Sancak (Bölge)

fav gif
Kaydet
Alıntıla
kure star outline
Konum
Balkanlar’da Sırbistan ve Karadağ arasındaKomşular: Bosna-Hersek Kosova Arnavutluk
Yüzölçümü
Toplam: 8.687 km²Sırbistan: 4.499 km²Karadağ: 4.188 km
Tarihî Adı
Sırp kaynaklarında: RaşkaOsmanlı’da: Yenipazar Sancağı
Tarihî Süreç
Antik dönem: İliryalılarOrtaçağ: Sırp Krallığı merkezi1455: Osmanlı hâkimiyeti1878 Berlin Antlaşması: Özel statü1913: Sırbistan ve Karadağ arasında paylaşım
Nüfus ve Etnik Yapı
Başlıca gruplar: Boşnaklar (çoğunluk) Sırplar Arnavutlar Dinî yapı: İslam (ağırlıklı) Ortodoks Hristiyanlık
Kültürel Özellik
Çok dilli yapı: Boşnakça Sırpça Arnavutça “Müslüman Slav” kimliği öne çıkar Osmanlı kültür etkisi belirgindir
Ekonomi
Tarım ve hayvancılıkZanaat ve küçük sanayi Kaynaklar: Kömür bakır gümüş

Sancak Bölgesi, Osmanlı Devleti’ nin Bosna Eyaleti’ ne bağlı yedi sancağından biri olup, Sırp Tarihi’ nde “Raşka”, Osmanlı Tarihi’nde ise “Yenipazar Sancağı” olarak adlandırılan yerleşimdir. Sırbistan ve Karadağ arasında bölünmüş, bünyesinde birden çok etnik kimliği barındıran bölge günümüze kadar Sancak adını koruyabilmiştir. Yenipazar Sancağı, Balkanların merkezinde Müslüman Bosna-Hersek, Arnavutluk, Kosova ve Hıristiyan Sırbistan, Karadağ ile komşudur. Jeopolitik, ekonomik, tarihi ve kültürel olarak önemli bir yere sahip olan bölge Osmanlı Devleti’nden ayrıldıktan sonra özerklik kazanabilmek için büyük mücadeleler vermiştir.


Geçmişte ve günümüzde pek çok tartışmaya konu olan Sancak, Balkanların merkezinde Doğu Avrupa ile Batı Avrupa’yı birbirine bağlayan stratejik konumu ve Adriyatik’e açılan kapının önemli kavşak noktasıdır.

Tarihi Arka Plan (Osmanlı Öncesi Dönem) 

Sancak Bölgesi’nin tarihî geçmişi, antik çağlara kadar uzanmakta olup bölge, farklı kavim ve devletlerin hâkimiyetine sahne olmuştur. Arkeolojik bulgular ve yer adları, bölgede ilk yerleşimlerin İliryalılar tarafından gerçekleştirildiğini göstermektedir. M.Ö. VI. yüzyıl civarında bu coğrafyada varlık gösteren İliryalılar, siyasal birlikten yoksun, kabileler hâlinde yaşayan bir topluluk olarak bilinmektedir.【1】


VI. yüzyıldan itibaren Slav akınlarının başlamasıyla birlikte bölgenin demografik yapısı köklü bir biçimde değişmiş ve yüzyılın sonlarına doğru hâkimiyet Slav topluluklarının eline geçmiştir. Bu süreçte bölge, Sırp tarih yazımında “Raşka” adıyla anılmaya başlanmış ve Sırp devlet geleneğinin şekillendiği önemli bir merkez hâline gelmiştir.


Ortaçağ’da Raşka Bölgesi, Sırp Krallığı’nın siyasi ve kültürel çekirdeğini oluşturmuştur. Sırp Prens Vojislav’ın oğlu Mihailo tarafından temelleri atılan devlet, Kral Bodin döneminde genişlemiş ancak onun ölümünden sonra başlayan taht mücadeleleriyle siyasi istikrar zayıflamıştır. Bu süreçte bölgedeki güç merkezi Karadağ’dan Raşka’ya kaymıştır.【2】


XII. yüzyılda hüküm süren Stefan Nemanja dönemi, bölge açısından bir dönüm noktası olmuştur. Nemanja’nın 1168 yılında Novi Pazar yakınlarındaki Sv. Petar Kilisesi’nde Ortodoks Hristiyanlığı kabul etmesi, bölgenin dinî ve kültürel kimliğinin şekillenmesinde etkili olmuştur. Bu dönemde inşa edilen kilise ve manastırlar, Raşka’yı Sırp Ortodoks dünyasının önemli bir merkezi hâline getirmiştir.


