fav gif
Save
Quote
kure star outline
Avatar
Main AuthorHAYDAR SANALNovember 20, 2024 at 8:15 AM
Türk halk mûsikisi sazlarından.
ArticleDiscussion

Telli-mızraplı, tekneli-göğüslü ve kollu-perdeli bir çalgıdır. Çoğur şeklinde de kullanıldığı görülen adının, Dîvânü lugāti’t-Türk’te “yüksek ses, gürültü” anlamında geçen çağ çuğ, çağı, çoğı, çuğı kelimeleriyle ilgili bir ses taklidi kelime olduğu düşünülebilir. Ayrıca İç Asya’nın kuzeyi ve doğusundaki Türk kültür çevrelerinde kaval, düdük, boru gibi nefesli sazlar için Teleütler’de çogur, çogor, şogor; Altay Türkleri’nde çokur, çookur, şogor; Tuva Türkleri’nde şoor; Kuzey Türkleri’nde şoor, şogor, çurana; Kırgızlar’da çoor, çoor kuray, çoyorno şekillerinde kullanılan kelimeleri de zikretmek gerekir. Araştırmacı Mahmut Ragıp Gazimihal ise ismin kopuzdan geldiğini (kopuz > kobuz > kovur > kövür > çöğür) ileri sürmektedir.


Çöğürle ilgili ilk tanımlamalara yer verenlerden Evliya Çelebi, Seyahatnâme’sinde bu sazın mûcidinin Germiyanoğulları’ndan Ya‘kūb-ı Germiyânî olduğunu söyler. M. Ragıp Gazimihal, Sadık Uzunoğlu, Fahrettin Kırzıoğlu da bu kanaati paylaşırlar. Evliya Çelebi çöğürü “beş kıllı, tahta göğüslü ve yirmi altı perdeli büyük bir saz” olarak tarif eder. XVII. yüzyıla ait çöğür tavsiflerinde diğer mızraplı aletlerden boy ve şekil itibariyle ayrıldığı görülen bu sazın hayli uzun bir sapı ve oldukça büyük bir gövdesi olduğu ve dairevî bir göğse sahip bulunduğu anlaşılmaktadır. XVIII. yüzyıla ait bazı bilgilerde de çöğürün tambur, tambura ve bağlamadan daha büyük olduğu yolundaki görüşler kuvvet kazanmaktadır. Diğer taraftan Evliya Çelebi’deki kıl ifadesinin at kılı olmayıp tel mânasında kullanıldığını kabul etmek gerekir. XVI-XIX. yüzyıllar arasında Osmanlı ülkesindeki çöğür tipleri incelendiğinde sonuç olarak değirmi yüzlü, yarım karpuz tekneli ve uzun kollu bir saz ortaya çıkmaktadır.






Klasik çöğürün repertuvarına XVII. yüzyılda varsağılar, şarkılar, çeşitli türküler, oyunlar, yelteme havaları dahil olduğu gibi bu repertuvar 300 yıllık bir gelişmeyi içine alacak biçimde günden güne genişlemiştir. Aynı yüzyılda fasılların icrasına çöğürlerin de katıldığı anlaşılmaktadır. Çöğür bu yönüyle XVII-XVIII. yüzyıllar fasıl mûsikisinde de yerini almıştır.


Son zamanlarda kısa saplı çöğüre büyük bir rağbet olduğu görülmektedir. Bu çeşit çöğür boyu bağlamanın, sap boyu kısaltılmak suretiyle tellerinin daha tiz perdelere çekilmesi sağlanmıştır. Diğer taraftan tekne boyu uzatılarak ses sonoritesinde tını değişikliğine gidilmiştir. Yeni boyutlu çöğür daha çok bağlama düzenine akortlanarak bununla semah, nefes gibi parçalar çalınmaktadır. Günümüzde bu boy saz, meşk derslerinde öğretmen enstrümanı olarak da kullanılmaktadır.


