28 Şubat Süreci

İstihbarat, Güvenlik Ve Savunma+2 Daha
fav gif
Kaydet
kure star outline

28 Şubat darbesi, 1997 tarihinde Türkiye siyasi tarihinde meydana gelen demokrasiye müdahale sürecidir. Bu süreç, askeri, bürokratik ve medya aktörlerinin koordinasyonuyla birlikte demokrasi ve insan hakları ilkelerine zarar verici yöntemler çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. İnanç özgürlüğüne dayalı temel haklar ihmal edilmiş, dini inançları serbestçe yaşama hakkı kısıtlanmıştır.【1】 

Zaman Çizelgesi Süreç 

1995: Genel Seçimler

Genel seçimler, 28 Şubat sürecinde hedef alınan Refah Partisi'nin zaferiyle sonuçlandı. Parti, toplam oyların %21,37'sini alarak seçimden birinci sırada çıktı. 1969'dan itibaren Türk siyasetinde yer alan Millî Görüş hareketi, tarihinde ilk kez hükümet kurma yetkisini kazandı.【2】 Seçim sonuçları aynı zamanda bir hükümet krizine yol açtı. Hükümeti kurma görevi verilen Necmettin Erbakan, koalisyon görüşmelerinde partilerden yeterli desteği sağlayamayınca görevi iade etti.【3】  Siyasi kulislerde, koalisyon pazarlıklarının dönüşümlü başbakanlık konusunda çıkmaza girdiği ve askerlerin parti liderlerine Erbakan ile hükümet kurmamaları yönünde baskı yaptığına dair iddialar gündeme geldi.【4】 

1996

Refah Partisi'ni siyaset dışında bırakma amacıyla Mesut Yılmaz ve Tansu Çiller, dönüşümlü başbakanlık modeliyle bir koalisyon kurmayı planladı. Süreçte yaşanan gelişmeler, uluslararası kamuoyunda da Türkiye'ye yönelik bakış açısını etkiledi.


7 Haziran: Cumhurbaşkanı Demirel hükümet kurma görevini Erbakan’a verdi. Koalisyon çalışmaları başladı.


28 Haziran: Refah Partisi ve DYP ortaklığında Refahyol hükümeti kuruldu. Necmettin Erbakan Başbakanlık koltuğuna, Tansu Çiller ise Başbakan Yardımcısı koltuğuna oturdu.



4 Ekim: Necmettin Erbakan, müslüman ülkeler arasında ilişkiler kurmayı hedefliyordu. Avrupa birliğinin oluşturduğu işbirliği tekeline karşı önlem almak isteyen Erbakan D-8 işbirliği için adımlar atmaya başladı.【5】 


6 Ekim: Erbakan’ın Libya ziyareti geniş yankı buldu. Türkiye’nin İsrail ile ilişkisini ve Kürtlerle ilgili sorunlarını eleştiren Kaddafi’ye karşılık, Erbakan, "Libya ile Türkiye kardeş ülkedir. Teröristler bilhassa Kürt kardeşlerimizi katlediyor. Bunların temel zihniyeti ateist ve komünist zihniyettir. Kökleri dış kaynaklıdır" yanıtı verdi.【6】 



21 Ekim: 8 Müslüman ülke tarafından oluşturulan D-8 örgütü, İstanbul’da “İslam Şurası” çerçevesinde toplandı. Erbakan, tüm müdahale ve baskılara rağmen İslam Dünyası hakkında çalışmalara devam etti. G-7’ye karşı D-8’i öneren Erbakan, güçlü söylemlerle İslam Dinarı ve İslam NATO’su gibi fikirler önerdi.【7】 


3 Kasım: Balıkesir'in Susurluk ilçesi yakınlarında meydana gelen trafik kazası, büyük bir skandalın ortaya çıkmasına neden oldu. Kazaya karışan araçta DYP Milletvekili Sedat Bucak, Polis Okulu Müdürü Hüseyin Kocadağ ve İnterpol tarafından aranan Abdullah Çatlı'nın birlikte bulunduğu tespit edildi.


1997

11 Ocak: Erbakan dini liderler ile iftar yaptı. Medya bu durumu irtica olarak ele aldı. Erbakan:”Ben bu iftarı verirken Demirel de farklı ülkelerin dini liderleriyle iftar ediyordu. Mesele imamlar değil, mesele başka.” dedi.


16 Ocak: CHP Genel Sekreteri Adnan Keskin ve 33 milletvekili, Başbakan Erbakan'ın Başbakanlık Konutu'nda imamlara verdiği iftar dolayısıyla Ankara cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu.


28 Ocak: Danıştay 12. dairesi, Bakanlar Kurulu'nun, memurların çalışma saatlerinin Ramazan’a göre düzenlenmesini öneren kararnameyi durdurdu. Danıştay, kararnameyi anayasanın laikliği düzenleyen maddelerine aykırı buldu.