Nemanja’nın ölümünden sonra kurulan Sırbistan Krallığı, XIII. ve XIV. yüzyıllarda da bölgedeki hâkimiyetini sürdürmüş ancak bu süreçte Bizans ve Bulgar güçleriyle yaşanan mücadeleler, bölgenin siyasi yapısında dalgalanmalara neden olmuştur. XV. yüzyıla kadar Raşka Sırp Devleti’nin elinde olan bölge XV. yüzyılın ikinci yarısı itibariyle Osmanlı Devleti’ nin egemenliği altına girmiştir.

Osmanlı Döneminde Sancak

Fetih ve Kuruluş

Osmanlı Devleti Balkan coğrafyasına girişi Orhan Gazi’ nin oğlu Süleyman Paşa’ nın Gelibolu’yu fethederek Rumeli’ye geçişi ile başlamıştır. Sonrasında devam eden fetihler Türklerin Balkanlarda beş buçuk asırlık egemenliğini sağlamıştır. Öncesinde parçalanmış bir yapıya sahip olan Balkan coğrafyası, bu dönemde siyasi, ekonomik ve kültürel olarak bir istikrar yaşamıştır.


1389 yılında gerçekleşen I. Kosova Savaşı sonrasında Osmanlılar Sırp topraklarında hâkimiyet kurmaya başlamış ve Raşka Bölgesi’ne ilk girişlerini gerçekleştirmiştir. Ancak 1396-1455 yılları arasında bölgede tam anlamıyla bir Osmanlı hâkimiyeti kurulamamış, kaleler Osmanlı kontrolünde iken kırsal alanlar Sırp beylerinin yönetiminde kalmıştır. Bu durum, bölgede ikili bir siyasi yapının varlığını göstermektedir.


Sancak Bölgesi’nin kesin olarak Osmanlı idaresine girişi, 1455 yılında İshak Bey’in oğlu İsa Bey döneminde gerçekleşmiştir.【3】 Bu tarihten itibaren bölge, Osmanlı idari ve askerî sistemine entegre edilmiştir. Bölgenin önemli ticaret yollarının kesişim noktasında bulunması, Osmanlılar açısından burayı askerî ve ekonomik açıdan stratejik bir merkez hâline getirmiştir.


Osmanlı hâkimiyetinin pekiştirilmesi sürecinde İsa Bey tarafından “Yenipazar” (Yenice-i Pazar) şehri kurulmuştur. Şehrin kuruluşunda, yolların kesiştiği uygun bir coğrafi nokta tercih edilmiş; burada askerî garnizon, çarşı, hamam ve cami gibi temel şehir unsurları inşa edilmiştir. Bu gelişmeler, bölgenin kısa sürede bir idari ve ticari merkez hâline gelmesini sağlamıştır.


Yenipazar’ın bu merkezi konumu nedeniyle Sancak Bölgesi, Osmanlı döneminde “Yenipazar Sancağı” olarak anılmaya başlanmış ve bölge kimliği bu şehir etrafında şekillenmiştir.

İdari Yapı ve Statü

Yenipazar Sancağı, 1463 yılında Bosna’nın fethedilmesine kadar Osmanlı Devleti için bir uç bölgesi niteliği taşımış, bu tarihten sonra Bosna yönetimi altına alınmıştır. Böylece bölge, Bosna Eyaleti’ne bağlı bir sancak olarak idari teşkilat içinde yerini almıştır.


1477 tarihli kayıtlarda “Yenice Pazar” adıyla anılan şehir, 1485 yılında kadılık statüsü kazanmış ve idari açıdan daha kurumsal bir yapıya kavuşmuştur. 1521 yılında Bosna Sancağı’nın Rumeli Eyaleti’nden ayrılması ve zamanla eyalet statüsüne yükselmesiyle birlikte Yenipazar Sancağı da bu yeni idari yapılanma içerisinde yer almıştır.【4】


1578 yılında Yenipazar Sancağı, Bosna Eyaleti’nin yedi önemli idari biriminden biri hâline gelmiş; 1580 yılında Bosna’nın beylerbeylik statüsü kazanmasıyla birlikte sancak daha belirgin bir idari kimlik kazanmıştır. Bu dönemde Yenipazar, mütesellimin bulunduğu merkez olarak öne çıkmıştır.


