
Aborjin Bayrağı (Pexels)
Aborjinler, Avustralya ana karasının yerli halklarını ifade eden ve kıta üzerinde binlerce yıllık kesintisiz bir tarihsel ve kültürel sürekliliği temsil eden topluluklardır. Bu üst başlık altında, birbirinden farklı coğrafi bölgelere, dillere ve öz tanımlamalara sahip yüzlerce topluluk yer alır. Avustralya’da yerli halklar genel olarak iki ana grupta ele alınır: Aborjinler ve Torres Boğazı Adalıları. Aborjinler, Avustralya ana karası ve ona bağlı bazı adalarla; Torres Boğazı Adalıları ise kuzeyde, Avustralya ile Papua Yeni Gine arasındaki adalarla ilişkilidir. Buna rağmen, her iki grup da “ilk halklar” olarak ülkede tarihsel öncelik, kendine özgü hukuk ve kültürel haklar bakımından ortak bir çerçeveyi paylaşırlar.【1】
Terminoloji ve Öz Tanımlamalar
Avustralya’daki yerli halklar için kullanılan terimler, hem resmî dilde hem de toplulukların kendi iç tanımlamalarında çeşitlilik gösterir. “Indigenous Australians” ifadesi genellikle Aborjinleri ve Torres Boğazı Adalılarını bir arada kapsayan bir şemsiye terim olarak kullanılır. Bunun yanında, “Aboriginal people” ve “Torres Strait Islander people” ifadeleri ayrı halk adları olarak yerleşmiştir.
Aborjin toplulukları, kendilerini çoğu zaman bölgesel ve dilsel aidiyetlerle tanımlar. Kimi bölgelerde “Koori”, “Murri”, “Nunga” gibi adlandırmalar öne çıkar; daha yerel düzeyde ise Gunditjamara, Gadigal ya da Yawuru gibi adlar hem dili hem de belirli bir “ülke”yi ifade eder. Bu adlandırmalar, toplulukların kendi tarihsel alanlarını, atalarla ve toprakla kurdukları ilişkiyi görünür kılar. 【2】
Torres Boğazı Adalıları, çoğu zaman belirli adalarına ilişkin adlarla kendilerini tanımlar; örneğin Meriam ya da Saibai gibi adlar, hem mekânsal kökeni hem de kültürel aidiyeti yansıtır. Bu öz tanımlamalar, yerli kimliğin yalnızca ırksal ya da etnik bir kategori değil; toprak, dil ve soy ilişkilerinin birleştiği bir bütünlük olarak görüldüğünü gösterir.
Aborjinlerin Tarihi Kökleri
Avustralya kıtasındaki ilk insan varlığına ilişkin arkeolojik bulgular, en az 65.000 yıl öncesine işaret eder ve yeni keşifler bu tarihin daha da geriye gidebileceğini göstermektedir. Kuzeyde ve iç bölgelerde yer alan kaya sığınakları, yerleşim alanları, taş aletler ve figuratif malzemeler, çok erken dönemlerden itibaren kıtada bir insan varlığına ve bu varlığın ekolojiyle uyumlu, uzun soluklu bir yerleşim biçimine işaret eder. Bu zaman derinliği, Aborjinlerin yalnızca Avustralya’nın ilk halkları olduğunu değil, dünya üzerindeki en eski kesintisiz kültürel geleneklerden birine sahip olduklarını da göstermektedir.

Aborjinler, Avustralya (Anadolu Ajansı)
Tarihsel süreklilik, yalnızca arkeolojik bulgular üzerinden değil; sözlü gelenek, ritüeller, danslar ve dinî–mitolojik anlatılar üzerinden de izlenebilir. Aborjinler hakkında yapılan akademik çalışmalar, bu sürekliliği “zaman–mekân–inanış” ekseninde ele alarak, geçmiş ile bugünün Aborjin dünyasında nasıl iç içe geçtiğini analiz etmeyi amaçlar.
