sb-image

Simone Weil

Simone Weil, felsefi düşünceyi emek deneyimi, toplumsal adalet, musibet, ahlaki yükümlülük ve ruhsal dikkat kavramlarıyla birlikte ele alan Fransız düşünürdür.
fav gif
Kaydet
kure star outline
Ai badge logo

Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.

Doğum tarihi
3 Şubat 1909
Doğum yeri
Paris / Fransa
Ölüm tarihi
24 Ağustos 1943
Ölüm yeri
Ashford / Birleşik Krallık
Uyruğu
Fransız
Meslekler
FilozofÖğretmenSiyasal yazar
Eğitim
Lycée Henri-IV École Normale Supérieure Agrégation de philosophie
Çalışma Alanları
EmekToplumsal baskıGüç ve şiddetAcı ve musibet (malheur)YükümlülükKöklenmeEtikSiyasetDin
Önemli Deneyimler
Fabrika işçiliği (1934–1935)İspanya İç Savaşı gözlemleri (1936)PortekizİtalyaSolesmes deneyimleri (1935–1938)Özgür Fransa çalışmaları - Londra (1942–1943)
Yazı Türleri
DenemeMektupDefterTaslak metin

Simone Weil, yaşamı boyunca felsefi düşünce ile yaşantıyı etik düzlemde ayrılmaz biçimde ele alan, emek deneyimi, toplumsal baskı, musibet, güç, yükümlülük ve köklenme kavramları üzerinden modern dünyanın siyasal ve ahlaki sorunlarını inceleyen, eleştirel Marksizm ile heterodoks Hristiyan düşüncesini buluşturan Fransız filozoftur.

Doğumu ve Ailesi

Simone Weil, 3 Şubat 1909 tarihinde Paris’te doğdu. İki çocuklu bir ailenin küçüğüdür. Ailesi ekonomik açıdan rahat bir yaşam sürdürmüş, seküler ve agnostik bir ortam sağlamıştır. Ebeveynlerinin her ikisi de Yahudi aile kökenine sahiptir. Weil’in çocukluğu, kültürel açıdan donanımlı ve burjuva bir Fransız çevresi içinde geçmiştir.


Babası hekim olarak çalışmıştır. Kendisinden üç yaş büyük kardeşi André Weil, matematik alanında tanınan bir isimdir; Bourbaki grubunun kurucuları arasında yer almış ve İleri Araştırmalar Enstitüsü (Institute for Advanced Study) bünyesinde görev yapmıştır. Weil, ergenlik döneminde kardeşinin yetenekleri karşısında kendisini yetersiz hissettiğini, bu durumun onda derin bir umutsuzluk yarattığını belirtmiş; hakikate ulaşmanın ancak sürekli dikkat ve yoğun çaba ile mümkün olduğu kanaatine bu dönemde yönelmiştir.【1】


Çocukluk yıllarından itibaren belirgin bir ahlaki hassasiyet sergilemiştir. Beş yaşında lüksün ayrımcı niteliğini gerekçe göstererek hediye bir kolyeyi kabul etmediği, altı yaşında ise savaşta bulunan Fransız askerlerine ayrılan şeker miktarından fazlasını tüketmeyi reddettiği aktarılır. Aile içinde kendisi için “Simon” adının kullanıldığı, ebeveynlerinin bu adı tercih ettiği ve Weil’in bazı yazışmalarında bu adı imza olarak kullandığı bilinmektedir.


Weil’in Yahudilikle ilişkisi yaşamı boyunca tartışmalı bir nitelik taşımıştır. Ailesinin seküler tutumu nedeniyle Yahudi dini pratikleriyle bağ kurmamış, kendisini din bakımından Yahudi olarak tanımlamamıştır. 1940 tarihli bir yazışmasında, hiçbir zaman sinagoga girmediğini, iki bin yıl önce Filistin’de yaşamış topluluklarla bağ kurmasını gerektirecek bir neden görmediğini ifade etmiştir. Buna karşılık, kendisini “doğuştan Hristiyan ilhamı içinde” gördüğünü belirtmiş, eğitimini ve kültürel yönelimini Katolik ve Fransız gelenekleriyle ilişkilendirmiştir.【2】

Eğitimi ve Akademik Hayatı

Simone Weil, çocukluk ve ilk gençlik yıllarında çeşitli okullarda ve özel öğretmenler eşliğinde eğitim aldı. Ortaöğrenimini Paris’te sürdürdü. Bu dönemde, dönemin önde gelen felsefe öğretmenlerinden biri olan Émile Chartier’nin (takma adıyla Alain) öğrencisi olarak Lycée Henri-IV’te öğrenim gördü. Chartier’in derslerinde antik Yunan felsefesi, modern felsefe tarihi ve edebiyat merkezî bir yer tutmaktaydı. Bu eğitim sürecinde Platon, Marcus Aurelius, Descartes, Spinoza ve Kant gibi düşünürlerin metinleriyle sistemli biçimde tanıştı.