Refah Partili Sincan Belediye Başkanı Bekir Yıldız Filistin ile dayanışma gecesi düzenledi. Bekir Yıldız'ın konuşmasındaki ''başörtüsü Müslümanların şeref sancağıdır. Başörtüsü takmayanların kendi vücutlarını şerefli görmeyerek, peşkeş çektikleri, şeref sancağı olan başörtüleri ve diğer değer yargıları için sabırlı bir şekilde mücadele yapacakları, ancak Müslümanların sabrı taştığında işin nereye varacağının çok iyi bilindiği..." gibi ifadeleri daha sonra dava konusu oldu.【8】  Yıldız, bu sözleri sebebiyle, 6 Şubat'ta gözaltına alındı, Ekim 1997'de de "halkı din farklılığı gözeterek, kin ve düşmanlığa tehlikeli biçimde açıkça tahrik ettiği" gerekçesiyle 4 yıl 7 ay hapse mahkum edildi.


1 Şubat: Başbakan Erbakan, 1 Şubat 1997'de itirazlara ve DYP'li bazı bakanların "imza atmayız" tepkisine rağmen "üniversitelerde başörtüsünü serbest bırakan" kararnameyi Bakanlar Kurulunda imzaya açtı.【9】 


2 Şubat: Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi, Ankara Sincan’da gerçekleştirilen Kudüs Gecesi hakkında inceleme başlattı.


3 Şubat : Sincan Belediyesi'nin Kudüs Gecesi'ni düzenlediği çadırın etrafında çekim yapan gazetecilerden Star Televizyon muhabiri, bir belediye çalışanı tarafından tokatlandı. Kameraların önünde gerçekleşen bu saldırı, laik kesimde büyük tepki uyandırırken başörtülü öğrencilerin üniversitelere alınmaması sükûnet ile karşılandı.【10】 



4 Şubat: Başbakan Necmettin Erbakan, grup toplantısında Sincan Belediyesi'nin düzenlediği gece için, provakatif olarak hata ile yapılan şeylerin ülkeyi yıkamayacağını söyledi, ancak bu sözleri tartışmaları yatıştırmaya yetmedi.


Sincan’da askerler 20 tank ve 15 zırhlı araçla geçiş yaptı. Olay askeri müdahale tartışmalarını başlattı.


Washington'da Türk-ABD Konseyi kapanış balosunda konuşan dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Çevik Bir, yıllarca hatırlanacak "Sincan'da demokrasiye balans ayarı yaptık." ifadelerini kullandı.【11】 


Hükümet ortağı Tansu Çiller, tankların yürütülmesi için "Sincan’daki olayı yok sayamayız, küçümseyemeyiz." dedi. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Başbakan Necmettin Erbakan'a bir uyarı mektubu gönderdi. Mektupta, laik düzenin korunması için mevcut yasaların eksiksiz uygulanması ve devlet kurumlarına köktendinci akımların sızmasının önlenmesi gerektiğine dair uyarılar yer aldı.【12】 


11 Şubat: Muhsin Yazıcıoğlu: “Millete namlusunu çeviren tankları asla selamlamayız.”【13】 


13 Şubat: Sincan Belediye Başkanı Bekir Yıldız ve 9 kişi, Ankara DGM tarafından tutuklandı.


25 Şubat: Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Güven Erkaya: “Yıllardır devletin geleceği için birinci tehdit PKK terörü idi. Ancak güvenlik güçleri görevini yaptı ve PKK olayı kontrol altına alındı.【14】 


26 Şubat: Genelkurmay Başkanı Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı, İsrail gezisi kapsamında, 1967 yılında İsrail’in Filistin’i zalimce işgal ettiği ve “Altı Gün Savaşı” olarak bilinen savaşta ölen İsraillilerin anısına Tel-Aviv’de yapılan mezarlığa çelenk koydu.【15】 


28 Şubat Milli Güvenlik Kurulu Toplantısı ve Kararları

28 Şubat günün özeti:

  • 28 Şubat 1997’de Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in başkanlığında saat 15.00’da Milli Güvenlik Kurulu başladı.
  • Askeri kadroda; Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı, Genelkurmay 2. Başkanı Çevik Bir, Kara Kuvvetleri Komutanı Hüseyin Kıvrıkoğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven Erkaya, Hava Kuvvetleri Komutanı Ahmet Çörekçi, Tuğgeneral Abdullah Kılıçarslan, Zırhlı Birlikler Eğitim Tümen Komutanı Erdal Ceylanoğlu, MGK Genel Sekreteri İlhan Kılıç, Jandarma Genel Komutanı Teoman Koman, Genelkurmay Sekreteri Erol Özkasnak ve Ege Ordu Komutanı Doğu Aktulga bulunuyordu.
  • Erol Özkasnak gelecekte, "28 Şubat bir kriz yönetimidir. Kriz yönetiminin amacı; savaş veya bir çatışmaya girmeden isteklerinizi karşı tarafa kabul ettirmektir. Bu amaç hâsıl oldu, yani kriz yönetimi başarı ile idare edildi" diyecekti.
  • Dokuz saat süren toplantı 23:45’te sonlandı. Askerler yaptırım listesi sundu. Listede ‘Atatürk ilkeleri doğrultusunda Anayasa ve Cumhuriyet yasalarının uygulanmasından asla taviz verilmemesi’ gerektiği vurgulandı.
  • Erbakan “Bu işler ayaküstü olmaz” diyerek listeyi hemen imzalamayı reddetti.
  • Demirel “Yarına bırakalım, üzerinde bazı rötüşlar yapalım” diyerek toplantıyı dağıttı.