Düş Zamanı ve Kozmoloji
Aborjin inanç sisteminin merkezinde, Batı dillerine çoğu zaman “Dreaming” ya da “Dreamtime” olarak çevrilen bir kavram yer alır. Türkçe literatürde “Düş Zamanı” veya “Rüya Zamanı” olarak adlandırılan bu kavram, evrenin, insanların, hayvanların ve coğrafyanın kökenine ilişkin anlatıların bütünü olmanın ötesinde, hâlen geçerli bir düzen kurucu çerçeve niteliği taşır.
Düş Zamanı öyküleri; dağların, nehirlerin, kayalıkların, hayvanların ve insanların nasıl ortaya çıktığını; hangi klanın hangi toprakla ilişkili olduğunu; hangi yolun hangi atalara ait olduğunu anlatır. Bu anlatılar, hem mistik geçmişe hem de güncel toplumsal ilişkilere yön verir. Zaman, yalnızca doğrusal bir çizgi olarak değil; ritüel döngüler ve Düş Zamanı anlatılarının sürekliliği içinde kavranır.
Bu öyküler; şarkılar, danslar, törensel performanslar ve görsel sanatlarla kuşaktan kuşağa aktarılır. Çocuklar, çok küçük yaşlardan itibaren bu anlatılarla büyür; böylece hem ahlaki ilkeleri hem de coğrafi–ekolojik bilgileri içeren bir kültürel bellek dünyasına adım atmaları amaçlanır.
Ülke, Mekân ve Yönelim
Aborjin dünyasında “ülke” kavramı, yalnızca fiziksel toprağı değil; su yolları, bitki örtüsü, hayvanlar, atalar, ruhlar ve insanlar arasındaki ilişkiler bütününü ifade eder. “Ülke” ile kurulan bağ, kimliğin, tarihin ve sorumluluğun temelini oluşturur. Bu nedenle birçok topluluk kendini “saltwater people”, “freshwater people” ya da “desert people” gibi tanımlarla ifade eder; bu tanımlar, hem ekolojik ortamı hem de o ortama ilişkin Düş Zamanı öykülerini yansıtır. Ülke, yalnızca yaşanılan yer değil; belirli ritüellerle, yasaklarla ve görevlerle birlikte düşünülen, “sahip olunan” değil “gözetilen” bir varlık olarak görülür.【3】
Mekân algısı, zamansal bir iç içelik de taşır. Belirli bir kayalık, mağara ya da su kaynağı, yalnızca geçmişte gerçekleşmiş bir olaya atıf yapan bir “anıt” değil; bugün de etkisini sürdüren, ritüel ve toplumsal davranış üzerinde yönlendirici rol oynayan bir odak noktasıdır. Bu nedenle, kaya resimleri ve diğer görsel işaretler, hem tarihsel hem de güncel birer “hafıza haritası” işlevi görür.
Toplumsal Yapı, Aile ve Akrabalık
Aborjin toplumsal yapısı, geniş aile ve akrabalık bağlarına dayalı karmaşık bir örgütlenme sergiler. Aile kavramı, çekirdek aileyi aşan; teyzeler, amcalar, büyük ebeveynler ve daha geniş akrabalık halkalarını kapsayan, çok kuşaklı bir çerçevedir. Çocukların bakımı, yalnızca biyolojik ebeveynlerin değil, tüm topluluğun ortak sorumluluğu olarak görülür. Bu durum, günlük yaşamda iş bölümüne, çocukların terbiyesine, törenlere katılıma ve bilgi aktarımına yansır. Çocuklar, çok küçük yaşlardan itibaren hem kendi ailesinin hem de klanlarının tarihini, ülkeyle ilişkisini ve törenlere dair temel ilkeleri öğrenirler.