1928 yılında École Normale Supérieure’e kabul edildi. Bu dönemde, kurumda öğrenim gören az sayıdaki kadın öğrenciden biri olarak eğitim aldı. 1929–1930 yıllarında Descartes’ta bilgi ve algı konusuna odaklanan bir tez çalışması yürüttü.


Akademik eğitimi boyunca Weil, felsefeyi yalnızca kuramsal bir disiplin olarak ele almadı. Eğitim süreci, düşünce ile pratik etkinlik arasındaki ilişkiyi sorguladığı bir dönem olarak şekillendi. Öğrencilik yıllarında sendikal faaliyetlerle ilgilendi, işçi hareketlerine yönelik yazılar kaleme aldı ve çeşitli politik oluşumlarla temas kurdu. Bu yönelim, eğitim hayatının ilerleyen aşamalarında öğretmenlik göreviyle birlikte devam etti.


Weil’in bu dönemdeki felsefi yönelimi, Descartes’ın özne merkezli düşüncesi, Marx’ın toplumsal ve maddi çözümlemeleri ile Kant’ın ahlaki mutlaklık anlayışından beslenmiştir. Eğitim sürecinde edindiği bu kuramsal çerçeve, sonraki yıllarda geliştirdiği toplumsal, ahlaki ve siyasal düşüncenin temelini oluşturmuştur.

Öğretmenlik Faaliyetleri ve Erken Siyasal Çalışmaları

Simone Weil, 1931 yılında agrégation sınavını tamamlamasının ardından devlet liselerinde felsefe öğretmeni olarak göreve başladı. İlk görev yeri, Fransa’nın bölgesel merkezlerinden biri olan Le Puy’daki bir kız lisesi oldu. 1931–1934 yılları arasında farklı liselerde öğretmenlik yaptı. Bu dönemde mesleki görevlerini sürdürürken ders dışı etkinliklere yoğun biçimde zaman ayırdı.


Öğretmenlik yıllarında Weil, işçi hareketleriyle doğrudan temas kurdu. İşçi gruplarına felsefe dersleri verdi, sendikal faaliyetlere katıldı ve işçilerin taleplerini konu alan yazılar kaleme aldı. Aynı dönemde, yalnızca gözlemci olarak kalmadı; zaman zaman fiziksel emek gerektiren işlerde çalışarak işçi yaşamını deneyimlemeye yöneldi.


1932 yılında Almanya’ya seyahat etti. Bu gezinin amacı, ülkede yükselen Nasyonal Sosyalizmin toplumsal ve ekonomik koşullarını yerinde incelemekti. Almanya’daki sendikaların durumunu, işsizliğin yaygınlığını ve işçi sınıfının siyasal örgütlenme kapasitesini gözlemledi. Bu deneyim, modern toplumlarda bürokratik yapılanmaların ve örgütsel hiyerarşilerin birey üzerindeki etkilerine yönelik eleştirilerini derinleştirdi.


Bu dönemde Weil, Marx’ın yöntemsel çözümlemelerinden yararlanmakla birlikte, devrim düşüncesinin tarihsel zorunluluk olarak ele alınmasına mesafeli yaklaştı. Toplumsal baskının yalnızca mülkiyet ilişkilerinden değil, işbölümü, uzmanlaşma ve bürokratik yönetim biçimlerinden de kaynaklandığını savundu. 1934 yılında kaleme aldığı “Özgürlük ve Toplumsal Baskının Nedenleri Üzerine Düşünceler” başlıklı çalışmasında, erken dönem siyasal düşüncesinin temel kavramlarını sistemli biçimde ortaya koydu.