1 Mart: Cumhuriyet gazetesi manşeti: “Muhtıra Gibi Tavsiye”


4 Mart: The Washington Post, Refah Partisi üyelerinin silahlanma sayısının 50 bini aştığını öne sürerek, bu durumun Türk ordusunda iç savaş endişesi yarattığını iddia etti. Gazete, Refah Partisi’nin iyi niyetli demokratlardan değil, Batı ve İsrail karşıtı radikal unsurlardan oluştuğunu savundu. Ancak bilgilerin doğruluğu konusunda kaynak verilmediği gibi iç basın bunu içişlerine müdahale olarak değerlendirmedi. Askerler ise her şey kontrol altına mesajı vermeye çalıştı.【16】 


Başbakan Necmettin Erbakan, MGK Genel Sekreteri Orgeneral İlhan Kılıç'tan kararların yumuşatılmasını talep etti ve aksi takdirde bildiriyi imzalamayacağını belirtti. Bu süreçte düzenlediği basın toplantısında, yeni hükümet arayışlarına tepki göstererek, "Hükümet TBMM'de kurulur, MGK'da kurulmaz" ifadelerini kullandı.【17】  Atatürkçü Düşünce Derneği, DİSK, KESK, TOBB, TİSK, TESK ve Türk-İŞ gibi bazı demokrasi savunucusu sivil toplum kuruluşları da açıklamalar yaparak, MGK kararlarına tam destek verdiklerini ifade etti.【18】 


Başbakan Necmettin Erbakan, destek bulamayınca MGK kararlarını imzaladı ancak bu kararların uygulanmaması için girişimlerde bulundu. Amacı, kararları Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde tartışmaya açarak reddedilmesini sağlamaktı. Bu süreçte Tansu Çiller de Erbakan’a destek verdi. Ancak TBMM Başkanı Mustafa Kalemli, "MGK kararlarının muhatabı hükümettir. Kesinlikle bunları Meclis'te tartıştırmam" diyerek buna engel oldu.


17 Nisan: Kanal D’de yayınlanan bir programa katılan Fethullah Gülen, Türkiye’yi idare edenlerin gerekli performansı gösteremediklerini, “Bu işi beceremedik, elimize yüzümüze bulaştırdık” deyip ayrılmaları gerektiğini ifade etti. 8 yıllık kesintisiz eğitimin İmam Hatiplere zararlı olmayacağını savunan Gülen, askerlerin bazı sivillerden daha demokrat olduklarını söyledi. RP ile ise aralarında ruh uyuşmazlığı olduğunu belirtti. 【19】 


Erzurum Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Osman Özbek'in, isim vermeden Başbakan Necmettin Erbakan’ı hedef alan ve küfür içeren bir konuşması basına yansıdı. Bunun üzerine, Refah Partili bir milletvekili Özbek hakkında soruşturma açılması talebiyle Genelkurmay Başkanlığı’na başvuruda bulundu. Soruşturma izni için hazırlanan dosya Başbakan Erbakan’ın önüne geldi, ancak Erbakan, gerilimin daha da artmaması adına soruşturma izni vermedi.【20】 


10 Mayıs: Başbakan Yardımcısı ve DYP Genel Başkanı Tansu Çiller, İstanbul'da "darbe tehlikesine" karşı miting düzenledi. Medyayı kontrol eden baronları hedef alarak onlara sağlanan teşvik ve imtiyazları ifşa etti. Bunlar arasında sabah, doğan ve koç gibi gruplar vardı.【21】  Bu meydan okuma, Refah-Yol hükümetini daha da yalnızlaştırdı.


11 Mayıs: Sultanahmet’te yüz binlerin katılımıyla 8 yıllık kesintisiz eğitimle İmam Hatiplerin kapatılmasına giden yola karşı tarihi bir miting yapıldı. Mitingde kullanılan Kelime-i Tevhid bayrakları ve atılan sloganlar, medyanın propagandaları için kaynak oldu.


13 Mayıs: MGK'da alınan kararlar doğrultusunda, Kılık Kıyafet Kanunu'na aykırı hareket eden kişilere yönelik bir operasyon başlatıldı. “Sarık operasyonu” olarak adlandırılan bu uygulama kapsamında, Fatih Çarşamba ve Sultanbeyli’de sarık ve cübbe giyen bazı kişiler gözaltına alındı.


21 Mayıs: Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş, “Türkiye’yi iç savaşa sürüklediği” ve "laik cumhuriyet ilkesine aykırı eylemlerin odağı olduğu" gerekçesiyle Refah Partisi’nin kapatılması için Anayasa Mahkemesi’nde dava açtı.【22】 


26 Mayıs: Olağanüstü Yüksek Askeri Şura yapıldı. 161 subay ve astsubay ordudan ihraç edildi.


30 Mayıs: İçişleri Bakanlığı’nın paylaştığı verilerde, 28 Şubat kararlarının alınmasından itibaren 182 Kur’an kursunun kapatıldığını, 1000’e yakın öğrenci yurdunun denetlendiğini, kamu kurum ve kuruluşlarına sızmış “aşırı dinci” 12 kişinin işine son verildiğini ve “irticai faaliyetleri” sebebiyle 13 derneğin kapatıldığını belirtti.


