
Romanın başkahramanı Maya Duran, İstanbul Üniversitesi’nde çalışan, sade bir hayat süren bir akademisyendir. Bir gün, Almanya’dan gelen 87 yaşındaki Prof. Maximilian Wagner’i ağırlamakla görevlendirilir. Başlangıçta sıradan bir akademik ziyaret gibi görünen bu buluşma, zamanla derin ve sarsıcı bir yolculuğa dönüşür.
Profesör Wagner’in İstanbul’a gelişi, onun geçmişindeki büyük bir acıyı tekrar yaşaması anlamına gelmektedir. Maya, onun hikayesini araştırdıkça, Struma faciası, Nazi zulmü ve geçmişin gizli kalmış acıları gün yüzüne çıkmaya başlar. 1942’de, Yahudi mültecileri Filistin’e götürmek isteyen Struma gemisinin Karadeniz’de batırılması, Profesör’ün kaybettiği büyük aşkı ve tarih içinde unutulan insan trajedileri romanın ana eksenini oluşturur.
Maya’nın, Wagner’in geçmişini anlamaya çalışırken kendi ailesine ve kimliğine dair de önemli keşifler yapması, romanın kişisel bir dönüşüm hikayesine evrilmesini sağlar.
Tarih ve Unutulan Acılar
Aşk ve Hasret
Göç, Savaş ve Kimlik
Bireysel ve Toplumsal Bellek
Zülfü Livaneli, romanında sade ve akıcı bir dil kullanırken, tarihi olayları da kurgular. Kitap boyunca gerilim, merak ve duygusal yoğunluk dengeli bir şekilde işlenmiştir. Hikaye, geçmiş ve şimdi arasında gidip gelen bir anlatım tekniği ile kurgulanmıştır.
Livaneli, Zülfü. Serenad. İstanbul: Doğan Kitap, 2011.

Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Serenad (Kitap)" maddesi için tartışma başlatın
Temalar
Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.