Fabrika Deneyimi ve Emek Felsefesi

Simone Weil, 1934 yılında öğretmenlik görevinden izin alarak Paris’teki fabrikalarda çalışmak üzere başvuruda bulundu. Bu karar, işçi sınıfının koşullarını doğrudan deneyimleme ve toplumsal baskının maddi temellerini içeriden gözlemleme amacıyla alındı. Yaklaşık yirmi dört hafta süren bu dönemde, vasıfsız kadın işçiler arasında yer alarak çeşitli fabrikalarda çalıştı.


Bu dönemde kaleme aldığı Fabrika Günlüğü’nde, üretim sürecinde yöntemin makineye kristalleştiğini, düşünmenin metalde yoğunlaştığını, buna karşılık işçinin makineye hizmet eden bir otomata indirgendiğini; bu koşullar altında düşüncenin geri çekildiğini ve bilinçli etkinliğin giderek ortadan kalktığını belirtir.【3】Emek süreci, yalnızca bedensel değil, aynı zamanda zihinsel ve ahlaki bir yıpranma alanı olarak tanımlanır. Weil, bu durumu “kölelik” kavramıyla açıklar ve itaatsizlik yerine yorgunluk ve edilgenliğin ortaya çıktığını vurgular.


Fabrikalardaki çalışma koşulları, Weil’in yazılarında ayrıntılı biçimde ele alınır. Üretim sürecinin yüksek hızla ilerlemesi, amirlerden gelen sürekli talimatlar ve zaman baskısı, emek sürecinin temel unsurları olarak tanımlanır. Weil, bu koşullar altında düşünmenin giderek zorlaştığını, yorgunluk ve itaatin öne çıktığını belirtir.【4】Deneyimini, fiziksel acıdan çok aşağılanma ve değersizleştirilme duygusuyla ilişkilendirir.

Savaş, Şiddet ve Güç Kavrayışı

Simone Weil’in savaş, şiddet ve güç kavrayışı, fabrika deneyimi, İspanya İç Savaşı’ndaki gözlemleri ve klasik metinlere yönelik çözümlemeleriyle birlikte şekillenmiştir. Bu kavrayışta temel kavram “güç”tür. Güç, Weil’in metinlerinde, insanı insanlıktan çıkaran ve onu bir nesneye dönüştüren bir etki olarak tanımlanır.


Weil’e göre güç, yalnızca silahlı şiddetle sınırlı değildir. Fabrika düzeni, savaş alanı ve bürokratik yapılar, gücün farklı biçimlerde işlediği alanlar olarak ele alınır. Gücün temel özelliği, maruz kalan kişiyi edilgen hâle getirmesi ve onu kendi varlığı üzerinde söz söyleyemez duruma getirmesidir. Bu nedenle güç, hem fiziksel hem de toplumsal koşullar aracılığıyla işler.


İspanya İç Savaşı sırasında tanık olduğu infaz girişimleri ve sivil ölümler, Weil’in şiddet konusundaki değerlendirmelerinde belirleyici olmuştur. Bu deneyimler, savaşın ahlaki açıdan yüceltilemeyecek bir alan olduğunu ve şiddetin, taraflardan bağımsız biçimde insanları nesne konumuna sürüklediğini gösteren örnekler olarak ele alınır.


Bu yaklaşım, Homeros’un İlyada destanı üzerine yaptığı çözümlemede de görülür. Weil, bu metinde gücün hem galipleri hem de yenilenleri aynı ölçüde insanlıktan uzaklaştırdığını savunur. Güç, kullanan kişiyi geçici olarak üstün konuma getirir; ancak aynı zamanda onu da kırılgan ve yok edilebilir bir varlık hâline getirir. Bu nedenle savaşta kesin ve kalıcı bir üstünlük bulunmaz.


Weil’in güç kavrayışında dikkat çeken bir diğer unsur, şiddetin düşünme yetisini zayıflatmasıdır. Güce maruz kalan kişi, korku ve zorunluluk altında hareket eder; bu durum, hem ahlaki muhakemeyi hem de özgür iradeyi sınırlar. Aynı etki, gücü kullanan kişi üzerinde de görülür; güç, onu başkalarının acısını algılayamaz hâle getirir.

Acı ve Musibet ( Malheur ) Kavramı

Simone Weil’in düşüncesinde acı ve musibet (malheur) kavramları birbirinden ayrılarak ele alınır. Weil, her acının musibet niteliği taşımadığını belirtir. Musibet, yalnızca fiziksel acıyı değil, aynı zamanda ruhsal yıkımı ve toplumsal aşağılanmayı içeren bütüncül bir durumu ifade eder.


