Seyirci kalma etkisi (Bystander Effect), bireylerin acil, tehlikeli veya müdahale gerektiren bir durumla karşılaştıklarında, ortamda başka insanların bulunması durumunda olaya müdahale etme olasılıklarının azalması veya tepkisiz kalmaları durumu olarak tanımlanmaktadır.【1】 Sosyal psikoloji literatüründe önemli bir yer tutan bu kavram, bir olaya tanıklık eden kişi sayısı arttıkça, bireylerin yardım etme eğiliminin düştüğüne işaret etmektedir.【2】 Kavram, tanık (seyirci) konumundaki bireyin fiziksel olarak olay yerinde bulunmasına rağmen, ne fail ne de mağdur olduğu ve olaydan doğrudan sorumlu tutulmadığı bir pasiflik halini ifade etmektedir.【3】
Tarihsel Gelişim ve Kökeni
Seyirci kalma etkisi kavramının bilimsel literatüre girişi, 1964 yılında New York’ta gerçekleşen Kitty Genovese cinayeti ile ilişkilendirilmektedir. Catherine Susan Genovese’nin saldırıya uğrayarak hayatını kaybettiği olay sırasında, 38 görgü tanığının bulunmasına rağmen hiçbirinin olaya müdahale etmediği veya polisi aramadığı belirtilmiştir.【4】 Bu trajik olay, sosyal psikologları insanların neden bu tür durumlarda duyarsız kaldığını araştırmaya yöneltmiş ve bu fenomen "Genovese Sendromu" olarak da adlandırılmıştır.【5】 John M. Darley ve Bibb Latané, 1960'ların sonunda bu olguyu laboratuvar ortamında inceleyerek kapsamlı bir araştırma programı başlatmışlardır.【6】
Teorik Yaklaşımlar ve Psikolojik Mekanizmalar
Seyirci kalma etkisinin altında yatan psikolojik süreçler, klasik yaklaşımlarda üç temel faktörle açıklanmaktadır:
Sorumluluğun Dağılması (Diffusion of Responsibility): Ortamda daha fazla tanık bulunduğunda, bireylerin yardım etme sorumluluğunu diğerleriyle paylaştığı hissine kapıldığı ve bu nedenle kişisel sorumluluk algısının azaldığı ifade edilmiştir.【7】
Değerlendirilme Kaygısı (Evaluation Apprehension): Bireylerin, müdahale etmeleri durumunda diğer insanlar tarafından olumsuz yargılanmaktan veya hata yapmaktan korktukları belirtilmiştir.【8】
Çoğulcu Cehalet (Pluralistic Ignorance): Diğer tanıkların tepkisiz kalmasının, bireyde durumun aslında acil olmadığı yönünde yanlış bir algı oluşturduğu ve bu nedenle eylemsizliğin pekiştiği vurgulanmıştır.【9】
Bu süreçlerin yanı sıra, yardım etme davranışının "Seyirci Müdahale Modeli" adı verilen bilişsel bir süreç (olayı fark etme, acil durum olarak yorumlama, sorumluluk üstlenme, yardım yöntemini bilme ve müdahale etme) gerektirdiği ancak seyirci kalma etkisinin bu sürecin aksamasıyla ortaya çıktığı belirtilmiştir.【10】
Nörolojik ve Biyolojik Temeller
Yakın dönemde yapılan nörolojik araştırmalar, seyirci kalma etkisinin sadece durumsal faktörlere dayalı bir karar verme süreci olmadığını, aynı zamanda nöral ve biyolojik mekanizmalarla da ilişkili olduğunu ortaya koymuştur. Yardım etme davranışının bazı durumlarda bilişsel bir karardan ziyade, refleksif (düşünsel olmayan/otomatik) bir süreç olabileceği ifade edilmiştir.【11】
Yapılan fMRI (fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme) çalışmalarında, ortamdaki seyirci sayısı arttıkça, beynin yardım etmeye hazırlıkla ilgili bölgelerinde (pre- ve postcentral gyrus ve medial prefrontal korteks) aktivite düşüşü gözlemlendiği belirtilmiştir【12】 . Ayrıca, bireyin kişiliğine bağlı olarak "sempati" (diğeri odaklı şefkat) ve "kişisel sıkıntı" (kendine odaklı rahatsızlık) gibi faktörlerin de yardım davranışını etkilediği; kişisel sıkıntı düzeyi yüksek bireylerde kalabalık ortamlarda donma veya kaçınma tepkilerinin daha baskın olduğu tespit edilmiştir.【13】
Sosyal Medya ve Yeni Nesil Seyirci Kalma Etkisi
İletişim teknolojilerinin gelişimiyle birlikte, seyirci kalma etkisi kavramı fiziksel ortamların ötesine geçerek dijital platformlarda da incelenmeye başlanmıştır. "Yeni nesil seyirci kalma etkisi" olarak adlandırılan bu olgu, sosyal medya ortamlarında şiddet veya acil durum içeriklerine verilen tepkiler üzerinden ele alınmaktadır.【14】
Sosyal medyanın sunduğu yeni kamusal alanda, bireylerin şiddet içeriklerine karşı "duyarsızlaşma" eğilimi gösterebildiği, ancak tepki verme konusunda gerçek hayata kıyasla daha rahat davranabildikleri belirtilmiştir. Gerçek hayatta fiziksel riskler veya çekinceler nedeniyle müdahale edilmeyen durumlara, sosyal medyada yorum yapma veya paylaşma yoluyla daha sert ve hızlı tepkiler verilebildiği, ancak bu tepkilerin müdahale boyutunda samimiyetinin ve etkisinin tartışmalı olduğu ifade edilmiştir.【15】 Gerçek hayattaki seyirci kalma etkisi ile sosyal medyadaki seyirci etkisi arasında, müdahale motivasyonları ve tepki biçimleri açısından farklılıklar bulunduğu saptanmıştır.【16】
Örgütsel Bağlamda Seyirci Kalma Etkisi
Örgütsel davranış alanında seyirci kalma etkisi, iş yerindeki olumsuzluklara, haksızlıklara veya örgütsel sapmalara tanık olan çalışanların sessiz kalması bağlamında ele alınmaktadır. Örgütlerde çalışanların birbirini tanıdığı durumlarda dahi, sorumluluğun dağılması, misilleme korkusu ve duygusal ilgisizlik gibi nedenlerle bildirimde bulunmaktan kaçındıkları belirtilmiştir.【17】
Örgütsel ortamda seyirci kalma etkisinin, "örgütsel muhalefet" (çalışanların memnuniyetsizliklerini dile getirmesi) davranışı ile negatif yönlü bir ilişkisi olduğu; seyirci kalma eğilimi arttıkça muhalefet etme ve ses çıkarma davranışının azaldığı tespit edilmiştir.【18】 Ayrıca, çalışanların "algılanan örgütsel destek" düzeyinin, bu ilişkide aracı bir rol oynadığı; destekleyici bir örgüt ikliminin ve liderlik yapısının, seyirci kalma etkisini azaltarak çalışanların yapıcı tepkiler vermesini kolaylaştırdığı ifade edilmiştir.【19】


