Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.
Mevlânâ Müzesi, Konya ilinin Karatay ilçesinde yer alan ve büyük mutasavvıf Mevlânâ Celaleddin Rûmî’nin türbesini merkezine alan eski Mevlânâ Dergâhı yapılar topluluğunun, Cumhuriyet döneminde müzeye dönüştürülmesiyle oluşturulmuş tarihî, kültürel ve inanç temelli bir müzedir. Müze, Mevlevîlik geleneğine ait mimari unsurları, tarikat yaşamını yansıtan mekânları ve çok sayıda kıymetli yazma ve sanat eserini bünyesinde barındırmakta; Selçuklu, Karamanoğulları ve Osmanlı dönemlerinin tasavvuf kültürünü belgeleyen bir merkez olarak hizmet vermektedir.
Mevlânâ Müzesi’nin bulunduğu alan, Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubat tarafından Mevlânâ’nın babası Sultânü’l-Ulemâ Bahâeddin Veled’e bağışlanan saraya ait bir gül bahçesiydi. Bahâeddin Veled’in 1231 yılında vefat ederek bu alana defnedilmesi, mekânın bir ziyaretgâh hâline gelmesini sağlamış ve Mevlânâ Külliyesi’nin çekirdeğini oluşturmuştur. Mevlânâ Celaleddin Rûmî’nin 17 Aralık 1273’te vefat etmesinin ardından babasının başucuna defnedilmiştir. Mevlânâ hayattayken mezarı üzerine türbe yapılmasına karşı çıkmasına rağmen, vefatından sonra oğlu Sultan Veled’in izniyle türbe inşa edilmiştir.
Mevlânâ’nın mezarı üzerine yapılan ve Kubbe-i Hadra (Yeşil Kubbe) olarak bilinen türbe, 1274 yılında dört fil ayağı üzerine oturtularak Mimar Tebrizli Bedrettin tarafından inşa edilmiştir. Zamanla türbe etrafında semâhâne, mescit, derviş hücreleri, mutfak, şadırvan ve hazîre alanları eklenmiş; dergâh yapıları özellikle XVI. yüzyılda Osmanlı döneminde bugünkü genel mimari bütünlüğünü kazanmıştır. 1925 yılında Tekke ve Zaviyelerin İlgası Kanunu ile Mevlânâ Dergâhı kapatılmış, ardından 1926 yılında Konya Âsâr-ı Atîka Müzesi adıyla ziyarete açılmıştır. Müze, 1954 yılında yapılan yeni bir düzenlemeyle Mevlânâ Müzesi adını almıştır.
Mevlânâ Müzesi, merkezinde Mevlânâ’nın türbesinin yer aldığı geniş bir külliye düzenine sahiptir. Müzeye giriş batı yönündeki Dervişân Kapısı’ndan yapılmakta; avlu içerisinde şadırvan, hazîre alanları ve çeşitli türbeler bulunmaktadır. Avluda yer alan Şeb-i Arûs Havuzu ve üzeri kapalı şadırvan, Yavuz Sultan Selim döneminde 1512 yılında yaptırılmıştır. Türbenin çevresinde zamanla oluşan Hâmûşân, Neyzenler, Huzûr-ı Pîr ve Valideler mezarlıkları, Mevlevî geleneğine mensup şahsiyetlerin defnedildiği alanlar olarak düzenlenmiştir.
Müzenin merkezî bölümü olan Huzûr-ı Pîr, Kubbe-i Hadra’nın altında yer alan türbe alanını kapsamaktadır. Bu bölümde Mevlânâ Celaleddin Rûmî ve oğlu Sultan Veled’e ait mermer sandukalar ile Mevlânâ’nın babası Sultânü’l-Ulemâ Bahâeddin Veled’e ait Selçuklu dönemi ahşap oyma sanduka bulunmaktadır. Sandukaların üzerinde Sultan II. Abdülhamid tarafından 1894 yılında yaptırılan altın sırma işlemeli mezar örtüleri yer almaktadır. Türbeye geçişte bulunan Tilâvet Odası, günümüzde hat eserlerinin sergilendiği bir salon olarak kullanılmakta; buradan türbeye geçişi sağlayan Gümüş Kapı, 1599 yılında Hasan Paşa tarafından dergâha hediye edilmiştir.
Mevlana Türbesi (Kültür Portalı)
Müze bünyesindeki Semâhâne ve Mescit, XVI. yüzyılda inşa edilmiş olup Mevlevîlerin sema ayinlerini icra ettikleri alanlar olarak kullanılmıştır. Günümüzde bu mekânlar, Mevlevî kültürüne ait eserlerin sergilendiği salonlar hâline getirilmiştir. Vitrinlerde Mevlânâ ve Şems-i Tebrîzî’ye izafe edilen giysiler, Mevlevî sikkeleri, ney, kudüm, rebab ve diğer müzik aletleri ile Mesnevî ve Divân-ı Kebîr’in yazma nüshaları yer almaktadır. Mescit bölümünde Müezzin Mahfili ve Mesnevîhan Kürsüsü gibi özgün mimari unsurlar korunmuştur.
Matbah-ı Şerif, 1584 yılında III. Murat döneminde yaptırılmış olup dergâhın hem mutfağı hem de derviş eğitim merkezi olarak işlev görmüştür. Bu mekân, Mevlevîlikte “1001 gün çilesi” olarak bilinen eğitim sürecinin uygulandığı yer olması bakımından önem taşır. Günümüzde mutfak bölümü, bakır kazanlar, mutfak araçları ve dönemin günlük yaşamını yansıtan canlandırmalarla sergilenmektedir. Avlunun kuzey ve batısında yer alan Dedegân Hücreleri, dervişlerin barındığı ve eğitim gördüğü odalar olup, bazıları postnişin ve mesnevîhan odası şeklinde düzenlenerek ziyarete açılmıştır.
Mevlânâ Müzesi, sahip olduğu İhtisas Kütüphanesi ile Selçuklu, Karamanoğulları ve Osmanlı dönemlerine ait 4.000’in üzerinde el yazması eseri muhafaza etmektedir. Müze koleksiyonunda, Mevlânâ’nın vefatından kısa süre sonra kaleme alınmış Mesnevî nüshaları, Divân-ı Kebîr yazmaları, Kûfî hatla yazılmış erken dönem Kur’an cüzleri ve çeşitli hat, tezhip ve minyatür örnekleri yer almaktadır. Ayrıca Nisan Tası, gümüş kafesler, şifa tasları, kandiller, ahşap ve madenî tarikat eşyaları müzenin en dikkat çekici eserleri arasında bulunmaktadır.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Mevlâna Müzesi" maddesi için tartışma başlatın
Tarihçe ve Yapı
Müzenin Bölümleri
Müzede Bulunan Kıymetli Eserler