Musibet, bireyin yaşamını kökünden sarsan bir olayla ortaya çıkar. Bu olay, kişinin bedensel bütünlüğünü, ruhsal dengesini ve toplumsal konumunu aynı anda etkiler. Weil’e göre musibet, fiziksel acının ötesinde, toplumsal aşağılanmayı da içeren ve bireyi hem başkalarının gözünde hem de kendi gözünde değersizleştiren bir durumdur.【5】Bu süreçte kişi, toplumsal olarak “hiç kimse” konumuna itilir.


Weil, musibeti ölümle eşdeğer bir durum olarak tanımlar. Musibet, insanı fiilen öldürmeden, onu yaşarken yok eden bir etki yaratır. Bu nedenle musibet, yalnızca bireysel bir deneyim değil, aynı zamanda toplumsal bir olgudur. Toplumsal aşağılanma ve dışlanma, musibetin ayırt edici unsurları arasında yer alır.


Musibet, Weil’e göre insanın “ben” duygusunu ortadan kaldırır.【6】Kişi, kendisini bir özne olarak algılayamaz; irade, umut ve gelecek beklentisi zayıflar. Bu nedenle musibete maruz kalan birey, yardım isteme veya başkalarına yardım etme kapasitesini büyük ölçüde yitirir. Musibet yaşayanların, yaşadıkları durumu dile getirmekte zorlanmaları da bu bağlamda ele alınır.


Weil, musibetin anlaşılmasının güç olduğunu vurgular.【7】Musibeti yaşamamış kişiler, bu durumu tam anlamıyla kavrayamaz. Düşünce, musibetten doğal olarak kaçma eğilimindedir. Bu kaçış, musibetin toplumsal olarak görünmez hâle gelmesine yol açar.

Dinsel Deneyimler ve Hristiyanlıkla İlişkisi

Simone Weil’in Hristiyanlıkla ilişkisi, 1930’lu yıllarda yaşadığı üç deneyim etrafında şekillenmiştir. Weil, bu deneyimleri “önem taşıyan üç temas” olarak adlandırır. Bu temaslar, sistematik bir din değiştirme süreci değil, yaşantısal ve bireysel deneyimler olarak aktarılır.


İlk deneyim, 1935 yılında Portekiz’de bir balıkçı köyünde katıldığı dinsel bir geçit töreni sırasında gerçekleşmiştir. Bu sırada, Hristiyanlığın “kölelerin dini” olduğu düşüncesinin kendisinde belirginleştiğini ifade eder.【8】İkinci deneyim, 1937 yılında İtalya’da Assisi yakınlarında bir şapelde dua ederken yaşanmıştır; burada diz çökmeye yöneldiğini belirtir. Üçüncü deneyim ise 1938 yılında Solesmes’te Paskalya haftasında Gregoryen ilahiler eşliğinde gerçekleşmiş, bu sırada acı ile ilahi sevgi arasında bir bağ kurduğunu yazmıştır. Aynı dönemde George Herbert’in “Love” adlı şiirinin tekrarı sırasında Mesih’in varlığını hissettiğini ifade eder.


Weil, bu deneyimlere rağmen vaftiz olmamış ve kurumsal Kilise’ye katılmamıştır. Hristiyanlığı, acı, zorunluluk, musibet ve itaat kavramlarıyla birlikte ele almış; bu ilişkiyi toplumsal ve bireysel deneyimlerle bağlantılı bir çerçevede değerlendirmiştir.

Kişiliği ve Yaşam Tarzı

Simone Weil’in kişiliği ve yaşam tarzı, kendisine özgü katı ilkeler ve bilinçli kısıtlamalarla belirlenmiştir. Günlük yaşamında bedensel rahatlıktan kaçınmış; beslenme, barınma ve çalışma koşullarını, ilgilendiği toplumsal grupların en dezavantajlı üyeleriyle uyumlu olacak biçimde sınırlamıştır. Çeşitli dönemlerde, askerler, işçiler, mülteciler ve savaş esirlerinin koşullarını esas alarak yiyecek tüketimini kısıtladığı kaydedilmiştir.


