Mozaik

El Sanatları Ve Geleneksel Sanatlar+2 Daha
fav gif
Kaydet
kure star outline
AA-20251120-39755787-39755779-IZNIKTE_TASVIRLERLE_BEZENMIS_3_YUZYILA_AIT_TABAN_MOZAIGI_GUN_YUZUNE_CIKARILIYOR.jpg

Mozaik Sanatı (AA)

Teknikler
Opus RegulatumOpus TessellatumOpus VermiculatumOpus SectileOpus MusivumOpus Alexandrinum
Uygulama Alanları
ZeminDuvarTavan süslemeleriKamusal alanlarİç ve dış mekân mimarisiHeykel ve pano gibi üç boyutlu yüzeyler
Öne Çıkan Mozaikler
İznik Roma Dönemi MozaiğiAntakya MozaikleriZeugma MozaikleriEfes Yamaç Ev Mozaikleriİstanbul (Büyük Saray) MozaikleriDelos MozaikleriPompei MozaikleriThmuis MozaikleriTel-el-Yedhudia Mozaikleri
Malzeme Tercihleri
TaşSeramikCamGeri dönüştürülmüş malzemeler

Mozaik, küçük boyutlu taş, cam, seramik, mermer, kâğıt veya benzeri sert malzemelerin belirli bir yüzey üzerinde desen veya figür oluşturacak biçimde yan yana yerleştirilmesiyle meydana gelen iki ya da üç boyutlu resimleme tekniğidir. Bu teknikle ortaya çıkan görseller de aynı adla anılır. Mozaik sanatı, hem estetik hem de işlevsel yönleriyle tarih boyunca mimari yapılarda taban, duvar ve tavan kaplamalarında yaygın biçimde kullanılmıştır.


Mozaik kelimesinin etimolojik kökeni kesin olarak bilinmemekle birlikte Yunanca "mousa" (ilham perisi) sözcüğüyle bağlantılı olduğu düşünülmektedir.【1】  Antik kaynaklarda musivum opus olarak adlandırılan bu sanat, Orta Çağ’a dek farklı dillerde çeşitli şekillerde tanımlanmıştır. Latince tessera, İtalyanca mosaico, Farsça rize-senk ve Osmanlıcada fuseyfisa gibi adlarla anılmış, zamanla evrensel olarak “mozaik” terimiyle tanımlanmıştır.【2】  Mozaik sanatı, ilk uygulandığı dönemlerden günümüze kadar çeşitli teknik ve malzeme farklılıklarıyla gelişerek varlığını sürdürmüştür.


Tarihsel Gelişim

Mozaik sanatı, kökeni çok eski dönemlere dayanan ve farklı kültürlerce benimsenmiş bir süsleme ve anlatım biçimidir. Bu sanatın ilk örnekleri, M.Ö. 4. ve 3. binyıllara tarihlenen Mezopotamya’daki Al Ubaid ve Uruk-Warka (Sümer) bölgelerinde görülmektedir. Bu erken dönem mozaiklerde, pişmiş topraktan yapılmış ve çiviyi andıran huni biçimli seramik parçalar, sivri uçları yapıya gömülecek, düz yüzeyleri dışarıda kalacak şekilde duvar yüzeyine yerleştirilmiştir. Bu uygulama, mozaik sanatının öncüsü olan duvar süsleme anlayışını temsil etmektedir.


Helenistik Dönem’e gelindiğinde, mozaik sanatında önemli teknik ve malzeme gelişmeleri yaşanmıştır. Bu dönemde cam tesseraların kullanımı başlamış, camın renk çeşitliliği sayesinde sanatçılar daha zengin bir renk skalasıyla çalışabilmiştir. Delos, Bergama, Pompei ve Thmuis gibi merkezlerde yapılan mozaikler bu dönemin dikkat çeken örneklerindendir. Mısır’da Tel-el-Yedhudia’da bulunan sütun başlıklarında, fildişi bölmeler içine yerleştirilmiş renkli taşlar ve cam parçaları kullanılmıştır.


Roma Dönemi’nde mozaik sanatı hem teknik hem de estetik açıdan en gelişmiş evrelerinden birine ulaşmıştır. Bu dönemde duvar, taban ve tavan yüzeylerinde mozaik kullanımına yaygın biçimde rastlanır. Mozaikler sadece dekoratif değil, aynı zamanda mekânın kullanım amacını belirten, simgesel anlamlar taşıyan anlatılarla da zenginleştirilmiştir. Dönemin mozaiklerinde geometrik desenler, figüratif sahneler, mitolojik temalar ve doğa betimlemeleri öne çıkmıştır.


