Karada insanların ve hayvanların geçmesi için açılan veya kendi kendine oluşmuş, yürümeye uygun yer."Orman yolunun kenarında yürürken hayvanların sesini duyabiliyordum."
Noun
2.
Genellikle yerleşim alanlarını birbirine bağlamak için düzeltilerek açılmış ulaşım şeridi."Şehirlerarası yollar zaman zaman bakım yapılacağı için trafiğe kapatılabiliyor."
Noun
3.
İçinden veya üstünden bir sıvının geçtiği, aktığı yer."Su yolu tıkandı ve derede su seviyesi yükseldi."
Noun
4.
Yolculuk."Yola çıkmak zor bir karar oldu."
Noun
5.
Karada, havada, suda bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklık; sırat, tarik."Bu uzun yolculukta her bir adım çok değerliydi."
Noun
6.
Gidiş çabukluğu, hız."Bu vapurun yolu az, birkaç saatte varış yerine ulaştık."
Noun
7.
Davranış, tutum, gidiş veya davranış biçimi."İş yerinde herkesin yoluna uygun bir davranış biçimi geliştirmesi gerektiğini düşünüyorum."
Noun
8.
Uyulan ilke; sistem."Duyguların eğitimi de en iyi, sanat yoluyla olur."
Noun
9.
Kumaşta bulunan çizgi."Yolda tek bir çizgi var, diğerleri dikiş izlerinden oluşmuş."
Noun
10.
Kez."Bu malzeme her yol kullanımda verimli oluyordu."
Noun
11.
Bir sonuca, bir amaca ulaşmak için izlenen süreç."Bu yolda çok emek harcandı."
Noun
12.
Bir amaca ulaşmak için başvurulması gereken çare."Bu işi yapmanın bir yolu vardır."
Noun
İşaret Dili
Y
o
l
Köken
Eski Türkçe yol “1. yürüyüş, 2. yol, patika” sözcüğünden evrilmiştir. Bu sözcük, Eski Türkçe yorı- “yürümek” fiili ile eş kökenlidir.
Kullanım Alanları
Gezi ve yolculuk temalı edebi eserlerde sıkça yer alır.
Toplu taşıma, ulaşım ve şehir planlaması gibi günlük yaşamda da önemli bir yer tutar.