Çöğür Şairleri. Besteledikleri türkülerini çöğür eşliğinde çalıp okuyan saz şairlerine bu ad verilir. XVII. yüzyılda büyük itibar gören çöğür, bu yüzyılda ordu ve halk zümreleri içinde geniş kitlelere hitap eden saz şairlerinin başlıca sazlarından olmuştur. İstanbul’da yaklaşık 300 sâzendenin çöğür çaldığını ifade eden Evliya Çelebi, bunlar arasında Demiroğlu, Molla Hasan, Kuroğlu, Gedâ Muslu, Kara Fazlî, Celeb Kâtibî, Sarı Mukallid, Kayıkçı Mustafa, Celeb Gedâyî, Hâkî ve Türâbî’nin isimlerini zikretmektedir. “Çöğürcü” tabirine ancak XVII. yüzyılda rastlanıyorsa da “çöğür şairleri” sözünün o yıllarda henüz kullanılmadığı bilinmektedir. Bu dönemde çöğür çalmakla tanınmış sâzendelerden yeniçeriler arasında yetişenlere “yeniçeri şairi” veya sadece “şair” denilmekteydi. Bu sebeple ünlü saz şairi Âşık Ömer’in Şâirnâme’sinde “çöğür şairi” tabirine rastlanmamaktadır. Bu şairlerin bir kısmı yeniçeri seğirdim odalarında veya diğer yeniçeri topluluklarında, bir kısmı da halkın ve devlet erkânının arasında sanat faaliyetlerini sürdürmekteydi. XVII. yüzyılda çöğürün Osmanlı sarayına kadar yükseldiği, Sultan IV. Murad’dan (1623-1640) Sultan II. Ahmed’e (1691-1695) kadarki devrede saraydaki yerini koruduğu görülmektedir. Asrın tanınmış çöğürcülerinden Mehmed Ağa’nın IV. Murad’ın huzurundaki icralarda fasıl heyetinde yer alması ve buna benzer daha birçok örnek, bu yüzyılın ilk yarısında çöğüre olan rağbetin bir göstergesi olduğu gibi çöğürün sadece bir saz şairi çalgısı olmayıp Türk mûsikisinde fasıl sazı hüviyetini aldığını göstermesi bakımından da ilgi çekicidir. Kapsam olarak birçok halk çalgısını içine alacak şekilde gelişen çöğür, yüzyılın sonunda her türlü halk çalgısı için kullanılan genel bir terim mahiyetini almıştır. Ayrıca IV. Murad’ın huzurunda yapılan bir alayda altı fırka halinde geçen mûsiki takımının sonuncusu olan çöğürcülerin büyük bir takdirle izlendiği nakledilmektedir.


Çöğür şairleri tabiri XVIII. yüzyılın başlarında ortaya çıktı. Çöğür eğitimi de önceki yüzyıldaki şekliyle devam etti. Bu dönemde Osmanlı sarayında çöğür dersi veren birçok sanatkâr arasında ünlü nakkaş ve saz şairi Levnî de (ö. 1732) bulunuyordu.


II. Mahmud tarafından 1826’da yeniçeriliğin kaldırılması sırasında onları hatırlatacak her türlü maddî ve mânevî kültür zarar gördüğü gibi mehterhâne kapatılmak suretiyle asırlardır dayanışma halinde olan mehter mûsikisi-saz şairleri kültürü arasındaki bağ koparılarak yerine Avrupa bandosu kuruldu. Çöğür şairleri de büyük ihtimalle yeniçerilikle ilgilerinin devam etmemesi için II. Mahmud zamanında kurulan bir teşkilâta bağlandı. Böylece Osmanlı Devleti’nde mûsiki alanında Batılılaşma hareketi başlarken çöğür şairleri tabiri de gittikçe unutularak yerini “âşık” ve “saz âşıkları”na bıraktı. Âşıkların en önemli sazı olan çöğür ise zamanla meydan sazı, divan sazı gibi adlarla anılmaya başlandı. Ancak Tanzimat’tan sonra Batı tesiri altına giren Türk edebiyatı, bir sadeleşme ve halk edebiyatı verimlerine yönelme hareketi içine girince çöğür şairleri de bu özellikleriyle hatırlanmışsa da bu durum çöğür şairleri devrinin sona ermesine engel olamamıştır.


XX. yüzyılın başında millî edebiyat ve Türkçü düşüncelerin tesiriyle halk edebiyatı yeniden gündeme geldiğinde çöğür şairleri tabiri de zaman zaman kullanıldı. Bunlar arasında Rıza Nur’un Tanrıdağ mecmuasında yayımlanan halk şiiri araştırmaları zikredilebilir. Günümüzde ise hemen hemen unutulan çöğür şairleri, mûsiki unsuruna ağırlık vererek saz şairleri hakkında araştırmalar yapan Haydar Sanal tarafından bir incelemeye konu edildiği gibi (Çöğür Şâirleri I: Armutlu) İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Mûsikisi Devlet Konservatuarı’nın mûsiki tarihi dersleri müfredat programında da yer almıştır.

You Can Rate Too!

0 Ratings

Discussions

No Discussion Added Yet

Start discussion for "ÇÖĞÜR" article

View Discussions
Ask to Küre