Antik dönemlerden itibaren geliştirilen çeşitli mozaik döşeme teknikleri (örneğin opus regulatum, opus tessellatum, opus vermiculatum, opus sectile, opus musivum, opus alexandrinum) hem malzeme çeşitliliğini hem de uygulama biçimlerini artırmıştır. Bu teknikler, mozaik sanatının farklı kültürlerce benimsenmesini ve yayılmasını sağlamıştır.


Modern dönemde ise mozaik, yalnızca antik miras olarak değil, çağdaş sanat üretiminin bir parçası olarak da varlığını sürdürmektedir. Sanatçılar, geleneksel teknikleri farklı malzeme ve formlarla birleştirerek mozaik sanatına yeni yorumlar katmıştır. Bu bağlamda, mozaik hem tarihsel hem de sanatsal açıdan süreklilik gösteren bir ifade biçimi olmuştur.

Mozaik Teknikleri

Mozaik sanatı, tarih boyunca farklı dönemlerde çeşitli tekniklerle uygulanmış ve her teknik, hem estetik hem de yapısal açıdan kendine özgü özellikler kazanmıştır. 


  • Opus Regulatum: "İzgara deseni" olarak da adlandırılan bu teknik, eşit boyutlardaki tesseraların hem yatay hem de dikey eksende yerleştirilmesiyle oluşturulur. Genellikle büyük boyutlu mozaiklerin arka planlarında ve bordür döşemelerinde tercih edilir. 


  • Opus Tessellatum: Tuğla döşemesi biçiminde bir yerleştirme yöntemidir. Her bir tessera, bir alttakinin ortasına gelecek şekilde dizilir. İlk olarak çakıl taşlarının kullanıldığı bu yöntem, zamanla yerini düzenli kesilmiş taş, cam, mermer veya seramik tesseralara bırakmıştır. Roma Dönemi'nde yaygın olarak zemin ve duvar döşemelerinde uygulanmıştır.


  • Opus Vermiculatum: "Solucan" ya da "kurtçuk" desenli teknik olarak bilinir. Tesseralar, kıvrımlı hatlarla ve ince detaylarla desenin formuna uygun şekilde yerleştirilir. Genellikle insan figürleri ve doğa manzaraları gibi karmaşık sahneler için tercih edilir. Oldukça küçük tesseraların kullanıldığı bu teknik, beceri ve işçilik gerektirir.


  • Opus Sectile: Daha büyük ve şekilli taş, mermer ya da bazalt parçalarının yan yana getirilmesiyle oluşturulan bir tekniktir. Mozaikteki figürler çoğunlukla tek parça ya da az sayıda büyük parçayla temsil edilir. İnsan, kuş, kalp gibi belirgin figürler bu teknikle işlenir. Mimari kakmacılık olarak da adlandırılan bu yöntem, odak figürün vurgulandığı kompozisyonlar için uygundur.


  • Opus Musivum: Duvar mozaiklerinin öncüsü kabul edilen bu teknik, özellikle gösterişli ve etkileyici bezemeleriyle öne çıkar. Cam tesseraların kullanımı bu teknikte yaygındır. Camın ışıltılı yapısı, özellikle tonoz, kubbe ve iç duvarlarda etkili bir görünüm sağlar. Bu teknik, burjuva sınıfına ait yapılarda ve ibadethanelerde sıkça kullanılmıştır.


  • Opus Alexandrinum: Geniş renk skalasına sahip, karmaşık kompozisyonların uygulandığı bir tekniktir. Mermerin yanı sıra cornelian, alabaster ve lapis lazuli gibi değerli taşlar da kullanılmıştır. Bu teknik, Akdeniz kıyılarından Anadolu ve Bizans coğrafyasına, ardından Roma ve Yunanistan’a kadar yayılmıştır. Bizans döneminde kilisenin de desteğiyle gelişmiş ve sık kullanılmıştır.

Uygulama Alanları

Mozaik sanatı, tarihsel süreç boyunca farklı dönemlerde ve coğrafyalarda çeşitli yüzeyler üzerinde uygulanmış, işlevsel ve estetik amaçlarla kullanılmıştır. Bu sanat dalı, düz yüzeyler üzerine oluşturulan resimsel anlatım biçimi olarak tanımlanmakta ve hem iç hem de dış mekânlarda kendine yer bulmaktadır.


