Üsküp 2014 Projesi, Kuzey Makedonya'nın başkenti Üsküp'ün kent merkezini yeniden şekillendirmeyi amaçlayan kentsel dönüşüm projesi ve mimari girişimidir. Proje, özellikle 1990'lardan sonra Makedonların yaşadığı ulusal kimlik krizi ve ulusal düşünce çıkmazının bir sonucu olarak 2006 yılında Makedonya'nın Ulusal Birliği Demokratik Partisi (VMRO DPMNE) milliyetçi iktidarı tarafından başlatılan "antikleşme" (Antiquization) süreci ve politikalarının merkezinde yer almaktadır.【1】
Tarihî ve siyasi koşullar nedeniyle komşu ülkeler olan Bulgaristan, Sırbistan ve Yunanistan başta olmak üzere, Makedon ulusunun ve ulusal kimliğinin tanınmaması veya inkar edilmesi sistematik bir sorun teşkil etmiş; bu projeyle, söz konusu sistematik krizi aşacak yeni bir ulusal anlatı ve Makedon ulusal kimliği inşa edilmesi hedeflenmiştir. Proje, semboller ve belirli mimari biçimler aracılığıyla bir ulus inşa etme işlevi görmüştür.

Üsküp (Anadolu Ajansı)
Projenin Kapsamı ve Amaçları
Üsküp 2014 Projesi, ilk kez Şubat 2010'da, projenin tamamlanmasının ardından şehrin nasıl değişeceğini gösteren altı dakikalık sanal bir video sunumu ile kamuoyuna duyurulmuştur. Hükûmet, bu projeyi bir marka imaj çalışması olarak görmüş ve reklamlar ile uluslararası haber kuruluşları aracılığıyla geniş kitlelere ulaştırmayı hedeflemiştir. Projenin uluslararası alanda tanıtımında, özellikle Avrupa ve Kuzey Amerika pazarlarına yönelik "Invest in Macedonia" ve "Macedonia Timeless" gibi sloganlar kullanılmış; bu reklamlar Wall Street Journal, Financial Times ve CNN International gibi yayın organlarında yer almıştır.【2】
Dönemin siyasetçileri, Başbakan Nikola Gruevski başta olmak üzere, bu hamle ile Üsküp'ün şehir imajının daha Avrupalı olacağını, dış ülkelerce daha çok tanınacağını, işlevsel, tanınabilir ve turistler için ilgi çeken bir Avrupa metropolü tarzı kazanacağını ileri sürmüşlerdir.【3】 Proje, bu resmî gerekçelerle turizmi, yatırımı ve ülkeye gelen turist sayısını da artırmayı hedeflemiş; yetkililer projenin ardından turist sayısında yüzde 25 artış yaşandığını iddia etmişlerdir.【4】
Jim Clancy tarafından CNN International kanalında gerçekleştirilen Üsküp 2014 Projesi konuşması (ВМРО - ДПМНЕ)
Mekânsal Müdahale Detayları
Proje, 2010 yılında başlayarak 2014 yılına kadar tamamlanması hedeflenen süreçte kent mekânına dört farklı şekilde müdahalede bulunmuştur.
Birinci Müdahale: Vardar Nehri Kıyısında Yeni Yapı İnşası
Bu, projenin en kapsamlı ve temel mekânsal müdahalesidir. Özellikle Vardar Nehri kıyısında bir dizi yeni kamu binası, müze ve köprü inşa edilmiştir. Bu yeni yapılar, eklektik bir yaklaşımla inşa edilmiş olup oran ve ölçüleri bozacak şekilde neoklasik ve barok üsluptadır. Bu yapıların inşası, nehir boyunca yeni ve daha Avrupalı bir şehir silüeti oluşturmayı amaçlamıştır. Ancak aynı zamanda, nehrin kuzey kıyısındaki modernist yapıları ve kentin geleneksel dokusunu barındıran Osmanlı Çarşısı bölgesini görünürlük ve algı açısından perdelemiştir.【5】

Vardar Nehri (Anadolu Ajansı)
İkinci Müdahale: Deprem Öncesi Yıkılan Yapıların Yeniden İnşası
İkinci müdahale, Makedonya Meydanı çevresinde ve meydana bağlı ana akslar üzerinde, 1963 depreminde yıkılan bazı yapıların aslına uygun olmayan, tarihsici bir yaklaşımla yeniden inşa edilmesini içermektedir. Bu rekonstrüksiyon çabaları, kentin tarihsel sürekliliğini geri getirme amacıyla, neoklasik ve barok üslupları uygulayarak kentin sosyalist ve modernist geçmişini silmeye yönelik bir adım olarak görülmüştür.
Üçüncü Müdahale: Mevcut Yapıların Cephelerinin Yeniden Düzenlenmesi
Bu müdahale, mevcut yapıların yıkılması yerine, özellikle meydan çevresindeki ve kilit akslar üzerindeki sosyalist döneme ait modernist binaların dış cephelerinin tamamen sıyrılıp yeni neoklasik ve barok tarzda unsurlarla kaplanmasını kapsamıştır. Bu eylem, mevcut modernist mirasın izlerini silmek ve kente yapay, eklektik bir "Avrupai" görünüm kazandırmak amacıyla yapılmıştır.
Dördüncü Müdahale: Heykel ve Anıtların Yerleştirilmesi (Kamusal Alanlara Sanat Eserleri)
Projenin dördüncü müdahalesi, şehrin kamusal mekânlarına, meydanlarına ve köprülerine heykel ve anıtlar yerleştirilmesidir. Bu heykeller, kentin özünde sahip olmadığı bir mirası simgelemek üzere, çoğunlukla Makedon tarihine ait figürleri ve antik dönem kahramanlarını (Büyük İskender'in Atlı Asker anıtı gibi) içermektedir. Bu sanat eserleri, milliyetçi bir anlatıyı mekâna kodlamayı, ulusal kahramanları ölümsüzleştirerek ulusun sürekliliğini vurgulamayı amaçlamıştır. Heykellerin ölçeği ve yoğunluğu, estetik ve ekonomik açıdan eleştirilere maruz kalmıştır.