Weil, bedensel sağlığına öncelik vermemiştir. Uzun süreli uykusuzluk, yoğun çalışma temposu ve yetersiz beslenme, yaşamının farklı evrelerinde süreklilik göstermiştir. Kendisini sık sık “atalet” ve “yetersizlik” ile suçladığı, bu durumu aşmak için daha fazla çalışma ve kendini zorlamayı benimsediği belirtilir.【9】


Giyim tarzı sade ve ayırt edici niteliktedir. Kadınsı görünümü belirginleştiren kıyafetlerden kaçınmış; etek, ceket, düz ayakkabı ve ilerleyen yıllarda bere ile pantolon tercih etmiştir. Bu tercihlerini, sağlık durumu, zamana verdiği değer ve toplumsal eşitlik anlayışıyla ilişkilendirmiştir.


Fiziksel temas ve bedensel yakınlığa mesafeli yaklaşmıştır. Sarılma ve benzeri davranışlardan kaçındığı, dostluk ve romantik ilişkilere karşı temkinli bir tutum sergilediği aktarılır. Kendisiyle ilgili değerlendirmelerinde bedene ve “ben” duygusuna yönelik olumsuz ifadeler yer alır.


Yaşam tarzı, düşünsel üretimiyle doğrudan bağlantılıdır. Weil, düşünce ile yaşam arasında ayrım yapılmaması gerektiğini savunmuş; felsefi tutumlarını gündelik pratiklerle uyumlu hâle getirmeye çalışmıştır.【10】Bu yaklaşım, çalışma düzeni, siyasal faaliyetleri ve kişisel alışkanlıklarında belirleyici olmuştur.

Geç Dönem: Yükümlülük, Köklenme ve Siyaset

Simone Weil’in düşüncesinin geç dönemi, İkinci Dünya Savaşı yıllarında kaleme aldığı metinlerde belirginleşir. Bu dönemde, insanlara yönelik yükümlülük, köklenme ve toplumsal düzen kavramları merkezî bir yer tutar. Weil, siyasal düşünceyi bireysel haklar yerine, insanın bedensel ve ruhsal ihtiyaçlarına karşılık gelen yükümlülükler temelinde ele alır.


Weil’e göre yükümlülük, tanınsa da tanınmasa da varlığını sürdüren bir ilkedir.【11】Yükümlülükler, insanın açlık, barınma, güvenlik gibi bedensel ihtiyaçlarının yanı sıra, düzen, süreklilik, gelenek ve anlam gibi ruhsal ihtiyaçlarıyla ilişkilidir. Bu yaklaşımda, hak kavramı ikincil bir konumda yer alır ve koşullara bağlı olarak değerlendirilir.


Köklenme kavramı, insanın yaşadığı toplulukla kurduğu gerçek ve etkin bağa işaret eder. Weil, modern toplumlarda savaş, sanayileşme ve merkezîleşme süreçlerinin köksüzleşmeye yol açtığını belirtir. Köksüzlük, bireyin hem toplumsal hem de ruhsal düzeyde yoksunlaşmasına neden olan bir durum olarak ele alınır.


Bu dönemde Weil, devrimci siyaset anlayışına mesafeli yaklaşır. Toplumsal sorunların çözümünün, soyut projelerden ziyade, somut koşullara dayalı düzenlemelerle mümkün olacağını savunur. Siyaseti, gücün sınırlandırılması ve insanın düşünme ve rıza kapasitesinin korunmasıyla ilişkilendirir.


Geç dönem yazılarında, siyasal düzenin amacı, musibet yaratan koşulların asgariye indirilmesi olarak tanımlanır. Bu bağlamda, çalışma yaşamının düzenlenmesi, yerel toplulukların güçlendirilmesi ve merkeziyetçi yapıların sınırlandırılması, ele alınan temel başlıklar arasında yer alır.

Eserleri ve Yazılarının Niteliği

Simone Weil’in yazıları, yaklaşık on beş yıllık bir dönemde kaleme alınmıştır. Metinlerin büyük bölümü yaşamı sırasında yayımlanmamış, ölümünden sonra derlenerek basılmıştır. Yazılar; denemeler, taslaklar, mektuplar ve kişisel defterlerden oluşur. Metinlerin önemli bir kısmı belirli tarihsel ve siyasal bağlamlara yönelik olarak yazılmıştır.


Weil’in yazı dili çoğu zaman parçalı ve aforizmatiktir. Özellikle defterleri, sistematik bir felsefi yapı kurmak amacıyla değil, düşünsel çalışmaların kaydı olarak tutulmuştur. Bu defterler ve taslak metinler, ölümünden sonra editoryal tercihlerle düzenlenmiştir. Bu durum, eserlerinin tamamlanmış yapıtlar yerine düşünsel süreç belgeleri niteliği taşımasına yol açmıştır.

