Bu yazımızda, Bahçeşehir Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Yavuz Samur'un T3 Podcast'te yaptığı "Eğitimde Oyunlaştırma: Yeni Bir Bakış Açısı" başlıklı konuşmayı ele alıyor, eğitimde oyun ve oyunlaştırmanın giderek artan önemini inceliyoruz.
T3 Podcast 3.Sezon 9.Bölüm Yavuz Samur – Eğitimde Oyunlaştırma: Yeni Bir Bakış Açısı (T3 Vakfı)
Yavuz Samur, eğitimin her seviyesinde oyun ve oyunlaştırmanın kritik bir rol oynadığını vurguluyor. Yalnızca okulların fiziksel olarak "oyun dostu" hale getirilmesinin yeterli olmadığını, aynı zamanda öğretmenlerin de derslerini oyunlaştırması gerektiğini belirtiyor. Araştırmaların, oyunla öğrenen çocukların, geleneksel yöntemlerle öğrenen öğrencilerle en az aynı başarıyı yakaladığını gösterdiğini söylüyor. Dijital oyunların yanı sıra, hazine avı ve kaçış oyunları gibi fiziksel oyunların da eğitim sürecine entegre edilmesini tavsiye ediyor.
Samur, günümüzdeki en büyük sorunlardan birinin, çocukların teknolojiyi pasif bir şekilde tüketmesi olduğunu belirtiyor. Bu durumu aşmak için "üretim için tüketim" kavramını ortaya koyuyor. Buna göre, bir video izleyerek gitar çalmayı veya bir model uçak yapmayı öğrenmek, sadece tüketim değil, üretime yönelik bir faaliyettir. Bu yaklaşım, çocukları sadece oyun oynayan bir tüketici olmaktan çıkarıp, teknolojiyle yeni şeyler üretebilen bir üreticiye dönüştürmeyi hedefliyor.
Çocukların teknoloji bağımlılığında ebeveynlerin yaklaşımının çok önemli olduğunu vurgulayan Samur, ailelere "ekransız saatler" ve "ekransız yemekler" gibi alışkanlıklar edinmelerini öneriyor. Ebeveynlerin, çocuklarının boş zamanlarını teknolojiye harcamalarını engellemek için onları sanat, spor gibi farklı ilgi alanlarına yönlendirmesi gerektiğini belirtiyor. Ailece kutu oyunları oynamak gibi etkinliklerin, hem aile içi iletişimi güçlendirdiğini hem de eğlenceli bir alternatif sunduğunu söylüyor.
Yavuz Samur, hızla gelişen bilgi çağında öğretmenlerin de kendilerini sürekli geliştirmeleri gerektiğini vurguluyor. ChatGPT gibi yapay zeka araçlarını deneyimlemeyen bir öğretmenin eksik kalacağını belirtiyor. Öğrencilere yönelik eğitimde, sonuç odaklılık yerine süreç odaklılığın benimsenmesi gerektiğini, başarısızlığın da bir öğrenme fırsatı olarak görülmesi gerektiğini ifade ediyor. Ayrıca, cinsiyetler arası öğrenme farklılıklarına dikkat çekerek, eğitim materyallerinin ve yöntemlerinin bu farklılıklara göre bireyselleştirilmesinin başarıyı artıracağını belirtiyor.
Eğitimde Oyunlaştırmanın Gücü
Teknoloji Tüketiminden Üretime Geçiş
Ebeveynlerin Rolü ve Denge
Öğretmenlerin Sürekli Gelişimi ve Yeni Yaklaşımlar