1683 yılı sonrasında Osmanlı Devleti’nin askerî ve siyasî dengelerinde meydana gelen değişimler, Sancak Bölgesi’nin idarî statüsünü de etkilemiş ve bölge zaman zaman Bosna’dan ayrılarak daha özerk bir idarî yapı kazanmıştır. XVIII. yüzyıl sonlarına kadar bu esnek idari yapı devam etmiştir.【5】


Tanzimat Fermanı’nın ilanı (1839) ile birlikte Osmanlı idari sisteminde köklü değişiklikler yapılmış; eyalet sistemi yeniden düzenlenmiş ve yeni idari birimler oluşturulmuştur. Bu süreçte Yenipazar, Bosna Vilayeti’ne bağlı bir kaymakamlık olarak teşkilatlandırılmıştır.

Siyasi Gelişmeler

Osmanlı Devleti’nin Orta Avrupa’dan geri çekilmeye başladığı 1699 Karlofça Antlaşması sonrasında Sancak Bölgesi, Bosna Eyaleti’ne bağlı bir sınır bölgesi olarak önemini korumuştur. Ancak XIX. yüzyıla gelindiğinde Osmanlı Devleti’nin zayıflamasıyla birlikte bölge üzerindeki uluslararası rekabet artmıştır.


1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında imzalanan Ayastefanos Antlaşması ile Sancak Bölgesi’nin Sırbistan ve Karadağ arasında paylaşılması öngörülmüş ancak bu durum büyük devletlerin çıkar çatışmaları nedeniyle uygulanamamıştır. Aynı yıl imzalanan Berlin Antlaşması ile bölge nominal olarak Osmanlı hâkimiyetinde bırakılmış, fakat fiilen Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun nüfuzu altına girmiştir.【6】


Bu süreçte Sancak, Sırbistan ile Karadağ arasında tampon bölge işlevi görmüş; Avusturya-Macaristan, bölgedeki askerî varlığı ile iki devletin birleşmesini engellemeye çalışmıştır. 1908 yılına kadar bazı kazalarda Avusturya askerî birliklerinin bulunması bu politikanın bir sonucudur.


Balkan Savaşları bölge için yine belirleyici bir unsur olmuştur. Zor şartlar içinde girilen savaştan mağlup ayrılan Osmanlı Devleti sahip olduğu Balkan topraklarının büyük bölümünü kaybetmiştir. Bu topraklar arasında Sancak Bölgesi’de vardır.

Modern Dönemde Sancak (1918 Sonrası)

Balkan Savaşları’nın ardından Osmanlı Devleti’nin bölgeden çekilmesiyle birlikte Sancak Bölgesi 1913 yılında Sırbistan ve Karadağ arasında paylaşılmıştır. Bu yeni siyasi düzen, bölgenin idari bütünlüğünü ortadan kaldırmış ve Sancak’ın tarihsel gelişiminde yeni bir dönemin başlangıcını oluşturmuştur.


I. Dünya Savaşı sırasında Sancak, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu tarafından işgal edilmiş ve savaş yıllarında askerî çatışmaların etkisi altında kalmıştır. Savaşın sona ermesiyle birlikte 1918 yılında bölge, Sırp-Hırvat-Sloven Krallığı’nın (daha sonra Yugoslavya Krallığı) idaresine bırakılmıştır.【7】1929 yılında devletin adının Yugoslavya Krallığı olarak değiştirilmesiyle birlikte Sancak da bu yeni siyasi yapı içerisinde yer almıştır.


Yugoslavya Krallığı döneminde Sancak Bölgesi, Osmanlı döneminde sahip olduğu özel idari statüyü kaybetmiş; önce Ujiçe ve Raşka jupanlıklarına, ardından 1929 sonrası idari düzenlemelerle Zeta ve Morava banlıklarına dâhil edilmiştir. Bu süreç, bölgenin idari ve siyasi öneminin görece azalmasına yol açmıştır.


II. Dünya Savaşı yıllarında Sancak, İtalyan ve Alman işgallerine sahne olmuş; aynı zamanda Sırp milliyetçisi Çetnik grupların faaliyetleri, özellikle Müslüman Boşnak nüfus açısından ciddi tehditler oluşturmuştur. Bu dönemde Sancaklı Boşnaklar, farklı siyasi ve askeri yapılar içinde yer alarak bölgeyi koruma mücadelesi vermiştir.


1943 yılında Yugoslavya’nın komünist lideri Josip Broz Tito tarafından Sancak kısa süreliğine özerk bir bölge olarak ilan edilmiş; ancak savaş sonrası dönemde bu özerklik kaldırılmıştır. 1945 yılında alınan kararla Sancak yeniden Sırbistan ve Karadağ arasında paylaştırılmış ve bölgenin 1913’teki statüsü büyük ölçüde yeniden tesis edilmiştir.


