Bu yazıda, Y Combinator’ın Startup School eğitimlerinde paylaştığı içerikleri seri halinde yazıya çevirmeye çalışacağım. Bu neden önemli çünkü bu içerikler ile bir fikrin nasıl inşaa olacağını ve sonradan büyüme aşamalarını en net şekilde anlayabiliyorsunuz.
Eğitim toplam 10 hafta sürüyor ve her hafta iki bölümden oluşuyor. Bu ilk yazıda, Kevin Hale’in “Startup fikirlerini nasıl değerlendirmeliyiz?” yaklaşımını sade bir çerçeve oluştumaya çalışacağım.
Kafanda şu sorular dönüyorsa doğru yerdesin: “Fikir nasıl üretilir?”, “Yatırımcı bu fikri sever mi?”, “Hızlı büyür mü?”, “Probleme mi odaklanmalıyım çözüme mi?”
Y Combinator’ın temel yaklaşımı net: Startup, çok hızlı büyümek amacıyla kurulan şirkettir. Global kanallarda da teknoloji tabanlı fikirler diye de konumlandırılır. Bir işin teknoloji tabanlı olması hızlı büyümeye de işarettir.
Yatırımcı perspektifinden “hızlı büyüme” şunu anlatır:
Eğer fikrin bu büyüme potansiyelini taşımıyorsa, çoğu zaman “girişim” olmaktan çok “iyi bir işletme” olarak kalır. Bu da bir hedeftir, ama startuplar da durum biraz daha farklıdır.
Startup fikrini bir hipotez gibi düşünmek işini kolaylaştırır. Kevin Hale’in çerçevesi üç parçalı:
Problem bir startup’ın kalbidir. Problem yoksa ürün ne kadar “havalı” olursa olsun iş fikir ölür. İyi bir problem genelde şu özelliklerden biri veya birkaçını taşır:
Burada kritik nokta: Hepsi aynı anda şart değil ama en az birisinde çözümünün güçlü olması gerekir. Bu maddeler içinde özellikle sıklık, ürünün tekrar kullanımını ve büyümeyi tetiklediği için çok belirleyici.
Ek olarak insanların ürün seçme davranışını açıklamak için sık kullanılan bir denklem var:
Davranış = Motivasyon + Beceri + Tetikleme
Yani kullanıcıya güçlü bir motivasyon (problem), düşük sürtünme (kolay kullanım) ve düzenli tetikleyiciler (bildirim, e-posta, hatırlatıcı) verildiğinde tekrar kullanım artar.
Çözüm kısmı “hangi deneylerle hipotezi doğrulayacağın” bölümüdür. Burada en sık yapılan hata: önce çözümü bulup sonra problem aramak.
Bu tuzağın adı: SISP (Solution In Search of a Problem).
Yeni bir teknoloji bulup “bunu nereye uygulasak?” demek çoğu zaman ters çalışır. Sağlıklı akış: önce problem, sonra çözüm.
İçgörü, “neden sen kazanacaksın?” sorusunun cevabıdır. Rakiplere karşı üstünlüğünü anlatır. Bu, yatırımcının senden etkilenmesini sağlayan kısımdır çünkü “unfair advantage” dediğimiz avantajlar burada netleşir:
Buradaki amaç “genel olarak iyi olmak” değil, bir alanda net ve savunulabilir üstünlük kurmaktır.
Bir girişim fikri genelde iki inanç testinden geçer:
Bu yüzden ikinci yazıda ele alacağımız konu çok kritik: Hipotezi kanıta dönüştürmek. Yani önsezileri test etmek, kullanıcıyla konuşmak ve gerçek sinyal toplamak.
Bu ilk bölümün özü şu: Startup fikrini “parlak bir düşünce” değil, büyümeyi mümkün kılan bir hipotez olarak ele almalısın. Problemi seçerken sıklığı önemse, çözümde SISP tuzağına düşme, içgörü kısmında ise seni rakiplerden ayıran avantajı netleştir.
YC’ye Göre Startup’ın Kısa tanımı: Growth
Fikir Bir Hipotezdir: Problem + Çözüm + İçgörü
Problem
Çözüm
İçgörü (Insight)
Bir Fikrin Yatırımcı Gözünde İki Eşiği Vardır
Kapanış: Bu Seriyi Nasıl Okuyalım?
Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.