Ağlamak istiyorum Rüveyda.
Zamanın içinde bir dilim olarak bölünmek belki de
Her hücrem seni sayıklıyor gece yarıları
Hakim tokmağı vuruyor içimdeki suskun mahkemelere
Lakin sevda politikası savunulmuyor artık adliye inlerinde!
Suçluymuşum gibi davranıyorlar Rüveyda
Haklılar. Seni sevmek bir suç gibi içimin zindanlarında
Meltemler esiyor günaşırı bacalarıma
Bir ateş gibi yanıyor, içimde hasretin
Lakin ben poyrazım Rüveyda
Çiçek açtırmaz rüzgarım dallarındaki sarmaşıklara
Bir bedeviyim taşlı çöllerde bu akşam
Elimde değneğim, kalbimde hudutsuz sevdam
İzler var kupkuru toprakta, yontuyor içimdeki
Şelaleri seni bulmak için oysa...
Diyorum Rüveyda bir tabut şimdi en sessiz mezarlarda
İnanmıyor içimdeki Rüveyda
Ya diyor o oysa
Ben seni hiç koşullara bağlamadım ki
Sen hep kök salardın içimdeki korkusuz
Parmaklıklara...
Harabe bir viraneyim şimdi sensiz
Yıkılsam suç yıkılmasam laf olur garip başım
Bir gazete manşetiyim basın basın
Telgraf çekmişler gönlümün mabedine
Kapattım daktilomu şiir yazamaz oldum
Senin iki çift gözüne
Dalıyorum şu günlerde Rüveyda
Uzaklara yakınlara belki de çıkmazlara
Terzinin yamalı dikişleri bir su kuyularımda
Hasretini diker, söker ama incitmez seni yüreğimin vurgununda
Vurgun dediğime bakma bir gurguş gibi sarıldı tahtıma.
Ah! desem uçan kuşlar titreşirmi semalarda
Rüveyda! Seni içimdeki sokaklara çizdim
Nadide bir eser gibisin yaşlarımda
Yıllar geçtikçe ben büyüyorum sanma.