Duygusal emek, bireyin, yaptığı işin gereği olarak, gözlemlenebilir yüz ifadeleri ve bedensel tavırlar aracılığıyla, kurumsal olarak beklenen duyguları sergilemesi amacıyla kendi duygularını yönetmesi sürecidir. Bu kavram, çalışanın yalnızca fiziksel veya zihinsel yeteneklerini değil, aynı zamanda duygularını da işinin bir parçası olarak kullanmasını ifade eder.
Kavram ilk defa sosyolog Arlie Russell Hochschild tarafından 1983 yılında yayımlanan "The Managed Heart: Commercialization of Human Feeling" (Yönetilen Kalp: Duyguların Ticarileşmesi) adlı eserinde kullanılmıştır. Hochschild'e göre duygusal emek, bir ücret karşılığında ve kurum tarafından belirlenen kurallar çerçevesinde duyguların yönetilmesidir. Bu durum, özellikle hizmet sektörünün gelişmesi ve müşteri odaklılığın önem kazanmasıyla çalışma yaşamının önemli bir parçası haline gelmiştir.
Duygusal emek literatürde temel olarak üç davranış biçimiyle açıklanır.
Çalışanın, gerçekte hissettiği duyguları değiştirmeksizin, yalnızca dışa vurduğu yüz ifadesi, jest veya ses tonu gibi davranışlarını rol yaparak sergilemesidir. Bu davranış biçiminde, hissedilmeyen bir duygu gösterilebilir veya hissedilen bir duygu gizlenebilir. Yüzeysel davranış sergileyen çalışan, gerçek duygularını yansıtmadan, kurumun beklentilerine uygun davranır. Bu durum, çalışanın gerçek hisleriyle sergilediği davranışlar arasında bir çelişki (duygusal çelişki) yaşamasına neden olabilir.
Çalışanın, kurumun kendisinden beklediği duyguları gerçekten hissetmek için aktif bir çaba göstermesidir. Bu süreçte çalışan, bir aktörün rolüne bürünmesi gibi, düşüncelerini ve anılarını kullanarak istenen duyguyu kendi içinde yaratmaya çalışır. Derin davranış, dışa dönük davranışlardan ziyade içsel duygulara odaklanır ve daha fazla çaba gerektirir.
Ashforth ve Humphrey tarafından Hochschild'in boyutlarına eklenen bu kavram, çalışanın sergilemesi beklenen duyguyu herhangi bir çaba göstermeden, doğal ve içten bir şekilde hissetmesi durumunu ifade eder. Bu durumda, çalışanın gerçek duyguları ile kurumun beklentileri uyum içindedir.
Duygusal emek kavramı, farklı araştırmacılar tarafından geliştirilmiştir. Hochschild (1983), bu süreci bir "oyun" olarak tanımlar; iş ortamı sahne, çalışanlar aktör ve müşteriler de seyircidir. Ashforth ve Humphrey (1993) ise davranışın kendisine odaklanarak duygusal emeğin "doğru duyguların sergilenmesi" olduğunu belirtmiş ve çalışanın örgütün dış yüzü olarak onu temsil ettiğini vurgulamıştır. Morris ve Feldman (1996) ise kavramı, "kişilerarası etkileşimde kurumun istediği duyguları sergileyebilmek için harcanan çaba, planlama ve kontrol" olarak tanımlamıştır.
Duygusal emek, bazı ilişkili kavramlarla birlikte ele alınır:
Duygusal emek süreci, bireysel ve örgütsel faktörlerden etkilenir. Cinsiyet, yaş, iş tecrübesi ve duygusal zeka gibi bireysel özellikler ile iş otonomisi, yönetici ve iş arkadaşlarının desteği gibi örgütsel faktörler, duygusal emek davranışının sergilenmesinde rol oynar. Araştırmalar, hizmet sektöründeki duygusal emek gerektiren işlerde kadın çalışanların yoğun olduğunu göstermektedir.
Duygusal emeğin hem bireysel hem de örgütsel düzeyde çeşitli sonuçları bulunmaktadır:
Temel Boyutları ve Biçimleri
Yüzeysel Davranış (Surface Acting)
Derin Davranış (Deep Acting)
Samimi Davranış (Genuine Emotion)
Kavramsal Yaklaşımlar ve İlgili Olgular
Etkileyen Faktörler ve Sonuçları
This article was created with the support of artificial intelligence.