1990’lı yıllarda Yugoslavya’nın dağılma süreci, Sancak Bölgesi’nde de siyasî hareketlenmelere yol açmıştır. Çok partili sisteme geçişle birlikte Boşnakları temsil eden siyasî partiler kurulmuş ve 1991 yılında Sancak’ın özerkliği konusunda bir referandum gerçekleştirilmiştir. Ancak bu girişimler Sırbistan ve Karadağ yönetimleri tarafından kabul edilmemiştir. 1993 yılında yayımlanan memorandum ile bölgeye özel statü tanınması talep edilmiş; fakat bu talepler de sonuçsuz kalmıştır.


1990-1995 yılları arasında yaşanan Yugoslavya iç savaşları sürecinde Sancak, doğrudan savaş alanı olmamakla birlikte, etnik baskılar, göçler ve siyasi gerilimlerden önemli ölçüde etkilenmiştir. Yugoslavya’nın parçalanmasının ardından Sancak, günümüzde olduğu gibi Sırbistan ve Karadağ sınırları içerisinde kalan bir bölge olarak varlığını sürdürmektedir.


Bu dönemde Boşnak nüfus, Sancak’ta çoğunluğu oluşturmasına rağmen her iki devlet içinde azınlık statüsünde kalmış; Sırbistan ve Karadağ’ın farklı anayasal düzenlemeleri çerçevesinde haklarını sürdürmeye çalışmıştır.【8】

Nüfus ve Etnik Yapı

Sancak Bölgesi’nde farklı etnik gruplar bir arada yaşamaktadır. Nüfusun büyük kısmı Boşnak, Sırp, Arnavut, Karadağlılardan meydana gelmektedir. Müslüman halk, Boşnaklar, Arnavutlar, Pomaklar, Tatarlar ve Türklerden oluşmuştur.


Bölgede dinî yapı büyük ölçüde İslâm ve Hristiyanlık ekseninde şekillenmiştir. Müslüman nüfusun önemli bir kısmını Boşnaklar oluştururken, Ortodoks Hristiyan nüfus ise çoğunlukla Sırp ve Karadağlılardan meydana gelmektedir. Bu dinî çeşitlilik, Sancak’ın tarihsel süreçte geçirdiği siyasî ve kültürel dönüşümlerin bir yansımasıdır.


Sancak’taki Müslüman nüfusun oluşumunda Osmanlı döneminde yaşanan İslamlaşma süreci belirleyici olmuştur. Balkanlar’ın genelinde olduğu gibi Sancak’ta da, özellikle Bogomil kökenli Hristiyan topluluklar başta olmak üzere, Katolik ve Ortodoks unsurların bir kısmı çeşitli siyasî, sosyal ve ekonomik nedenlerle İslâmiyet’i kabul etmiştir. Bu süreç sonucunda “Müslüman Slav” olarak tanımlanan yeni bir toplumsal yapı ortaya çıkmıştır.


Boşnaklar, Slav kökenli topluluklar ile bölgenin eski halkları olan İliryalılar ve Ulahların tarihsel süreçte kaynaşmasıyla oluşmuş bir topluluk olarak kabul edilmektedir. Osmanlı hâkimiyeti döneminde aynı dinî kimliği paylaşmaları nedeniyle Müslüman topluluklar arasında bütünleşen Boşnaklar, zaman zaman çevre toplumlar tarafından doğrudan “Türk” olarak adlandırılmış; ancak Osmanlı yönetimi bu topluluğu “Boşnak” kimliğiyle tanımlamıştır.


Tarihsel süreçte Boşnakların kimlik tanımlamalarında da çeşitlilik görülmüştür. XIX. yüzyıla kadar bu topluluk kendisini çoğunlukla “Müslüman”, “Osmanlı” veya “İslam milleti” gibi din temelli kavramlarla ifade etmiş; modern dönemde ise etnik kimlik vurgusu daha belirgin hâle gelmiştir.【9】


Osmanlı döneminde nüfus verileri genellikle tahrir defterlerine dayanmakta olup bu kayıtlar özellikle klasik dönemde oldukça güvenilir kabul edilmektedir. Ancak XVIII. yüzyıldan itibaren merkezî otoritenin zayıflamasıyla birlikte nüfus verilerinde düzensizlikler ortaya çıkmış; bu durum zaman zaman Avrupalı seyyah ve diplomatların verdiği bilgilere başvurulmasına neden olmuştur.