Aborjinler, Avustralya (Anadolu Ajansı)
Toplumsal yapıda yaşlılar, taşıdıkları deneyim ve bilgi nedeniyle özel bir konuma sahiptir. Bu kişiler; Düş Zamanı öykülerini, şarkıları, törenleri ve geleneksel hukuk kurallarını aktaran, karar alma süreçlerinde belirleyici rol oynayan figürlerdir. Genellikle belli ritüel bilgiler, yalnızca belirli yaş gruplarına ve belirli inisiyasyon süreçlerinden geçen kişilere aktarılır. Akrabalık sistemleri, evlilik, miras, törenlere katılım ve topluluklar arası ilişkiler gibi alanlarda ayrıntılı kurallar içerir. Kimlerin birbiriyle evlenebileceği, hangi ilişkilerin tabu sayıldığı ve hangi kişilerin hangi törenlerde hangi rolleri üstleneceği, bu sistemler çerçevesinde belirlenir.【4】
Dilsel ve Kültürel Çeşitlilik
Avustralya’da, yerli halklara ait 250’den fazla dil ve lehçe grubu bulunduğu kabul edilir. Bu dillerin büyük bölümü Aborjin dil ailelerine, bir bölümü ise Torres Boğazı Adalı dillerine aittir. Her dil, belirli bir bölge, topluluk ve “ülke”yle ilişkilidir. Yer adları, akrabalık terimleri, Düş Zamanı anlatıları ve çevresel bilgi, bu dillerin söz varlığında yoğunlaşır. Dil kaybı, aynı zamanda belirli mekân anlatılarının, tören bilgelerinin ve çevreyle ilgili geleneksel bilgilerin de kaybı anlamına gelir. Bu nedenle, dilin belgelenmesi, canlandırılması ve eğitimde kullanımı, birçok yerli topluluk için öncelikli bir konu hâline gelmiştir. Son nüfus sayımı verileri, evde yerli dillerden en az birinin konuşulduğu hane sayısının hâlen önemli düzeyde olduğunu; ancak pek çok dilin tehlike altında bulunduğunu göstermektedir.
Maddi Kültür: Kaya Sanatı, Boomerang ve Diğer Unsurlar
Aborjin maddi kültürü, kaya sanatından aletlere, tören nesnelerinden dokumalara kadar geniş bir yelpazeyi kapsar. Kaya sanatı, bu yelpazenin en göze çarpan ögelerinden biridir. Avustralya’nın pek çok bölgesinde, özellikle Kakadu Milli Parkı gibi alanlarda binlerce kaya resmi alanı bulunmaktadır. Bu resimler, hayvan figürleri, insan tasvirleri, av sahneleri, tören sahneleri ve mitolojik varlıkları içeren zengin bir ikonografiye sahiptir.
Kaya resimleri, yalnızca estetik anlatım biçimleri değil; aynı zamanda toplulukların tarihsel deneyimini, Düş Zamanı öykülerini ve çevreyle kurdukları ilişkileri kaydeden görsel metinler olarak değerlendirilebilir. Birçok alanda yeni figürlerin eski resimlerin üzerine eklendiği, böylece mekânın uzun süreli bir anlatı katmanlaşmasına sahne olduğu görülür.

Aborjinler, Avustralya (Anadolu Ajansı)
Boomerang ise hem avcılık hem de tören bağlamında önemli bir nesnedir. Arkeolojik buluntular, boomerang benzeri aletlerin Avustralya’da binlerce yıl önce kullanıldığını göstermektedir. Bu nesneler; avlanmada, savaşa hazırlıkta, oyunlarda ve törenlerde kullanılır. Boomerangların toprağa saplanması ya da belirli düzenlerde yerleştirilmesi gibi bazı ritüelller, ülke ile insanlar arasındaki ilişkilerin simgesel ifadesi olarak görülmektedir.
