Spinal anestezi, lokal anestezik maddelerin subaraknoid boşluğa enjekte edilmesiyle vücudun alt kısmında motor ve duysal blok sağlanan bir santral blok yöntemidir. Uygulanan lokal anestezik küçük bir volümde bile etkili olur ve alt ekstremite, pelvis ve alt karın bölgesindeki cerrahi girişimlerde güvenle kullanılabilir. Teknik, omuriliğin sonlandığı seviyenin altında, genellikle L3–L4 veya L4–L5 intervertebral aralıktan uygulanır. Böylece hem omurilik yaralanması riski azaltılır hem de intratekal alana verilen ilacın kontrolsüz şekilde üst segmentlere yayılması önlenir.
Spinal anestezi ilk kez 1898 yılında Bier tarafından uygulanmış ve o tarihten günümüze çeşitli çalışmalarla geliştirilmiştir. 1980–1996 yılları arasında Fransa’da yapılan bir analizde rejyonel anestezi kullanımının 12 kat arttığı belirlenmiş, bu artışın başlıca nedeni spinal anestezinin yüksek başarı oranı, hızlı etki başlangıcı ve ciddi komplikasyon görülme oranının düşüklüğü olarak belirtilmiştir. Günümüzde bazı ülkelerde günübirlik cerrahilerin önemli bir bölümünde rejyonel anestezi yöntemleri tercih edilmektedir.
Omurga; 7 servikal, 12 torasik, 5 lomber ve 5 sakral omurdan oluşur. Omurilik genellikle L1 seviyesinde sonlanır ve burada konus medullaris adını alır. Dural kese ise S2–S3 seviyelerine kadar devam eder. Bu nedenle intratekal girişim en güvenli şekilde lomber bölgeden yapılır. İşlem sırasında spinal iğne; cilt, deri altı doku, supraspinöz ve interspinöz ligamentleri, ligamentum flavumu ve dura mater'i geçerek subaraknoid boşluğa ulaşır. Burada serebrospinal sıvının geri gelişi intratekal aralığın doğrulandığı temel işarettir.
Spinal anestezi, alt karın cerrahisi, ortopedik alt ekstremite ameliyatları, ürolojik ve jinekolojik girişimler gibi birçok operasyon için etkili bir seçenektir. Kısa süreli girişimler için özellikle uygundur. Kesin kontrendikasyonlar arasında hastanın rızasının olmaması ve kafa içi basınç artışı riski sayılabilir. Koagülopati, ciddi hipovolemi ve ilerleyici nörolojik hastalıklar ise göreceli kontrendikasyonlar arasında yer alır.
Hastanın pozisyonu başarı için kritik olup en sık oturur pozisyon tercih edilir. Bu pozisyon lomber aralıkların daha kolay belirlenmesini sağlar. Spinal iğne ile dura geçildiğinde hissedilen "pop" hissi karakteristiktir. İlaç uygulandıktan sonra blok birkaç dakika içinde başlar.
Spinal anestezi genel olarak güvenli kabul edilse de bazı komplikasyonlar görülebilir. Postdural ponksiyon baş ağrısı önemli yan etkilerden biridir ve özellikle geniş iğnelerle daha sık ortaya çıkar. Hipotansiyon, bulantı-kusma, sırt ağrısı, geçici nörolojik sendrom ve nadiren total spinal blok diğer komplikasyonlar arasındadır. Spinal hematom ve araknoidit ise oldukça nadirdir ancak ciddi sonuçlara yol açabilir.
Spinal anestezi hızlı etki başlangıcı ve güçlü motor blok oluşturmasıyla avantaj sağlarken epidural anestezi kateter aracılığıyla uzun süreli analjezi imkânı sunar. Epidural blokta motor blok daha zayıf olup etki başlangıcı daha geçtir. Sürekli spinal teknikler ise uzun süren ameliyatlarda her iki yöntemin avantajlarını birleştirebilir.
Uyarı: Bu maddede yer alan içerik, yalnızca genel ansiklopedik bilgi amacı taşımaktadır. Buradaki bilgiler tanı koyma, tedavi etme ya da tıbbi yönlendirme amacıyla kullanılmamalıdır. Sağlıkla ilgili konularda karar vermeden önce mutlaka bir hekime veya uzman sağlık personeline danışmanız gerekmektedir. Bu bilgilerin tanı veya tedavi amacıyla kullanılması sonucunda doğabilecek durumlardan madde yazarı ve KÜRE Ansiklopedi herhangi bir sorumluluk kabul etmez.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Spinal Anestezi" maddesi için tartışma başlatın
Tarihçe
Anatomi ve Fizyoloji
Endikasyonlar ve Kontrendikasyonlar
Uygulama Tekniği
Komplikasyonlar
Spinal ve Epidural Anestezinin Karşılaştırılması
Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.