Trompet, bakır nefesli çalgılar ailesine mensup bir müzik enstrümanıdır. Ses, icracının dudaklarını bir ağızlık (mouthpiece) içerisinde titreştirmesiyle üretilir ve bu titreşim enstrümanın içindeki hava sütununu harekete geçirir. Genellikle pirinç gibi metal alaşımlarından yapılan modern trompetler, bir ucu kalak (bell) şeklinde açılan kıvrımlı bir boru sistemi, ayrı bir ağızlık ve nota değişimini sağlayan üç veya bazen dört adet pistondan (valf) oluşur. Başlangıçta çeşitli hayvan kabuklarından üretilmiş düz bir boru olan çalgı, günümüzde piston sistemli halini almıştır.
Trompetin kökenleri, MÖ 1500-2000'li yıllara kadar uzanmaktadır. İlk örneklerine Mısır firavunu Tutankamon'un MÖ 1352'deki vefatından sonra mezarında rastlanmıştır; bu örneklerden biri gümüşten yapılmıştır. Danimarka'da ise MÖ 1000'li yıllara tarihlenen bronz trompetler bulunmuştur. İlk dönemlerde trompetin kullanım amacı müziksel etkinliklerden ziyade sesli haberleşmeydi. İnsanlar, içleri oyulmuş ağaç türlerinden, hayvan boynuzlarından veya deniz kabuklarından faydalanarak ürettikleri seslerle uzak mesafelere haber gönderiyor ve tehlikeli durumları merkeze bildiriyordu. Mısır'da kraliçe Hatsepsut'a ait tapınaktaki ikonografilerde, bir festivalde trompet çalan Mısırlı askerler görülmektedir.
Farklı medeniyetler de trompeti kullanmıştır. Helenistik dönemde Yunan medeniyetinde salpinx olarak adlandırılan ve bronz bir kalaktan oluşan trompet ile yarışmalar düzenlenmiştir. Yunanlılar
salpinx'i spor etkinliklerinde, resmî törenlerde ve askeri alanlarda kullanmışlardır. Roma İmparatorluğu döneminde ise trompet, askeri amaçlarla seremonilerde ve savaş alanlarında kullanılmış ve bu dönemde düz boru halini almıştır. Roma döneminde trompetle ilişkili iki ana çalgı tuba ve bucina olarak adlandırılmaktaydı. Roma tubası, 46 inç boyunda, bronzdan üretilmiş ve ucunda bir kalak bulunan düz bir boruydu. Bu dönemde trompet, krallar ve lejyonlar için gösterişin ve gücün bir simgesi olarak kabul edilmiştir.
Trompet, Orta Asya’dan itibaren Türk kültürü içinde de yer almıştır. Türklerin boruyu askeri ve sosyal yaşantılarında kullandıklarına dair ilk bulguya 8. yüzyılda yazılan Orhun yazıtlarında rastlanmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu'nun askeri teşkilatlanmasıyla kurulan mehter takımlarının ana enstrümanlarından biri de trompet olmuştur. Seferlere götürülen mehter takımları aracılığıyla Batılı ve Afrikalı topluluklarla kültürel alışveriş yaşanmış ve trompetin gelişimine katkıda bulunulmuştur.
Orta Çağ'ın sonlarına doğru metal yapıların bükülmesine olanak sağlayan buluşların gerçekleşmesiyle, düz boru şeklindeki trompet daha uzun ve ergonomik bir yapıya kavuşturulmuştur. Enstrüman yapım ustaları boruyu "S" biçiminde bükmeyi başarmışlardır. Bu gelişme, trompetin daha kullanışlı hale gelmesini sağlamış ve icrasını kolaylaştırmıştır. 17. yüzyılın ilk dönemlerinde Avrupa'da Monteverdi'nin eserleriyle senfonik orkestrada yer almaya başlayan trompet, Barok dönemde besteciler ve yorumcular tarafından tercih edilen bir enstrüman haline gelmiştir. Bu dönemdeki natürel trompetlerde piston bulunmadığından, icracılar sadece tek bir doğuşkanlar serisindeki notaları çalabiliyordu. Farklı notaları çalabilmek için "kruk" (crook) adı verilen ek borular kullanılsa da bu sistem hızlı nota geçişlerine imkân vermiyordu. İcracıların kromatik sesleri elde etme arayışı, trombon mekanizmasına benzer sürgülü (kulisli) trompetlerin geliştirilmesine yol açmıştır. Bu çalgılar, 19. yüzyılda dahi İngiltere'de kullanılmaya devam ettiği için "İngiliz trompeti" olarak da anılmıştır.