XIX. yüzyılda yapılan sayımlar, bölgedeki demografik yapıyı daha somut biçimde ortaya koymaktadır. Örneğin 1858 yılına ait bir nüfus sayımında Yenipazar Sancağı’nda yaklaşık 24.440 Müslüman ve 20.492 Hristiyan nüfus tespit edilmiştir. 1870 tarihli Bosna Vilayeti Salnamesi ise toplam nüfusun 83.983 olduğunu ve bunun büyük çoğunluğunu Müslümanların oluşturduğunu göstermektedir.【10】


XX. yüzyıl başlarında nüfus hareketleri, özellikle göçler nedeniyle önemli değişimler göstermiştir. 1911 yılı verilerine göre bölgede yaklaşık 217.000 kişi yaşamakta olup Müslüman nüfus çoğunluğu teşkil etmektedir. Balkan Savaşları ve sonrasında yaşanan siyasi gelişmeler ise bu demografik yapıyı önemli ölçüde etkilemiştir.【11】


Modern dönemde yapılan sayımlara göre Sancak’ın toplam nüfusu 1991 yılında yaklaşık 440.000 iken 2011 yılında ise yaklaşık 393.000 olarak tespit edilmiştir. Günümüzde Boşnaklar bölgenin genelinde çoğunluğu oluşturmakla birlikte, Sırbistan ve Karadağ sınırları içinde azınlık statüsünde yaşamaktadır. Bölgenin doğu kesimlerinde Boşnak nüfus yoğunlukta iken batı kesimlerinde Sırp nüfus daha belirgindir.

Ekonomi

Sancak Bölgesi’nin ekonomik yapısı, tarih boyunca coğrafi konumu ve sahip olduğu doğal kaynaklar doğrultusunda şekillenmiştir. Bölge, batıda Dubrovnik’ten doğuda İstanbul’a uzanan önemli ticaret yollarının kesişim noktasında yer alması sayesinde özellikle Osmanlı döneminde canlı bir ticaret merkezi hâline gelmiştir. Bu stratejik konum, Sancak’ın bölgesel ticaret ağları içinde önemli bir rol üstlenmesini sağlamıştır.


Osmanlı döneminde Sancak’a bağlı şehirlerden biri olan Taşlıca (Pljevlja), zanaat ve ticaret faaliyetlerinin yoğunlaştığı önemli merkezlerden biri olarak öne çıkmış; yalnızca Bosna Eyaleti içinde değil diğer Osmanlı eyaletleri arasında da bilinen bir üretim ve ticaret merkezi konumunda olmuştur.


Sancak (Anadolu Ajansı)

Bölge ekonomisinin temelini tarım ve hayvancılık oluşturmaktadır. Özellikle küçük ölçekli tarım işletmeleri ve büyükbaş hayvancılık, Sancak halkının başlıca geçim kaynakları arasında yer almıştır. Bunun yanı sıra, yerel üretime dayalı zanaat faaliyetleri de ekonomide önemli bir yer tutmaktadır. Yünlü ürünler, deri eşyalar, et ve süt ürünleri gibi geleneksel üretimler hem yerel tüketim hem de ticaret açısından değer taşımıştır.


Sanayi üretimi sınırlı olmakla birlikte, tekstil, kundura, triko, mobilya ve gıda sektörlerinde faaliyetler görülmektedir. Bu üretimler hem iç pazara hem de dış pazarlara yönelik olarak gerçekleştirilmiştir. Ancak bölgedeki mülkiyet düzenlemeleri ve ekonomik kısıtlamalar, ekonomik gelişimi zaman zaman olumsuz etkilemiştir.【12】


Sancak Bölgesi, doğal kaynaklar bakımından da zengin bir potansiyele sahiptir. Bölgede altın, gümüş, bakır ve kurşun gibi madenlerin varlığı tespit edilmiş; özellikle taşkömürü yatakları ekonomik açıdan büyük önem taşımıştır. Plevlia, Berane ve çevresinde çıkarılan taşkömürü, bölgenin en önemli yer altı kaynaklarından biri olmuştur.

Sancak Bölgesi (Anadolu Ajansı)


Bunun yanı sıra, mermer yatakları ve çeşitli metal kaynakları da bölgenin ekonomik çeşitliliğine katkı sağlamaktadır. Doğal zenginlikler yalnızca madencilikle sınırlı kalmayıp, aynı zamanda turizm potansiyelini de desteklemektedir. Göller, termal kaynaklar ve doğal güzellikler, turizm açısından değerlendirilebilecek önemli unsurlar arasında yer almaktadır.