6 Haziran: Genelkurmay Başkanlığı, tüm birliklere gönderdiği “gizli” emirde, Kombassan, Yimpaş, İhlas, Ülker, Beğendik ve MÜSİAD’dan, “irticai faaliyetlere destek sağladığı” gerekçesiyle alışveriş yapılmamasını ve bu kuruluşların ihalelere alınamamasını istedi.【23】 


9 Haziran: Adalet Bakanı Şevket Kazan, Genelkurmay’ın irtica brifingine katılacak olan hâkim ve savcılara izin vermedi. Genelkurmay rest çekti: “Meşrutiyetin savcıları gelmez.”【24】 


10 Haziran: Genelkurmay, hâkim ve savcılara irtica brifingi verdi. Genelkurmay Karargâhı’nda gerçekleşen brifinge, yüksek yargı başkan ve üyelerinin de aralarında bulunduğu 400 hâkim ve savcı katıldı. Bu konu yasaları uygulayan kişilerin yasalara uygun olmayan yollarla brifingler aldığını göstererek cumhuriyetin demokratik adalet anlayışını zedeledi.


11 Haziran: Genelkurmay, yargı mensuplarının ardından medyaya da irtica brifingi verdi. 12 Mart ve 12 Eylül darbelerinin söylemlerini taşıyan brifingde, irtica tehdidinin cumhuriyete cihat açtığı belirtilerek, “rejimi silahla korumaktan söz edildi.


14 Haziran: Ankara Etimesgut’taki zırhlı birliklerden hareket eden tankların öğle saatlerinde bir kez daha Sincan’dan geçtiği söylentisi çıktı.


18 Haziran: Necmettin Erbakan, başbakanlıktan istifa etti. Refahyol’un 355 günlük iktidarı sona erdi. Ve Erbakan istifa nedeninin Başbakanlığı Tansu Çiller’e vermek olduğunu söyledi.


Refah - Yol Hükümetinin İstifası Sonrası Yaşanan Gelişmeler

20 Haziran: Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, hükümet kurma görevini, o dönemde Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde çoğunluğa sahip olan Doğru Yol Partisi lideri Tansu Çiller'e vermedi. Bunun yerine, Anavatan Partisi Genel Başkanı Mesut Yılmaz’ı hükümeti kurmakla görevlendirdi. Demirel, bu tercihini yıllar sonra "ben Çiller’e görev verseydim gerginliğin devamına sebep olurdum. Takdirimi kullandım" diye anlattı.


3 Ağustos: Batı Çalışma Grubu, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan muhafazakâr bireylerin özel dini yaşantılarını fişleme faaliyetlerine başladı. Bu kapsamda, namaz kılanlar ve eşi başörtülü olanlar belirlenerek ihraç edildi. 【25】 


16 Ağustos: Yıllık kesintisiz eğitim yasası Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edildi. Bu düzenleme ile 8 yıllık ilköğretim zorunlu hale getirildi ve İmam Hatip Liseleri’nin ortaokul kısımları kapatıldı.


17 Ağustos: Milliyet manşeti: “Sekiz Yıl Zaferi.”


25 Ağustos: Eyüp Sultan Camii’nde, kesintisiz eğitimi protesto etmek amacıyla toplu sabah namazlarına başlandı.【26】 


11 Eylül: Batı Çalışma Grubu’na ait belgeleri sızdırdığı gerekçesiyle yargılanan Onbaşı Kadir Sarmusak, mahkemede verdiği ifadede, aralarında kendisini yargılayan askeri savcının da bulunduğu 3.800 kişinin telefonlarının dinlendiğini ileri sürdü. “Askerler herkesi dinledi. 55. Hükümetin kuruluşunu anlatırsam çok kişi zorda kalır” dedi.【27】 


9 Ekim: Meral Akşener: “Genelkurmay kanunlara aykırı olarak bir casusluk masası kurmuştur. Genelkurmay 65 milyon insanı fişliyor. Valiyi, kaymakamı, öğretmeni, doktoru fişliyor. Asıl insanları bölen bunlar.”


31 Ekim: Milli Güvenlik Kurulu’nda, 1992 tarihli Milli Güvenlik Siyaset Belgesi yeniden şekillendirildi. Belgeye, “irticanın öncelikli tehdit konumuna geldiği” ifadesi eklendi.


18 Kasım: Anayasa Mahkemesi’nde Refah Partisi’nin kapatılma davasına başlandı. Necmettin Erbakan ilk gün 4,5 saat savunma yaptı.


6 Aralık: İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, 20 kişilik bir iş insanı grubuyla Siirt’i ziyaret etti. Cumhuriyet Meydanı’nda halka hitap eden Erdoğan, Ziya Gökalp’in "Asker Duası" adlı şiirini okudu.


23 Aralık: MGK toplantısında askerler, irticai faaliyetlere karşı sosyal ve ekonomik yaptırımların hızlandırılmasını ve "İslami sermaye" olarak nitelendirilen şirketlerin yakından takibe alınmasını talep etti.


