlere ve zor durumda kalanlara gĂśrĂźnmeden destek vermesi (Ăl-i İmrân 3/123-125; el-Enfâl 8/9; et-Tevbe 9/26, 40), mĂźbarek gecelerde inip inananlarÄąn oluĹturduÄu mânevĂŽ barĹŠortamÄąnÄą paylaĹmalarÄą (el-Kadr 97/4-5) veya Kurâan dinlemeye gelmeleri mĂźmkĂźndĂźr ve dinin metafizik boyutuyla tutarlÄąlÄąk arzetmektedir (BuhârĂŽ, âFeşâʞilĂźâl-Ḳurʞânâ, 15; MĂźslim, âᚢalâtĂźâl-mĂźsâfirĂŽnâ, 242).
Melek inancÄą, pozitivist ve determinist anlayÄąĹlara karĹÄą varlÄąÄÄąn sadece maddĂŽ ve gĂśrĂźnen nesnelerden ibaret olmadÄąÄÄąnÄą ortaya koyup mânevĂŽ ve ruhanĂŽ âlemlerin mevcudiyetini ispat ettiÄi için bĂźtĂźn dinlerde olduÄu gibi İslâmâda da Ăśnem taĹÄąmaktadÄąr. AllahâÄąn rÄązâsÄąna uygun, dĂźrĂźst ve ahlâklÄą bir hayat sĂźrmeye kendini adamĹŠolan mĂźmin, kâinatta bu idealleri temsil eden ve en Ăźst mertebede yaĹayan gĂśrĂźnmez varlÄąklarÄąn bulunmasÄąndan mânevĂŽ destek alÄąr ve aynÄą seviyeye ulaĹmak için çaba sarfeder. Buna karĹÄąlÄąk insanlarÄą kĂśtĂźlĂźÄe teĹvik eden ve Ĺerri yaymak isteyen Ĺeytanlardan da uzak durup onlarÄąn yolundan gitmemeye çalÄąĹÄąr. İrade gßçleriyle kendilerine iyi veya kĂśtĂź davranÄąĹlar arasÄąnda tercihte bulunma ĂśzgĂźrlĂźÄĂź verilen insanlar, melek ve Ĺeytan tĂźrleri sayesinde her iki davranÄąĹÄąn Ăśrnekleri Ăźzerinde dĂźĹĂźnĂźp karĹÄąlaĹtÄąrma imkânÄą elde etmektedir. Vahiyle gelen teorik mesaj ve prensipler yanÄąnda peygamberlerin hayatÄą insanlara nasÄąl somut Ăśrnekler saÄlÄąyorsa melek prototipi de ulaĹÄąlmasÄą beklenen hedef açĹsÄąndan benzer bir iĹlev gĂśrmektedir. Bu sebeple modern dĂśnemdeki ilmĂŽ tefsir anlayÄąĹÄąnÄąn etkisiyle meleklerin rĂźzgâr, ĹimĹek gibi maddĂŽ ve tabii gßçlerle ĂśzdeĹleĹtirilmesi evreni mekanik bir iĹleyiĹe indirgeyeceÄi gibi dinin ĂśzĂźnde bulunan aĹkÄąnlÄąÄÄąn ortadan kalkmasÄąna, mânevĂŽ rehberlik ve Ăśrneklik fonksiyonunun daralÄąp etkisizleĹmesine yol açar. Zira latif ve nĂťrânĂŽ bir yapÄąya sahip bulunmalarÄą melekleri diÄer varlÄąklardan farklÄąlaĹtÄąrmakla birlikte onlarÄąn mĂźstakil ve gerçek bir varlÄąk tĂźrĂź olmasÄąna engel teĹkil etmez. AyrÄąca naslarda meleklerin çeĹitli gĂśrevleriyle ilgili olarak yer alan iĹaret ve izahlar, tabiatta Allah tarafÄąndan konan iĹleyiĹin ĹeklĂŽ uygulamasÄąnÄą anlatmaktan ziyade bu dĂźzenin ilâhĂŽ kontrol altÄąnda bulunduÄunu vurgulamaya yĂśneliktir. DolayÄąsÄąyla melekleri bu gĂśrevlere tekabĂźl eden fizik olaylarla eĹleĹtirmeye ihtiyaç yoktur. Esasen bu tĂźr açĹklamalar birer yaklaĹÄąm ve tahminden Ăśteye geçmemektedir. KâinatÄąn sadece beĹ duyunun kapsamÄąna giren nesnelerden oluĹmadÄąÄÄą, maddĂŽ alanÄąn mĂźkemmel bir iĹleyiĹ için tek baĹÄąna yeterli sayÄąlamayacaÄÄą, ruh vb. gĂśrĂźnmeyen varlÄąklar sayesinde maddenin hayatiyet kazandÄąÄÄą inancÄąnÄą benimseyenler, naslarda AllahâÄąn mahlĂťkatÄą sevk ve idare etmesine aracÄąlÄąk ettiÄi bildirilen melek tĂźrĂźnĂźn duyular ĂźstĂź gerçekliklerini de kabul ederler.