Kültürel ve Dini Yapı

Sancak Bölgesi, tarih boyunca farklı etnik ve dinî toplulukların bir arada yaşadığı çok katmanlı bir kültürel yapıya sahip olmuştur. Balkan coğrafyasının genel karakterine paralel olarak Sancak’ta da kültürel çeşitlilik, bölgenin tarihsel gelişiminde belirleyici bir unsur olmuştur.


Bölgede dinî yapı başlıca İslâm ve Hristiyanlık etrafında şekillenmektedir. Müslüman nüfusun büyük çoğunluğunu Boşnaklar oluştururken, Hristiyan nüfus ise ağırlıklı olarak Ortodoks Sırplar ve Karadağlılardan meydana gelmektedir. Bu dinî dağılım, özellikle Osmanlı döneminde yaşanan İslamlaşma sürecinin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır.


Osmanlı hâkimiyetiyle birlikte Sancak’ta İslam kültürü ve kurumları yaygınlaşmış; camiler, medreseler, vakıflar ve sosyal yapılar aracılığıyla dinî ve kültürel hayat şekillenmiştir. Bu süreçte bölge, yalnızca idarî değil aynı zamanda kültürel anlamda da Osmanlı dünyasının bir parçası hâline gelmiştir.

İslamlaşma süreci sonucunda ortaya çıkan Boşnak kimliği, dinî aidiyet ile etnik kökenin iç içe geçtiği bir yapıyı yansıtmaktadır. Bu bağlamda Boşnaklar, Slav kökenli olmalarına rağmen İslam dini etrafında şekillenen bir kültürel kimlik geliştirmiştir. Tarih boyunca bu topluluk, farklı siyasi ve sosyal baskılara rağmen dilini, kültürünü ve dinî kimliğini korumayı başarmıştır.


Sancak’ta konuşulan diller de bu kültürel çeşitliliğin bir göstergesidir. Bölgede Sırpça, Boşnakça, Karadağca, Arnavutça ve kısmen Hırvatça kullanılmaktadır. Bu çok dillilik, bölgenin tarihsel süreçte farklı kültürel etkiler altında kaldığını ortaya koymaktadır.


Bölgenin kültürel yapısı, yalnızca dinî ve etnik unsurlarla sınırlı kalmayıp, gündelik yaşam pratiklerine de yansımıştır. Geleneksel el sanatları, mimari yapılar, yerel kıyafetler ve sosyal ilişkiler, Osmanlı kültürünün izlerini günümüze kadar taşımaktadır. Özellikle vakıf sistemi aracılığıyla kurulan sosyal ve dinî yapılar, şehirleşme ve kültürel gelişim açısından önemli bir rol oynamıştır.

Boşnakların Milli Forsu ve Bayrağı

Boşnak milletinin forsu, Avrupa kalkanı şeklinde olup sol üst köşeden, sağ alt köşesine doğru uzanan bir şerit ile ikiye bölünmüştür. Forsun üst kısmının sağ tarafında yeşil zemin üzerine üç hilâl, sol alt kısımda ise koyu mavi zemin üzerinde üç altın zambak yer almaktadır. 

Boşnak Bayrağı (Bošnjačko nacionalno vijeće u Republici Srbiji)


Beyaz renkte olan Boşnak bayrağının ebatları 1x 1,625 metredir. Bayrağın ortasında Boşnakların forsu bulunmaktadır. Boşnak forsu ve bayrağı, Sancaklı Boşnaklar ile Sırbistan ve Karadağ’da yaşayan bütün Boşnakların da resmî sembolleridir.


Forsta mavi zemin üzerinde bulunan üç zambak, Boşnakların Avrupa kökeninden, yeşil zemin üzerindeki üç hilâl ise Boşnakların İslâm dinine mensup olduğunu anlatmaktadır. Yine Forsun Avrupa kalkanı şeklinde oluşu da Boşnakların Avrupa kökenine vurgu yapmaktadır. Alt kısımdaki mavi zemin ve altın renkli zambaklar Boşnakların bölgenin en eski yerlileri olduğunu ifade ettiği gibi Bosna-Hersek’teki Boşnaklar ile olan birliğe de işaret eder. Ayrıca mavi renk Boşnakların demokrasi anlayışını, yeşil renk Boşnakların İslâm kültür ve geleneğini benimsediklerine işaret etmektedir.【13】

Tarihi Eserler ve Mimari

Sancak Bölgesi, tarih boyunca farklı medeniyetlerin etkisi altında gelişmiş olup bu durum, bölgenin mimari ve kültürel mirasına da yansımıştır. Özellikle Osmanlı hâkimiyeti döneminde kurulan vakıf sistemi, bölgedeki şehirleşme sürecinin temel dinamiklerinden biri olmuş ve çok sayıda dinî, sosyal ve eğitim yapısının inşa edilmesini sağlamıştır.


