Osmanlı Devleti’nde çiçekler, sosyal hayatın, sanatın ve günlük iletişimin ayrılmaz bir parçası olmuştur. Özellikle 16. yüzyıldan itibaren saray çevresinde ve halk arasında gelişen çiçek sevgisi, estetik bir değer olmanın ötesine geçerek derin sembolik anlamlar kazanmıştır. Çiçekler; kitap sanatlarından mimariye, tekstilden mezar taşlarına kadar geniş bir alanda motif olarak kullanılırken aynı zamanda "Selam" adı verilen gizli bir sembolik dilin de temelini oluşturmuştur.

Osmanlıda Sanatta Çiçek Kullanımı Temsili (Yapay Zeka ile Oluşturulmuştur.)
Osmanlı kitap süsleme sanatlarında (tezhip, minyatür, cilt ve katı') çiçekler, başlangıçta stilize formlarda uygulanırken zamanla daha doğal (natüralist) bir üsluba evrilmiştir. Bu gelişimde, 16. yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman döneminde saray nakkaşhanesinde görev yapan Nakkaş Kara Memi’nin etkisi büyüktür. Kara Memi, klasik formların dışına çıkarak doğadaki çiçekleri gerçekçi bir biçimde resmetmeye başlamış ve Türk süsleme sanatına "yarı natüralist" bir üslup kazandırmıştır.
16. yüzyılın ortalarına kadar çiçekler genellikle "hatayi" denilen, kaynağı tam olarak seçilemeyen hayali ve stilize formlarda işlenmiştir. Nakkaş Kara Memi, Türk sanatında devrim sayılan bir adımla lale, gül, karanfil ve sümbülü bahçedeki halleriyle, yani yarı natüralist bir üslupla resmetmeye başlamıştır. 18. yüzyıla gelindiğinde ise Avrupa’dan gelen Barok ve Rokoko etkileriyle çiçekler; vazolar, sepetler ve fiyonklarla zenginleştirilmiş, gölgelendirme teknikleriyle derinlik kazandırılmıştır. Bu dönemde ortaya çıkan "Türk Rokokosu", çiçekleri birer natürmort tablosu titizliğinde kitap sayfalarına ve mimari süslemelere taşımıştır.
Osmanlı sanatında en sık rastlanan dört temel çiçek lale, gül, karanfil ve sümbüldür. Bu çiçekler estetik görünümlerinin yanı sıra manevi anlamlar da taşımaktadır:

Osmanlı Çini Sanatı (Türkiye Kültür Portalı)
Osmanlı toplumunda çiçekler, nesneler ve meyveler üzerinden yürütülen, kelimelere dökülmeyen duyguların aktarıldığı bir iletişim sistemi geliştirilmiştir. "Selam" veya "Çiçeklerin Dili" (Le langage des fleurs) olarak adlandırılan bu sistem, özellikle haremi merak eden Batılı seyyahlar ve elçiler tarafından Avrupa’ya tanıtılmıştır.
Bu gizli dilin Batı dünyasında tanınmasına vesile olan ilk isimler arasında 1688 yılında yazdığı Le Secrétaire Turc eseriyle Fransız elçilik sekreteri Du Vignau gelmektedir. Du Vignau, bu sistemde kullanılan 179 unsurun anlamını listelemiştir. 1718 yılında Lady Mary Wortley Montagu, İstanbul’dan yazdığı mektuplarda bu "nesne dili" hakkında detaylı bilgiler vermiş; ardından Joseph von Hammer-Purgstall ve ünlü yazar Goethe de eserlerinde bu gelenekten bahsetmişlerdir.【1】

Osmanlı Çiçek Mirası (AA)
Selam dilinde her çiçeğin veya bitkinin karşılığı olan bir kavram veya mesaj bulunmaktadır. Bu mesajlar genellikle çiçek ismiyle kafiyeli kelimeler üzerinden kurgulanmıştır:
Bu dil, özellikle toplumsal kurallar gereği duygularını açıkça ifade edemeyen kişilerin, birbirlerine gönderdikleri buketler (askı) aracılığıyla haberleşmelerini sağlamıştır.
[1]
Neslihan Koç Keskin, "Çiçeklerin Gizli Dili," Milli Folklor 127 (Güz 2020): 194. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1306279