Klasik dĂśnemde melekleri konu alan bazÄą risâlelere rastlamak mĂźmkĂźndĂźr. MekkĂŽ b. EbĂť Tâlibâin TenzĂŽhĂźâl-melâʞike Ężaniâáş-áşĂźnĂťb ve tafşÎlĂźhĂźm Ężalâ benĂŽ âdem (KeĹfĂźâáş-áşunĂťn, I, 459), SĂźyĂťtĂŽânin bu konudaki hadisleri toplayan el-Ḥabâʞik fĂŽ aḍbâriâl-melâʞik (bk. bibl.) ve TenvĂŽrĂźâl-Ḽavâlik fĂŽ imkâni rßʞyetiân-nebiyyi veâl-melek (nĹr. SaĂŽd Muhammed el-Lahhâm, Beyrut 1417/1997), İbnĂźâd-DeyrĂŽânin Risâle fĂŽ nevmiâl-melâʞike ve Ężademih (a.g.e., I, 896), KemalpaĹazâdeânin Risâle fĂŽ tafzĂŽliâl-enbiyâ aleâl-melâike (ResâʞilĂź İbn Kemâl, nĹr. Ahmed Cevdet PaĹa, [İstanbul 1316], I, 117-124), LeknevĂŽânin TedvĂŽrĂźâl-felek fĂŽ ḼuᚣÝliâl-cemâʿati biâl-cinni veâl-melek (Leknev 1304) ve Muhammed KanbĂťr el-AntâkĂŽânin Risâle fĂŽ beyâni Ḽaḳčḳatiâl-melek veâl-cân (SĂźleymaniye Ktp., MihriĹah Sultan, nr. 220/16; DurmuĹ Ăzbek tarafÄąndan TĂźrkçeâye çevrilmiĹtir: âMelek ve Cin Risâlesiâ, Sà İlâhiyat FakĂźltesi Dergisi, sy. 8 [1998], s. 87-110) adlÄą eserleri bunlardan bazÄąlarÄądÄąr.