Osmanlı döneminde Sancak’ta kurulan vakıflar aracılığıyla cami, mescit, medrese, mektep, dergâh ve çeşitli sosyal yapılar inşa edilmiş; bu eserler hem dinî hayatın hem de toplumsal düzenin şekillenmesinde önemli rol oynamıştır.

Sahat Kula (Anadolu Ajansı)

Sahat Kula (Pljevlja)

Saat Kulesi'nin yüksekliği 28 metredir bu da onu Karadağ ve Sancak’ın en yüksek kulesi yapar. Kim tarafından ve kaç yılında yapıldığı tam olarak bilinmemekle beraber bazı kaynaklarda XVIII. yüzyılda yapıldığı ve Mehmed Paşa Kukavica’ nın vakfiyesi olduğu belirtilmiştir.

Bor Camii-Haji Hurem Camii (Novi Pazar)

Hacı Hurem (Bor) camii, Novi Pazar'ın en eski tarihi üç camisinden biridir. Rivayete göre cami, 16. Yüzyılın ortalarında yapılmış tarihi Türk camilerindendir. Bu cami, Novi Pazar'da yapım zamanıyla ilgili bir kitabenin korunduğu tek cami olması bakımından benzersizdir. Hacı Hürrem camisinin ayrılmaz bir parçası, inşaatçısı Hacı Hürrem'in kabrinin bulunduğu türbedir. Zamanla bazı değişikliklere uğramasına rağmen Cami özgürlüğünü korumuş olup Novi Pazar'ın en büyük ve en önemli camilerinden biri olmaya devam etmektedir.

Hasan Çelebi Camii (Novi Pazar)

Hasan Çelebi tarafından 1528 yılında yaptırılmıştır. Ancak 1689 yılında Avusturya-Osmanlı Savaşı sırasında bu cami yakılmıştır. Bir rivayete göre cami bir Arap yani Arap asıllı bir Türk subayı tarafından onarılmış ve bu yüzden Arap Camii olarak anılmış ve adlandırılmıştır. Arap Cami iki katlı olarak inşa edilmiş, kısa ve arkaik minaresi yeniden yapılmış ve dekore edilmiştir.

Spoćani Manastırı

Spoćani Manastırı, Yenipazar’ın yaklaşık 17 km batısında, Raşka Nehri’nin kaynağında Kral I. Uroş tarafından yaptırılmıştır. Yapım yılı kesin olarak bilinmemektedir. Kubbenin tambur halkasındaki tek yazıtın tapınağın yapım yılını gösteren bir yeri hasar görmüştür. Kilisenin duvarlarında sunulan kompozisyonlardan yola çıkarak bu anıtın 1260’lı yıllarda yapıldığı sonucuna varılmıştır. Bir zamanlar, birkaç binadan (yemek odası, lojman vb.) oluşan manastır kompleksinden günümüze bir tek Kutsal Üçlü Kilisesi kalmıştır. Bu kilisenin mimarisi, Raşka mimarlık okulunun klasik tarzına aittir. Bu vakıf ve Kral I. Uroş’un aile mozolesi, Ortaçağ resminin önemli bir mirasını temsil etmektedir. Freskler sanatsal değerlerinin yanı sıra o dönemin tarihini aydınlatmak açısından da önemlidir. 1979 yılından beri UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer almaktadır.

Kumanica Manastırı (Sjenica)

Kumanica Manastırı, Sjenica şehrine bağlı Vrbnica köyünde yer almaktadır. Bu manastırın tam olarak ne zaman ve kim tarafından inşa ettirildiği bilinmemektedir. İlk olarak 1514 yılında yazılı belgede adı geçse de manastır muhtemelen 14. yüzyılda inşa edilmiştir. Binanın tabanında yer alan haç motifi kilisenin Raşka mimarisine ait olduğunu göstermektedir. Son araştırmalara göre kilisenin kurucusu, 14. yüzyılda Akova yakınlarındaki Nikoljac’taki Aziz Nikolas Kilisesini ve çok sayıda başka Sırp kilisesini inşa ettiren Sırp hükümdarlarından biri olan Kral Milutin’dir. Kumanica Manastırı, Kutsal Mimar Gabriel’e adanmıştır. Manastır 18. yüzyılda kesin olarak bilinmeyen bir sebeple, muhtemelen eskimiş ve zayıf malzeme nedeniyle yıkılmıştır. Kilise yıkılana kadar, bugün Sırbistan Bilim ve Sanat Akademisi’nde saklanan, Kumanica İncilini korumuştur. Söz konusu manastır 2000 yılında yenilenmiştir.