25 Aralık: Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı tarafından düzenlenen törende, Fethullah Gülen’den “Ulusal Uzlaşma Ödülü” aldı.【28】 

1998

16-18 Ocak: Refah Partisi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş’ın açtığı davada, “Laik cumhuriyet ilkesine aykırı eylemlerin odağı olduğu” iddiasıyla kapatıldı. Necmettin Erbakan ile birlikte 6 parti üyesi hakkında 5 yıl siyaset yasağı getirildi.【29】 


2 Şubat: Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 5. sınıftan sonra Kur’an kurslarına gidilebileceğini öngören yönetmeliği, Danıştay tarafından 8 yıllık kesintisiz eğitime uygun olmadığı gerekçesiyle iptal edildi.


10 Şubat: Başbakan Mesut Yılmaz, bir genelgeyle, memurların kılık kıyafetlerinin, yöneticiler tarafından sürekli kontrol edilmesini istedi.


11 Şubat: Başbakan Yılmaz, vali ve kaymakamları, bölücülük ve irticayla mücadele için kurulan Sivil Çalışma Grubu’nun (SÇG) üyesi yapan bir genelge yayınladı.


23 Şubat: İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdaroğlu, "başörtülü-sakallı" öğrencilerle ilgili bir genelge yayımladı. Genelgede, kız öğrencilerin başörtülü, erkek öğrencilerin ise sakallı olarak derslere, stajlara ve uygulamalara katılmalarının yasaklandığı belirtildi.【30】 


13 Mart: Rektörler Komitesine katılan 71 üniversite rektörü, MGK Başmüşaviri Emekli Albay İbrahim Barutçuoğlu’ndan irtica konusunda brifing aldı. Brifingin ardından, üniversite rektörlerine başörtüsü yasağının uygulanması yönünde talimat verildi.【31】  Yaptırım uyguladıkları tarafları çağdışılık ile nitelendiren akademisyenlerin bilim ve teknoloji hakkında projeler yürütmek yerine kılık kıyafet yönetmelikleriyle ilgilenmeleri Türkiye’de ki akademik anlayışın sorgulanmasına yol açtı.


14 Mart: Genelkurmay Başkanlığı, tarikat bağlantısı olduğu iddia edilen 36 vali ve 371 kaymakam hakkında hazırladığı raporu, "gereğinin yapılması" talebiyle İçişleri Bakanlığı’na iletti.


17 Mart: Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Genelkurmay Karargâhı’nda askerlerden irtica brifingi aldı.


18 Mart: Dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz’ın Tiflis ziyareti sırasında, askerden duyduğu rahatsızlığı üç gazeteciye aktardığı iddiası basına yansıdı. Rahatsızlığın, bir süredir kamuoyunda tartışılan ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nden geldiği öne sürülen, Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı’nın görev süresinin uzatılması talebiyle ilgili olduğu belirtildi. Yılmaz’ın gazetecilere, "Bazı askerler irtica tehlikesini görev süresini uzatmak için kullanıyor. Ancak hükümet kararlı. Genelkurmay Başkanı'nın görev süresi uzamayacak ve Genelkurmay İkinci Başkanı Çevik Bir kıta görevine gönderilecek." dediği iddiası, gazetelerin manşetlerinde yer aldı.【32】 


20 Mart: Askerler, Yılmaz'a 'muhtıra' gibi bir açıklama ile cevap verdi. Bildirinin altında Genelkurmay Başkanı ve tüm kuvvet komutanlarının imzası vardı: "makamı, konumu ve görevi ne olursa olsun hiç kimse kişisel menfaatleri ve siyasi ihtirasları uğruna Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yasal görevi olan ülke güvenliğine yönelik bölücü ve irtacai gelişmelere karşı mücadele azminden vazgeçirecek, zayıflatacak, tereddüte düşürecek veya kararlılığını gölgeleyecek hiçbir tavır, tutum, beyan ve telkinlerde bulunamaz" deniyordu. Yılmaz geri adım attı. Yıllar sonra da bana verilen muhtıra hukuksuzdu ancak gerilimi tırmandırmamak için geri adım attığını ifade etti.


21 Nisan: İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Siirt’te okuduğu Ziya Gökalp şiiri sebebiyle, Diyarbakır DGM tarafından 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. "halkı din ve ırk farkı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik etmek"


22 Nisan: Hürriyet manşeti: “Muhtar Bile Olamayacak.”【33】 


12 Haziran: Türkiye genelinde yapılan Anadolu ve Fen Liseleri’ne giriş sınavına, başörtülü öğrenciler alınmadı.


19 Haziran: Başörtüsü mağdurları tarafından organize edilen İstanbul’dan Ankara’ya Özgürlük Yürüyüşü başladı.


24 Eylül: Yargıtay 8. Dairesi, Recep Tayyip Erdoğan hakkında verilen hapis cezasını onadı. Onbinlerce İstanbullu, Erdoğan’a verilen cezayı İstanbul Büyükşehir Belediyesi önünde protesto etti.


10 Ekim: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş: “Tayyip davasında karar veren arkadaşlarım bu kadar baskıya rağmen, Türkiye Cumhuriyeti’nin gerçek kahramanlarıdır.”


11 Ekim: Başörtüsü yasaklarına karşı Türkiye genelinde yüz binlerce kişi tarafından “İnanca Saygı ve Düşünce Özgürlüğü İçin El Ele” eylemi düzenlendi. Olaysız ve şiddet içermeyen eyleme polis müdahale etti ve 600’den fazla kişi gözaltına alındı.