Sömürgecilik, Zorla Yer Değiştirme ve Aile Tarihleri
Avustralya’da İngiliz hakimiyetinin kurulmasıyla birlikte, Aborjin ve Torres Boğazı Adalı topluluklar, toprak kaybı, zorla yer değiştirme, şiddet, salgın hastalıklar ve çeşitli kısıtlama rejimleriyle karşı karşıya kaldı. Kolonyal dönem ve sonrasındaki devlet politikaları, birçok topluluğun geleneksel ülkelerinden ayrılmasına, rezervlere ya da misyon yerleşimlerine zorla nakledilmesine yol açtı.
Bu süreçte, ailelerin parçalanması, çocukların ailelerinden koparılması ve başka kurumlara veya ailelere yerleştirilmesi gibi uygulamalar yaygınlaştı. Bu durum, daha sonra “Stolen Generations” adıyla anılan kuşakların ortaya çıkmasına neden oldu. Bu çocuklar, çoğu zaman kendi dillerini ve kültürlerini öğrenme imkânından yoksun kaldılar.

Aborjinler (Anadolu Ajansı)
Günümüzde pek çok kişi, aile tarihini yeniden kurmaya çalışmakta; doğum, ölüm, evlilik, misyon kayıtları, polis ve mahkeme kayıtları gibi arşivlere ulaşarak köklerini, aile bağlarını ve geleneksel ülkeleriyle ilişkilerini tespit etmeye uğraşmaktadır. Bu çabalar, yalnızca bireysel kimlik arayışını değil; aynı zamanda tarihsel adalet, tanınma ve iyileşme süreçlerinin bir parçasını oluşturur.
Günümüzde Aborjinler: Nüfus, Yaş Yapısı ve Dağılım
Son nüfus sayımlarında, kendisini Aborjin ve/veya Torres Boğazı Adalı olarak tanımlayan kişi sayısının ülke nüfusunun önemli bir bölümünü oluşturduğu görülmektedir. 2021 verileri, bu toplulukların toplam nüfus içindeki payının arttığını ve genel nüfusa kıyasla daha genç bir yaş yapısına sahip olduklarını gösterir.【5】
Verilere göre, bu nüfusun yaklaşık üçte biri 15 yaşın altındadır; ortanca yaş, ülke genel ortalamasından belirgin biçimde düşüktür. Büyük çoğunluk, Yeni Güney Galler, Queensland ve Batı Avustralya gibi eyaletlerde yaşamaktadır; bununla birlikte, hem büyük kentlerde hem de uzak “remote” bölgelerde yerleşimler söz konusudur.

Aborjinler, Avustralya (Anadolu Ajansı)
Nüfus sayımı ve diğer istatistikî çalışmalar, sadece demografik dağılımı değil; eğitim, istihdam, sağlık ve konut koşulları gibi alanlardaki eşitsizlikleri de ortaya koymaktadır. Yerli halklar, bu göstergelerin birçoğunda tarihsel nedenlerle dezavantajlı konumdadır. Eşitsizliklerin azaltılması amacıyla, çeşitli programlar, hedefler ve stratejiler geliştirilmekte; öz belirlenim, kültürel güvenlik ve yerli toplulukların karar süreçlerine katılımı bu stratejilerin merkezine yerleştirilmeye çalışılmaktadır.
Torres Boğazı Adalıları
Torres Boğazı Adalıları, Avustralya ile Papua Yeni Gine arasındaki adalarda yaşayan, köken ve kültür bakımından Aborjinlerle bağlantılı fakat onlardan farklı bir yerli halktır. Dil, inanç ve törenler bakımından özgün geleneklere sahip olmakla birlikte, Avustralya’daki yerli hakları çerçevesinde Aborjinlerle ortak bir siyasal ve hukuksal konum paylaşırlar. Bu halk, kimi zaman “saltwater people” kimliğiyle anılır. Ada yaşamı, denizle kurulan ilişkiler, resif ekosistemleri ve adalar arası seyir, toplumsal ve kültürel hayatın merkezindedir.