Antik dönemlerden itibaren mozaikler; taban, duvar ve tavan gibi mimari yüzeylerde yaygın biçimde kullanılmıştır. İlk örneklerinde özellikle zemin kaplamalarında tercih edilen mozaikler, zamanla gelişen tekniklerle birlikte duvar ve tonoz gibi düşey yüzeylerde de uygulanmaya başlanmıştır. Zemin mozaikleri genellikle dayanıklı taş, seramik ya da mermer tesseralarla oluşturulmuş; duvar ve tonoz mozaiklerinde ise renk çeşitliliği ve ışıltılı yüzey sağladığı için cam tesseralar tercih edilmiştir.


Mozaik sanatının kullanım alanları yalnızca mimariyle sınırlı kalmamış, mobilya, sütun, kapı eşiği, bank, avlu, bahçe, heykel, anıtsal yapılar, ibadethaneler, kamusal parklar ve kentsel donatılar gibi birçok yapısal ögeye de uygulanmıştır. Mozaikler, bu yüzeylere hem dekoratif bir değer katmış hem de anlatı unsuru olarak kullanılmıştır.


Modern dönemlerde de mozaik tekniği; resim, heykel, peyzaj tasarımı ve kentsel sanat uygulamaları gibi disiplinlerde yaygın biçimde kullanılmaya devam etmektedir.

Türkiye’de Mozaik Sanatı

Türkiye coğrafyası, tarihsel olarak mozaik sanatının erken örneklerinden çağdaş uygulamalarına kadar geniş bir yelpazede önemli örnekler barındırmaktadır. Antik dönemden itibaren farklı uygarlıkların etkisinde gelişen mozaik sanatı, Anadolu’nun kültürel çeşitliliği içinde zenginleşmiş ve günümüze kadar ulaşan birçok örnekle temsil edilmiştir.


Türkiye’de mozaik sanatına ilişkin en erken örnekler, Mezopotamya etkisindeki Sümer bölgeleri olan Al Ubaid ve Uruk-Warka'da ortaya çıkan duvar mozaiklerinin izlerini taşır. Anadolu'da ise Helenistik ve Roma dönemlerinde taban mozaikleri yaygınlık kazanmıştır. Bu dönemlerde doğal taş, mermer ve çakıl taşlarıyla yapılan mozaikler, zemin döşemesi olarak kullanılmış; özellikle Roma kentlerinde kamu binaları, villalar ve hamamlarda bu uygulamalara rastlanmıştır.


Modern dönemde Türkiye’de mozaik sanatı, özellikle 20. yüzyılın ortalarından itibaren yeniden önem kazanmıştır. Bu dönemde Bedri Rahmi Eyüboğlu, mozaik sanatının çağdaş temsilcilerinden biri olarak öne çıkmıştır. Eyüboğlu’nun mozaik sanatına ilgisi, Bizans dönemine ait Kariye Camii'nde yer alan mozaiklerin restorasyon çalışmalarında görev almasıyla başlamıştır. Sanatçı, Anadolu motiflerini kendi üslubuyla birleştirerek mozaik panolar üretmiş; kamu binaları için çeşitli büyüklükte mozaik uygulamaları gerçekleştirmiştir.



Eren Eyüboğlu da Türkiye’de mozaik sanatına katkı sağlayan bir diğer isimdir. Etibank, Hacettepe Hastanesi, Cerrahpaşa Hastanesi ve Haydarpaşa Göğüs Hastalıkları Hastanesi gibi kurumsal yapılarda yer alan mozaik panolar, sanatçının bu alandaki üretimlerini göstermektedir.


Türkiye’de mozaik sanatı hem arkeolojik kazılarda gün yüzüne çıkarılan antik örneklerle hem de çağdaş sanatçılar tarafından üretilen yapıtlarla canlılığını sürdürmektedir. Tarihsel sürekliliği ve malzeme çeşitliliği bakımından Türkiye, mozaik sanatının hem geçmişine tanıklık eden hem de güncel temsilcilerini barındıran önemli bir coğrafya konumundadır.