5 Kasım: Danıştay, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın belediye başkanlığını düşürdü.


26 Kasım: Cumhurbaşkanı Demirel: “28 Şubat kararları yürürlüktedir ve yeniden kurulacak hükümetin en önemli görevlerinden biri olacaktır.”

1999

Mayıs: Fazilet Partisi’nden İstanbul Milletvekili seçilen Merve Kavakçı, Meclis Genel Kurulu’na başörtülü olarak girdi. Bunun üzerine, Kavakçı’nın yemin etmesini engellemek amacıyla DSP milletvekilleri kürsüyü çevreleyerek 45 dakika boyunca "dışarı" sloganları attı. Başbakan Bülent Ecevit, kürsüye gelerek, "Burası devlete meydan okunacak yer değildir. Bu hanıma haddini bildirin." ifadelerini kullandı.


3 Mayıs: Ankara DGM Başsavcılığı FP İstanbul Milletvekili Merve Kavakçı hakkında, “Halkı, din, mezhep, sınıf ve bölge farkı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça kışkırtmak” iddiasıyla soruşturma başlattı.【34】 


13 Mayıs: Milletvekili Merve Kavakçı, Bakanlar Kurulu kararıyla Türk vatandaşlığından çıkarıldı.【35】 


28 Mayıs: DSP, MHP ve ANAP koalisyon protokolünü imzaladı. Protokolde, “türbanın kamu kurumlarında siyasal simgeye dönüştürülmesine karşı yasal önlemlerin sürdürüleceği” belirtildi. 


22 Haziran: Fethullah Gülen: “Ordusuna, milletine laf ettirmeyen cephedeyim. Atatürk’ü hedef alan sözlerim sürç-ü lisan.” 【36】 


22 Temmuz: Kur’an-ı Kerim’in 12 yaşından önce öğrenilmesini yasaklayan yasa tasarısı, DSP, MHP ve ANAP’ın oylarıyla kanunlaştı.

2 Ağustos: YÖK Başkanı Kemal Gürüz: “Türban yasağına uymayan gider.”【37】 


3 Eylül: Genelkurmay Başkanı Org. Hüseyin Kıvrıkoğlu: “28 Şubat bir süreçtir. İrtica tehdidi bin yıl sürerse, 28 Şubat da bin yıl sürecek.”


4 Eylül: Başbakan Bülent Ecevit: “İrticai yayınlarla orduyu o kadar tahrik ettiler ki, Genelkurmay Başkanı da patladı.”


18 Ekim: Ankara DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel, Terörle Mücadele polisleri ve çok sayıda gazeteciyle birlikte gece yarısı milletvekili Merve Kavakçı’nın evine baskın düzenledi. Kavakçı’nın evine girmek isteyen polisler, bazı milletvekilleri tarafından engellendi. Yaşanan olay, basın aracılığıyla kamuoyuna yansıtıldı.


18 Ekim: Zaman Gazetesi’ne başörtüsü ile ilgili görüşlerini açıklayan terör örgütü başı aşırı dinci Fethullah Gülen; “İman ve Allah sevgisine şiddetle ihtiyaç duyulan günlerde, usul sayılmayan konularda takılıp kalınmaması gerektiğini” söyledi.


12 Aralık: İnsan Hak ve Özgürlükleri Platformu tarafından, “İnanca, Düşünceye ve Emeğe Saygı İçin El Ele Zinciri” oluşturuldu. Türkiye çapında oluşturulan zincire on binlerce kişi katıldı.


2001

22 Haziran: Necmettin Erbakan: “Demokrasilerde parti kapatma diye bir şey yok. Onun için kapatma kararının bir toz kadar değeri yoktur. Kapıdaki levhayı değiştirir, yola devam ederiz.”


14 Ağustos: Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki siyasi oluşum tarafından, Adalet ve Kalkınma Partisi kuruldu.

2002

9 Ocak: Anayasa Mahkemesi, Ak Parti Genel Başkanı ve kurucu üyesi Recep Tayyip Erdoğan`ın kurucu üyelikten çıkarılması için AK Parti’ye ihtar verilmesini kararlaştırdı.


17 Nisan: AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 1992 yılında Rize’de yaptığı bir konuşmanın kaseti, 10 yıl sonra bir televizyon kanalında yayınlandı. Ankara ve Erzurum Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Başsavcılıkları, konuşmada orduya ve laikliğe hakaret edildiği iddiasıyla soruşturma başlattı.


23 Nisan: Genelkurmay Başkanı Org. Hüseyin Kıvrıkoğlu: “Erdoğan’ın düşüncelerinde değişen bir şey yok. 70 yıldan beri siyaset sahnesinde düşünceler devam ediyor. Biz boşuna demedik ‘28 Şubat bin sene devam eder’ diye.”


25 Nisan: Başbakan Bülent Ecevit, AK Parti’nin geçmişteki siyasi oluşumların devamı niteliğinde olduğunu belirterek, ilk seçimde etkisini kaybedeceğini ve "sabun köpüğü gibi dağılacağını" ifade etti.【38】 


21 Haziran: Rahim kanseri tedavisi gören ve böbrek yetmezliği nedeniyle İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne başvuran 71 yaşındaki Medine Bircan’ın, sağlık karnesindeki fotoğrafının başörtülü olması nedeniyle diyalize alınmadığı ortaya çıktı.【39】 


27 Haziran: Sağlık karnesindeki başörtülü fotoğrafına fotomontajla peruk eklenmesinin ardından günler sonra tedavisine başlanılan Medine Bircan, hayatını kaybetti. 