Melbourne, Aborjin Hakları İçin Yapılan Protesto (Anadolu Ajansı)
Klan yapıları, denizle ilgili ritüeller, danslar ve şarkılar, kimliğin temel taşıyıcılarıdır. Torres Boğazı Adalıları, hem kendi adalarında hem de ana karanın büyük kentlerinde yaşamaktadır. Bu durum, hem adaya dayalı bir aidiyetin hem de kentsel yaşamın gerektirdiği esnek kimlik stratejilerinin aynı anda sürdürülmesini beraberinde getirir. Nüfus sayımı verileri, kendisini yalnızca Torres Boğazı Adalı olarak tanımlayanların yanı sıra, hem Aborjin hem de Torres Boğazı Adalı olduğunu belirten kişilerin varlığına da dikkat çeker.
Haklar, Anayasal Tartışmalar ve Uluslararası Çerçeve
Yerli halkların hakları, hem ulusal hukuk hem de uluslararası insan hakları belgeleri çerçevesinde ele alınmaktadır. Bu bağlamda, yerli halkların öz belirlenim hakkı, karar alma süreçlerine katılımı, kültürlerini yaşatma ve geliştirme hakkı, toprak ve kaynaklarla ilişkili haklar öne çıkar. Birleşmiş Milletler Yerli Halkların Hakları Bildirgesi, yerli halkların ekonomik, sosyal ve kültürel gelişmelerini sürdürme; kurumlarını, kültürlerini ve geleneklerini koruma ve güçlendirme ilkelerini ortaya koyar. Bu ilkeler, Avustralya’da yürütülen birçok tartışmanın referans çerçevesini oluşturur.

Melbourne, Aborjin Hakları İçin Yapılan Protesto (Anadolu Ajansı)
Ülkede, yerli halkların anayasal tanınması, parlamentoya ve yürütme süreçlerine kalıcı temsil mekanizmaları oluşturulması, antlaşma ve “hakikat anlatımı” süreçleri gibi başlıklar uzun süredir tartışılmaktadır. Son yıllarda yapılan bir referandum, yerli halklara yönelik anayasal tanınma ve temsil mekanizması önerisini gündeme getirmiş, ancak ülke genelinde kabul görmemiştir. Buna karşın, bazı eyalet ve bölgelerde, yerli halklarla anlaşmalara, hakikat komisyonlarına ve yerli temsiline dayalı farklı modeller üzerinde çalışılmaktadır. Bu tartışmalar, geçmişteki sömürgeci uygulamalarla yüzleşme, eşitsizliklerin giderilmesi ve yerli halkların ülkedeki siyasal–hukuksal yapı içinde özne olarak yer alması hedefleriyle bağlantılıdır.
Kanada’da Section 35 Düzenlemesi
Kanada’da 1982 Anayasası’na eklenen Section 35 maddesi, “Aboriginal peoples of Canada” ifadesiyle, First Nations, Inuit ve Métis topluluklarının Kanada’daki yerli halklar olarak tanındığını ve bu halkların “mevcut yerli ve antlaşma haklarının” anayasal güvence altında olduğunu hükme bağlar. Bu madde, söz konusu hakların yalnızca geçmişte yapılmış antlaşmalara değil, aynı zamanda yerli gelenek ve uygulamalardan kaynaklanan haklara da atıf yaptığını belirtir.【6】
Düzenleme, yerli halkların toprak hakları, avlanma ve balıkçılık hakları, arazi ve doğal kaynak kullanımına ilişkin anlaşmalar ile öz yönetim biçimlerini kapsayan bir haklar kümesinin anayasal çerçevede ele alınmasına imkân tanır. Hakların kapsamı ve içeriği, her bir topluluğun tarihsel antlaşmalarına, uygulamalarına ve mahkeme kararlarına göre somutlaştırılır; bu çerçevede Section 35, yerli haklarının yorumunda başvurulan temel anayasal hüküm konumundadır.