Modern dĂśnemde de melekler hakkÄąnda mĂźstakil çalÄąĹmalar yapÄąlmÄąĹtÄąr. Bunlar arasÄąnda Ĺu eserler sayÄąlabilir: Walther Eickmann, Die Angelologie und Dämonologie des Korans im Vergleich zu der Engel- und Geisterlehre der Heiligen Schrift (New York-Leipzig 1908); Seyyid AlevĂŽ b. Ahmed es-SakkÄf, el-KevâkibĂźâl-ecĂťc bi-aḼkâmiâl-melâʞiketi veâl-cinni veâĹ-ĹeyâášĂŽni ve yeĘžcĂťc ve meĘžcĂťc (mĂźellife ait MecmÝʿatĂź sebĘżati kĂźtĂźb mĂźfĂŽde içinde, Kahire, ts. [Mustafa BâbĂŽ el-HalebĂŽ], s. 151-184); Ămer SĂźleyman el-AĹkar, ĘżĂlemĂźâl-melâʞiketiâl-ebrâr (KĂźveyt 1405/1985); Hâlid Muhammed el-Hâc, ḤaḳÄĘžiḳuâl-ĂŽmân biâl-melâʞike veâl-cân (Ammân 1987); Lutfullah Cebeci, Kurâân-Äą KerĂŽmâe GĂśre Melekler (Kayseri 1989); Mustafa ĂĹĂťr, ĘżĂlemĂźâl-melâʞike: EsrâruhĂť ve ḍafâyâhu (Kahire 1409/1989); Abdullah SirâcĂźddin, el-Ămân biâl-melâʞiketi Ężaleyhimeâs-selâm (Halep 1410/1990); Ahmed Hasan eĹ-Ĺeyh, el-Melâʞike: ḤaḳčḳatĂźhĂźm, vĂźcĂťdĂźhĂźm, ᚣĹfâtĂźhĂźm (Trablus 1991); Zeydân MahmĂťd Selâme el-AkrabâvĂŽ, er-RÝḼ veâr-reyḼân ve melâʞiketĂźâr-raḼmân (Amman 1992); AbdĂźlhâliḳ el-Attâr, ĘżĂlemĂźâl-melâʞiketiâl-aḍyâr ve ʿâlemĂźâĹ-ĹeyâášĂŽniâl-eĹrâr veâttiᚣâlĂźhĂźm biâl-insân (Kahire 1992); Ali ErbaĹ, Melekler Ălemi (İstanbul 1998).
KeĹfĂźâáş-áşunĂťn, I, 459, 896.
MĂźsned, VI, 168.
et-TaĘżrĂŽfât, âmlkâ md.
A. Christensen, LâIran sous les Sassanides, Copenhague 1936, s. 29.
A. Coudert, âAngelsâ, ER, I, 282-286.
A. Finet, âLes anges gardiens du babylonienâ, Anges et dĂŠmons, Louvain-la-Neuve 1989, s. 37-52.
A. Jeffery, âAngelsâ, Dictionary of the Bible, Edinburgh 1963, s. 32-33.
A. Vacant, âAngeâ, DB, I/I, s. 576-590.
AbdĂźlkÄhir el-BaÄdâdĂŽ, UᚣÝlĂźâd-dĂŽn, İstanbul 1346, s. 166-167.
Abraham E. ĹuĹan, Milon HadeĹ, KudĂźs 1962, I, 795.
Ahmed AbdĂźlvehhâb, el-VaḼy veâl-melâʞike fiâl-YehĂťdiyye veâl-MesÎḼiyye veâl-İslâm, Kahire 1399/1979.
Ali ErbaĹ, İlâhĂŽ Dinlerde Melek İnancÄą, İstanbul 1998.
B. Bartmanne, PrĂŠcis de thĂŠologie dogmatique, Mulhouse 1938, s. 291.
B. J. Bamberger v.dÄr., âAngels and Angelologyâ, EJd., I, 956-977.
BeyzâvĂŽ, EnvârĂźât-tenzĂŽl ve esrârĂźât-teĘžvĂŽl, Beyrut 1408/1988, I, 49-53.
BuhârĂŽ, âĂmânâ, 37, âBedʞßâl-ḍalḳâ, 7, âFeşâʞilĂźâl-Ḳurʞânâ, 15.
D. B. Macdonald â W. Madelung, âMalÄĘžikaâ, EI2 (İng.), VI, 216-219.
E. Dhorme, Les religions des Babylonie et dâAssyrie, Paris 1936, s. 46-47, 266-277.
EbĂźâl-YĂźsr el-PezdevĂŽ, UᚣÝlĂźâd-dĂŽn (nĹr. H. P. Linss), Kahire 1383/1963, s. 199-204.
ElmalÄąlÄą, Hak Dini, I, 301-317.
EĹâarĂŽ, MaḳÄlât (Ritter), s. 439-440.
Fahreddin er-RâzĂŽ, MefâtÎḼuâl-ÄĄayb, II, 159-174.
Fehmi Jadaane, âLa place des anges dans la thĂŠologie cosmique musulmaneâ, St.I, XLI (1975), s. 23-61.
