Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.
Radyum Kızları, 1910'lu yılların sonundan 1920'lerin sonuna kadar Amerika Birleşik Devletleri'ndeki çeşitli fabrikalarda, saat kadranlarına ve askeri teçhizatlara karanlıkta parlayan radyumlu boya uygulayan kadın işçilere verilen isimdir. Bu işçiler, fırçalarını dudaklarıyla sivrileştirmeleri yönündeki hatalı talimatlar sonucunda yüksek dozda radyoaktif radyum yutmuş ve ciddi sağlık sorunları yaşamışlardır.
Radyum, 1898 yılında Nobel ödüllü Marie Curie ve Pierre Curie tarafından keşfedilmesinin ardından, karanlıkta yaydığı mavi-yeşil ışık ve köpüren yapısı nedeniyle kısa sürede dünya çapında bir merak uyandırdı. Bu dönemde radyumun özellikleri henüz tam olarak anlaşılamadığından, kanser tedavisindeki başarısı yanlış bir genelleme ile bir "mucize" olarak algılanmasına yol açtı.
O dönemde radyum; soğuk algınlığından artrite, gut hastalığından yaşlılığa kadar birçok duruma karşı bir sağlık toniği olarak pazarlandı. Sosyal yaşamda bir "radyum çılgınlığı" yaşandı; diş macunlarından yüz kremlerine, saç bakım ürünlerinden gıdalara kadar pek çok tüketim maddesine radyum eklendi. Özellikle "Radithor" gibi damıtılmış su içinde çözülen radyum karışımları, "Sonsuz Güneş Işığı" sloganıyla insanlara enerji vereceği vaadiyle satıldı.【1】
Bu ticari atmosfer içinde, Amerikalı mucit William J. Hammer'ın radyum tuzlarını tutkal ve çinko sülfür ile karıştırarak elde ettiği parlayan boya, endüstriyel bir gelişim sağladı. 1916 yılında New Jersey'de kurulan fabrikalar, "Undark" ticari ismiyle bu boyayı kullanarak saat kadranları üretmeye başladı.【2】
I. Dünya Savaşı'nın patlak vermesiyle birlikte, Amerikan ordusunun uçak göstergeleri ve askerlerin gece operasyonlarında kullanabileceği kol saatleri için devlete bağlı sözleşmeler yapıldı. Bu talep artışı, binlerce genç kadının "sanatçı" statüsüyle ve yüksek ücretlerle fabrikalarda istihdam edilmesinin önünü açtı. Nitekim kadınlar bu fırsatı arkadaşlarına ve kardeşlerine tavsiye ederek fabrikaları genç kadınların bir arada çalıştığı iş merkezleri haline getirdi.
Karanlıkta parlayan saatlerin üretimi, özellikle 1916’dan itibaren New Jersey gibi bölgelerde kurulan fabrikalarda binlerce genç kadının istihdam edilmesiyle bir endüstri haline gelmiştir. Bu fabrikalarda çalışan kadınlara, saat ve askeri ekipman kadranlarındaki milimetrik rakamları hatasız boyayabilmeleri için "dudakla sivrileştirme" (lip-pointing) adı verilen özel bir teknik öğretilmiştir.
Bu yönteme göre işçiler, deve tüyünden yapılmış ince fırçalarını radyumlu boyaya batırmadan önce ve sonra ağızlarına sokarak dudaklarıyla fırça ucuna sivri bir form vermek zorundaydı. Günde ortalama 200’den fazla saat kadranı boyayan ve her rakam için bu işlemi tekrarlayan kadınlar, farkında olmadan her fırça darbesiyle vücutlarına doğrudan radyum almıştır.
Boyanın tadının tanecikli ve rahatsız edici olduğunu fark eden bazı işçiler bu yöntemin güvenliğini sorguladığında, fabrika yöneticileri radyumun sağlığa zararsız, hatta "yaşam enerjisi veren" bir madde olduğu güvencesini vermiştir. Ancak bu maruziyet sadece yutma yoluyla sınırlı kalmamış; fabrikadaki çalışma ortamı da radyoaktif tozlarla kirlenmiştir. Maruziyetin boyutu o kadar şiddetlidir ki, daha sonra yapılan araştırmalarda işçilerin kullandığı sandalyelerde, iç çamaşırlarında ve hatta korselerinde bile yoğun radyoaktif parlamalar tespit edilmiştir.【3】
Boya karıştırılırken havaya yayılan parıldayan radyum tozları işçilerin saçlarına, yüzlerine, ellerine ve kıyafetlerine bulaşmıştır. Öyle ki, kadınlar akşam iş çıkışında karanlıkta ışıldamakta, bu durum o dönemde bir cazibe unsuru olarak görüldüğü için bazı işçiler fabrikaya en güzel elbiseleriyle gelerek gece eğlencelerinde parıldamayı bir ayrıcalık saymışlardır.
