
III. Osman ve III. Mustafa devirlerinde sadrazamlık yapan Râgıb Mehmed Paşa, devlet adamlığı yanında şairliği ve değişik konularda yazdığı eserleriyle tanınmaktadır. Konağında zengin bir kütüphanesi ve kitaplarının bakımıyla görevli bir yardımcısı bulunmaktaydı (TSMA, nr. D. 6090). Râgıb Paşa’nın, ölümünden bir yıl önce yaptırmaya başladığı mektep, kütüphane ve şadırvan 1176 Şâbanında (Şubat-Mart 1763) tamamlanarak hizmete açılmıştır. Kütüphane binası birkaç ay önce tamamlanmışsa da bilinmeyen bir sebeple kubbesi çökmüş ve bu olayı bir uğursuzluğa yoranlar da olmuştur (Şem‘dânîzâde, II, 54; Vâsıf, I, 142). Râgıb Paşa, 1176 Rebîülâhirinde (Ekim 1762) hazırlattığı vakfiyesiyle kütüphanenin ve mektebin idaresi ve bakımı için gerekli personeli tayin etmiştir. Vakfiyede, cuma dışında haftada altı gün kütüphanede bulunacak hâfız-ı kütüblerin başka iş tutmaları mümkün olmayacağından bunların kütüphane kurucusunun tahsis ettiği evlerde oturacakları belirtilmiştir. Ayrıca hâfız-ı kütüblerin bütün gün kütüphanede bulunması üzerinde ısrarla durulmuştur.
Bu dönem kütüphanelerinde yaygınlaşmaya başlayan, kütüphane binasında ibadet etmenin Râgıb Paşa Kütüphanesi vakfiyesinde de yer aldığı görülmektedir. Vakfiyede öğle ve ikindi namazlarının kütüphanede hâfız-ı kütüblerin nezâretinde cemaatle kılınacağı kaydedilmiştir. Ayrıca hâfız-ı kütüb yamaklığı, kütüphanede gece nöbeti gibi daha önceki kütüphanelerde görülmeyen bazı hususlar da Râgıb Paşa vakfiyesinde yer almıştır. Diğer kütüphanelerde genellikle beş gün olan çalışma süresinin burada altı güne çıkarıldığı görülmektedir. Her yılın muharrem ayında yapılacak kütüphane sayımı vakfın bağlı bulunduğu nezârete bırakılmış ve kütüphane görevlileriyle vakıf idarecilerinden bazıları nezâret müfettişine yardımcı seçilmiştir. Vakfiyede sayımla ve kütüphaneyi kontrolle görevli müfettişlere kürk bahası olarak yıllık 4800 akçe verileceği belirtilmiştir. Vakıf kütüphaneleri vakfiyelerinde XVIII. yüzyılın başlarından itibaren uygulanmaya başlanan kütüphane dışına ödünç kitap verme yasağı burada da mevcuttur.
Kütüphanenin kuruluşu sırasında Râgıb Paşa’nın nâdir eserlerden oluşan zengin bir koleksiyonu bulunuyordu. Tarihçi Vâsıf Efendi, Râgıb Paşa’nın biriktirdiği bütün kitapları sağlığında kütüphanesine koyduğunu söylemekteyse de (Târih, I, 129) Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi’nde bulunan bir belgeye göre (nr. D. 6090), Râgıb Paşa ölümünden önce bütün kitaplarını vakfetmiş, ancak bunlardan okumak istediği yirmi sekizini kütüphaneden tekrar konağına getirtmiştir. Ölümünden sonra konağında bulunan diğer 200 kitap da kitapçısının ifadesine dayanılarak kütüphaneye götürülmüştür. Vakfiyede kuruluşunda kütüphaneye kaç kitap konulduğunu gösteren bir kayıt yoktur. XVIII. yüzyılın ikinci yarısında İstanbul’a gelen Toderini kütüphanede 1173 yazma eser bulunduğunu bildirir. Daha sonraki yıllarda vakfedilen eserlerin ilâvesiyle günümüzde bu sayı 1274’e ulaşmıştır. Râgıb Paşa Kütüphanesi’nin yazma kataloglarından başka Osmanlı döneminde hazırlanmış iki matbu katalogu vardır. Bunlardan birincisi ilk matbu kütüphane kataloglarındandır: Koska’da Kâin Sadr-ı Esbak Merhum Râgıb Paşa Kütüphanesi’nde Mevcut Olan Kütüb-i Şerîfenin Defteridir (İstanbul 1285). Diğer bir katalog da “Devr-i Hâmidî” katalogları arasında yayımlanmıştır: Defter-i Kütübhâne-i Râgıb Paşa (İstanbul 1310).
XX. yüzyıl başlarında özellikle küçük koleksiyonların hızla yok olmaya başlaması üzerine bazı düzenlemeler yapılmaya çalışılmış ve Mustafa Hayri Efendi’nin Evkāf-ı Hümâyun nâzırlığı zamanında İstanbul’da 4-500.000 cilt kitabı ihtiva edecek bir kütüphane binası yapılması kararlaştırılmışsa da bunun gerçekleştirilmesi zaman alacağından hemen birkaç kütüphane binası tamir edilmiş ve bu binalara bazı küçük koleksiyonlar nakledilmiştir. Ayrıca bu binalardan her birinin farklı konularda kitapları ihtiva eden ihtisas kütüphaneleri haline getirilmesine çalışılmıştır. Bu planlamaya göre Râgıb Paşa Kütüphanesi edebiyat ilimlerine ayrılmış, ancak bu eserler bir süre sonra esas kütüphanelerine geri gönderilmiştir. Râgıb Paşa Kütüphanesi’nde bir müddet muhafaza edilen Yahyâ Tevfik, Yeni Medrese ve Musallâ Medresesi kütüphaneleri gibi bazı küçük koleksiyonlar Cumhuriyet’ten sonra Süleymaniye Kütüphanesi’ne nakledilmiştir. Râgıb Paşa Kütüphanesi gerek mimarisi gerek kitap deposu ve okuma salonu dolayısıyla İstanbul’u ziyaret eden yabancı seyyahların ilgisini çekmiş ve bazı seyahatnâmelerde gravürleri yer almıştır. Kütüphanenin okuma salonunun ortasına yerleştirilen kitap dolapları demir parmaklıklarla çevrilidir.

Henüz Tartışma Girilmemiştir
"RÂGIB PAŞA KÜTÜPHANESİ" maddesi için tartışma başlatın