19. yüzyılın ilk yarısında, günümüzdeki trompetlerde de bulunan piston sistemi Bluhmer ve Stözel tarafından tasarlanmıştır. Daha sonra Ferdinand Kölbel tarafından geliştirilen ve dünya çapında yaygınlaşan piston sisteminin keşfi ile trompet son halini almıştır. 1838'de icat edilen "Périnet Piston Valfi" ise modern trompetlerin çoğunda bulunan standart mekanizma olmuştur. Piston sisteminin geliştirilmesiyle enstrümanın uzunluğu artsa da biçimsel olarak kısalmış ve daha işlevsel hale gelmiştir. Osmanlı Devleti'nde ise Batılılaşma döneminde, II. Mahmut tarafından 1826'da Mehterhane'nin yerine Mızıka-i Hümayun kurulmuş ve Batı müziği bağlamındaki ilk trompet eğitimleri bu kurumda başlamıştır.
Modern bir trompetin ana bölümleri şunlardır:
Trompet icrası, doğru duruş, nefes desteği ve ambuşür (dudak pozisyonu) tekniklerini gerektirir. İcracı, sırtı dik olacak şekilde oturmalı, ayakları yere düz basmalı ve enstrümanı hafifçe yere paralel pozisyonun altında tutmalıdır. Enstrümanın ağırlığı sol elle desteklenir; sol el piston gövdelerini kavrarken, sağ elin parmakları pistonların üzerine yerleştirilir.
Trompette ses, dudakların "buzz" adı verilen titreşimiyle üretilir. Bu titreşimi sağlamak için dudaklar doğal bir "M" harfi pozisyonunda birleştirilir. Sesin sürekliliği ve kalitesi, diyaframdan gelen hızlı ve sürekli hava akışıyla sağlanır. Notalar, dudak gerginliği değiştirilerek ve pistonlara basılarak elde edilir. Dudak gerginliğinin değişmesi, doğuşkanlar serisi içindeki farklı notaların (partial) çalınmasını sağlarken, pistonlar farklı doğuşkan serileri arasında geçiş yapmaya olanak tanır.
(Trompeti çalmak için klavyenizdeki rakam tuşlarını kullanabilirsiniz. Örnek: Happy Birthday to You: 5 - 5 - 6 - 5 - 8 - 7)
Tarihsel olarak haberleşme, kraliyetin gelişini duyurma, avcılık sinyalleri ve askeri amaçlarla kullanılan trompet, zamanla sanat müziğinin bir parçası haline gelmiştir. Günümüzde klasik müzik orkestraları, askeri bandolar, caz toplulukları ve popüler müzik gibi çok çeşitli alanlarda kullanılmaktadır.
Dünyaca tanınan besteciler trompet için solo ve orkestra eşlikli eserler bestelemişlerdir. Bunlar arasında Joseph Haydn'ın Mi bemol trompet konçertosu, Johann Sebastian Bach'ın 2 numaralı Brandenburg konçertosu, Antonio Vivaldi'nin iki trompet için yazdığı konçerto ve Johann Nepomuk Hummel'in Mi majör konçertosu yer almaktadır. Türkiye'de ise Ferit Tüzün'ün "Çayda Çıra" ve "Esintiler" adlı eserleri, Ahmet Adnan Saygun'un 3. ve 4. senfonileri ve Ulvi Cemal Erkin'in "Köçekçe"si gibi yapıtlarda trompet için yazılmış solo pasajlar bulunmaktadır.
Türkiye'de trompet eğitimi; konservatuvarlar, müzik eğitimi fakülteleri, güzel sanatlar fakülteleri, güzel sanatlar liseleri ve Milli Savunma Üniversitesi bünyesindeki Bando Astsubay Meslek Yüksekokulu gibi kurumlarda verilmektedir. Trompet eğitiminde öğrencilerin çalgılarına yönelik tutumlarını belirlemek amacıyla akademik çalışmalar yürütülmektedir. Bu çalışmalardan biri, Türkiye'deki 92 lisans öğrencisinin katılımıyla geliştirilen "Trompet Öğrenmeye Yönelik Tutum Ölçeği"dir. Bu ölçek, öğrencilerin çalgıya olan ilgilerini ve kaygılarını "Trompet Çalmaya Yönelik İlgi", "Trompet Dersine Yönelik Kaygı" gibi beş alt boyutta incelemektedir.
Trompetin düzenli bakımı, çalgının performansını ve ömrünü doğrudan etkiler. Pistonların akıcı hareket etmesi için düzenli olarak yağlanması gerekir. İcracının nefesinden kaynaklanan yoğuşma nedeniyle biriken su, su klavyeleri aracılığıyla boşaltılmalıdır. Akort ve piston sürgülerinin rahat hareket etmesi için özel kaydırıcı kremler veya jellerle yağlanması gerekir. Zamanla boruların içinde biriken kirler ise "trompet yılanı" adı verilen esnek bir fırça ile temizlenir. Ağızlık da bakteri ve kir birikimini önlemek için özel bir fırça ile temizlenmelidir.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Trompet" maddesi için tartışma başlatın
Tarihsel Gelişim
Yapısı ve Bölümleri
Çalış Tekniği ve Ses Üretimi
Kuramsal Yaklaşımlar
Uygulama Alanları ve Eserler
İlgili Çalgılar
Trompet Eğitimi
Bakım
Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.