Büyük İskender Anıtı (Anadolu Ajansı)
Üsküp Kent Merkezinin Tarihsel Doku Değişimi
Üsküp, tarih boyunca Bizans ve Osmanlı gibi farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış, farklı din ve etnik kökenlerden bireylerin bir arada yaşadığı çok katmanlı bir kültürel yapıya sahip olmuştur. Bu kültürel zenginlik, kentin oluşum ve gelişim sürecinde belirleyici bir etkiye sahiptir. Kentin morfolojik gelişiminde modernizm idealiyle genişleme çabaları, özellikle yirminci yüzyılın başlarında altı farklı yönetim altında bulunmasıyla bir seyir izlemiştir.
Kentsel gelişim sürecindeki kırılma noktası, şehirdeki yapıların büyük çoğunluğunun yıkıldığı 1963 Üsküp Depremi'dir. Bu depremden sonra, kentsel gelişimde bir miktar boşluk oluşmuş ve kent, tarihsel-kültürel değerlerini yeterince dikkate almadan bir gelişme sürecine girmiştir. Geleneksel Türk Çarşısı (Bazaar) gibi Osmanlı mirası yapılar, Ahi düzeni ve vakıf kültürü ile şekillenen dükkânların sosyal ve fiziksel yapısını korumaya çalışırken, kentin genel kültürel mirası, özellikle 1963 depremi ve ardından gelen Üsküp 2014 Projesi ile dönüştürülmüştür.

Üsküp Türk Çarşısı (Anadolu Ajansı)
Depremin ardından modernist idealin hâkimiyeti altındaki genişleme süreci, var olan kentsel düzenin görmezden gelinmesine ve birbiriyle kopuk kent parçalarının oluşmasına yol açmıştır. Kent merkezinin mevcut tarihsel dokusunda ideolojik etkiyi bırakan hamle ise 2010 yılında başlatılan Üsküp 2014 Projesi olmuştur. Bu proje, mimariyi doğrudan ideolojik bir araç olarak kullanarak kenti Türkler ve Osmanlı İmparatorluğu ile olan geçmişinden koparmayı amaçlamış; bunun yerine, kentsel imgeyi Büyük İskender dönemine dayanan, antik dönemi işaret eden yapıların inşasına yönlendirmiştir.
Öne Çıkan Yapılar ve Maliyet Tartışmaları
Projenin ilk adımı, Makedonya'nın 18.500 metrekarelik en büyük meydanı olan Makedonya Meydanı'na (Plostad Makedonija) 22 metrelik bir anıt heykelin dikilmesiyle atılmıştır.【6】 Yunanistan ile süregelen diplomatik sorunlar sebebiyle ismi değiştirilen ve aslen Büyük İskender'i simgeleyen bu anıt, "Atlı Asker" olarak adlandırılmış ve maliyetinin doğruluğu konusunda tartışmalara yol açmıştır.【7】
Bir diğer önemli ve tartışmalı yapı, 2011 yılında ülkenin bağımsızlığının 20. yılı şerefine meydanın hemen girişine açılan, 4.4 milyon avro maliyetli Porta Macedonia olmuştur.【8】 Projenin toplam maliyetinin 500.000.000 Euro civarında olduğu yönündeki söylemler,【9】 harcamaların doğru yönetilip yönetilmediği konusunda halk arasında eleştirilere neden olmuştur. Hükûmet yetkilileri, kaynakların doğru yönetildiğini savunmuş ve projenin ulusal kimlik için bir marka yaratma çabası olduğunu belirterek harcamaları açıklamaya çalışmıştır.

Porta Macedonia - Üsküp (Flickr)
Eleştiriler, yapılan binaların Makedon kimliğini yansıtmadığı ve yapay bir tarih yaratılmaya çalışıldığı yönünde yoğunlaşmıştır. Kent merkezinin yoğun bir şekilde Makedon figürleriyle donatılması, özellikle ülkedeki Arnavutlar tarafından etnik açıdan dışlayıcı bulunmuş ve tepkiyle karşılanmıştır. Projenin, totaliter bir siyasi anlayışın ürünü olduğu, iktidarın megaloman ideolojisinin bir yansıması olarak nefret dilini ve linç kültürünü körüklediği iddia edilmiştir. Bu tepkiler ve modernist geçmişin izlerinin silinmeye çalışılmasına karşı çıkan halk kesimlerinin muhalefeti, projeyle özdeşleşen beyaz renge atfen adlandırılan ve tüm şehre yayılan "Renkli Devrim" protestolarıyla sonuçlanmıştır.【10】

Makedonya'da "Renkli Devrim" Protestoları (Anadolu Ajansı)