Başlıca Eserleri

  • Oppression et liberté (Baskı ve Özgürlük): Toplumsal baskının yapısal nedenleri, emek, güç ve özgürlük ilişkileri üzerine metinler.
  • Réflexions sur les causes de la liberté et de l’oppression sociale (Özgürlük ve Toplumsal Baskının Nedenleri Üzerine Düşünceler, 1934): Marx eleştirisi, emek düzeni ve toplumsal zorunluluk üzerine kapsamlı bir inceleme.
  • La Condition ouvrière (İşçi Koşulu): Fabrika deneyimine dayalı yazılar, mektuplar ve gözlemler.
  • La Pesanteur et la grâce (Ağırlık ve Lütuf / Gravity and Grace): Defterlerden derlenmiş dinsel ve felsefi notlar.
  • Attente de Dieu (Tanrı’yı Bekleyiş): Dinsel deneyimler, dua ve dikkat kavramı üzerine metinler.
  • L’Enracinement (Köklenme / The Need for Roots): İkinci Dünya Savaşı sırasında Fransa’nın yeniden yapılanmasına ilişkin yükümlülük, köksüzlük ve siyaset üzerine taslak çalışma.
  • Écrits de Londres (Londra Yazıları): Özgür Fransa döneminde kaleme alınan siyasal ve toplumsal metinler.
  • Cahiers (Defterler): Felsefe, din, siyaset ve etik üzerine kişisel notlar.
  • L’Iliade ou le poème de la force (İlyada ya da Gücün Şiiri): Savaş ve güç kavrayışı üzerine Homeros yorumu.
  • Pensées sans ordre concernant l’amour de Dieu (Tanrı Sevgisi Üzerine Düzenlenmemiş Düşünceler): Dinsel düşünceler ve aforizmalar.


Yazılarının parçalı yapısı ve farklı editoryal düzenlemelerle yayımlanması, düşünsel mirasının tek bir yorum altında toplanmasını güçleştirmiştir. Bu nedenle Weil’in düşüncesi, tamamlanmış bir doktrin yerine, çeşitli alanlara yayılan ve farklı okumalara açık bir düşünce bütünü olarak ele alınır.

Ölümü

Simone Weil, 1943 yılında İngiltere’de hayatını kaybetti. Londra’da Özgür Fransa için yürüttüğü çalışmalar sırasında sağlık durumu ağırlaştı. Uzun süredir devam eden yetersiz beslenme, aşırı çalışma ve uykusuzluk, fiziksel direncini zayıflattı. Bu dönemde tüberküloz teşhisi konuldu.


Hastanede ve daha sonra kırsal bir sanatoryumda tedavi altına alındı. Doktorların beslenme ve dinlenme önerilerine rağmen, Weil beslenmeyi reddetti. Bu tutumunu, savaş koşullarında özellikle işgal altındaki Fransa’da yaşayanların durumuyla ilişkilendirdiği kaydedilir.


24 Ağustos 1943 tarihinde, 34 yaşındayken hayatını kaybetti. Resmî kayıtlarda ölüm nedeni tüberküloz ve yetersiz beslenme olarak belirtilmiştir. Vaftiz edilmemiş olmasına karşın, İngiltere’nin Kent bölgesindeki Ashford’da yer alan Katolik mezarlığının yoksullar bölümüne defnedildi.

citation:list

  • [1]

    <p class="paragraph"><span style="white-space: pre-wrap;">Helen M. Kinsella, “Simone Weil: An Introduction,” </span><i><em class="italic" style="white-space: pre-wrap;">Émigré Scholars and the Genesis of American International Relations</em></i><span style="white-space: pre-wrap;"> (Felix Rösch, ed.) (2014): syf 182, </span><kure-link link-reference-type="external" link-reference="https://www.researchgate.net/publication/331212512_Simone_Weil_An_Introduction">https://www.researchgate.net/publication/331212512_Simone_Weil_An_Introduction</kure-link></p>

  • [2]

    <p class="paragraph"><span style="white-space: pre-wrap;">A.e., syf 185</span></p>

  • [3]

    <p class="paragraph"><span style="white-space: pre-wrap;">A.e., syf 186-187</span></p>

  • [4]