Öne Çıkan Mozaikler

Türkiye, tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olması nedeniyle, mozaik sanatının hem teknik hem de tematik açıdan zengin örneklerine sahiptir. Arkeolojik kazılar ve restorasyon çalışmaları sonucunda ortaya çıkarılan mozaikler, farklı dönemlerin estetik anlayışlarını ve kültürel özelliklerini yansıtmaktadır.

İznik Roma Dönemi Mozaiği (Bursa)

Bursa’nın İznik ilçesinde yer alan ve Roma dönemine tarihlendirilen İznik taban mozaiği, 2014 yılında Beyler Mahallesi Afyon Sultan Sokağı’nda yürütülen kanalizasyon çalışmaları sırasında tesadüfen keşfedilmiştir. İnsan yüzü figürlü bir mozaiğin ortaya çıkması üzerine çalışmalar durdurulmuş, mozaik alanı koruma altına alınmıştır. Gerekli kamulaştırmaların tamamlanmasının ardından, 2025 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı izniyle İznik Müze Müdürlüğü başkanlığında arkeolojik kazılar başlatılmıştır.


Kazılar sonucunda gün yüzüne çıkarılan mozaik, yaklaşık 400 metrekarelik bir alana yayılmakta olup, yapının yalnızca 50 metrekarelik kısmı açığa çıkarılmıştır. Mozaiklerin bir kamu yapısına veya dönemin zenginlerine ait bir villaya ait olduğu değerlendirilmekte, yapı tipi kesin olarak belirlenememekle birlikte hamam yapısı olma ihtimali de göz önünde bulundurulmaktadır. Mozaiğin kullanıldığı yapı, 3. yüzyılda inşa edilmiş ve 4. yüzyılın sonlarında tahrip olmuştur. Bu alan üzerine sonraki yüzyıllarda farklı yapılar inşa edilmiştir.


Mozaik, üç ana panelden oluşmakta ve paneller nar ve sarmaşık yapraklarıyla çevrilmiş bir bordürle kuşatılmıştır. Ana panelde, İznik Gölü’nün Roma dönemindeki ismi olan “Askania” yazısı eşliğinde, gölü simgeleyen bir kadın figürü yer almaktadır. Figür, yosunlarla tasvir edilmiş saçlar, yengeç kıskaçlarından oluşan bir taç ve dalga motifleriyle çevrili boyun detaylarıyla betimlenmiştir. Yan panellerde ise, kucağında sepet taşıyan bereket tanrıçası ve mitolojik figürler bulunmaktadır. Ayrıca, sandal tasvirleri giriş-çıkış simgeleri olarak değerlendirilmekte ve mozaiğin merkezine konumlanmaktadır.


Mozaiğin yapımında kullanılan tesserae parçalarının taş, mermer ve camdan oluştuğu, dış hatlarda ise daha büyük boyutlarda olduğu tespit edilmiştir. Mozaiğin geometrik desenlerinde saç örgüsü motifleri ve üç boyutlu labirent benzeri kompozisyonlar yer almakta, farklı renklerin 3-4 tonunun kullanıldığı gözlemlenmektedir.


İznik Roma Dönemi Mozaiği, teknik, estetik ve tematik açıdan yüksek nitelik taşıyan bir eser olarak, Roma mozaik sanatının Anadolu’daki özgün örnekleri arasında yer almaktadır.


Antakya Mozaikleri

Antakya mozaikleri, Roma ve Geç Antik Çağ dönemlerinde yapılmış en zengin ve özgün mozaik örnekleri arasında yer alır. Antik çağda “Antiokheia” olarak bilinen kent, özellikle M.S. 2. ve 5. yüzyıllar arasında büyük bir kültürel ve sanatsal merkez hâline gelmiş; bu dönemde yapılan konut ve kamusal yapılarda mozaik sanatı yoğun biçimde kullanılmıştır.


Antakya mozaiklerinin temel özelliklerinden biri, mitolojik sahneleri, figüratif kompozisyonları, geometrik desenleri ve günlük yaşamdan kesitleri tasvir eden detaylı betimlemeler içermesidir. Mozaiklerde kullanılan renk çeşitliliği ve kompozisyon derinliği, sanatçıların yüksek teknik becerisini yansıtır. Roma ve Geç Roma dönemine tarihlenen bu mozaiklerde Opus Tessellatum ve Opus Vermiculatum gibi döşeme tekniklerinin kullanıldığı, tesserae adı verilen küçük taş, cam veya mermer parçalarının düzenli biçimde yerleştirilmesiyle ayrıntılı figürlerin elde edildiği görülmektedir.