Radyum Kızları’nın hukuk mücadelesinde 30 yaşındaki fizikçi Elizabeth Hughes, mağdur kadınların vücutlarındaki zehirlenmeyi bilimsel olarak ispatlayan kritik isimlerden biri olmuştur. Daha önce Ulusal Standartlar Bürosu’nun (NBS) radyum bölümünde çalışmış olan Hughes, burada amiri Noah Dorsey’den radyumun kamuoyuna açıklanmayan gizli tehlikelerini ve radyoaktif numunelerin elle tutulmasının yarattığı ciddi yanıkları bizzat öğrenmiştir.
1920’de kısa bir süre USRC şirketinde de fizikçi olarak görev yapan Hughes, bu süreçte fabrikadaki radyoaktivite miktarlarını ölçerek kalite kontrol süreçlerini yönetmiş, dolayısıyla sistemin işleyişine dair bir teknik bilgiye sahip olmuştur. 1928'deki mahkeme sürecinde davacı avukatı Raymond Berry tarafından uzman tanık olarak çağrılan Hughes, beş kadının nefes örneklerini analiz etmek için "Lind elektroskobu" adı verilen hassas bir cihaz kullanmıştır.【4】
Hughes’un geliştirdiği analiz yönteminde; kadınlar beş dakika boyunca kalsiyum klorür, cam yünü ve sülfürik asit içeren özel şişelerden nefes alarak nem ve tozdan arındırılmış saf radon gazı örnekleri vermişlerdir. Bu nefes örnekleri elektroskobun haznesine aktarıldığında, kadınların nefesinden gelen alfa radyasyonunun cihazdaki altın yaprağı normal sürüklenme hızının en az iki katı bir hızla hareket ettirdiği görülmüştür.【5】
Bu durum, kadınların nefeslerinin zehirli olacak kadar yüksek dozda radyum yuttuğunun bir kanıtı olmuştur. Şirket avukatlarının Hughes’un "ev hanımı" olduğu ve laboratuvar deneyiminin yetersiz kaldığı yönündeki saldırılarına rağmen, hakim bu bilimsel verilere dayanarak Hughes’un ifadesini davanın seyrini değiştiren temel kanıt olarak kabul etmiştir.
Radyum maruziyeti, kadran boyacısı kadınlarda birkaç yıl içinde geri dönülemez ve fiziksel hasarlar şeklinde kendini göstermeye başlamıştır. Zehirlenmenin ilk ve en yaygın belirtileri, dökülen dişler, şiddetli ağız ağrıları ve diş çekimi sonrası iyileşmeyen yaralar olmuştur. Tıp literatürüne "radyum çenesi" olarak geçen bu durumda, radyumun kemik dokusunu içeriden aşındırması sonucu çene kemikleri o kadar kırılgan hale gelmiştir ki, bir muayene sırasında hekimin hafif bir dokunuşuyla kemikler kendiliğinden parçalanabilmiştir. Örneğin, 22 yaşında hayatını kaybeden Mollie Maggia vakasında, alt çene kemiğinin tamamı doktoru tarafından yerinden basitçe kaldırılarak çıkarılabilmiştir.【6】
Vücuda giren alfa radyasyonu sadece çeneyi değil, tüm iskelet sistemini hedef alarak kemikleri içten dışa doğru zarar vermiştir; bu da pek çok kadında kalça ve omurga çökmelerine yol açmıştır. Nitekim bazı işçiler dik durabilmek için boyunlarından bellerine kadar uzanan çelik destekler takmak zorunda kalmışlardır. Kemik nekrozunun yanı sıra, radyasyonun kemik iliğini tahrip etmesiyle ortaya çıkan aplastik anemi ve ilerleyen evrelerde gelişen kemik kanseri, henüz 20'li yaşlarında olan bu kadınların ölümlerine neden olmuştur.