G. Davidson, A Dictionary of Angels, London 1968, s. 20-21.
G. van der Leeuw, La Religion, Paris 1970, s. 137-142.
GĂźnay TĂźmer, BĂŽrĂťnĂŽâye GĂśre Dinler ve İslâm DĂŽni, Ankara 1986, s. 161.
HalÎmÎ, el-Minhâc, I, 302-316.
J. Danielou, Les anges et leur missions, Paris 1951.
J. Lagerwey, âEnvoyĂŠs et dĂŠmons dans le taoĂŻsmeâ, a.e., s. 71-72.
J. Michl, âAngelsâ, New Catholic Encyclopedia, Washington 1967, I, 506-514.
L. Gardet, âLes anges en Islamâ, Studia missionalia, XXI, Roma 1972, s. 207-227.
M. HĂźseyin et-TabâtabâÎ, el-MaḍlÝḳÄtĂźâl-ḍafiyye fiâl-Ḳurʞân, Beyrut 1415/1995, s. 5-36.
MĂźslim, âĂmânâ, 1, âᚢalâtĂźâl-mĂźsâfirĂŽnâ, 200, 242, âZĂźhdâ, 60.
P. Auvray â A. Molien, âAngeâ, Catholicisme, I, 538-546.
RâgÄąb el-İsfahânĂŽ, el-MĂźfredât, âmlkâ md.
S. G. F. Brandon, A Dictionary of Comparative Religion, London 1970, s. 79-80.
Sargon Erdem, âĂifte BaĹlÄą Kartal ve Anka Ăzerineâ, STAD, sy. 8 (1990), s. 72-80.
Seyyid ĹerĂŽf el-CĂźrcânĂŽ, ĹerḼuâl-MevâḳĹf (nĹr. M. Bedreddin en-NaâsânĂŽ), Kahire 1325/1907, VIII, 281-288.
SĂźleyman AteĹ, İnsan ve İnsanĂźstĂź: Ruh, Melek, Cin, İnsan, İstanbul 1985, s. 20-31.
SĂźyĂťtĂŽ, el-Ḥabâʞik fĂŽ aḍbâriâl-melâʞik (nĹr. EbĂť Hâcer M. SaĂŽd b. BesyĂťnĂŽ ZaÄlĂťl), Beyrut 1405/1985.
T. H. Gaster, âAngelâ, IDB, I, 128-134.
TeftâzânĂŽ, ĹerḼuâl-MaḳÄᚣĹd (nĹr. Abdurrahman Umeyre), Beyrut 1409/1989, V, 62-72.
TehânevĂŽ, KeĹĹâf, II, 1337-1338.
TirmizĂŽ, âCenâʞizâ, 70.
Toufic Fahd, Etudes dâhistoire et de civilisation islamiques, İstanbul 1997, I, 169-214.
ZemahĹerĂŽ, el-KeĹĹâf, Beyrut 1399/1979, II, 458-459.
a.mlf., KitâbĂźâl-ErbaʿÎn (nĹr. Ahmed HicâzĂŽ es-SekkÄ), Kahire 1406/1986, s. 177-198.
a.mlf., el-MuḼaᚣᚣal (nĹr. Tâhâ AbdĂźrraĂťf Saâd), Kahire, ts. (MektebetĂźâl-kĂźlliyetiâl-Ezheriyye), s. 221-222.
a.mlf., ĹerḼuâl-MevâḳĹf, Kahire 1325, VIII, 281-288.
a.mlf., ĹerḼuâl-ĘżAḳÄĘžid, İstanbul 1313, s. 172-173.
a.mlf., âAngeâ, DTC, I, 1193.
İbn KesĂŽr, TefsĂŽrĂźâl-Ḳurʞân, İstanbul 1986, I, 69-78, 129-133.
İbnĂźâl-Murtazâ, el-Ḳalâʞid fĂŽ taᚣḼÎḼiâl-ĘżaḳÄĘžid (nĹr. Albert NasrĂŽ Nâdir), Beyrut 1985, s. 118.
HenĂźz TartÄąĹma GirilmemiĹtir
"MELEK" maddesi için tartÄąĹma baĹlatÄąn