AK Partinin İktidara Gelmesinden Sonra Yaşanan Süreç

2003

25 Ekim: YÖK’ün çağrısıyla bir araya gelen üniversite rektörleri ve öğretim üyeleri, Anıtkabir’i ziyaret ederek, “Cumhuriyete Saygı” yürüyüşü yaptı. Yürüyüş esnasında, “Ordu Göreve” pankartı taşıyan katılımcılar, laiklik sloganları attı.【40】 


7 Kasım: Yargıtay Başkanı Eraslan Özkaya, şapka, fes, sarık, peçe ve başörtüsü ile duruşma salonunda bulunmanın, duruşma salonlarının hukukun mabedi sayılması niteliği, ciddiyeti ve saygınlığı ile bağdaşmayacağını ifade etti.

2004

29 Haziran: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi Leyla Şahin’in başörtüsü yasağına karşı açtığı davayı karara bağladı. Mahkeme, başörtüsü yasağının insan hakları ihlali teşkil etmediğini belirterek, üniversitelere giren bireylerin laiklikten kaynaklanan yükümlülükleri kabul etmiş sayıldığını ifade etti. Bu karar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin yalnızca kendi vatandaşlarının haklarını mı koruduğu yönünde tartışmalara yol açtı. Aynı zamanda, insan haklarını savunmada Avrupa’yı otorite kabul edenlerin karşılaşabileceği olası trajedileri gündeme getirdi.【41】 

2005

25 Nisan: Anayasa Mahkemesi Başkanı Mustafa Bumin: “Anayasa’daki laik düzenlemeler kaldığı sürece, türbanlı kızların yükseköğretim kurumlarına öğrenci sıfatıyla, öğrenimlerinden sonra resmi dairelere kamu görevlisi olarak girmelerini sağlayacak tüm yasal düzenlemeler Anayasa’ya aykırı olacaktır.”

2006

1 Mayıs: Süleyman Demirel: “Türkiye laiklikten vazgeçemez. Herkes aklını başına toplasın. Türban özgürlük falan değildir. Bu gericiliktir. İlle başı bağlı okumak istiyorsan, başı bağlı olarak okunabilen yerler var, oraya git. Arabistan’da falan öyle yerler vardır, oraya gidin. Orada okuyun.”

2007

29 Mart: Nokta dergisi, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek’e ait olduğu iddia edilen darbe günlüklerini yayımladı. Haberde, dönemin kuvvet komutanlarının AK Parti hükümetinin politikalarından rahatsızlık duyduğu ve 2003-2004 yıllarında Sarıkız, Ayışığı ve Yakamoz kod adlı darbe planlarını hazırladıklarının ortaya çıktığı ileri sürüldü.


12 Nisan: Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt: “Cumhuriyetin temel değerlerine, laik, demokratik hukuk devleti idealine devletin üniter yapısına sözde değil özde bağlı bir cumhurbaşkanının seçileceğine inanıyor, umut ediyoruz.”【42】 


13 Nisan: Vatan manşeti: “Sözde Değil Özde Laik Başkomutan”


19 Eylül: Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yeni anayasa çalışmaları kapsamında başörtüsü yasağının kaldırılması gerektiğini ifade etti.


21 Ekim: Cumhurbaşkanını halkın seçmesini de içeren anayasa değişikliği referandumu yapıldı. Değişiklik paketi %69 “Evet” oyuyla kabul edildi.


10 Aralık: Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Erdoğan Teziç’ten boşalan YÖK Başkanlığı’na, ODTÜ Sosyoloji Bölümü öğretim üyelerinden Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan’ı atadı.


14 Aralık: Yusuf Ziya Özcan: “İki vizyonum var. Bunlardan bir tanesi bütün yasakların üniversitelerden kalkması, ikincisi de üniversitelerin asli görevi olan bilimselliğe daha fazla önem vermeleri.”【43】 


9 Şubat: Üniversitelerdeki başörtüsü yasağını kaldıran anayasal düzenleme, meclis genel kurulunda 411 milletvekilinin oyuyla kabul edildi.


10 Şubat: Hürriyet manşeti: “411 El Kaosa Kalktı” 【44】 


21 Şubat: Cumhurbaşkanı Gül, yükseköğretimde başörtüsünün serbest bırakılmasını öngören anayasa değişikliğini onayladı.


24 Şubat: YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, üniversite rektörlüklerine, başörtüsü yasağının uygulanmamasına yönelik bir genelge gönderdi.

2010

5 Ekim: YÖK, başörtülü olduğu gerekçesiyle, öğrencisini dersten çıkaran öğretim üyesi hakkında disiplin soruşturması yürütüleceğini açıkladı.

2013

2 Eylül: 28 Şubat sürecinde askerin siyasete müdahalesi, olaydan 15 yıl sonra yargıya taşındı. Eski Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı'nın da aralarında bulunduğu 103 sanık hakkında, "Türkiye Cumhuriyeti hükümetini cebren devirmeye, düşürmeye iştirak" suçlamasıyla dava açıldı. Dava kapsamında, dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı Çevik Bir ve Genelkurmay Genel Sekreteri Erol Özkasnak’ın da aralarında bulunduğu 19 kişi tutuklu yargılanırken, Karadayı'nın tutuksuz yargılanmasına karar verildi.