Birçok kurbanın ölüm belgelerine, şirketin itibarını korumak ve tazminattan kaçınmak amacıyla başlangıçta "frengi" gibi başka hastalıklar yazılmış olsa da, daha sonra yapılan otopsiler ve bilimsel incelemeler gerçek nedenin radyum zehirlenmesi olduğunu ortaya koymuştur.
Radyum, insan vücudu tarafından işlenme biçimi açısından kimyasal olarak kalsiyuma benzer bir yapı sergiler. Bu benzerlik, radyumun yutulması durumunda vücudun bu radyoaktif maddeyi kalsiyum sanarak doğrudan kemik yapısına dahil etmesine neden olan ölümcül bir biyolojik süreci başlatır. Kemiklere yerleşen radyum, burada kalıcı hale gelerek yaydığı yüksek enerjili alfa radyasyonu ile kemik dokusunu ve kan hücrelerinin üretildiği kemik iliğini içeriden sürekli olarak bombardımana tutar. Bu içsel ışınlanma, kemik hücrelerini tahrip ederek kemiklerin süngerleşmesine, yoğunluğunu kaybetmesine ve nekroz adı verilen doku ölümlerine yol açar.
Radyumun 1600 yıllık ömrü nedeniyle, madde vücuda bir kez girdiğinde dokuları içeriden yakmaya devam eder; bu durum kemiklerin canlıyken içten dışa doğru aşınarak delikler oluşturmasına, omurganın çökmesine ve bacakların kendiliğinden kırılmasına neden olan "kemik yiyen" bir sürece dönüşür. Özellikle yüksek dozda radyum yutan kadran boyacılarında, radyasyon kaynaklı kemik kanseri ve kemik nekrozları sadece birkaç yıl içinde gelişmiş; kalsiyum yerine kemiğe monte olan bu radyoaktif element, kurbanlarının iskelet sistemini bir radyoaktif atık deposuna dönüştürerek onları yaşayan birer ölü haline getirmiştir.
Radyum Kızları’nın hukuk mücadelesi, 1925 yılında New Jersey'deki fabrikada çalışan Grace Fryer'ın, dört iş arkadaşıyla (Quinta Maggia McDonald, Edna Hussman, Albina Larice ve Katherine Schaub) birlikte United States Radium Corporation (USRC) şirketine karşı 250.000 dolarlık tazminat davası açmasıyla başlamıştır. Şirket, davacıların duruşma başlamadan önce öleceklerini umarak, "hastalıkların işten ayrıldıktan yıllar sonra ortaya çıktığı ve radyumla bağdaştırılamayacağı" gibi iddialarla çeşitli geciktirme taktikleri denemiş ve uzmanların yaz aylarında yurt dışına çıkacağı bahanesiyle davanın ertelenmesini istemiştir. Ancak kamuoyunda oluşan büyük tepki ve gazetelerin "yaşayan ölüler" olarak nitelendirdiği kadınların durumu, mahkemenin 1928'de gerçekleşmesini sağlamıştır.【7】
Fizikçi Elizabeth Hughes'un sunduğu nefes analizleri gibi bilimsel kanıtlar karşısında köşeye sıkışan ve daha fazla olumsuz tanıtımdan kaçınmak isteyen şirket, duruşmalar devam ederken mahkeme dışı anlaşma yoluna gitmiştir. 4 Haziran 1928'de varılan anlaşmaya göre; hayatta kalan her kadına 10.000 dolarlık bir toplu ödeme yapılmış, tüm geçmiş ve gelecek tıbbi masraflarının karşılanması taahhüt edilmiş ve yıllık 600 dolarlık bir emekli maaşı bağlanmıştır.【8】
New Jersey’deki zaferin ardından, benzer olayların yaşandığı Illinois ve Connecticut gibi diğer eyaletlerdeki radyum işçileri de hukuk mücadelesi başlatmıştır. 1929 yılında Elizabeth Hughes, avukat Raymond Berry ile çalışmaya devam ederek bir başka kadran boyacısı olan Mae Cubberley Canfield’in nefes örneğini analiz etmiş ve USRC şirketinin mahkeme dışı anlaşmaya zorlanmasında yine bilimsel kanıtlarıyla önemli bir rol oynamıştır.
