+2 Daha
Sultan Alâeddin Camii, Ankara Kalesi'nin İç Hisar bölümünde, İç Hisar Mahallesi, Aktaş Sokağı'nda yer alan bir ibadethanedir. Yapı, minber kitabesindeki tarihe dayanarak 12. yüzyıla tarihlendirilmekle birlikte, geçirdiği çok sayıda onarım nedeniyle özgün mimari karakterini büyük ölçüde yitirmiştir. Selçuklu Sultanı I. Alâeddin Keykubad döneminde onarım görmesi nedeniyle halk arasında ve kaynaklarda bu isimle anılsa da, minberindeki kitabeye göre yapının banisi Selçuklu Meliki Muhyiddin Mesud'dur. Bu nedenle bazı akademik kaynaklarda Muhyiddin Mesud Camii olarak da adlandırılır. Cami, kündekârî tekniğiyle yapılmış ahşap minberi, Türk mimarisinde bilinen en eski örnekler arasında sayılan son cemaat yeri ve kadınlar mahfeli düzenlemesi, doğusunda yer alan daha eski bir cami (Eski Cami) kalıntısı ve batısındaki Selçuklu Sarayı ile olan bağlantısıyla mimarlık tarihi açısından çeşitli veriler sunar.

Sultan Alâeddin Camii (Diyanet Haber)
Sultan Alâeddin Camii'nin bulunduğu alandaki yapılaşma ve tarihsel süreç, birbiriyle ilişkili iki ana dönemde incelenebilir: Eski Cami dönemi ve mevcut caminin (Muhyiddin Mesud Camii) inşası ve sonraki onarımları.
Türklerin 1073'te Ankara'yı fethetmesinin ardından şehirdeki Müslüman nüfusun 12. yüzyılın ikinci çeyreğinden itibaren artmasıyla yeni bir ibadet mekânı ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Bu ihtiyaca yönelik olarak, mevcut Alâeddin Camii'nin hemen doğusunda, bugün üstü açık bir avlu şeklinde görülen alanda ilk cami inşa edilmiştir. Bu yapı, konumu nedeniyle "Eski Cami" olarak adlandırılmaktadır.
Selçuklu Sultanı II. Kılıçarslan'ın ülkeyi oğulları arasında paylaştırmasının ardından Ankara'da hüküm süren (1186-1204) Melik Muhyiddin Mesud, 1197 (Hicri 594) yılında, Eski Cami'nin batısına bugünkü mevcut camiyi inşa ettirmiştir. Yapının minber kitabesinde bu tarih ve banisinin adı açıkça belirtilmektedir.
Cami, inşa edildiği dönemden itibaren çok sayıda onarım geçirmiştir:
Yapının, 13. yüzyılın başlarında Ankara'yı etkileyen kuşatmalar sırasında hasar gördüğü ve bu nedenle Sultan I. Alâeddin Keykubad (hükümdarlığı 1220-1237) tarafından onarıldığı tahmin edilmektedir. Caminin bugünkü adını bu onarımdan aldığı kabul edilir.
Cami, Osmanlı döneminde de birden fazla onarım görmüştür. Giriş kapısı üzerindeki tamir kitabelerine göre:
Yapı, Cumhuriyet döneminde Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 1954 ve 1985 yıllarında onarılmıştır. Bu onarımlar sonucunda yapı, özgün mimarisini büyük ölçüde yitirmiştir.
Caminin ana ibadet mekânı, desteksiz (direksiz) ve ahşap düz tavanlı, dikdörtgen bir plana sahiptir. İçten içe boyutları 12.90×14.98 metredir. Duvarları kesme ve moloz taş ile çeşitli devşirme antik malzemenin bir arada kullanılmasıyla inşa edilmiş olup üzeri sıvalıdır. Yapının duvarlarının özgün halinde kerpiç olduğu, 1984-85 tamirine ait fotoğraflardan anlaşılmaktadır. İç mekân, farklı cephelere dağılmış toplam 16 pencere ile aydınlatılmaktadır.

Harim (Diyanet Haber)
Caminin en dikkat çekici unsurlarından biri ahşap minberidir.