2021

19 Ağustos: "Türkiye Cumhuriyeti İcra Vekilleri Heyetini cebren ıskat veya vazife görmekten men" suçlamasıyla, 28 Şubat sürecinde etkin rol oynayan Çevik Bir ve 21 sanık ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme kararı doğrultusunda, hüküm giyen sanıkların rütbeleri söküldü.

2024

16 Mayıs: 28 Şubat 1000 yıl sürecek diyen Hüseyin Kıvrıkoğlu ve Çevik Bir’in bulunduğu darbeci ekip hapiste 1000 gün kaldıktan sonra 1001. gün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kocama hali dolayısıyla affedildi.

28 Şubat Sürecindeki Yasal İhlaller

28 Şubat süreci olarak anılan dönemde alınan kararlar ve uygulamalar, temel hak ve özgürlükler bağlamında çeşitli tartışmalara konu olmuştur.


Din ve vicdan özgürlüğü: Süreçte özellikle başörtüsü uygulamaları üzerinden din ve vicdan hürriyeti alanında sınırlamalar gündeme gelmiştir. Başörtülü öğrencilerin eğitim kurumlarına kabul edilmemesi ve kamu kurumlarında başörtüsüne yönelik yasakların uygulanması, 1982 Anayasası’nın 24. maddesinde güvence altına alınan din ve vicdan özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilmiştir. Söz konusu maddede herkesin vicdan, dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahip olduğu ve bu nedenlerle kınanamayacağı veya suçlanamayacağı hükme bağlanmıştır.


Eğitim hakkı: Üniversitelerde başörtüsü nedeniyle yaşanan uygulamalar ve kamuoyunda “ikna odaları” olarak anılan yöntemler, eğitim hakkı bağlamında eleştirilmiştir. Anayasa’nın 42. maddesi “Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz” hükmünü içermekte olup, dönemin uygulamaları bu hüküm çerçevesinde hukuki ve toplumsal tartışmalara yol açmıştır.


İfade ve örgütlenme özgürlüğü: Bazı dernek, vakıf ve sivil toplum kuruluşlarının faaliyetlerinin sınırlandırılması veya kapatılması, ifade ve örgütlenme özgürlükleri kapsamında değerlendirilmiştir. Anayasa’nın 26. maddesi düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetini, 33. maddesi ise dernek kurma hakkını güvence altına almaktadır. Süreçteki uygulamalar, bu hakların sınırları ve kamu düzeni gerekçeleri bakımından kamuoyunda farklı yorumlara neden olmuştur.


Mülkiyet hakkı: Bazı iş insanları ve sermaye gruplarının ekonomik baskıya maruz kaldığı yönündeki iddialar, Anayasa’nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkı çerçevesinde tartışılmıştır. Bu madde, mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceğini hükme bağlamaktadır. Süreçteki ekonomik uygulamalar, hukuki dayanak ve ölçülülük ilkesi bakımından değerlendirilmiştir.


Özel hayatın gizliliği: Batı Çalışma Grubu (BÇG) tarafından bazı kişilerin fişlendiğine ilişkin iddialar, Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkı bağlamında ele alınmıştır. Kişisel verilerin toplanması ve saklanmasına ilişkin uygulamalar, mahremiyet ve hukuka uygunluk ilkeleri açısından tartışma konusu olmuştur.


Siyasal haklar: 28 Şubat sürecinde Refah Partisi liderliğindeki hükümetin istifası ve sonrasında partinin kapatılması, seçme ve seçilme hakkı ile siyasal faaliyette bulunma özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilmiştir. Anayasa’nın 67. maddesi vatandaşların seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma haklarını düzenlemektedir. Sürece ilişkin yargılamalarda, dönemin bazı aktörleri hakkında Türk Ceza Kanunu’nun hükümeti cebren ortadan kaldırmaya teşebbüse ilişkin hükümleri kapsamında davalar açılmıştır.

Dipnotlar

Sen de Değerlendir!

0 Değerlendirme

Yazar Bilgileri

Avatar
YazarDuhan Küçük27 Şubat 2025 23:15
Katkı Sağlayanlar
Katkı Sağlayanları Gör
Katkı Sağlayanları Gör

Tartışmalar

Henüz Tartışma Girilmemiştir

"28 Şubat Süreci" maddesi için tartışma başlatın

Tartışmaları Görüntüle

İçindekiler

  • Zaman Çizelgesi Süreç

    • 1995: Genel Seçimler

    • 1996

    • 1997

    • 28 Şubat Milli Güvenlik Kurulu Toplantısı ve Kararları

  • Refah - Yol Hükümetinin İstifası Sonrası Yaşanan Gelişmeler

    • 1998

    • 1999

    • 2001

    • 2002

  • AK Partinin İktidara Gelmesinden Sonra Yaşanan Süreç

    • 2003

    • 2004

    • 2005

    • 2006

    • 2007

    • 2010

    • 2013

    • 2021

    • 2024

  • 28 Şubat Sürecindeki Yasal İhlaller

KÜRE'ye Sor