1930’lu yılların sonuna gelindiğinde, Yüksek Mahkeme’nin şirketlerin son temyiz başvurularını reddetmesiyle yargı kararları kesinleşmiş ve radyumun bir meslek hastalığı nedeni olduğu hukuken tescillenmiştir. Bu süreçte Gıda ve İlaç İdaresi (FDA), radyum bazlı ürünlerin yanıltıcı ambalajlanmasını ve "mucize ilaç" olarak pazarlanmasını yasaklayarak halk sağlığını koruma altına almıştır.
İş sağlığı alanında da değişimler yaşanmış; fabrikalarda "dudakla sivrileştirme" tekniği tamamen terk edilerek işçilere kurşun kaplı önlükler, davlumbazlar ve özel pensetler gibi koruyucu ekipmanlar sağlanmaya başlanmıştır. 1949 yılında Amerika Birleşik Devletleri Kongresi, işçilere meslek hastalıkları için tazminat alma hakkını yasal güvenceye kavuşturan bir düzenlemeyi kabul etmiştir. Radyum boyasının kullanımı bu güvenlik önlemleri altında bir süre daha devam etmiş, ancak 1968 yılından itibaren saat kadranlarında kullanımı tamamen yasaklanarak yerini güvenli alternatiflere bırakmıştır.
Radyum Kızları’nın yaşadığı olay, modern radyasyon güvenliği ve radyolojik koruma biliminin temel taşlarını oluşturmuş, radyoaktivitenin insan vücudu üzerindeki etkilerine dair bilimsel anlayışı kökten değiştirmiştir. Bu kadınların maruz kaldığı yüksek dozlar ve gösterdikleri semptomlar, insan vücudunun radyasyona tolerans limitlerinin ve güvenlik sınırlarının belirlenmesinde birincil veri kaynağı olarak kullanılmıştır.
1950’lerde, Soğuk Savaş döneminde hayatta kalan pek çok işçi, bilime katkıda bulunmak amacıyla müdahaleci tıbbi muayenelere gönüllü olarak katılmış; bu sayede vücutta biriken radyum ve radonun uzun vadeli etkileri kayıt altına alınmıştır. Bu bilimsel mirasın somut yansıması Manhattan Projesi’nde görülmüştür; nükleer kimyager Glenn Seaborg ve doktor Louis Hempelmann gibi isimler, plütonyum ile çalışırken Radyum Kızları’nın maruz kaldığı olayı örnek göstererek sıkı güvenlik protokollerinin uygulanmasında ısrarcı olmuşlardır.
Manhattan Projesi’ndeki doktorların, Boston’daki radyum kadran tesislerini ziyaret ederek buradaki kirlenme testlerini ve davlumbaz altı çalışma yöntemlerini incelemeleri, atom bombasının geliştirilmesi sürecinde binlerce işçinin benzer bir akıbetten korunmasını sağlamıştır. Bugün, iş sağlığı ve güvenliği yasalarında yer alan "yeni ve test edilmemiş maddelerle çalışanların kobay olarak kullanılmaması" ilkesi ve meslek hastalıkları üzerindeki hukuki korumalar, hayatlarını kaybeden bu işçilerin bıraktığı bir mirasın başında gelmektedir.
[1]
<p class="paragraph" style="text-align: start;"><span style="white-space: pre-wrap;">Jacopo Prisco, “Radium Girls: The Dark Times of Luminous Watches.” </span><i><em class="italic" style="white-space: pre-wrap;">CNN,</em></i><span style="white-space: pre-wrap;"> Erişim tarihi: 2 Şubat 2026, </span><kure-link link-reference-type="external" link-reference="https://edition.cnn.com/2017/12/19/style/radium-girls-radioactive-paint">https://edition.cnn.com/2017/12/19/style/radium-girls-radioactive-paint</kure-link><span style="white-space: pre-wrap;">.</span></p>
[2]
<p class="paragraph" style="text-align: start;"><span style="white-space: pre-wrap;">Atomic Heritage Foundation, “The Radium Girls.”</span><i><em class="italic" style="white-space: pre-wrap;"> National Museum of Nuclear Science & History,</em></i><span style="white-space: pre-wrap;"> Erişim tarihi: 2 Şubat 2026, </span><kure-link link-reference-type="external" link-reference="https://ahf.nuclearmuseum.org/ahf/history/radium-girls/">https://ahf.nuclearmuseum.org/ahf/history/radium-girls/</kure-link><span style="white-space: pre-wrap;">.</span></p>
[3]