Minber (Diyanet Haber)

Minber Süslemeleri (Yunus Emre Yüce)
Caminin kuzey cephesinde, devşirme antik sütunlara oturan ahşap tavanlı bir son cemaat yeri bulunur. Bu bölümün üzerinde ise bir kadınlar mahfili yer alır. Bu düzenleme, yani üstü kadınlar mahfili olan bir son cemaat yeri uygulaması, Anadolu Türk mimarisinde türünün bilinen en eski örneği olarak kabul edilmektedir. Bu tasarımın, arazinin eğimli yapısı, iklim koşulları ve manzaradan faydalanma gibi işlevsel nedenlerle ortaya çıktığı düşünülmektedir. Son cemaat yeri ve kadınlar mahfilinin cami ile birlikte, 1197 yılında inşa edildiği, yapısal bağlantılar ve mimari analizler sonucunda belirtilmektedir.

Kadınlar Mahfeli(Diyanet Haber)
Minare, caminin kuzeybatı köşesinde, yapıdan ayrı olarak konumlanmıştır. Kare planlı kesme taş bir kaide üzerinde yükselen minarenin gövdesi silindirik ve tuğladandır. Tek şerefeli ve 30 metre yüksekliğindedir. Mevcut haliyle çok sayıda onarım görmüş olup II. Murad devri özelliklerini yansıttığı düşünülmektedir.

Minare (Diyanet Haber)
Son cemaat yerinin kuzey cephesinde, sokağa bakan yüzde bir sebil-çeşme yer almaktadır. İç kaledeki su kaynaklarının yetersizliği nedeniyle bu tesisin suyunun, yakındaki bir sarnıç veya hazneden taşıma usulüyle temin edildiği anlaşılmaktadır. Bu özelliğiyle hem abdest almak için çeşme, hem de su içmek için sebil işlevini bir arada barındırmaktadır.
Tarihî kaynaklar, Ankara Kalesi içinde bir Selçuklu sarayının varlığına işaret etmektedir. Bu sarayın konumu kesin olarak bilinmemekle birlikte, Alâeddin Camii'nin kıble duvarının batı ucunda yer alan ve küçük bir dehlize açılan kapının, hükümdarın camiye geçişi için kullanıldığı ve sarayla olan bağlantıyı sağladığı düşünülmektedir. Bu geçit, caminin batısındaki alanın Selçuklu Sarayı'nın yeri olduğuna dair kuvvetli bir delil olarak kabul edilir. Sarayın da cami ile birlikte Muhyiddin Mesud tarafından 1197'de veya öncesinde inşa ettirildiği tahmin edilmektedir.
Ankara Etnografya Müzesi'nde sergilenen ve I. Gıyaseddin Keyhüsrev'e atfedilen ahşap tahtın, müze kayıtlarına göre Alâeddin Camii'nden getirildiği belirtilmektedir. Saray gibi önemli bir yapıya ait olan bu tahtın camide bulunması, cami-saray ilişkisinin bir başka kanıtı olarak değerlendirilir.
Sultan Alâeddin Camii, sadece ahşap minberiyle değil, getirdiği mimari yeniliklerle de bir öneme sahiptir. Yapı, son cemaat yeri üzerine fevkani bir kadınlar mahfili yerleştirilmesi uygulamasıyla, başta Hacı Bayram, İbadullah ve Ağaçayak Camileri olmak üzere daha sonraki pek çok Ankara camisine ilham kaynağı olmuş ve "Ankara üslubu" olarak tanımlanan mimari anlayışın temelini oluşturmuştur. Bu özellikleriyle, Anadolu'daki klasik Selçuklu ve Osmanlı cami tipolojisinden ayrılan yerel bir mimari geleneğin öncüsü konumundadır.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Sultan Alâeddin Camii" maddesi için tartışma başlatın
Tarihsel Gelişim
Eski Cami
Muhyiddin Mesud Camii'nin İnşası ve Onarımları
Alâeddin Keykubad Onarımı
Osmanlı Dönemi Onarımları
Cumhuriyet Dönemi Onarımları
Mimari Özellikler
Harim (İbadet Mekânı)
Minber
Son Cemaat Yeri ve Kadınlar Mahfili
Minare
Sebil-Çeşme
İlişkili Yapılar ve Unsurlar
Ankara Selçuklu Sarayı
Gıyaseddin Keyhüsrev Tahtı
Türk Mimarisi İçindeki Yeri
Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.