Antakya ve çevresinden çıkarılan önemli mozaikler arasında, mitolojik figürlerin yer aldığı Dionysos, Orpheus ve Apollo sahneleri; mevsimleri simgeleyen kadın figürleri ve gladyatör dövüşlerine dair kompozisyonlar öne çıkmaktadır. Bu mozaiklerin büyük bölümü, 20. yüzyılda yürütülen kazılar sonucu gün yüzüne çıkarılmış ve günümüzde Hatay Arkeoloji Müzesi'nde sergilenmektedir. Müze, mozaik koleksiyonunun zenginliği ve çeşitliliği açısından dünyadaki en önemli mozaik müzeleri arasında yer almaktadır.


Zeugma Mozaikleri

Zeugma mozaikleri, mozaik sanatının Anadolu’daki önemli örneklerinden biridir. Gaziantep ili sınırlarında yer alan Zeugma Antik Kenti’nden çıkarılan bu mozaikler, özellikle Roma dönemine tarihlendirilmekte ve zengin ev yapılarının taban süslemelerinde görülmektedir. Mozaiklerde kullanılan teknikler arasında özellikle Opus Tessellatum ve Opus Vermiculatum öne çıkmaktadır. Bu teknikler sayesinde figüratif betimlemeler detaylı bir biçimde işlenmiş, renk geçişleri ve gölgelendirmelerde ustalık sergilenmiştir.


Zeugma mozaikleri, mitolojik sahneleri, doğa betimlemelerini ve gündelik yaşam öğelerini konu alır. Mozaiğin üretiminde taş, cam ve seramik gibi farklı malzemeler bir arada kullanılmış; bu durum, desen zenginliğini ve kompozisyon derinliğini artırmıştır. Malzeme seçimi aynı zamanda mozaiklerin bulunduğu alanların kullanım özelliklerine göre değişiklik göstermiştir.


Zeugma’dan çıkarılan mozaikler arasında en bilinen örneklerden biri, figüratif kompozisyonlardaki detay işçiliğiyle dikkat çeken ve yoğun gölgeleme tekniği kullanılan eserlerdir. Bu özellikler, mozaiklerin yalnızca dekoratif değil, aynı zamanda sanatsal bir ifade biçimi olarak kullanıldığını da göstermektedir.


Efes Mozaikleri

Efes mozaikleri, Roma dönemine ait kent dokusu içerisinde yer alan konut, kamusal yapı ve dini mekanların zemin ve duvarlarında yer alan süsleme örnekleri arasında önemli bir yer tutmaktadır. Mozaikler, özellikle taban döşemesi olarak kullanılmış; geometrik desenlerden figüratif betimlemelere kadar uzanan geniş bir görsel çeşitlilik sergilemiştir.


Efes’teki mozaiklerin uygulandığı alanlar arasında öne çıkanlardan biri, lüks konutlara ait özel odaların zeminleridir. Bu alanlarda yer alan mozaikler, Opus Tessellatum ve Opus Sectile gibi tekniklerle döşenmiş olup, simetrik geometrik desenlerle çevrili merkezî panolarda mitolojik figürler, hayvan betimleri ve stilize doğa öğeleri yer almaktadır. Kullanılan tesseralar arasında taş, mermer ve cam gibi farklı malzemeler tercih edilmiştir. 


Efes’te bulunan mozaik örnekleri, yalnızca estetik bir işlev taşımamakta; aynı zamanda yapının dönemsel kullanımına dair ipuçları sunmaktadır. Özellikle belirli alanlarda bulunan yazıtlı mozaikler, yapının sosyal statüsü ya da sahiplik bilgileri hakkında arkeolojik yorumlara zemin hazırlamaktadır.


İstanbul Mozaikleri (Büyük Saray Mozaikleri)

İstanbul’daki Büyük Saray Mozaikleri, Bizans dönemine ait saray yapılarında yer alan zemin süslemeleri arasında öne çıkan örneklerdendir. Özellikle erken Bizans döneminde inşa edilen Büyük Saray Kompleksi’ne ait bu mozaikler, görsel zenginlikleri ve işçilik kaliteleriyle dikkat çekmektedir.