    <p class="paragraph"><span style="white-space: pre-wrap;">A.e., 186-187</span></p>

  • [5]

    <p class="paragraph"><span style="white-space: pre-wrap;">A.e., syf 189</span></p>

  • [6]

    <p class="paragraph"><span style="white-space: pre-wrap;">Tony Lynch, “Simone Weil (1909—1943),” </span><i><em class="italic" style="white-space: pre-wrap;">Internet Encyclopedia of Philosophy,</em></i><span style="white-space: pre-wrap;"> Erişim Tarihi: 3 Şubat 2026, </span><kure-link link-reference-type="external" link-reference="https://iep.utm.edu/weil/">https://iep.utm.edu/weil/</kure-link></p>

  • [7]

    <p class="paragraph"><span style="white-space: pre-wrap;">Tony Lynch, “Simone Weil (1909—1943),” </span><i><em class="italic" style="white-space: pre-wrap;">Internet Encyclopedia of Philosophy,</em></i><span style="white-space: pre-wrap;"> Erişim Tarihi: 3 Şubat 2026, </span><kure-link link-reference-type="external" link-reference="https://iep.utm.edu/weil/">https://iep.utm.edu/weil/</kure-link></p>

  • [8]

    <p class="paragraph"><span style="white-space: pre-wrap;">A. Rebecca Rozelle-Stone ve Benjamin P. Davis, “Simone Weil,” </span><i><em class="italic" style="white-space: pre-wrap;">Stanford Encyclopedia of Philosophy,</em></i><span style="white-space: pre-wrap;"> Erişim Tarihi: 3 Şubat 2026, </span><kure-link link-reference-type="external" link-reference="https://plato.stanford.edu/entries/simone-weil/">https://plato.stanford.edu/entries/simone-weil/</kure-link></p>

  • [9]

    <p class="paragraph"><span style="white-space: pre-wrap;">Helen M. Kinsella, “Simone Weil: An Introduction,” </span><i><em class="italic" style="white-space: pre-wrap;">Émigré Scholars and the Genesis of American International Relations</em></i><span style="white-space: pre-wrap;"> (Felix Rösch, ed.) (2014): syf 178, </span><kure-link link-reference-type="external" link-reference="https://www.researchgate.net/publication/331212512_Simone_Weil_An_Introduction">https://www.researchgate.net/publication/331212512_Simone_Weil_An_Introduction</kure-link></p>

  • [10]

    <p class="paragraph"><span style="white-space: pre-wrap;">Tony Lynch, “Simone Weil (1909—1943),” </span><i><em class="italic" style="white-space: pre-wrap;">Internet Encyclopedia of Philosophy,</em></i><span style="white-space: pre-wrap;"> Erişim Tarihi: 3 Şubat 2026, </span><kure-link link-reference-type="external" link-reference="https://iep.utm.edu/weil/">https://iep.utm.edu/weil/</kure-link></p>

  • [11]

    <p class="paragraph"><span style="white-space: pre-wrap;">Tony Lynch, “Simone Weil (1909—1943),” </span><i><em class="italic" style="white-space: pre-wrap;">Internet Encyclopedia of Philosophy,</em></i><span style="white-space: pre-wrap;"> Erişim Tarihi: 3 Şubat 2026, </span><kure-link link-reference-type="external" link-reference="https://iep.utm.edu/weil/">https://iep.utm.edu/weil/</kure-link></p>

Sen de Değerlendir!

0 Değerlendirme

Yazar Bilgileri

Avatar
YazarEmine Nur ERDEM31 Ocak 2026 09:53

Tartışmalar

Henüz Tartışma Girilmemiştir

"Simone Weil" maddesi için tartışma başlatın

Tartışmaları Görüntüle

İçindekiler

  • Doğumu ve Ailesi

  • Eğitimi ve Akademik Hayatı

  • Öğretmenlik Faaliyetleri ve Erken Siyasal Çalışmaları

  • Fabrika Deneyimi ve Emek Felsefesi

  • Savaş, Şiddet ve Güç Kavrayışı

  • Acı ve Musibet ( Malheur ) Kavramı

  • Dinsel Deneyimler ve Hristiyanlıkla İlişkisi

  • Kişiliği ve Yaşam Tarzı

  • Geç Dönem: Yükümlülük, Köklenme ve Siyaset

  • Eserleri ve Yazılarının Niteliği

    • Başlıca Eserleri

  • Ölümü

KÜRE'ye Sor