<p class="paragraph"><span style="white-space: pre-wrap;">Atomic Heritage Foundation, “The Radium Girls.”</span><i><em class="italic" style="white-space: pre-wrap;"> National Museum of Nuclear Science & History,</em></i><span style="white-space: pre-wrap;"> Erişim tarihi: 2 Şubat 2026, </span><kure-link link-reference-type="external" link-reference="https://ahf.nuclearmuseum.org/ahf/history/radium-girls/">https://ahf.nuclearmuseum.org/ahf/history/radium-girls/</kure-link><span style="white-space: pre-wrap;">.</span></p>
[4]
<p class="paragraph" style="text-align: start;"><span style="white-space: pre-wrap;">Ron Cowen, “New Jersey’s ‘Radium Girls’ and the NIST-Trained Scientist Who Came to Their Aid.”</span><i><em class="italic" style="white-space: pre-wrap;"> National Institute of Standards and Technology,</em></i><span style="white-space: pre-wrap;"> Erişim tarihi: 2 Şubat 2026, </span><kure-link link-reference-type="external" link-reference="https://www.nist.gov/blogs/taking-measure/new-jerseys-radium-girls-and-nist-trained-scientist-who-came-their-aid">https://www.nist.gov/blogs/taking-measure/new-jerseys-radium-girls-and-nist-trained-scientist-who-came-their-aid</kure-link><span style="white-space: pre-wrap;">.</span></p>
[5]
<p class="paragraph" style="text-align: start;"><span style="white-space: pre-wrap;">Ron Cowen, “New Jersey’s ‘Radium Girls’ and the NIST-Trained Scientist Who Came to Their Aid.”</span><i><em class="italic" style="white-space: pre-wrap;"> National Institute of Standards and Technology,</em></i><span style="white-space: pre-wrap;"> Erişim tarihi: 2 Şubat 2026, </span><kure-link link-reference-type="external" link-reference="https://www.nist.gov/blogs/taking-measure/new-jerseys-radium-girls-and-nist-trained-scientist-who-came-their-aid">https://www.nist.gov/blogs/taking-measure/new-jerseys-radium-girls-and-nist-trained-scientist-who-came-their-aid</kure-link><span style="white-space: pre-wrap;">.</span></p>
[6]
<p class="paragraph"><span style="white-space: pre-wrap;">Jacopo Prisco, “Radium Girls: The Dark Times of Luminous Watches.” </span><i><em class="italic" style="white-space: pre-wrap;">CNN,</em></i><span style="white-space: pre-wrap;"> Erişim tarihi: 2 Şubat 2026, </span><kure-link link-reference-type="external" link-reference="https://edition.cnn.com/2017/12/19/style/radium-girls-radioactive-paint">https://edition.cnn.com/2017/12/19/style/radium-girls-radioactive-paint</kure-link><span style="white-space: pre-wrap;">.</span></p>
[7]
<p class="paragraph"><span style="white-space: pre-wrap;">Atomic Heritage Foundation, “The Radium Girls.”</span><i><em class="italic" style="white-space: pre-wrap;"> National Museum of Nuclear Science & History,</em></i><span style="white-space: pre-wrap;"> Erişim tarihi: 2 Şubat 2026, </span><kure-link link-reference-type="external" link-reference="https://ahf.nuclearmuseum.org/ahf/history/radium-girls/">https://ahf.nuclearmuseum.org/ahf/history/radium-girls/</kure-link><span style="white-space: pre-wrap;">.</span></p>
[8]
<p class="paragraph"><span style="white-space: pre-wrap;">Atomic Heritage Foundation, “The Radium Girls.”</span><i><em class="italic" style="white-space: pre-wrap;"> National Museum of Nuclear Science & History,</em></i><span style="white-space: pre-wrap;"> Erişim tarihi: 2 Şubat 2026, </span><kure-link link-reference-type="external" link-reference="https://ahf.nuclearmuseum.org/ahf/history/radium-girls/">https://ahf.nuclearmuseum.org/ahf/history/radium-girls/</kure-link><span style="white-space: pre-wrap;">.</span></p>
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Radyum Kızları" maddesi için tartışma başlatın
Ortaya Çıkışı
Çalışma Yöntemi ve Maruziyet
Elizabeth Hughes ve Bilimsel Kanıtlar
Sağlık Etkileri
Radyumun Vücut Üzerindeki Fizyolojik Etkileri
Hukuki Süreç ve Kazanılan Haklar
Sonraki davalar ve düzenlemeler
Bilimsel ve Tarihsel Etkiler