Büyük Saray Mozaikleri’nde kullanılan teknikler arasında Opus Tessellatum ve Opus Vermiculatum öne çıkmaktadır. Bu teknikler sayesinde mozaiklerde, üç boyutlu etki yaratan detaylı desenler ve figüratif kompozisyonlar oluşturulmuştur. Mozaiklerde taş, cam ve seramik esaslı tesseralar kullanılmış; özellikle cam tesseralar sayesinde zengin renk geçişleri elde edilmiştir.


Söz konusu mozaikler, merkezî panolarda gündelik yaşam sahneleri, hayvan figürleri ve doğa betimlemeleri içermektedir. Kompozisyonlarda; aslan, kaplan, fil gibi hayvanlar ile av sahneleri sıkça kullanılmış, bu sahneler bordürlerle çevrelenerek bütünsel bir tasarım anlayışı sergilenmiştir.


Büyük Saray Mozaikleri, yalnızca dekoratif amaçlı değil, aynı zamanda dönemin saray mimarisinde sosyal ve kültürel anlatım aracı olarak da değerlendirilmiştir. Figürlerin anatomi bilgisiyle işlenmesi ve doğal unsurların betimlenişindeki detaycılık, dönemin sanatsal birikimini yansıtmaktadır.


İstanbul Büyük Saray Mozaikleri, Bizans döneminin mozaik sanatı anlayışını belgeleyen ve Bizans saray kültürünün görsel izlerini taşıyan önemli bir örnek olarak değerlendirilmektedir.


Evrensel Düzeyde Öne Çıkan Örnekler

Mozaik sanatı, tarih boyunca farklı coğrafyalarda, farklı teknik ve malzemelerle gelişerek önemli yapıtlar ortaya koymuştur. Evrensel ölçekte öne çıkan mozaik örnekleri, yalnızca sanatsal değil, aynı zamanda kültürel ve teknik açıdan da dikkat çekicidir.

Delos Mozaikleri

Delos Mozaikleri, Helenistik Dönem mozaik sanatının önde gelen örnekleri arasında yer alır. Yunanistan’ın Kiklad Adaları’ndan biri olan Delos, antik dönemde dini ve ticari bir merkez olarak önem kazanmıştır. Bu dönemde adada inşa edilen zengin konut ve kamusal yapılar, mozaik sanatının gelişimini yansıtan zemin süslemeleriyle bezenmiştir.


Delos’ta bulunan mozaikler, hem teknik hem de estetik açıdan dönemin karakteristik özelliklerini taşır. Bu eserlerde Opus Tessellatum ve Opus Vermiculatum gibi döşeme teknikleri kullanılmış, böylece figüratif betimlemelerde detay ve derinlik etkisi elde edilmiştir. Mozaiklerde genellikle mitolojik figürler, hayvan sahneleri, deniz yaratıkları ve geometrik desenler yer alır. Kompozisyonlar çoğunlukla simetrik düzende hazırlanmış ve bordürlerle çevrelenmiştir.


Delos mozaikleri, cam tesseraların ilk kez kullanıldığı örnekler arasında yer almasıyla da öne çıkar. Camın mozaik sanatına dâhil edilmesi, renk skalasının zenginleşmesini sağlamış ve sanatçılara geniş bir ifade alanı sunmuştur. Bu yenilik, mozaik sanatının ilerleyen dönemlerinde hem teknik hem de görsel açıdan gelişimine katkı sağlamıştır.

Pompei Mozaikleri

Pompei Mozaikleri, Roma İmparatorluğu’nun günlük yaşamını, estetik anlayışını ve teknik becerisini yansıtan en önemli antik mozaik örnekleri arasında yer alır. İtalya'nın güneyinde, Vezüv Yanardağı’nın 79 yılında patlamasıyla lav ve kül altında kalan Pompei kentinde yapılan arkeolojik kazılar, Roma dönemi mozaik sanatının çok sayıda ve iyi korunmuş örneklerini gün yüzüne çıkarmıştır.


Pompei’deki mozaikler genellikle konutların zemin ve duvarlarında yer alır. Zengin evlerde ana girişler, atriumlar, peristyller ve triclinium adı verilen yemek salonları mozaiklerle süslenmiştir. Bu mozaiklerde mitolojik sahneler, deniz yaratıkları, hayvan betimlemeleri, savaş ve av sahneleri, günlük yaşamdan kesitler ile yazıtlar görülür. Mozaiklerde kullanılan Opus Tessellatum, Opus Vermiculatum ve Opus Sectile gibi teknikler, hem figüratif hem de geometrik kompozisyonlara olanak sağlamıştır.