Dipnotlar

  • [1]

    Nazif Hoca, “Yenipazar,” İslâm Ansiklopedisi (İstanbul: Millî Eğitim Basımevi, 1978), 13:395-396.

  • [2]

    Caner Sancaktar, “1878–1945 Döneminde Sancak Sorunu: Avusturya, Sırbistan, Karadağ ve Boşnaklar,” Balkan ve Yakın Doğu Sosyal Bilimler Dergisi, Haziran 2020, 7. Erişim tarihi: 04 Nisan 2026.https://www.ibaness.org/bnejss/2020_06_01/02_Sancaktar.pdf

  • [3]

    Muhammed Aruçi, “Sancak”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi (İstanbul: TDV Yayınları, 2009), 36:100. Erişim tarihi: 05 Nisan 2026 https://islamansiklopedisi.org.tr/sancak--sirbistan

  • [4]

    Sead İbriç, XIX. Yüzyılda Yeni Pazar Sancağı (Konya: Selçuk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, yüksek lisans tezi, 2004), 7. Erişim tarihi: 04 Nisan 2026.https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/tezDetay.jsp?id=BC2TubAf3tiarmy7-LU3Fw&no=h6c95s7UPlRU8ZlgxbnNQg

  • [5]

    Mehmet Esat Sarıcaoğlu ve Ahmet Özensoy, “Sancak Bölgesi Osmanlı Vakıfları,” Kırıkkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi 13, no. 2 (2023): 489. Erişim tarihi: 04 Nisan 2026. https://dergipark.org.tr/en/pub/kusbd/article/1298719

  • [6]

    Davut Nuriler, Sancak’ın Asırlık Hak Mücadelesi (İstanbul: Motto Yayınları, 2019), 275.

  • [7]

    Hüseyin Kansu, Sancak ve Balkanlar’daki Son Gelişmeler (İstanbul: Bayrak Matbaası, 1999), 6.

  • [8]

    Selma Saraç, Sancak Bölgesinde Hıristiyanlık ve İslâm (15–17. Yüzyıllar) (Edirne: Trakya Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, yüksek lisans tezi, 2022), 11.Erişim tarihi: 04 Nisan 2026. https://unis.trakya.edu.tr/tez-detay/2_D3CtCW_56/sancak-bolgesinde-hiristiyanlik-ve-islam-15-17-yuzyillar

  • [9]

    Aydın Babuna, Geçmişten Günümüze Boşnaklar, çev. Hayati Torun (İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yayınları, 2000), 15.

  • [10]

    Salname-i Vilayet-i Bosna (H. 1287 [1870]), 144–145.

  • [11]

    Kemal H. Karpat, Osmanlı Nüfusu (1830–1914), çev. Bahar Tırnakçı (İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yayınları, 2003), 118.

  • [12]

    Murat Yılmaz, Drina’nın Öbür Yakası: Sancak Kimlik Oluşumu ve Otonomi Sorunu (İstanbul: İHH Yayınları, 2004), 30.

  • [13]

    Erhan Türbedar, Sancak Bölgesi Hakkında Temel Bilgiler (Ankara: Sancak Dostları Vakfı, 2004), 11-12.

Günün Önerilen Maddesi
26.04.2026 tarihinde günün önerilen maddesi olarak seçilmiştir.

Sen de Değerlendir!

0 Değerlendirme

Yazar Bilgileri

Avatar
YazarEsma Biçer6 Nisan 2026 00:10

Etiketler

Tartışmalar

Henüz Tartışma Girilmemiştir

"Sancak (Bölge)" maddesi için tartışma başlatın

Tartışmaları Görüntüle

İçindekiler

  • Tarihi Arka Plan (Osmanlı Öncesi Dönem)

  • Osmanlı Döneminde Sancak

    • Fetih ve Kuruluş

    • İdari Yapı ve Statü

    • Siyasi Gelişmeler

  • Modern Dönemde Sancak (1918 Sonrası)

  • Nüfus ve Etnik Yapı

  • Ekonomi

  • Kültürel ve Dini Yapı

  • Boşnakların Milli Forsu ve Bayrağı

  • Tarihi Eserler ve Mimari

    • Sahat Kula (Pljevlja)

    • Bor Camii-Haji Hurem Camii (Novi Pazar)

    • Hasan Çelebi Camii (Novi Pazar)

    • Spoćani Manastırı

    • Kumanica Manastırı (Sjenica)

KÜRE'ye Sor