Pompei mozaiklerinin teknik açıdan öne çıkan özelliği, oldukça küçük ebatlı tesseralar kullanılarak yapılan detaylı tasvirlerdir. Özellikle Isis Tapınağı, Alexander Mozaiği gibi ünlü örneklerde, tonlama, ışık-gölge geçişleri ve üç boyutlu etkiler dikkat çeker.


Thmuis Mozaikleri

Thmuis Mozaikleri, Antik Mısır'ın Nil Deltası bölgesinde yer alan ve Roma Dönemi’nde önemli bir kent olan Thmuis’te bulunmuş mozaik örneklerini kapsamaktadır. Bu mozaikler, özellikle Helenistik ve Roma etkilerini bir arada barındıran ikonografileri ve teknik uygulamalarıyla dikkat çekmektedir.


Thmuis mozaiklerinde cam kullanımının yaygınlaşması, Helenistik dönem mozaik sanatında bir dönüm noktasıdır. Cam malzeme sayesinde çok çeşitli renkler elde edilmiş ve sanatçıların renk skalası genişlemiştir. Bu teknik imkân, Thmuis’te yapılan mozaiklerin hem görsel çeşitliliğini hem de estetik derinliğini artırmıştır.


Bölgede bulunan mozaik örnekleri, genel olarak zemin döşemesi amacıyla kullanılmış olup, figüratif sahnelerden çok dekoratif ve geometrik desenlere yoğunluk verilmiştir. Aynı zamanda yer yer mitolojik motifler ve sembolik figürler de mozaik yüzeylerde yer almıştır.


Thmuis mozaikleri, cam tesseraların yanı sıra taş ve seramik gibi malzemelerin de birlikte kullanılmasıyla, farklı yüzey etkileri yaratmayı başarmıştır. Bu yönüyle Thmuis, hem malzeme çeşitliliği hem de motif kullanımı bakımından Roma ve Helenistik mozaik sanatının sentezini yansıtan merkezlerden biri olarak değerlendirilmektedir.

Tel-el-Yedhudia Mozaikleri

Tel-el-Yedhudia Mozaikleri, Antik Mısır’da yer alan Tel-el-Yedhudia bölgesinde bulunmuş erken dönem mozaik örneklerindendir. Bu mozaikler, özellikle mimari süsleme geleneği açısından dikkat çekici nitelikler taşımaktadır. Bölgede yer alan sütun başlıklarının dekorasyonunda, fildişi bölmeler içinde küçük taşlar, lapis lazuli ve ufak boyutlu cam parçalar kullanılmıştır.


Mozaiklerde kullanılan bu malzemeler, renk zenginliği sağlamış ve dönemin sanatsal beğenisini yansıtan gösterişli bir süsleme anlayışı ortaya koymuştur. Tel-el-Yedhudia örnekleri, duvar ya da zemin mozaiklerinden ziyade, mimari ögelerin yüzey dekorasyonunda kullanılmış olmaları açısından önemlidir.


Söz konusu mozaiklerdeki cam ve yarı değerli taş kullanımı, Helenistik Dönem’de başlayan malzeme çeşitliliğinin Mısır’daki yansımaları olarak değerlendirilmektedir.

Dipnotlar

Sen de Değerlendir!

0 Değerlendirme

Yazar Bilgileri

Avatar
YazarNazlı Kemerkaya2 Ocak 2025 19:20

Tartışmalar

Henüz Tartışma Girilmemiştir

"Mozaik" maddesi için tartışma başlatın

Tartışmaları Görüntüle

İçindekiler

  • Tarihsel Gelişim

  • Mozaik Teknikleri

  • Uygulama Alanları

  • Türkiye’de Mozaik Sanatı

    • Öne Çıkan Mozaikler

      • İznik Roma Dönemi Mozaiği (Bursa)

      • Antakya Mozaikleri

      • Zeugma Mozaikleri

      • Efes Mozaikleri

      • İstanbul Mozaikleri (Büyük Saray Mozaikleri)

  • Evrensel Düzeyde Öne Çıkan Örnekler

    • Delos Mozaikleri

    • Pompei Mozaikleri

    • Thmuis Mozaikleri

    • Tel-el-Yedhudia Mozaikleri

KÜRE'ye Sor